AK Parti Ömer Çelik: Fransa'da PKK'lıların Öldürülme Şekli Çok Komplike Bir Eylem (2)
Adana'da Teşkilat İçi Eğitim Programı'nda partililere hitap eden AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, Suriye'de akan kanın durdurulması için Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nden hala ses çıkmadığını belirti.
Suriye MESELESİNDE BM GÜVENLİK KONSEYİ SINIFTA KALDI
Adana'da Teşkilat İçi Eğitim Programı'nda partililere hitap eden AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, Suriye'de akan kanın durdurulması için Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nden hala ses çıkmadığını belirti. Suriye meselesinde uluslararası toplum ve BM Güvenlik Konseyi'nin sınıfta kaldığını belirten Çelik şöyle devam etti:
"Suriye'de kan dökülüyor. Binlerce insan katlediliyor. Rejim, rejim olmaktan çıkmış bir katliam şebekesine dönüşmüş durumda. Ama hala güçlü bir sesle, güçlü bir iradeyle bu katliamı durdurmak üzere, uluslararası toplumdan ve BM Güvenlik Konseyi'nden güçlü bir ses çıkmıyor. Biz bu kadar uzun bir sınıra sahibiz Suriye'yle. Dünyanın öbür tarafındaki Çin'in ve başka hesaplarla denkleme dahil olan Rusya'nın BM Güvenlik Konseyi'ndeki vetosu nedeniyle, bizim doğrudan olumsuz bir şekilde etkilendiğimiz bu gelişmeler karşısında, BM Güvenlik Konseyi'nden Suriye'ye yaptırım kararı alması engelleniyor. Ama bugün, Orta Afrika'daki Mali'ye Fransa'nın müdahale için asker gönderdiği haberlerini okuyorsunuz. BM'den Mali'ye müdahale kararı çıkıyor. Peki Mali'de Suriye'deki gibi bir katliam var mı? Yok. Çatışmalar var. Peki Suriye'deki gibi bir katliam olduğu söylenebilir mi? Söylenemez. Peki Suriye için yaptırım kararı çıkmıyor da, Mali için niye bu kadar çabuk müdahale kararı çıkıyor. Bu yüzden diyoruz ki bu dünyanın düzeninde, bu düzenin işleyişinde ciddi bir yanlışlık var. Suriye meselesinde uluslararası toplum ve BM Güvenlik Konseyi sınıfta kalmıştır. Bu kadar insan öldürülürken bu kadar mülteci, Ürdün'e Lübnan'a ve Türkiye ye sığınırken, BM Güvenlik Konseyi'nin hala Suriye'deki olaylar karşısında seyirci kalması, Güvenlik Konseyi'nin meşrutiyetini ciddi bir şekilde tartışmanın ötesine taşımış ve zarar vermiştir."
NİJER'E GİTTİĞİMİZ ZAMAN ADANA'DAN DİYARBAKIR'A GİTMİŞ GİBİ OLUYORUZ.
Bölge coğrafyasının kaderinin bir olduğunu ve bunun Türkiye'yi yakından ilgilendirdiğini belirten Çelik sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bize soruyorlar, 'Somali'de ne işiniz var?', üstelik acı olan nedir biliyor musunuz, bunu batıda sömürgeci zihniyete sahip bazı ülkeler sormadan önce, bizim içimizde soruyorlar. Meclisteki grup toplantılarında muhalefet partileri soruyorlar. Açık ve net bir şekilde söylüyoruz. Sizin zihniniz, 'biz ve onlar' diye çalışıyor. Bizse sınırların çok ötesinde, 'biz ve onlar' diye çalışmıyor. Onlar da biziz, biz de onlarız. Biz Somali'ye gittiğimiz zaman, Adana'dan Kayseri'ye gitmiş gibi oluyoruz. Nijer'e gittiğimiz zaman Adana'dan Diyarbakır'a gitmiş gibi oluyoruz. Çünkü bu ülkenin insanı şunu iyi biliyor. Gazze'de zulüm varsa Adana'daki kardeşlerimiz yataklarında rahat uyuyamazlar. Diyarbakır'ın huzuru Bağdat'ın huzuruna bağlıdır. Edirne'nin kaderi Saraybosna'nın kaderinden bağımsız değildir. İzmir'in kaderi Trablus'un kaderinden bağımsız değildir. Ankara gözünü Kahire'den ayırmaz. Ankara gözünü Saraybosna'dan, Bakü'den, Bağdat'tan ayırmaz. Bu coğrafyanın kaderi birdir. Bunlar aynı medeniyet havzasının çocuklarıdır. Sizin herhangi bir arkadaşınızın anne babasını araması bayramlaşması gibi, Türkiye'nin bu coğrafyayla ilişkisi bu aile ilişkisinin ötesindedir."
TEMEL HEDEF AKAN KANIN DURMASIDIR
Konuşmasında İmralı görüşmelerine de değinen Çelik, akan kanı durdurmak için çalıştıklarını belirterek şöyle konuştu:
"Son zamanlarda Türkiye'de, 'İmralı Görüşmeleri' adı altında tartışılan bir konu var. Herkesin şunu bilmesi gerekir. Muhalefet partilerinin söylediklerinin temelinde aslında kanın durması, sürecin sağlıklı işlemesi açısından bir hassasiyetle kaygı bulunmuyor. Onların bakış açısındaki temel mesele, Ak Parti oradan nasıl zarar görür. Kendileri de nasıl pozisyon kazanırlar meselesidir. Devleti yönetenlere güvenin. İşin başında ne yaptığını bilen kadrolar bulunuyor. Devlet kendisini tasfiye etmiş değildir. Milleti millet yapan değerlerde bertaraf edilmiş değildir. Tam tersine milleti millet yapan değerler dimdik ayaktadır. Son derece sağlamdır ve giderekte güçlenmektedir. Türkiye'nin önü, ufku açıktır. Terör örgütünü kullanarak Türkiye'nin ufkunu küresel ve bölgesel gelişmelerden uzaklaştırmaya çalışanlar, Türkiye'nin ufkunu Şemdinli'yle sınırlandırmaya çalışıyorlar. Türkiye'nin ufku ve iradesi ne zaman bölgesel ve küresel gelişmelere daha büyük bir vizyonla bakmaya çalışsa, birileri Türkiye'nin ufkunu Şemdinli'nin ötesine geçirmemeye çalışıyorlar. Ama şunu herkes bilsin Anadolu'da, Mezopotamya'da, hem istikrara kavuşacak, hem zenginliğe kavuşacak. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının geçmişte eksik demokratik uygulamalarından kaynaklanan bütün sorunlarını çözecek, bugün Türkiye'nin ufku gözümüzü diktiğimiz, ulaştığımızın çok ötesine ulaşacaktır. Devletin görevlileri ne yaptıklarını biliyorlar. Temel hedef akan kanın durmasıdır. Türkiye'nin on yıllara yayılmış kronik sorunundan kurtulmasıdır. Bu tip meseleleri taviz, taviz vermeme; müzakere, müzakere etmeme, kelimeleriyle tartışmak, meseleyi belli bir yere sıkıştırmaya çalışanlara hizmet eder. Türkiye'nin büyük bir meselesinden büyük bir sorunundan kurtarmak üzere, dediğim gibi devlet ne kendini tasfiye etmiştir, Devlet düne göre daha demokratik, hukuk devleti ilkelerine daha bağlı büyük bir devlet haline gelmiştir." - Adana