AK Parti TBMM Grup Toplantısı

Son Güncelleme:

AK Parti Genel Başkanı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Barack Obama'nın, İsrail'den ayrılırken, İsrail Başbakanı Netenyahu ile birlikte kendisini aradığını belirterek, "Telefonla yaptığım görüşmede önce Netenyahu'nun sesini aldım,"...

AK Parti Genel Başkanı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Barack Obama'nın, İsrail'den ayrılırken, İsrail Başbakanı Netenyahu ile birlikte kendisini aradığını belirterek, "Telefonla yaptığım görüşmede önce Netenyahu'nun sesini aldım, 'Sayın Obama'nın sesini özlemiştim önce kendisiyle bir görüşeyim' dedim. Kendisiyle görüştüm ve kendisiyle görüştükten sonra metni karşılıklı görüştük ve sonunda tekrar Obama ile bu süreci teyit ettik. Obama'nın şahitliğinde bu görüşmeyi gerçekleştirerek, bu işi bu şekilde bitirdik" dedi.


Başbakan Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, İsrail'in, Mavi Marmara gemesine yaptığı saldırı dolayısıyla Türkiye'den özür dilediği sürece ilişkin bilgi verdi.


ABD Başkanı Barack Obama'nın İsrail'den ayrılırken, İsrail Başbakanı Netenyahu ile birlikte telefonla kendisini aradığını söyleyen Erdoğan,


"Telefonla yaptığım görüşmede önce Netenyahu'nun sesini aldım, 'Sayın Obama'nın sesini özlemiştim önce kendisiyle bir görüşeyim' dedim. Kendisiyle görüştüm ve kendisiyle görüştükten sonra metni karşılıklı görüştük ve sonunda tekrar Obama ile bu süreci teyit ettik. Dolayısıyla Obama'nın şahitliğinde bu görüşmeyi gerçekleştirerek, bu işi bu şekilde bitirdik" dedi.


Bu konuşmaların ardından önce ABD'nin, sonra İsrail'in açıklama yaptığını ifade eden Erdoğan, "Ama hepsi yazılı metinlerde ve telefon kayıtlarında var. Ardından da biz açıklamamızı yaptık. Çünkü eşeği sağlam kazığa bağlayacağız, ondan sonra Allah'a emanet edeceğiz" diye konuştu.


Başbakan Erdoğan, İsrail Başbakanı Netenyahu'nun; Mavi Marmara olayından dolayı Türkiye'den özür dilediğini, şehitlerin ailelerine tazminat ödenmesi konusunda hükümetine talimat verdiğini, Filistin'e ambargonun kaldırılması için çalışmaların başlatılacağını söylediğini kaydetti.


Kendisinin de Türkiye, millet ve şehitler adına bu özrün kabul edildiğini söylediğini belirten Erdoğan, çok kısa bir zaman içerisinde, muhtemelen Nisan ayında, Filistin, Gazze, Batı Şeria'ya yapacağı ziyaretle birlikte, ambargonun ne durumda olduğunu yerinde görme ve tespit etme fırsatını bulacağını bildirdi.


Erdoğan, Gazze'nin yeniden imarı ve yaşanan insani sorunların aşılması ve Filistin sorununun arzu edilen şekilde çözülmesi konusunda Türkiye'nin elinden gelen katkıyı yapmaya devam edeceğini ifade ederek, şöyle konuştu:


"Bundan sonra artık biz telefon görüşmesiyle verilen sözlerin tutulup tutulmadığını, yeni uygulamalara bakmak suretiyle takip edeceğiz. Sürece göre de tavrımızı belirleyecek ve adımlarımızı da ona göre atacağız. Bu özür ve adımlar, Mavi Marmara Gemisi'nde katledilen şehitlerimizi geri getirmeyecek, Filistin'de on yıllardır uygulanan insanlık dışı muameleyi telafi etmeyecek, Filistin şehitlerini geri getirmeyecek. Ancak şehitlerimizin hatırası için, Filistin'in şehit kahramanları için bu özrün son derece önemli olduğuna inanıyor, o şehitlerin kanının böylece yerde kalmadığını özellikle vurgulamak istiyorum. Bölgedeki tüm kardeşlerimiz, yöneticiler, kanaat önderleri, partiler yaptıkları açıklamalarda İsrail'in özrünü ülkemizin bir başarısı, zaferi olarak niteliyorlar, artık yeni bir dönemin başladığını ifade ediyorlar. Filistin'de ve çevre ülkelerde, sürecin içinde olan tüm kardeşlerimizle yaptığımız istişareler neticesinde geldiğimiz bu nokta, Filistin sorununun çözümü konusunda, sorumluluğumuzu daha da artırıyor ve yeni bir denklem oluşturuyor.


Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü geçtiğimiz hafta içinde, 35 Filistin'li genci Türkiye'de ağırladı ve çeşitli etkinlikler yaptı. Bu etkinlikler kapsamında Filistin'li gazeteci yazar Vaddah Hanfer'in İstanbul'daki konferansta söylediği şu sözleri sizlerle paylaşmak istiyorum: 'Türkiye geçtiğimiz hafta 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi'nin 98. yıldönümünü kutladı. Çanakkale'de Filistin'liler de vardı, Filistin'liler de şehit oldu. Çanakkale Zaferi ne kadar sizin zaferiniz ise o kadar da Filistin'in zaferidir. Siz Çanakkale ruhuna ne kadar sahip çıkıyorsanız, biz de Çanakkale ruhuna o kadar sahip çıkıyoruz. Bizim Filistin'le bağımızın, bağlantımızın altında bu var, Çanakkale ruhu var. Yavuz Sultan Selim, Sultan 2. Abdülhamid nasıl Filistin'e sahip çıktıysa, kuruluşundan itibaren Türkiye nasıl Filistin'e sahip çıktıysa biz de ayrı anlayışla, ruhla Filistin'e sahip çıkıyoruz ve çıkmaya devam edeceğiz.'


-"Meşal çok duygulandığını, çok sevindiğini söyledi'-


Başbakan Erdoğan, bütün bu olaylardan sonra Hamas Siyasi Lideri Halid Meşal'i aradığını belirtti.


Bilgilendirdiği Meşal'in, "çok duygulandığını, çok sevindiğini" söylediğini kaydeden Erdoğan, o görüşmede kendisine, ilk fırsatta Gazze'yi ziyaret edeceğini ve Gazzeliler ile kucaklaşacağını söylediğini anlattı.


"Mavi Marmara'da 9 kardeşimiz şehit edildiğinde, bunun acısını yüreğimizde hissettik. Bütün ülke, dünyadaki dost ve kardeşlerimiz bu acıyı yüreklerinde hissettiler" diyen Erdoğan, sadece Mavi Marmara'nın değil, Türkiye'nin, insanlığın bütünüyle vicdani olarak saldırıya uğradığını düşündüklerini, ama öfke ve nefretle değil soğukkanlılıkla, itidalle hep hareket ettiklerini vurguladı. Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:


"Bu saldırı karşısında elbette boyun eğecek değildik ve haklı olduğumuz bir davada haksız duruma düşmek gibi bir lüksümüz de asla yoktu. Onun için 'hukuk' dedik, 'BM' dedik, 'uluslararası anlaşmalar' dedik. Meşru zeminde mücadelemizi kararlılıkla sürdürdük. Biz isterdik ki böyle bir meselede muhalefet de ülkenin ve milletin yanında olsun, böyle milli bir meselede muhalefet de bizim yanımızda yerini alsın, bizi değil Türkiye'yi hedef alan bir saldırı karşısında muhalefet de dik dursun, mertçe, cesur bir duruş sergilesin ama ne yazık ki muhalefette bunu göremedik. Gerek saldırı esnasında gerek saldırı sonrasında, başta CHP olmak üzere muhalefet, ülkesinin, milletinin yanında durmak yerine, gitti saldırganların yanında saf tuttu, saldırganların ağzıyla, diliyle bize var gücüyle saldırdı. CHP Genel Başkanı ne dedi: 'Biz olsaydık Mavi Marmara'yı göndermezdik.' İsrail çıktı bu sonucu Mavi Marmara'ya bağladı. CHP Genel Başkanı çıktı, aynı kelimelerle, adeta papağan edasıyla İsrail'le aynı kelimeleri kullanarak, 'bu sonucu Mavi Marmara yarattı' dedi. Bunların hepsi kayıtlarda mevcut. Biz İsrail'e Tevrat'tan 'öldürmeyeceksin' emrini hatırlattığımızda, buna Tel Aviv cevap vereceğine, çıktı CHP Genel Başkanı, İsrail sözcüsü gibi buna cevap verdi, dış politikamızı aşağıladılar.


Bu olay sonrasındaki gelişmeleri, dış politika tarihimizin en ağır hezimetlerinden biri olarak ilan ettiler. İsrail'in elinin güçlendiğini söylediler, 'elde var sıfır' dediler, 'diplomatik garabet' dediler. Dışişleri Bakanımıza en ağır hakaretleri yaptılar, gensoru önergeleri verdiler. Bizim, Türkiye'nin yanında değil, İsrail'in, saldırganların yanında yer aldılar. Bugün nasıl Türkiye'ye karşı, düşmanca eylemler içinde olan Suriye'nin kanlı rejimi ile aynı fotoğraf karesinin içindelerse, o günde gittiler, aynı şekilde İsrail'le o fotoğraf karesinin içinde saf tuttular. Hiç şaşırmadım. Bunların dış politikadan anladığı; susmaktır, boyun eğmektir, geri çekilmektir, görmezden gelmektir, el pençe divan durmaktır. Bunların dış politikadan anladığı, kendi ülkelerinin düşmanlarıyla, halkına zulmeden zalimlerle aynı fotoğraf karesine girmektir.'


-"Büyük Türkiye vizyonunu paylaşmaya davet ediyorum"-


"Ekranları başında olanlara, CHP'ye MHP'ye, BDP'ye gönül verenlere, tüm milletime sesleniyorum" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Bunlardan mahcubiyet, özür beklemeyin. İsrail özür diledi ve özür diler ama CHP özür dilemez. Ben bir Başbakan olarak Dersim olayı ile ilgili özür diledim ama CHP Genel Başkanı, kendi memleketinin insanlarıyla ilgili olarak kalkıp da bu konuda bir kelime duydunuz mu ağzından- Duyamazsınız. Tam aksine, o dönemin grup başkanvekili miydi, genel başkan yardımcısı mıydı bilemiyorum, - ismini anmama da gerek yok - yaptığı açıklamadan dolayı, orada da sus pus oldular. Bunların tarihinde hatasını kabul etmek, özür dilemek yoktur ama pişmanlık, pişkinlik ziyadesiyle vardır.


Hitler, Mussolini... Bunlarla ilgili geçmişte CHP Genel Başkanı, Başbakanı, o zamanlar oraya gönderdikleri elçiler olsun, kendileri olsun, özür beyanları... Bunları belgelerle açıkladım. Türkiye günlerdir CHP'nin açıklama yapmasını, tıpkı İsrail gibi özür dilemesini bekliyor. Ama onlar pişkinliğin zirvesine ulaştılar. Dün Dışişleri Bakanımız hakkında gene gensoru önergesi verdiler. Ama bu defa da adresi şaşırdılar. Enerji ile alakalı bir konuda Dışişleri Bakanımız hakkında gensoru verdiler. Neyse biz adresi düzelteceğiz. Dün Sayın Davutoğlu'na 'yanlış gelmiş bu mektup, mektubun asıl sahibi enerji bakanı, enerji bakanımız onlara gerekli cevabı Meclis'te verir' dedim. Bu şekilde bu yanlışlığı düzeltmiş olduk. İsrail'e sözcülük yaptılar, mahcup oldular. Şimdi de Suriye'nin yanında duruyorlar ama sonunda yine mahcup olacaklar. Bize değil Türkiye'ye zarar vermek için atağa geçtiler. Orada da mahcup olacaklar, ama hiç beklemeyin yüzleri kızarmayacak. Türkiye'nin büyük bir devleti, aziz milleti var. Türkiye'nin güçlü bir iktidarı var ama Türkiye'de, Türkiye'ye ayak uyduramayan, Türkiye ile birlikte adım atamayan, hedefleri, vizyonu paylaşamayan küçük bir muhalefet var. Son haftalarda yaşanan büyük değişimin muhalefeti de değiştirmesini gönülden arzu ediyorum. Şu anda 7 yaşındaki çocuktan 70 yaşındaki amcamıza, ninemize, İstanbul'daki Diyarbakır'daki vatandaşımızdan, Berlin'deki Lahey'deki vatandaşımıza, Yemen'deki kardeşimizden Saraybosna'daki kardeşimize kadar herkes, Türkiye ile gurur duyuyor, Türkiye ile övünüyor. Muhalefetin de bu sevinci paylaşmasını yürekten temenni ediyor. Onları büyük Türkiye vizyonunu paylaşmaya davet ediyorum."


(Sürecek) - TBMM

Kaynak: AA