4. İstanbul Forumu

Son Güncelleme:

Cumhurbaşkanı Gül: (2) "Mısır'ın kendi enerjisini tüketmeden, bir an önce demokrasiye dönmesini ve ekonomik kalkınmasını hızlandırmasını, samimiyetle arzu ediyoruz" "ABD ve İran liderlerinin başlattıkları doğrudan yapıcı temasları da önemli buluyor ve destekliyoruz" "Suriye konusu, maalesef kimyasal silahların tasfiyesine indirgenemeyecek kadar büyük bir bölgesel ve uluslararası mesele niteliğindedir. Suriye'deki bu büyük insanlık dramının, bölgesel istikrar ve güvenliğe tehdit teşkil eden iç savaşın artık bir an önce sona erdirilmesi gerekmektedir" "Cenevre 1'de yapılan hatalar tekrarlanmamalı, diplomatik muğlaklığa yer bırakılmamalıdır. Eğer yine burada diplomatik bir muğlaklık söz konusu olursa herkes istediği yere çekecek, süreç giderek uzayacak, ne olacağı belli olmayacaktır"

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, " Mısır'ın kendi enerjisini tüketmeden, bir an önce demokrasiye dönmesini ve ekonomik kalkınmasını hızlandırmasını, samimiyetle arzu ediyoruz" dedi.


Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Stratejik İletişim Merkezi (STRATİM) tarafından düzenlenen 4. İstanbul Forumu'nun açılışında yaptığı konuşmada, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da başlayan halk hareketlerinin temel talepleri olan özgürlük, adalet ve eşitlik beklentisinin tam anlamıyla karşılandığının söylenemeyeceğini belirtti.


Sadece mevcut sorunlara odaklanmanın büyük başka sorunlara yol açacağının da görülmesi gerektiğini ifade eden Gül,  "Suriye örneğinde olduğu gibi, meşru hak ve özgürlük taleplerinin şiddet yoluyla bastırılması, bütün bölgesel istikrarı tehdit eden iç çatışma sürecini de başlatmıştır. Bu itibarla değişim ve istikrar arasındaki gerçek çelişkinin meşru değişim taleplerinin karşılanmadığı durumlarda ortaya çıktığını, değişme direncinin istikrarın teminatı değil, bizatihi bu istikrarsızlık kaynağı haline geldiğini görmek gerekmektedir" diye konuştu.


Cumhurbaşkanı Gül, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde dönüşüm sürecindeki en kritik ülkenin Mısır olduğunu dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:


"Maalesef Mısır'daki tarihi demokrasi yolculuğu 2. yılını doldurmadan kesintiye uğramıştır. Yaşanan olumsuz gelişmelere rağmen, Mısır halkının tarihi birikimiyle bu sorunu aşabileceğine inanıyorum. Mısır'ın gelişimini inşa etmekle asli sorumluluk elbette, tüm Mısır halkına aittir. Mısır'ın müreffeh ve güçlü bir ülke olmasını en fazla biz isteriz. Mısır'ın kendi enerjisini tüketmeden, bir an önce demokrasiye dönmesini ve ekonomik kalkınmasını hızlandırmasını, samimiyetle arzu ediyoruz. Zira Mısır'ın istikrarının zedelenmesinden tüm Arap alemi, Akdeniz, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ile nihayi tahlille tüm uluslararası camia zarar görür. Türkiye olarak, Mısır'la kadim dostluk ve kardeşlik ilişkilerimizin ortaya çıkan görüş ayrılıklarını aşabilecek kadar güçlü olduğuna da inanıyorum."


Suriye


Suriye'deki krizin giderek derinleştiğini, on binlerce insanın hayatını kaybettiğini, milyonlarca insanın mülteci durumuna düştüğünü anlatan Gül, yıkılan kasaba ve şehirlerden adeta istatistiki verilerden bahsedilirmiş gibi söz edillmesinin insanlık adına esef verici olduğunu kaydetti.


Cumhurbaşkanı Gül, Suriye'deki durumun bir iç savaş olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:


"Bu savaştan henüz bir çıkış da gözükmemektedir. Son dönemdeki belki de tek olumlu gelişme, insanların vahşice katledildiği kimyasal silah saldırısından sonra yürütülen diplomatik süreç sonucunda Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin Suriye konusunda nihayet bir karar kabul etmiş olmasıdır. BM Güvenliek Konseyi'de alınan son kararı, her halükarda memnuniyetle karşılıyor ve uygulanmasını destekliyoruz. Güvenlik Konseyi aldığı bu kararla Suriye'deki ihtilafın uluslararası barış ve güvenlik için tehdit oluşturduğunu açıkça ortaya koymuştur. Bu, önemli bir gelişmedir. Kararda, muhtemel bir ihlal durumunda alınacak tedbirlerin BM şartının 7. bölümü kapsamında değerlendirileceğinin belirtilmesi de şüphesiz önemli ve isabetlidir. Zaten bunlar olmasaydı, o kararın bir anlamı olmazdı. Bu bağlamda bunun Orta Doğu'daki tüm kitle imha silahlarının tasfiyesini sağlayacak bir güvenlik mimarisinin oluşturulması yönündeki ilk adımı tesis etmesini ümit ederim. Şüphesiz ki bu söylediğim ayrı bir bahis. Çok geniş ayrı bir konu."


"Tek yol..."


Orta Doğu'nun tamamen bu silahlardan arındırılmasının, Orta Doğu'da kalıcı ve barışı getirecek tek yol olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Gül, şöyle konuştu:


"O açıdan kimyasal silahların, ki bu büyük problemler düşünüldüğünde çok küçük bir adımdır, yine de büyük düşünceleri çok daha geniş bir vizyonun ilk adımı da olabilir, cesaret verici de olabilir. Bunu bu bağlamda söylemek istiyorum, ayrı bir konu bu... Bu bağlamda ABD ve İran liderlerinin başlattıkları doğrudan yapıcı temasları da önemli buluyor ve destekliyoruz. Başta Suriye olmak üzere bölgedeki diğer problemlerin çözümüne de bu yakınlaşma iyi niyetli ve netice verici bir şekilde gelişirse çok katkısı olacağına samimi olarak inanıyorum. Öte yandan Suriye konusu, maalesef kimyasal silahların tasfiyesine indirgenemeyecek kadar büyük bir bölgesel ve uluslararası mesele niteliğindedir. Suriye'deki bu büyük insanlık dramının, bölgesel istikrar ve güvenliğe tehdit teşkil eden iç savaşın artık bir an önce sona erdirilmesi gerekmektedir."


"Kaçınılmaz netice radikalleşme olacaktır"


Cumhurbaşkanı Gül, Suriye'deki "iç çatışma ikliminin tabii bir sonucu olan", radikal ve aşırı unsurların varlığının özellikle ABD ve Batı kamouyunda bazı tereddütlerin doğmasına yol açtığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Bu noktada şu görüşümü de sizinle paylaşmak isterim; çok başından beri bu olaylar başladığında görüştüğüm, karşılaştığım, beni ziyaret eden bütün müttefiklerimize söylediğim şey şu olmuştur: Bu süreç uzun sürerse bu süreci ortaya çıkaracağı kaçınılmaz netice bir radikalleşme olacaktır. Karıncayı ezmeyen insanlar, o ortam ve iklim içinde akıllarından geçmeyecek işleri yapar hale geleceklerdir ve maalesef bugün 2,5 sene geçmiştir ve bu ortam içinde böyle bir yapı oluşmaktadır. Bu bakımdan bu ortamı sadece tenkit ederek bahaneler çıkartmanın da çok ahlaki olmadığı kanaatindeyim. Çünkü buna birazcık fırsat veren bu sürecin bu kadar uzamasına yol açan uluslararası camia olmuştur. İki sene önce gayet mütedeyyin, vatansever, kendi inançlarında olan düzgün insanlar, hayatın içinde olan insanlar böyle bir ortam ve mücadele içinde büyük bir çoğunluğu bu noktaya gelmiştir. Bu bakımdan bunun altını özellikle çizmek istiyorum. Yapılması gerekenlerin çok daha kararlı şekilde yapılması gerekir. Süre uzarsa bu süre içinde hiç kimsenin rüyasında görmeyeceği gelişmeleri orada görmek mümkün olacaktır. Suriye meselesi, maalesef giderek 'aşırı unsurların mı' yoksa 'Baas tarzı bir rejimin mi' kontrolündeki Suriye ikilemi arasında sıkıştırılmaktadır. Bu yaklaşım, Suriye"deki çözümsüzlüğün daha da uzamasına neden olacak niteliktedir."


Suriye krizinden çıkışın yolu


Cumhurbaşkanı Gül, Suriye konusundaki görüşlerini aktarmayı, şu sözlerle sürdürdü:


"Suriye krizinden çıkışın yolu BM Genel Kurulu konuşmamda da belirttiğim gibi, başından beri eksik olan kapsamlı, diplomatik ve siyasi çözümdür. Başından beri kapsamlı bir stratejinin olmadığını görüyoruz. Noksanlık buydu doğrusu. Bir yaptırım mekanizması olmayan ve somut takvim ve modaliteye bağlanmış bir geçiş sürecini kapsamayan 1. Cenevre Mutabakatı taktik münazaralarla yapıldığı için başarısız olmuştur. Bununla birlikte son BM Güvenlik Konseyi'nin kararında da güçlü şekilde ifadesini bulan siyasi çözüm perspektifi, bu bağlamda, 2. Cenevre Konferansı'na ilişkin hazırlıklar şüphesiz ki olumlu gelişmelerdir. Bu süreci hepimizin desteklemesi gerekmektedir. Bu süreçte Cenevre 1'de yapılan hatalar tekrarlanmamalı, diplomatik muğlaklığa yer bırakılmamalıdır. Eğer yine burada diplomatik bir muğlaklık söz konusu olursa herkes istediği yere çekecek, süreç giderek uzayacak, ne olacağı belli olmayacaktır."


- İstanbul

Kaynak: AA