5. Büyükelçiler Konferansı
Bakan Bağış, "Türkiye, insan hakları açısından, belki de tarihimizin en önemli en özgürlükçü dönemini yaşıyor" dedi.
AA) – 03.01.2013 – Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, " Türkiye,
insan hakları açısından, ifade özgürlüğü, vicdan özgürlüğü açısından belki de
tarihimizin en önemli en özgürlükçü dönemini yaşıyor" dedi.
Bağış, Marriott Otel'de düzenlenen 5. Büyükelçiler Konferansı'nda
"Türkiye-AB İlişkileri" başlıklı oturuma katıldı.
"Dünyanın dört bir yanından anavatanlarına dönen büyükelçilere hoş geldiniz"
diyerek konuşmasına başlayan Bağış, konferansla birlikte diplomatlarla AB
sürecini değerlendirme, son bir yılın muhasebesini yapıp, 2013 yılına ait
atılacak adımları paylaşma fırsatı bulduklarını söyledi.
Dışişleri camiasının Asala terör örgütüne çok şehit verdiğini hatırlatan
Bağış, konuşmasında tüm şehitleri andı.
Bağış, Türk diplomatların çalışmalarından övgüyle bahsederek, "Bizim
diplomatlarımız, bugün dünyanın neresine gidersek gidelim, herkesin parmakla
gösterdiği ve mesleki tecrübesine saygı gösterdiği bir konuma geldi. Bu yüzden
herbirinize teşekkür ediyorum, göğsümüzü kabarttığınız için şükranlarımı
sunuyorum" diye konuştu.
Atatürk'ün "Dışişlerinde dürüst ve açık olan siyasetimiz özellikle barış
fikrine dayalıdır, milletlerarası herhangi bir sorunumuzu barış araçlarıyla
çözümlemeyi aramak bizim çıkar ve anlayışımıza uyan bir yoldur" sözlerini
hatırlatan Bağış, 5. Büyükelçiler Konferansı'nın temasını oluşturan "insani
diplomasinin" aslında Türk devletinin kurulduğu günden bu yana devleti kuranların
kendilerine hedef gösterdiği bir yaklaşım olduğunu kaydetti.
"Çok şükür Türk diplomatı her zaman Türkiye'ye yaraşır şekilde büyük
düşünmüştür" diyen Bağış, diplomatların yeri geldiğinde başkalarını kurtarmak
adına kendi hayatlarını tehlikeye attığını aktardı. Bağış sözlerini şöyle
sürdürdü:
"Bugün Türkiye'nin uluslararası kamuoyunda yaşadığı saygınlığın arkasında
çok uzun yıllara dayanan diplomasi geleneğimizin olması ve bugüne kadar ülkesi
için, milleti için hayatlarını riske eden diplomatların olduğu bir gerçektir. Çok
farklı bir noktaya gelen diplomasimiz artık Türkiye'nin bütün büyükelçilerinin
bulundukları görev yerlerinde adaletin, barışın temsilcileri olarak
gözlemlenmelerine yol açmıştır. Belki bugün dünyadaki diplomat sayısı itibarıyla
Türk diplomasisi 9'uncu sırada ama etki itibarıyla çok daha farklı bir noktaya
gelmiştir."
Bağış, Türkiye'nin dünyanın dört bir yanında yankılanan gururu olduğunu
belirterek, şunları kaydetti:
"Komşusu açken tok yatmamayı kendine şiar edinmiş bir ümmetin mensubuysak,
insani diplomasi sadece cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana değil aslında
tarihimiz boyunca bizim takip etmemiz gereken bir süreç olmuştur. Bu yüzden bizim
diplomasimizin sınırları insan faktörüyle belirlenir. Dünyanın neresinde olursa
olsun, hangi coğrafyadan olursa olsun Türkiye'yi bir umut kapısı olarak gören,
Türkiye'yi bir çare olarak gören insanların sığınağı konumunda olmuşuz."
"Bugün gerçekten Suriye'de, Afganistan'da, Somali'de, Mısır'da Türkiye'nin
onlar için oynadığı rolün farkında olan milyonlarca insan var" diyen Bağış, o
insanların dualarının kendilerini etkilemeye başladığını aktardı.
Mısır'a giden dönemin Fransa lideri Sarkozy ve İngiltere Başbakanı
Cameron'ın ancak üç yüz kişinin toplanabildiği bir kalabalığa hitap ettiğini
aktaran Bağış, "Ama Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı sabahın 02'sinde Kahire
Havalimanı'na indiğinde eğer kendisini 20 bin Mısırlı karşılıyorsa, Libya'da bir
cuma namazı sonrası meydanda toplanan 30 bin kişiye hitap ettiğinde onlara
laikliğin önemini anlatan bir konuşma yapabiliyorsa Türkiye'nin doğunun en
batılı, batının en doğulu ülke olduğu çok net bir şekilde ortaya çıkıyor. İşte
Türkiye'yi diğer ülkelerden farklı kılan özellik budur" şeklinde sözlerini
sürdürdü.
-Türkiye'nin Ortadoğu'da oynadığı rol-
Ortadoğu'da yaşanan değişimin çok önemli olduğuna dikkati çeken Egemen
Bağış, Türkiye'nin bölgede oynadığı rolü şöyle anlattı:
"Ortadoğu'daki değişimde oynadığımız rol bizim batıda gördüğümüz ilgiyi çok
net etkiliyor. Bugün Avrupalı yetkililer bölgeye yapacakları her ziyarette bizim
görüşlerimizi alıyorlar, hatta bölgelerindeki politikalarla ilgili bizimle
istişare etmeye çalışıyorlar. Bu Türkiye'nin geldiği noktayı gösteriyor."
Bağış, bugün Türkiye'yi ilham kaynağı olarak gören liderlerin hepsinin,
Türkiye'nin AB yolunda attığı adımların onlar için ayrı bir ilham kaynağı
olduğuna da değindi.
AB sürecini başlattıkları ilk günden itibaren, Türkiye'nin demokrasinin her
geçen gün güçlendiğine vurgu yapan Bağış, şunları kaydetti:
"Bugün Türkiye, insan hakları açısından, ifade özgürlüğü, vicdan özgürlüğü
açısından belki de tarihimizin en önemli, en özgürlükçü dönemini yaşıyor. Bunu
söylerken ülkemizin her açıdan mükemmel olduğunu iddia etmiyorum, hala
sorunlarımız var ama bugünün Türkiyesinin dünden çok daha iyi bir noktada olduğu
ve inşallah yarınının Türkiyesinin de bugünden çok daha iyi yere varacağını
görüyoruz."
-Güney Kıbrıs'ın AB dönem başkanlığı-
Bu özgüvenin arkasında AB reform sürecinin bulunduğunu dile getiren Bağış, 3
ay önce kabul edilen yargı reformu paketi sayesinde 33 bin 500 tutuklunun serbest
bırakıldığını anlattı.
"34 bin aile bugün daha mutlu" diyen Bağış, AB'nin ilerleme raporunu
eleştirdi.
Yapılan reformlarla ilgili kendi raporlarını hazırlamak istediklerini
söyleyen Bağış, 270 sayfalık bir rapor hazırladıklarını aktardı.
"Birçok farklı konularda reform çalışmaları gerçekleştirdik" diyen Bağış,
AB'nin Türkiye'de yapılan reformları görmemezlikten gelmesinin bir haksızlık
olduğunu dile getirdi.
AB'nin raporunu da önemsediklerine vurgu yapan Bağış, "Kendilerine göre
haklı oldukları yerler vardır, içinde haklı eleştiriler vardır ama haksız
eleştireler de vardır. 2012'de farklı inanç gruplarına ait vakıflara devletimizin
iade ettiği mülkün toplam değeri 2 milyon Avro'ya varmıştır. Cumhuriyet tarihinin
hiçbir döneminde yapılmadığı gibi AB üyesi ülkelerinde toplumun büyük çoğunluğunu
oluşturan inanç grubunun dışındaki inanç gruplarına bu kadar bonkör davranabilen
başka bir ülke de yoktur. Ama ona rağmen ilerleme raporunda bu zamana kadar hiç
görmediğimiz cümle gördük. 'Türkiye'de farklı inanç gruplarına karşı
hoşgörüsüzlük kültürü vardır' diye bir cümle var. Tabiki tanımadığımız,
diplomatik ilişkilerimizin olmadığı Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin dönem
başkanlığında farklı birşey bekleyemezdik. Ama biz bu süreçte çok önemli adımları
da atmayı başardık. Pozitif Gündem adı altında yeni bir süreci icat ettirdik ve
belki de hiç bir dönem başkanlığında olmadığı kadar bereketli bir dönem
başkanlığını yaşadık. Bloke edilmiş 8 ayrı fasılda çalışma grupları oluşturduk ve
dönem başkanlığını by-passlayarak komisyonla direkt ilişkiye girdik" ifadelerini
kullandı.
Vize muafiyet konusuna değinen Bağış, 30 yıldır Türkiye'nin yapamadığı
komisyonun bütün üye ülkelerden oy birliğiyle Türkiye ile vize muafiyet
görüşmelerine başlama yetkisini almasını sağladıklarını kaydetti.
Rum dönem başkanlığına rağmen, AB'de çok önemli adımlar attıklarını söyleyen
Bağış, "Biz de kendi insani diplomasi AB sürecine yansıtmaya çalıştık. Kendi
vatandaşlarımızın çıkarları için atılması gereken adımları attık. Bundan sonraki
süreçte de önemli gelişmeler kaydedeceğimize inanıyorum" diye konuştu.
Egemen Bağış, İrlanda dönem başkanlığında daha fazla aşama katedileceğine
inandıklarını hatırlatarak, yeni dönemde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın,
Brüksel'de AB liderler zirvesine katılacağına şahitlik edebileceklerini de
sözlerine ekledi.
Muhabir: Erkan Avcı
Yayıncı: Erdem Gültekin - ANKARA