Bağış: "Avrupa'nın Suriye Konusunda Sesini Yükseltmenin Vakti Gelmiştir"

Son Güncelleme:

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Avrupa'nın Suriye konusunda sesini daha fazla yükseltmesi gerektiğini ifade etti.

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Avrupa'nın Suriye konusunda sesini daha fazla yükseltmesi gerektiğini ifade etti.


Almanya'nın başkenti Berlin'de, Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi (KİK) Toplantısı kapsamında düzenlenen "Türkiye ile İletişim: Türkiye İmajı ve AB Üyeliği" başlıklı seminerde açılış konuşmasını yapan Bağış, "(KİK Eşbaşkanı Arno) Metzler konuşmasında, şu anda Türkiye'nin bulunduğu coğrafyada yaşanan gerginlikten bahsetti ve biz asla bir savaş olmasını istemeyiz dedi. Sayın Metzler, biz de savaş olmasını istemeyiz ama şu an orada bir savaş var" dedi.


Bağış, "Oradaki savaş eli kanlı bir diktatörün kendi halkına karşı açtığı bir savaştır. Orada her gün yüzlerce insanın katledildiği acı bir gerçek var. Bakın ben geçen hafta AB'nin Afet İşlerinden Sorumlu Komisyonu üyesi ile Türkiye'nin Suriye sınırındaki Kilis ilinde kurulan kampı ziyaret ettim. Bu kamp Türkiye'ye sığınan 30 bin Suriyeli kardeşimizden 10 bininin barındığı bir kamp. Yarısı çocuk. Orada ziyaret ettiğimiz Suriyeli kardeşlerimiz hep ne dediler biliyor musunuz: Türkiye'nin bize gösterdiği konukseverlikten çok memnunuz, Türkiye'nin insani yaklaşımından çok memnunuz ama Avrupa Birliği nerede dediler. Hani Libya örneğinde gördüğümüz hızlı karar alma mekanizmaları! Bizim petrolümüz yok diye mi Avrupa Suriye konusunda bu kadar sessiz kalıyor, bu kadar yavaş ilerliyor dediler. Onun için orada şu an devam etmekte olan savaşın daha da büyümemesi için, orada her gün katledilen yüzlerce insana binlerin eklenmemesi için hep beraber sesimizi yükseltmenin vakti gelmiştir" dedi.


"TÜRKLER'E VİZE SİZCE HAKSIZLIK DEĞİL Mİ?"


AB ile ilişkilerde artık yeni bir sürece geçildiğini söyleyen Bağış, "Artık pozitif bir gündemle AB sürecini götürüyoruz. Bu pozitif gündem çerçevesinde Almanya'daki, Avrupa'daki kardeşlerimizin desteğine ihtiyaç duyuyoruz. Pozitif gündemi 17 Mayıs'ta ilan ettik, ilk meyvesini vize konusunda aldık. 30 yıldır çabaladığımız bir süreç geride kaldı ve AB üyesi ülkelerin oy birliği ile AB Komisyonu'na Türkiye ile vize muafiyetinin müzakerelerine başlama yetkisi vermesine hep beraber şahitlik ettik. Vize konusunda Avrupa Birliği üyesi ülkelerin komisyona verdikleri yetki önemli bir süreçtir. Ama aslında bu bir sürecin bitip, yeni bir sürecin başlaması anlamına gelir. Bundan sonraki süreçte yine sizlerle birlikte çalışmamız lazım. Bu salondaki Avrupalı dostlarımıza şunu hatırlatmak istiyorum, hemen yanı başınızdaki Türk muadilleriniz bu toplantıya katılabilmek için vize almak zorundaydı. Ama bu toplantıyı İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, Antalya'da, Edirne'de, Gaziantep'te yenilemek istersek, ki sık sık Türkiye'ye geliyorsunuz, sizler bizi almıyorsunuz. Sizce bu haksızlık değil mi?" şeklinde konuştu.


"BU AYRIMCILIĞI KABUL ETMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL"


Bağış, "Her bakkalımız, ülkemizdeki her bakkalımız dahil, dükkanına giren müşteriye hoşgeldin, sen gelirken vize almadan geldin ama ben senin ülkene gelecek olursam vize almak zorundayım, sence bu doğru mu sorusunu sormalı. Bizim Avrupa genelinde bir bilinç oluşturmamız lazım" dedi.


Bağış, "Yapılan anketlerde birçok Avrupalı'nın Türkiye'ye vize uygulandığından haberi bile yok. Şu an vatandaşları vize almak zorunda olan tek aday ülke Türkiye'dir. Bu ayrımcılığı kabul etmemiz mümkün değil. Bunu değiştirmek zorundayız. Bundan sonraki süreçte vize muafiyet müzakereleri, aynı zamanda geri kabul anlaşmasının müzakereleri sürecek. Bu hamur daha su kaldırır. Ama bu süreçte bizim yeni önyargılara, yeni ayrımcılık politikalarına, yeni dışlamalara ihtiyacımız yok. Yeni islamafobik mesajlara, yeni ırkçı, ayrımcı mesajlara ihtiyacımız yok. Bizim anlayışlara ihtiyacımız var. Pragmatik olmak zorundayız. Türkiye artık 1959'daki Türkiye değil. Bugün Türkiye Avrupa'nın en hızlı büyüyen ekonomisi. ve Türk halkı yapılan anketlerde, yüzde 85'i eline fırsat geçerse Avrupa'da yaşamak istemeyeceğini, Türkiye'de kalmak isteyeceğini artık belirtiyor. 10 yıl önce bu rakamlar tam tersiydi. Türkiye özgüveni ile ekonomik performansı ile büyüyen ekonomisi ile artık çok farklı bir noktaya geldi" ifadelerini kullandı.


"GURBETÇİ TABİRİNİ ORTADAN KALDIRACAĞIZ"


Bağış konuşmasına şöyle devam etti:


"Bakın bu vize muafiyetinin gerçekleşmesi sonrası inşallah bir tabiri de ortadan kaldıracağız. Bu gurbetçi tabiri bir daha kullanılmayacak. Çünkü hasretler sona erecek, Alamancısı ile anavatanı bir arada kardeşliği doyasıya yaşamaya başlayacak. Bakın Almanya ile Yunanistan ile oynanan Euro 2012 Çeyrek Final maçından sonra Şansölye Merkel futbolcuları tebrik etmek için soyunma odasına indiğinde, Mesut Özil'in yanına gidiyor ve Mesut'a diyor ki, 'Senin en büyük hayranların arasındayım'. Ben de buradan Sayın Şansölye'ye bir çağrıda bulunmak istiyorum, diyorum ki, 'Gelin bu hayranlığı dostluğa çevirin'. Biz de Mesut'un Türk Milli Takımı'n kalesine atmadığı sürece, her attığı golde gururlanıyoruz, onur duyuyoruz. Siz nasıl Mesut'un performnasından büyük bir memnuniyet duyuyorsanız, hayranlıkla bahsediyorsanız, gelin Almanya'nın AB sürecine ve vizelerin kaldırılmasına vereceği destekle biz sizi hayranlıkla izleyelim. Sayın Merkel, önünüzde tarihi bir fırsat var. Bu şehir duvarların yıkıldığı bir şehir, bu şehir insanlığın yönünü değiştirebilecek kararların alındığı bir şehir. İşte Türkiye'nin AB'nin bütünleşmesi, aslında Türkiye'den de, AB'den de daha büyük bir olgunun sembolüdür. AB sadece bir ekonomik, siyasi bir birlik değil. AB, insanlık tarihinin en kapsamlı barış projesi. Ama bu proje hala kıtasal bir projedir. İşte Türkiye'nin katılımı bu projeyi küreselleştirecek."


"AB'NİN GENİŞLEMESİ YORGUNLUK UNSURU DEĞİL, TAM TERSİNE GÜÇLENME UNSURUDUR"


Bağış, "Avrupa'da genişleme yorgunluğu diye bir tabir ortaya çıktı. Halbuki genişleme bir yorgunluk unsuru değil, tam tersine güçlenme unsurudur" dedi.


Bugün Avrupa'nın yaşadığı bu ekonomik kriz içerisinde genişleyen bir pazara, iş gücü tabanına, genişleyen bir külterel, sosyal, siyasi zenginlik altyapısına ihtiyacı olduğunu kaydeden Bağış, "Genişleme aslında AB'nin bundan sonraki süreçte tek çıkar yoludur" diye konuştu.


Bağış, AB'nin en önemli değeri verilen sözlere bağlı kalmaktır. Gerçekten artık AB'nin kredibilitesi, inandırıcılığı açısından çok önemlidir. Yoksa AB'nin 120 bin sayfalık muktesebatı değil, toplumların paylaştığı ortak değerler önemlidir" ifadelerini kullandı.


"PKK UYUŞTURUCU İLE AVRUPA GENÇLİĞİNİ ÖLDÜRÜYOR"


Konuşmasında terör konusuna da değinen Bağış, "Gerçekten bu konu çok çok önemli. Biz terörle mücadele eden bir ülkeyiz. Bakın bu sabah ülkemizden yine şehit haberleri geldi. Aynı Türkiye Cumhuriyeti'nin terörle mücadelesinde gösterdiği kararlılığı AB üyesi dostlarımızdan bekliyoruz. Bir yandan NATO üyesi olarak birbirimizin güvenliğimizden sorumlu olduğumuzu ilan edeceğiz, öte yandan bir terör örgütünün Türkiye gibi önemli bir müttefiğimizin vatandaşlarına, askerlerine, polislerine saldırıları karşısında daha aktif çaba içine girilmesi gerektiğini de vurgulamak zorundayım." dedi.


Bağış konuşmasına şöyle devam etti:


"Avrupa Birliği üyesi ülkelerde terör örgütünün farklı isimlerle şantajla, tehditle para topladığını biliyoruz. Ama işin acı tarafı benim vatandaşlarımızı mermilerle, kurşunlarla öldüren PKK, AB üyesi ülkelerin gençlerini de uyuşturucu ile öldürüyor. Çünkü şu an Avrupa'nın en geniş uyuşturucu ağı PKK'nın kontrolündedir. İnsan kaçakçılığında şu anda Avrupa'nın müzakerelerimizde sıkça gündeme getirdiği yasa dışı göçle mücadele konusunda, aslında insan kaçakçılığının en büyük rantını yine PKK elde etmektedir.


Türkiye El Kaide konusunda, diğer terör örgütleri konusunda Avrupalı müttefikleri ile yakın bir işbirliği içindeyse, PKK konusunda da bütün müttefiklerimizin koşulsuz, amasız, fakatsız, keşkesiz Türkiye'nin yanında olmasını bekliyoruz. Bu da bizim en doğal hakkımızdır."


"AVRUPA'NIN EN REFORMİST HÜKÜMETİYİZ"


Bağış ayrıca şunları söyledi:


"Şunu da çok açık ve net söyleyeyim, bu konuda isteyen herkesle de tartışmaya açığım: Şu anda Avrupa'nın en reformist hükümeti Türkiye Cumhuriyeti'dir. Bakın AB üyesi ülkeler ekonomik reform paketleri üzerinde aylardır, yıllardır tartışıyoruz. Biz ise her gün yeni bir reform yasasını meclisten geçiriyoruz. Şu anda Türkiye'deki kadar hızlı reform gerçekleştirebilen bir hükümet Avrupa'da göremiyorum. Zaten birçok ülkede siyasilerin seçtiği, güçlü demokratik iktidarlar yerine teknokrat, bürokrat


hükümetlere kayıldığını görüyoruz. Teknokrat hükümetlerle mıntıka temizliği yaparsanız ama arazi düzenlemesi yapamazsınız.


Türkiye reformları gerçekleştirirken, maalesef Arvupa'da çarpık zihniyetli bazı siyasiler burada Berlin'de yıkılan duvarı, Meriç'in kıyısında yeniden inşa edebileceklerini sanıyorlar. Onların söylemleri zihinsel engelleri artırıyor.


Mevlana'nın çok güzel bir sözü var, diyor ki, şu beş duyudan, altı yönden, varını yönden birliğe çek birliğe, insanlara bir oldun mu, bir madensin, bir ulu deniz, kendin de kaldın mı bir damlasın, bir dane. Bugün değişen dünya koşullarında, küresel sorunlarla mücadelede birliğe, işbirliğine, dayanışmaya ihtiyacımız var." - BERLİN

Kaynak: İHA