Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Batman'da."Millet, Cumhurbaşkanını Doğrudan Doğruya Kendisi...
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, "Millet, cumhurbaşkanını doğrudan doğruya kendisi seçecek."
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, "Millet, cumhurbaşkanını doğrudan doğruya kendisi seçecek. Öyle de olsa seçecek böyle de olsa seçecek. Bunun geri dönüşü yok" dedi.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Beyaz Şato Düğün Salonu'nda düzenlenen AK Parti Batman İl Kongresine katılan Bozdağ, burada yaptığı açıklamada, yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi için Türkiye'de ilk defa halkın cumhurbaşkanını kendi seçeceğini söyledi.
Bozdağ, arada birtakım karanlık güçlerin müdahalesi, Ankara'da masa başı dayatmalar olmaksızın siyasete hiza vermek isteyenleri dikkate almaksızın, Türkiye'nin her bir yerinde vatandaşın gönlünden geldiği sesle sevdiğine, saydığına, istediğine oy vereceğini ve milletin oyları ile ilk defa cumhurbaşkanı seçeceğini, cumhurbaşkanlığı seçiminde de bu kadroların göstereceği adayın milletin ilk seçilmiş cumhurbaşkanı olacağına inandığını kaydetti.
Hükümetin icraatlarını da anlatan Bozdağ, ülkenin 81 iline eş zamanlı olarak üniversite getirdiklerini belirterek, "81 ilde eş zamanlı toplu konut yaptık. Yolu olmayan, suyu olmayan yer kalmayacak dedik. Kalkınmanın eş zamanlı adaletli bir şekilde yapılması için önemli adımlar atıldı. Bu sayede Türkiye değişti" diye konuştu.
-"Demokratikleşme konusunda önemli mesafeler aldık"-
Bozdağ, demokratikleşme konusunda çok büyük mesafeler aldıklarını ama bunların yeterli olmadığını, daha Türkiye'nin alacağı çok mesafeler olduğunu bildirdi.
"Bugün tartışılan konuşulan konuların kaçını Türkiye geçmişte konuşabiliyordu. Biz bu alanlardaki tabuları da yıktık. Demokratikleşme konusunda Türkiye son derece önemli mesafeler aldı" diyen Bozdağ, herkesin elini vicdanına koymasını istediklerini vurgulayarak, "Bugün demokrasi havarisi olarak geçinen siyasetçileri geçmişte gördünüz. Siz inandınız bu davaya, sahip çıktınız. Demokrasi dışı alınan kararları vatandaş sandıkta yıktı çöpe attı. 'Muhtar bile olamaz' dedikleri genel başkanımızı önce milletvekili sonra başbakan yaptınız.
'Muhtar bile olamaz' diyenler önlerini ilikleyip 'sayın başbakanım buyurun' dediler. Bunu siz söylettiniz, bu sizin gücünüz. Demokrasinin yolu her zaman dikenlerle doludur. Devam eden davalardan biliyorsunuz 2003, 2004, 2006'dan devam eden kafes, balyoz, eldiven, yakamoz'dur. Kaç tane hükümete hukuk dışı müdahale etme girişi olduğuna dair iddialar var, yargılamalar var" şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı kim olsun- tartışması yaşadıklarına da dikkati çeken Bozdağ, şöyle dedi:
"Çünkü anayasayı yapanlar hükümeti, millet kimi seçerse seçsin cumhurbaşkanı ile milleti kontrol edecekleri mekanizma kurmuşlar. Cumhurbaşkanının yetkileri ona göre ayarlanmış. Sayın Kenan Evren veya onun yolunda, onun anlayışında birileri cumhurbaşkanı olacakmış anlayışıyla bunun yapıldığını biliyoruz. 2007 yılındaki cumhurbaşkanlığı tartışmalarını hatırlayın. Neler yaşandı, 'eşi türbanlı olan cumhurbaşkanı olamaz' peki kim olacak-
'Ailesinde sakallı, takkeli biri varsa o da olamaz', daha kim olamaz- 'imam hatip mezunuysa olamaz' daha kim olamaz- 'içmiyorsa o da olamaz'. Böyle bir dayatmanın içerisine girdiler. Ne oldu 367 çıktı. Biz bunları tanımadık çünkü, uydurma bir yorumdu. Meclis itibar etmedi. Anayasa Mahkemesi kararını veremeden 27 Nisan muhtırası geldi. Her daim cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi böyle problemler oldu. Birileri yukarıdan söyleyince aşağıdan birileri herkes ona göre vaziyet aldı. 2000 yılında Demirel'in cumhurbaşkanlığı bitince meclisin içinde aday bulamadılar, sonra bir araya geldiler imza attılar. Kamuoyunu yakından tanımadığı, bilmediği birini getirip cumhurbaşkanı adayı yaptılar. Milletin istediğine değil, milletin seçtiklerine birilerinin tavsiye ettiğini seçtiler.
Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin kararı aldık milletimize geldik. Biz zorlu bir yoldan engelli oylardan, zor yolları açarak geliyoruz. Bizim gözümüz her zaman millete doğrudur, milletle yürüdük hep beraber yürümeye de devam ediyoruz. Bizim anlayışımız budur. O yüzden cumhurbaşkanlığı seçimini bu ülkede darbe nedeni, kriz nedeni olmaktan çıkaran Türkiye tarihinin belki de devrim gibi adımlarından birini bu dönemde attık. İlk defa bu millet kendi cumhurbaşkanını kendi seçecektir. Tarihte yok. Onun için 2014'ü tercih ettik."
Cumhurbaşkanlığı Kanunu meclisten çıktığında CHP'nin, Anayasa Mahkemesine götüreceğini açıkladığını da hatırlatan Bozdağ, "Götürüyorum götürmüyorum, gitti geldi gitti geldi sonunda geçen hafta götürdü. CHP, cumhurbaşkanını halka seçtirmeyecek bir mekanizmayı istiyor. Bunu sadece BDP, MHP ve CHP istiyor. Üçüz beraber hareket ediyorlar. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinden niye endişe ediyorsunuz- Sonra birileri CHP'lilerle konuştular, görüştüler birden bire her şeyi değiştirdiler, önce Anayasa Mahkemesine götürmeme sinyalleri verirken birden bire vazgeçti, döndü değişti, Anayasa Mahkemesine götürdü. Batman'dan sayın Kılıçdaroğlu'na, ekibine ona akıl verenlere, onlarla mühendislik yapmak isteyenlere diyorum ki, ne yaparsanız yapın bu kervan çıktı menzile varacak, millet cumhurbaşkanını doğrudan doğruya kendisi seçecek. Öyle de olsa seçecek böyle de olsa seçecek. Bunun geri dönüşü yok" dedi.
-"Bu sorunu nasıl ortada kaldırırız, bütün derdimiz bu"-
Bozdağ, 2010'da büyük anayasa değişikliği yaptıklarını ve buna da karşı çıkıldığını, parti kapatmalarını zorlaştıran karar çıkardıklarını ancak BDP milletvekillerinin partilerin kapatılmasını zorlaştıran adeta imkansızlaştıran anayasal düzenleme geldiği zaman buna destek olacakları yerde oylamaya katılmadıklarını, katılanların da ret oyu verdiğini hatırlattı.
Sonra çıkıp "biz evet verdik ama, siz inanmıyorsunuz" diye milletin zihnini bulandırmaya çalıştıklarını söyleyen Bozdağ, şöyle devam etti:
"Kürt sorunu konusunda AK Parti iktidarı döneminde büyük adımlar atıldı. Bu sorunu nasıl ortadan kaldırırız- Bütün derdimiz bu. Bunun için mücadele ediyoruz, onun için çalışıyoruz, onun için proje üretmeye gayret sarf ediyoruz. Türkiye'de daha fazla demokrasiyle daha fazla özgürlüklere, daha fazla insan haklarıyla hukukun üstünlüğünü gerçek anlamda tesis ettiğimiz zaman aşamayacağımız sorunumuz yoktur. Bu anlamda önemli adımlar atıp önemli çalışmalar yaptık. Kürt meselesinin çözümü konusunu da Türkiye'de ilk defa rahmetli Özal kısmen dillendirdi ama bu düzeyde çözüm endeksli bir tartışmayı, konuşmayı AK Parti hükümeti, sayın Recep Tayip Erdoğan ve bu kadrolar başlattı. Bundan önceki tartışmalara baktığınızda çözüm endeksli tartışmalar değil. Milletimiz de bu meseleyi çözecek kadronun AK Parti kadrosunun olduğuna, bu sorunu çözecek liderin AK Parti'nin lideri sayın Recep Tayyip Erdoğan olduğuna yürekten inanmaktadır. Biz o zaman dedik ki, kan dursun, göz yaşı dinsin, analar ağlamasın, Türkiye huzurlu bir ülke olsun, bunun için tüm partilere çağrı yaptık, gelin taşın altına birlikte elimizi koyalım, gelin görüşelim, konuşalım ve Türkiye'nin bu sorunun çözümünü gerçekleştirerek Türkiye'yi büyük bir yükten kurtaralım. Ama bizimle görüşmeyi bile kabul etmediler.
CHP görüşmedi, MHP görüşmedi. O zaman BDP'nin eş başkanları ile görüşüldü. Onların da daha sonraki süreci nasıl sabote ettiğini bütün Türkiye, bütün dünya biliyor. Konuşulmadı, konuşmaktan korkuyorlar. Şimdi ben CHP'ye, MHP'ye diğer bütün partilere şuradan bir kez daha sesleniyorum; Konuşsaydınız, 'hükümetin şu önerileri doğru katılıyoruz, şu önerileri de yanlış buna katılmıyoruz, biz de şu önerileri kendilerine öneriyoruz' deseydiniz bunu da kamuoyu önünde tartışsaydınız daha doğru daha demokratik bir tavır olmazmıydı. Ama bunu yapmadılar, hükümeti terörle işbirliği yapmakla ihanetle suçlayan açıklamalar, yaklaşımlar içerisine girdiler ve maalesef katkı vermekten uzak durdular. Bütün bunlara rağmen biz bu sorunun hepimizin sorunu olduğuna 75 milyon insanımızın ortak sorunu olduğuna inanıyoruz ve çözmek için de ne lazımsa yapılması gerekenler konusunda adımlarımızı kararlılıkla atmaya devam ediyoruz. Çalışmalarımız epeyce mesafe aldı. Bu konunun nedir mesafesi- derseniz özgürce tartışılıyor olması dahi önemli bir adımdır. Bir defa biz bunu sağladık. Türkiye'de bu sorunu ağzına almayanlar dahi ağzına almak zorunda kaldılar ve tartışmaya başladılar."
-"Türkiye sorunları hukuk ve demokrasi içinde çözebilir"-
Bozdağ, TRT 6'yı kendilerinin hayata geçirdiğini, BDP'nin ise o zaman karşı çıktığını, çünkü milletin özgür kaynaklardan haberdar olmasını, bilgi almasını istemediklerini ve karşı durduklarını söyledi.
Bugün TRT 6'da 24 saat yayın yapıldığına işaret eden Bozdağ, "Özel radyo ve televizyon ile 24 saat yayın yapılabiliyor. Üniversitelerde Kürtçe bölümler açıldı, araştırma merkezleri kuruldu. Oralarda dil eğitimi, dil öğretimi yapılıyor. Cezaevlerinde yasak olan, gayri hukuki olan, bir ayıbı ortadan kaldırdık. İnsanlar kendi dilleriyle konuşsun diye bunun önündeki engelleri bir bir kaldırdık" dedi.
Türkiye'nin 81 iline aynı gözle bakan, aynı hizmeti hayata geçirmek isteyen siyaseti kendilerinin ortaya koyduğunu anlatan Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ortaya koymaya devam ediyoruz. Türkiye bütün sorunlarını hukuk içerisinde ve demokrasi içerisinde çözebilir, tartışabilir. Ama hukuk dışı yol ve yöntemlerle şiddetle, terörle bugüne kadar hiçbir sorun çözülememiştir. Şiddet isteyenler, terör isteyenler, Batmanlının evladını dağa çıkaranlar, çıkarmak isteyenler, kandan beslenenlerdir, terörden beslenenlerdir. Terör bittiği zaman kan durduğu zaman, gözyaşı dindiği zaman, bugün kurdukları saltanatın yıkılacağına inananlar o yüzden bu süreçte pek çok hadiseler ortaya çıkarıyor. Kürt meselesinin çözülmesinden, bu memlekete huzurun gelmesinden, sükunun hakim olmasından fevkalade rahatsızlar.
Türkiye'nin terörle mücadelesinde ne kadar para harcandığını net olarak bilmiyoruz. 300-400 milyar dolar gibi rakamlar söylüyorlar. Benim şahsi görüşüm trilyonlarca doları bulur. Türkiye'nin terörle mücadeleye ayırdığı bu bütçeyi, terör olmasaydı huzur sükun olsaydı da Batman'ın, Diyarbakır'ın, Hakkari'nin, Şırnak'ın bu ülkenin kalkınmasına harcamış olsaydık, Türkiye bugün belki dünyada ilk 10 ülke arasına giren bir ekonomik yapıya sahip olmuş olurdu. Batman'da, Diyarbakır'da belki işsizlik olmazdı, bugünden daha iyi bir noktada olurduk. Bu bölgenin çok büyük imkanları, turizm kaynakları var. Bizim derdimiz, Türkiye'nin her yerinde güveni, huzuru ve barışı temin etmek ve ülkenin nimetlerinden bütün vatandaşların yararlanmasını temin etmektir. Bunu için çalışıyoruz, bundan sonra da çalışmaya da devam edeceğiz. Alacağımız çok daha mesafe var. Bütün illerini kucaklayan tek parti AK Parti'dir. Sayın Kılıçdaroğlu gelin İzmir'de yaptığınız gibi coşkulu bir kongreyi Batman'da yapın, ey Bahçeli gelin Batman'da Ak Parti'nin yaptığı gibi bir kongreyi de siz yapın. BDP'ye de diyorum siz de gidin aynı şekilde Türkiye'nin başka illerinde kongre yapın."
- BATMAN