Bakanlar Kurulu Toplantısı

Son Güncelleme:

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Arınç: (2) "Biz Milli Birlik ve Kardeşlik Projemizin devam etmesi için sabır gösteriyoruz, bir. İtina gösteriyoruz, iki. Yapılabilecek işlerin azamisini yapmaya çalışıyoruz, üç. Ama şov yapmak veya hakaret etmek, tehdit etmek bizim işimiz değil. İllegal yapılanmalara destek, güç vermek bizim işimiz değil" "Bu proje olacak diye öldürmeler, yakıp yıkmalar, halkımızın yolunun kesilmesi, sorgulanması hiçbir zaman düşünülemez. O iş ayrı bu işte ayrıdır.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, "Biz Milli Birlik ve Kardeşlik Projemizin devam etmesi için sabır gösteriyoruz, bir. İtina gösteriyoruz, iki. Yapılabilecek işlerin azamisini yapmaya çalışıyoruz, üç. Ama şov yapmak veya hakaret etmek, tehdit etmek bizim işimiz değil. İllegal yapılanmalara destek, güç vermek bizim işimiz değil" dedi.


Arınç, Bakanlar Kurulu Toplantısının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı.


Bir gazetecinin kuzey Irak merkezli bir haber ajansında "ikinci peşmerge grubunun Türkiye üzerinden Kobani'ye geçtiğine" yönelik haberlerin yer aldığı, haberde "Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu'nun da kuzey Irak'ta bulunduğu bilgisinin" paylaşıldığını belirterek, bununla ilgili gelişmenin olup olmadığını sorması üzerine Arınç, "İkinci bir kafilenin gideceği veya ikinci bir askeri gücün, grubun gideceği, bu kesinlikle doğru değildir. Bu konuda bir talep de olmamıştır, bir hazırlık da olmamıştır. Türkiye tarafına bildirilen herhangi bir bildirim de olmamıştır. Dışişleri Bakanlığı Müsteşarımız eğer o bölgedeyse tahmin ediyorum ki bazı gelişmeler için gitmiş olabilir. Böyle bir konuyu görüştüğünü veya bu konuda Türkiye'ye herhangi bir istemde bulunulduğunu bilmiyorum" karşılığını verdi.


"Ayarları yok"-


Aynı gazetecinin HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in "Barışın anahtarı Kobani'dedir"  açıklamasına yönelik değerlendirilmesini sorması üzerine Arınç, HDP'li bazı milletvekillerinin basın toplantısı düzenlediğini ve özellikle Önder'in, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve kendilerini çok açıkça eleştirdiğini söyledi.


Bundan üzüntü duyduğunu ifade eden Arınç, şunları kaydetti:


"Çünkü ben, HDP içerisindeki bazı milletvekillerinin samimi olarak çözüm sürecini istediklerini biliyorum. Büyük bir kısmının ise böyle bir görüntüde olmadığını hatta ne olup bittiğinden bile haberdar olmadığını, farklı etkiler altında kalabildiğini de biliyorum, kendileriyle görüştüğümüz için. Ama netice itibarıyla HDP siyasi bir partidir, onun milletvekilleri vardır ve bu konunun içerisinde İmralı ile Öcalan ile görüşmeler yapan bazı milletvekillerinin olduğu da bütün kamuoyunun malumudur. Adalet Bakanlığımızın izniyle bazen isimler değişmek suretiyle, bazen iki kişi mi, üç kişi mi gidecek noktası, farklılık gösterebilmektedir. Üzüldüğüm şey şudur; HDP'li bazı milletvekilleri zaman zaman hakaret, zaman zaman tehdit, zaman zaman şantaj yapma haklarını kendilerinde görüyorlar. Ayarları yok, nerede ne söyleyeceklerini hiçbir zaman düşünerek hareket etmiyorlar. Ama kendileri küçücük bir eleştireye uğradığı zaman da yine bas bas bağırmaya devam ediyorlar. Eleştiri sizin için az bile, eleştirinin en ağırını sizler için yapacağız. Bunlara tahammül göstereceksiniz. Çok yanlışlarınız var, bu yanlışlardan dolayı bize bağırıp, çağırmak yerine kendinize dönüp bir bakmanız lazım."


-"O iş ayrı bu işte ayrıdır"-


Başbakan Davutoğlu'nun ısrarla "kamu güvenliği ve kamu düzeni, halkımızın rahat, huzurlu ve mutlu yaşaması bizim için asıldır. Bu hiçbir zaman çözüm sürecinin karşılığı değildir" ifadelerini kullandığını hatırlatan Arınç, çözüm sürecine önem verdiklerini ve bunu Türkiye için hayati buldukları bir konu olduğunu vurguladı. Arınç, "Ama bu proje olacak diye öldürmeler, yakıp yıkmalar, halkımızın yolunun kesilmesi, sorgulanması hiçbir zaman düşünülemez. O iş ayrı bu işte ayrıdır. Orada hiçbir asayişsizlik ve hiçbir terör olayı olmayacak ki Milli Birlik Kardeşlik Projemiz alabildiğince büyüsün ve gelişsin" diye konuştu.


Görevi itibarıyla bölgedeki valilerden raporlar aldığını dile getiren Arınç, bir validen gelen bilgi notunu da paylaştı. Arınç, şunları söyledi:


"Size orta ölçekli bir vilayetin valisinden gelen bilgi notunu okuyayım; '1-31 Ekim tarihlerinde ilimizde çözüm sürecini etkileyen olaylar sunulmuştur. İlimiz merkez ve ilçelerinde 98 defa yol kesme ve kimlik kontrolü yapma teşebbüsünde bulunulmuştur. Bu eylemlerde 25 bin 281 molotofkokteyli, bin 12 havai fişek, 18 bin el yapımı bomba, 14 el bombası atılmıştır'. Bunlar bir ilde oluyor, 30 gün içinde. Yine bu eylemlerde, tabi bunların içinde 6-7 Ekim'deki yoğunluğu da dikkate almanız lazım, kamu kurum ve kuruluşlarına ait 58 bina ve 79 araçla vatandaşlarımıza ait 17 ikamet, 18 iş yeri zarar görmüştür. 3 vatandaşımız, 20 polis memuru ve bir geçici köy korucusu yaralanmıştır. Bu ilde ölüm olmadı, başka illerde ölüm de oldu. Yapılan operasyonlarda 27 kaleşnikof marka silah, bir av tüfeği, bir el yapımı tüp bomba ve devam ediyor, 'bunlar da bulunmuştur' diyor. Bu ilimizdeki olaylar sadece 1-31 Ekim tarihleri arasında değil, geçmişten bu yana devam ediyor. Bazen çok azalıyor, bazen artıyor bazen de orta ölçekte oluyor."


"Şov yapmak bizim işimiz değil"-


Bu olayların büyük kısmının HDP'nin "sokağa çıkın" çağrısı ve sosyal medyada bazı örgüt birleşenlerince gönderilen mesajların ardından yaşandığını belirten Arınç, şöyle devam etti:


"Bunun karşılığında HDP suçlanmıştır. HDP bu suçunu kabullenmek yerine adeta başka mazeretlerle, alay eder gibi bir tavır içerisine girmiştir. 40'tan fazla canın hayatını kaybettiği bu olaylardaki sorumluluklarını inkar etme yoluna gitmişlerdir. Ama bu sefer 1 Kasım'da da yine 'sokaklara çıkın' çağrısıyla bu olayların benzerlerinin tekrarlanabileceği gibi bir endişe doğurmuşlardır. Allahım saklasın, Türkiye bunların her gün 'sokağa çıkın' çağrısıyla canlar ve mallar zarar görecekse, böyle bir süreçten bahsetmek garip olmaz mı? Bütün bu olayların pek çoğunda HDP il ve ilçe örgütleri baş at rolü oynamıştır. Bazı olayların içinde HDP milletvekilleri bizzat bulunmuşlardır. Biz, partilerin kapatılması taraftarı değiliz. Partilerin kapatılmasını imkansız hale getiren anayasa değişikliğine biz 'evet' oyu verirken BDP'li veya o zamanki DTP'li hiçbir milletvekili oylamaya katılmamıştı. Ama düşünün bu tür olaylarda baş at rolü oynayan bir siyasi parti demokratik ülkelerde bile hayatiyet bulamaz. Burası Türkiye, biz yaşasınlar istiyoruz. O siyasi partilerin mensupları bireysel suçları bakımından yargılansın ama parti zarar görmesin istiyoruz. Ama bunu istismar etmeye de kimsenin hakkı yoktur. HDP'nin il, ilçe başkanları, KCK'sı KDK'sı bilmem nesi, hepsi bu işlerin içerisinde ön planda rol alırken biz onları sadece eleştirmiş oluyoruz. Onlar da bize karşı ağızlarına gelen her türlü hakareti savuruyorlar. Bu üsluplarına devam ederse kendileri bilir. Sürecin ne kadar zararlı sonuçlara yol açabileceğini ve bundan kimlerin daha çok zarar göreceğini milletvekili olduklarına göre herkesin çok iyi bilmesi lazım.


Biz, Milli Birlik ve Kardeşlik Projemizin devam etmesi için sabır gösteriyoruz, bir. İtina gösteriyoruz, iki. Yapılabilecek işlerin azamisini yapmaya çalışıyoruz, üç. Ama şov yapmak bizim işimiz değil veya hakaret, tehdit etmek bizim işimiz değil. İllegal yapılanmalara destek vermek, güç vermek bizim işimiz değil. O yüzden o arkadaşlara buradan tekrar rica ediyorum, siz kendinize bir bakın, üslubunuza, yaptıklarınıza bir bakın, bunların gerçekten çözüm sürecine katkı sağlayıp sağlamadığı konusunda bir kendinizle muhasebeleşin. Ondan sonra gerekiyorsa bize söz söylersiniz."


-"Hiçbir ek güvenlik tedbiri konuşulmuş değil"-


Arınç, bir gazetecinin, toplantıda Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki milletvekillerinin, bölgedeki güvenlik önlemlerini artırılması taleplerinin gündeme gelip gelmediğini sorması üzerine, şunları söyledi:


"Bir gazetede İçişleri Bakanı Efkan Ala'ya atfen bir haber yer alıyor: 'Alan hakimiyetini kaybettik'. Çok çirkin bir şey. Ben o toplantıda 6 saat boyunca hiç ayrılmadan duran, kendime ait soruları cevaplandıran, değerlendirme yapan bir arkadaşınız olarak, ama bu içeriden bir duyum gibi naklediliyor. Onu bir bakan söylerse büyük bir suç işler. 'Alan hakimiyetini kaybettik' ne demek böyle bir şeyi kim kabullenebilir. Bütün güvenlik güçlerimiz görevlerinin başındadır. 6-7 Ekim'de yaşanan olayların farklı izahı vardır. Oradaki eksiklik görülürse o eksikliklerin giderilmesi için de 4 kanun tasarısını Meclis'e sevk edildiğini ifade ettim. Orada bunları tamamlayabilecek, polisin veya emniyet, kolluk güçlerinin daha etkin çalışmasına imkan verecek düzenlemeler olacak."


Arınç, başka bir gazetenin 6-7 Ekim olaylarına hükümeti zora sokmak için müdahale edilmediği iddialarına ilişkin ise mülkiye müfettişlerinin görevlendirildiğini bildirdi.


"Bu iddiaların tamamı da mülkiye müfettişlerince incelemeye alınacaktır" diyen Arınç, bu gazetenin geçmişte bazı haberlerini eleştirip tekzip ettiğini hatırlattı.


Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Buna benzer bir haber olduğunu düşünüyorum. Bütün bunlar üzerinde titizlikle duruyoruz. Evet, en kalabalık oturum bizim oturumumuz oldu çünkü son yaşanan olaylarda sürecin ne şekilde etkilenip etkilenmediği, bölgede bire bir yaşanan olayların şahidi olan arkadaşlarımızın anlattıklarını ilgiyle dinledik. Burada hiçbir ek güvenlik tedbiri vesairesi konuşulmuş değil. Devletin her yerde varlığını hissettirmesi, güvenlik güçlerinin her yerde vatandaşın yanında yer alması, eşkıyaya prim vermemesi ve bu yaşadığımız olayların bir benzerinin tekrar yaşanmaması için bu varlığın bütün gücüyle ortada durması talep edilmiştir. Bu biraz psikolojik bir olaydır, biraz da şüphesiz güvenlik güçlerimizin daha etkin olaylara müdahale etmesiyle ilgili bir konudur. Kimse korkmuyor, kimse çekinmiyor. Herkes hükümetimizin en iyi şeyler yaptığından emin ve büyük bir güven içerisinde. Böyle de devam edecek."


- Ankara

Kaynak: AA