Bakanlar Kurulu Toplantısı
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, "Çözüm Süreci konusunda samimi irademiz, güçlü bir şekilde devam ediyor.
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, "Çözüm Süreci konusunda samimi irademiz, güçlü bir şekilde devam ediyor. Bize düşeni biz yapıyoruz, yapacağız. Üzerine görev düşenlerin de bu işi geciktirmeden yapmasını takip edeceğiz" dedi.
Arınç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda yapılan Bakanlar Kurulu Toplantısı'nın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin, " Musul'a yönelik bir operasyonda koalisyon güçleriyle Türkiye'nin işbirliği içinde yardım yapacağı yansıdı kamuoyuna. Bu konu Bakanlar Kurulunda detaylı bir şekilde ele alındı mı? Bahsedilen yardımların ötesinde Türkiye'nin daha geniş bir noktasında yer alması söz konusu olur mu" sorusu üzerine Arınç, Musul konusunda özellikle koalisyonun DAİŞ'e (IŞİD) karşı yürüttüğü mücadele kapsamında neler yapılabileceğinin Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun hem ABD ziyareti sırasında hem de Türkiye'deki konuşmalarında yer verdiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da bazı konuşmalarında yer verdiğini belirten Arınç, "Milli Savunma Bakanımız da geçtiğimiz günlerde merkezi Irak hükumetiyle Kuzey Irak'taki yerel bölgesel yönetimi ziyaret etti. Orada da bazı açıklamalarda bulundu. Bu açıklamalara ilave edilecek bir husus yoktur ve bu konu bugünkü Bakanlar Kurulunun gündemine gelmemiştir" diye konuştu.
-"Meclis gündemini oyalamaya çalışıyorlar"-
İç Güvenlik Paketi ile yeni bir durumun söz konusu olup olmadığı, itiraz edilen bazı maddelerin gözden geçirilmesi ya da paketin geri çekilmesinin söz konusu olup olamayacağına ilişkin bir soru üzerine de Arınç, şunları kaydetti:
"Hayır. Bugünkü sunumda Bakanlar Kurulunda bir bakan arkadaşımızın İç Güvenlik Paketi'ni değerlendirmesi istenmiştir. O da emniyetle ilgili kısım ne getiriyor, jandarma ile ilgili kısım ne getiriyor, bugüne kadar Meclis'te kabul edilen hükümlerdeki ceza kanunu, diğer kanunlar, molotofkokteyli atmaktan tutun, yanıcı parlayıcı cisimler, polis tarafından gözaltına alınacağı süre, toplu olaylardaki gözaltı süresi gibi bunların hepsi tekrar gündeme getirilmiştir.
Esasen Sayın Cumhurbaşkanına bir yerde sorulduğunda 'ben inceledim, eksiği var fazlası yok' demişti. Yani, onun da onayladığı, tasvip ettiği bir pakettir bu. Bizim de özellikle Kobani olayları çerçevesinde Türkiye'de insanların öldürüldüğü, sokakların işgal edildiği, can ve mal güvenliğinin kalmadığı bir ortamı yeniden yaşamamak için almamız gereken tedbirler, sadece Türkiye şartları içerisinde değerlendirilmemiştir. AB Müktesebatı konusunda hem AB Bakanlığı uzmanlarımız hem de Brüksel'deki yetkililer nezdinde paketin getirdiği yeniliklerin müktesebata aykırı olmadığı konusu da bir görüş olarak ifade edilmiştir. Süreç içerisinde, bildiğiniz gibi herhalde 2 bölüm bitmişti, üçüncü bölüm başlayacak."
Geçen hafta çıkan bazı tartışmalar sebebiyle Meclis'in çalışmalarına devam edemediğini dile getiren Arınç, "Ama şu anda Meclis'in açık olduğunu zannediyorum. Biz içerideydik, tam bilemiyorum. Bazı gensorular vermek suretiyle Meclis gündemini oyalamaya çalışıyorlar ama AK Parti grubu da büyük bir sabırla bu paketin çıkması için tüm gücünü kullanıyor. Yapılan iş, doğrudur, yerindedir ve haklıdır. Buna yönelik itirazların da aslında temel olarak da sağlam bir noktası bulunmamaktadır" diye konuştu.
-"Geri dönmek isteyeni mutlaka karşılamak zorundayız"-
Bir başka gazetecinin, "Eski MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın milletvekili aday adaylığını geri çekmesi sonrasında muhalefetin 'bir partiye üye olan kişi, MİT Müsteşarı olamaz' şeklinde yaptığı açıklaması oldu. Bunu değerlendirir misiniz" sorusu üzerine de Arınç, bunu kimin söylediğini az çok tahmin ettiğini söyledi.
Arınç, "Kimin söylediğini söylemene gerek yok. Çünkü, çok konuşan ama boş konuşan insanlar üç dört tanedir. Bunlardan bir tanesi de o kişidir. Soyadının öyle çok iddialı olduğuna da bakmayın. Aslında boş konuşan, sinirli konuşan, ağzına geleni söyleyen, hakaretten başka bir şey bilmeyen bir garip siyasetçidir. Siyasette en sevilmeyen insanlar, çok konuşan, çok boş konuşanlardır. Bunları her zaman da tespit edebilirsiniz" ifadesini kullandı.
Her işin sağlam yapıldığını vurgulayan Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Milletvekili seçimi kanunu, seçimlerin temel hükümleri ve seçmen kütükleri hakkında kanun, Yüksek Seçim Kurulu kararları, Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığının kararları ve bununla ilgili tüm mevzuatı içeren konular önümde. Bunun bir özetini söyleyeyim.
Her kamu görevlisi, milletvekili aday adayı olmak için görevinden ayrılabilir, geri dönüşleri de mümkündür. Sadece, bazı görevlerde bulunanlar istifadan sonra geri dönemezler. Subaylar, astsubaylar, TSK mensupları, yargı mensuplarıdır ve çok seçilmiş, sayılmış insanlardır. Bütün bu istisnaları dikkate aldığımız zaman, MİT Müsteşarının aday adaylığından sonra geriye dönemeyeceğini, bir partiye üye olmakla da zaten alakası yok. Aday adaylığını koyan bir insan, otomatikman partiye üye olmak durumda değil. Hiçbir kanun, 'Partiye üye olduktan sonra aday adayı olur' demiyor. 'Ben, görevimden 25. dönem milletvekilliği için aday adaylığı için istifa ediyorum' diye bir talepte bulunur, başındaki amir de ona kabul edildiğine dair bir belge verir, o belge seçim kuruluna verilir ve o kişi artık görevinden ayrılmış ve aday adayı olmuş sayılır.
Bunun geriye dönüşleri şöyle olur: Elimdeki belgelere göre ve ben de biliyorum ki yıllardan beri seçimin içinde yaşayan bir insanım. Bir insan, aday adayı olmuştur. Bu seçim için 7 Nisan tarihi önemlidir. Bu tarihte siyasi partiler, adaylarını geçici olarak Yüksek Seçim Kuruluna verirler. Bir insan, baktı ki listede ismi yok, yani adaylığa geçememiş. Hemen ertesi günü müracaat ederse eski görevine veya eş değer bir göreve hemen dönebilir veya orada ismini gördü, aday oldu, seçimlere girdi ama milletvekili olamadı. O zaman da geri dönmek isterse, geri dönmesi mümkün olabilir."
Dün görevinden istifa ederek aday adaylığı için müracaat eden birinin bugün bir dilekçe vererek aday adaylığından vazgeçerek eski görevine dönmek istemesi halinde bunun da "mümkün olduğunu" ifade eden Arınç, sadece yargı mensupları ile Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının bunun dışında olduğunu tekrarladı. Arınç, "Ne MİT'in kendi özel kanununda ne milletvekili seçimi kanununda ne de seçimlerin temel hükümleri ve seçmen kütükleri hakkındaki kanunda ne Yüksek Seçim Kurulunun kararlarında aday adaylığı için müracaat etmiş birisinin, daha o noktaya bile gelmeden geri dönmek isteyeni mutlaka karşılamak zorundayız" diye konuştu.
Arınç, şunları kaydetti:
"Burada olan şudur: MİT Müsteşarımız, aday adayı olacağını ifade ederek görevinden ayrılmıştır. Bu görevinden ayrılmadan Sayın Başbakan bizzat ona bağlı olduğu için söylüyorum, başka bir kurumda olsaydı 'ilgili Bakan' diyor. O'nun onayıyla da aday adaylığının yolu açılmıştır.
Bugün şimdi tersine bir prosedür uygulanacaktır. O kişi, 'ben aday adaylığımdan vazgeçiyorum' diyecektir. Ona onay veren makam da eski görevine iade edecektir. Bu işlem de tamamlanmıştır. Şimdi o konuşan kişi, 'Bu adam aday adayı oldu, o partiye de üye oldu, artık geri dönemez' derse cehaletini ortaya koyar. Bu kadar cehalet de ancak ilim tahsiliyle mümkündür."
-"Çözüm Süreci konusunda samimi irademiz, güçlü bir şekilde devam ediyor"-
Süleyman Şah Türbesi'nin yeni yeri ve nakledileceği tarih ile ilgili bir soru üzerine Arınç, bu konuda yapılan açıklamaların dışında bir şey olmadığını belirterek, "Yer, hazırlanıyor, çalışmalar devam ediyor. Nakil işlemleri de en kısa zamanda gerçekleştirilecek. Onun da basın yoluyla duyurusu yapılacak" dedi.
Arınç, Çözüm Süreci'nde de olumlu bir noktaya gelindiğini düşündüklerinin altını çizerek, şu değerlendirmede bulundu:
"Orada, en önemli konu bahar aylarında, örgütün kongrede toplaması ve bu kongrede 'silah bırak' kararını almasıdır. Bu bahar ayları dendiğine göre, geçtiğimiz günlerde bir televizyonda da ifade etmiştim. Bugün konuşulmadığı için kendi düşüncelerimi söylüyorum. Şüphesiz 2013 Nevruz'da böyle bir çağrı yapılmıştı. 'Acaba, Nevruz öncesi olabilir mi' diye bakıyoruz. Zaman çok dar, olması herhalde mümkün görülmüyor. Ama Nisan ayında böyle bir kongrenin toplanacağını ve bu 10 madde içinde yer alan hususun gerçekleştirileceğini düşünüyoruz.
Çözüm Süreci konusunda samimi irademiz, güçlü bir şekilde devam ediyor. Bize düşeni biz yapıyoruz, yapacağız. Üzerine görev düşenlerin de bu işi geciktirmeden yapmasını takip edeceğiz."
(Bitti)