AK Parti'nin 14'üncü Kuruluş Yıl Dönümü
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "İki ayı aşkın bir süre geçti, milletimiz şahittir.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "İki ayı aşkın bir süre geçti, milletimiz şahittir. 7 Haziran sonrasında 'Türkiye'de kriz çıkacak' beklentisi içinde olanlar, birtakım kaos senaryolarını harekete geçirenler tam anlamıyla dumura uğradılar. O günden bugüne birçok zorluklarla karşı karşıya kaldık ama meşruiyet çizgisinden ayrılmadık, kopmadık. Hiçbir şekilde ülkede bir saniye dahi yönetim boşluğuna izin vermedik" dedi.
Davutoğlu, AK Parti'nin 14'üncü kuruluş yıl dönümü dolayısıyla parti genel merkezinde düzenlenen programda yaptığı konuşmada, AK Parti'nin bir ortak akıl, ahlak, vicdan ve irade hareketi olduğunu belirterek, bu hareketin en kararlı şekilde sürdürüleceğini söyledi.
AK Parti'nin 14 yıllık geçmişinde "insan hak ve özgürlüklerinin, insan onurunun, vatandaşlar arasında hiçbir ayrımcılığa izin vermeyen eşit vatandaşlık ilkesinin, adaletin sözcüsü olduğunu, önüne çıkan engelleri birer birer geçtiğini" anlatan Davutoğlu, "3 Kasım 2002 seçimleri öncesinde üzerine kara bulutlar çökmüş olan bir ülkeyi dünyanın yıldızı haline getirdik. 2002'de toplumun her kesimine egemen olan yasakçı zihniyet karşısına bugün herkesin istediği gibi giyindiği, istediği gibi düşündüğü, istediği dil ve lehçede konuştuğu, istediği şekilde fikirlerini ifade ettiği özgür bir Türkiye doğmuşsa bunda 14 Ağustos 2001'de yakılan yeni özgürlükçü meşalenin temel payı vardır ve bu özgürlükçü meşale yoluna devam edecektir" diye konuştu.
Davutoğlu, 7 Haziran genel seçimleriyle yeni bir siyasi tablonun ortaya çıktığına işaret ederek, şöyle devam etti:
"Her zaman milli iradeyi savunmuş olan, her zaman milletin dediğini esas almış olan AK Parti hareketi 7 Haziran'dan sonra da milletin verdiği mesajı anlama konusunda hiçbir tereddüt göstermedi. Türkiye'de bundan böyle millet siyasetin arkasından gitmeyecek, siyaset milletin arkasından gidecek. Onun için biz, millete dönüp herhangi bir şekilde bir empozede veya 7 Haziran seçimlerinden dolayı bir sitemde bulunmadık. Çünkü AK Parti kadroları yola çıkarken kurucu genel başkanının ağzından; 'bundan böyle millet siyasetin arkasından gitmeyecek, siyaset milletin arkasından gidecek' denmişti. Milletimiz ne dediyse başımızın üzerindedir. Milletin sözünün üzerinde söz, milletin iradesinin üzerinde irade tanımadık, tanımıyoruz."
Seçimlerin ardından milletin AK Parti kadrolarına 3 önemli ödev, mesaj verdiğini ve bunun iyi okunması gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, "Birincisi ben AK Parti iktidarlarının 14 yıl içinde yaptığı hizmetlerden memnunum ve AK Parti iktidarının hakkını veriyorum, AK Parti'yi en büyük parti olarak tekrar görevlendiriyorum. Biz ilk girdiğimiz seçimde yüzde 34,5 oy ile 363 milletvekili çıkarmıştık, bu sefer yüzde 41 oy ama millet şunu da dedi; 'sana diğer partilerle karşılaştırdığımda en geniş yetkiyle hükümet sorumluluğunu veriyorum ama tek başına değil. Bu ülkenin geleceğini, istiklalini, istikbalini yine en iyi şekilde senin temsil edeceğine inanıyorum.' Öncelikli vazifemiz ülkemizde bir yönetim boşluğunun çıkmaması ve meşruiyet zemini içinde Türk siyasetinin doğru bir hat ile bütün sorunları çözebilecek kabiliyetinin kaybolmamasıydı" değerlendirmesinde bulundu.
Başbakan Davutoğlu, 7 Haziran sonrasında Türkiye'de kriz beklentisi içinde olanların, bir takım kaos senaryolarını harekete geçirenlerin tam anlamıyla dumura uğradığını ifade ederek, seçimlerin ardından birçok zorluklarla karşı karşıya kalındığını ama meşruiyet çizgisinden kopmadıklarını, Türkiye'de bir saniye dahi olsun yönetim boşluğuna izin vermediklerini söyledi.
-"AK Parti hak ettiği TBMM Başkanlığını bir kez daha aldı"
Seçimlerin hemen ardından sistemi işleterek TBMM başkanlığı seçimlerine geçildiğini anımsatan Davutoğlu, "7 Haziran akşamı seçim zaferi sarhoşluğu içinde kendilerince sadece AK Parti'yi engellemiş olan, dolayısıyla seçim sarhoşluğu içinde olan blokun iddiaları Meclis Başkanlığı seçimiyle sona erdirildi ve meşruiyet çizgisinden hiç sapmayan, duruşundan hiç taviz vermeyen AK Parti, hak ettiği TBMM Başkanlığını bir kez daha aldı" dedi.
"Farklı senaryolar üretenlerin, AK Parti'nin yan yollara sapacağını düşünenlerin ve Meclis Başkanlığının koalisyon hesapları için tartışmaya açılacağını düşünenlerin olduğunu" dile getiren Davutoğlu, "Ama biz meşruiyet ne gerektiriyorsa onu yaptık, neticeyi aldık. 7 Haziran seçimleri sonrasında puslu havayı seven şer odakları harekete geçtiler ve Türkiye'yi bir kriz sarmalına, terör sarmalına sokabilmek, ülkemizi etrafımızdaki ateş çemberinin parçası haline getirebilmek için harekete geçtiler. Seçim meydanlarında barıştan ve özgürlükten, demokrasiden bahsedenler bir baktınız PKK terörünün arkasında durdular ve 'sırtımızı PKK'ya dayıyoruz' diye mesajlar verdiler" diye konuştu.
AK Parti Genel Başkanı Davutoğlu, Türkiye'yi kaosa, krize sokmak isteyen çevrelerin eş zamanlı olarak harekete geçtiğini, 20 Temmuz'da DEAŞ terör örgütünün Suruç'taki saldırısında 32 vatandaşı katletmesini, terör örgütü PKK'nın Adıyaman'da bir askeri şehit etmesini ve terör örgütü DHKP-C'nin de cenazeleri bahane ederek silahlı gösteriler yapmasını anımsattı. Davutoğlu, "Bir karar aşamasına gelmiştik. Başka birileri iktidarda olsaydı, 'şu anda hükümet kurma çalışmaları yapıyoruz, biraz bekleyelim' diyebilirdi. Belki başka birileri iktidarda olsaydı geçici siyasi hesaplarla 'bir risk almayalım' diyebilirlerdi ama bizim 14 Ağustos 2001'de ortaya koyduğumuz ilke açıktı. Yine o gün kurucu genel başkanımızın konuşmasından atıfla söylüyorum; gerekirse kendimiz bedel ödeyeceğiz ama millete bedel ödetmeyeceğiz. Davaya ve ilkelere sadakat budur, bu bizim temel şiarımızdır" ifadelerini kullandı.
"Millete bedel ödetmeyiz"
"AK Parti kadroları ayaktaysa millet merak etmesin. Her bedeli öderiz ama millete bedel ödetmeyiz" diyen AK Parti Genel Başkanı Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Mademki eş zamanlı tehdit vardı, biz de eş zamanlı olarak bu tehditlere hak ettiği cevabı verdik. 23 Temmuz'u 24 Temmuz'a bağlayan gece bizzat koordine ettiğim güvenlik zirvesini müteakip Türk Hava Kuvvetleri uçakları Suriye'de vatandaşlarımızı katleden ve askerimiz şehit eden DEAŞ mevzilerine karşı çok etkin bir harekatta bulundu, sınırlarımıza yakın bütün DEAŞ barınakları, sığınakları yerle bir edildi. 24 Temmuz'u 25 Temmuz'a bağlayan gece ise yine Türk Hava Kuvvetleri bu kez Kuzey Irak'ta 2 polisimizi uyurken şehit eden ve birçok yerde sakallı gördüğü vatandaşları bile öldürme cüretine giderek sivil bir çatışma çıkarmak isteyen PKK mevzilerine karşı da aynı kararlılıkla, etkinlikle harekete geçti ve PKK'nın bilinen bütün barınakları, karargahları, sığınakları yerle bir edildi. Son 30 yılın en etkin operasyonları yapıldı, bundan emin olmanızı isterim. Bana ilk güvenlik toplantısında zikredilen, harita üzerinde tek tek gösterilen, görüntülerle 'hedefler şurasıdır Sayın Başbakanımız' diyerek istihbarat birimlerimizin ve silahlı kuvvetlerimizin gösterdiği bütün hedefler hak ettiği muameleyi gördü. Bir daha o hedeflerden Türkiye'ye saldırı yapılamayacak hale getirildi. Yine eş zamanlı olarak bütün şehirlerimizde DEAŞ'ın, DHKP-C'nin ve PKK'nın şehir unsurları ve muhtemel terör odaklarına karşı da emniyet birimlerimiz gerekli müdahalede bulundu."
Davutoğlu, gelecek nesillerin bedel ödememesi için bugün gerekli tedbirleri almak durumunda olduklarını belirterek, 27 Ağustos 2014 tarihindeki AK Parti Olağanüstü Kongresinde dönemin AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisine görevi tevdi ederken "Çözüm Süreci benim en önemli projemdir, buna sahip çıkın" dediğini anımsattı.
Çözüm Süreci'ni milli birliğin, kardeşliğin bir teminatı olarak gördüklerini, kendisinin de o gün cevabi konuşmasında Çözüm Süreci'ne olan sadakatini vurguladığını ve Türkiye'de etnik ve mezhebi ayrımcılığa karşı her türlü tedbiri alacaklarını, milli birlik ve kardeşlik projesi olarak gördükleri Çözüm Süreci'nin gereğini yapacaklarını söylediğini hatırlatarak, şöyle konuştu:
"Bizim tarafımızda hiçbir zaman irade eksikliği ve boşluğu olmadı, gereken her adım gerektiği zamanda atıldı ama birileri Suriye'deki gelişmelerden ümitlenerek, heveslenerek, birileri yurt dışından kulaklarına fısıldanan bazı senaryolara güvenerek, birileri sırtını terör örgütlerine bağlayarak bazı hesapsız oyunlara kalkıştılar. Çözüm Sürecini istismar ederek Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaşayan halkımıza her türlü baskıyı yapma cüretine yöneldiler. 2013 Mayısı'nda çekilmesi gereken silahlı terör örgütleri varlıklarını artırmaya çalıştı ama 7 Haziran'dan sonra siyasi tablonun kendilerince bir başarı ölçütü olarak görülmesinden hareketle açık bir kalkışma çağrısında bulundular.
Ben, 9 Temmuz'da Sayın Cumhurbaşkanımızdan görevi aldıktan 2 gün sonra 11 Temmuz'da isyana teşvik mesajları, silahlanma mesajları atıldı ve 20 Temmuz'dan itibaren de Türkiye'yi kaosa götürecek bir düğmeye basıldığında hak ettikleri cevabı aldılar. Artık bir yol ayrımındalar. Şu görüldü; Türkiye'yi kana bulamak isteyenler, Türkiye'yi kötü bir kriz kıskacına, terör kıskacına almak isteyenler başarılı olamayacaklar. Başarılı olamamalarının sebebi sadece çok etkin güvenlik tedbirlerimiz değil, bu topraklarda mayaladığımız kardeşlik mayasının sonucudur."
(Sürecek)