Baykal'Dan Af Önerisine Destek Yok

Son Güncelleme:

CHP Genel Başkanı Baykal:

CHP Genel Başkanı Baykal:


"Bir Kürt açılımı dediler milleti birbirine düşürdüler. Arkasından bir Ermeni açılımı dediler. Ne oldu? Şimdi Ermenistan'da Türk Bayrağı'nı yakıp üstünde tepiniyorlar"


"Bizim Anayasamız TC Anayasası'dır. Şimdi AKP, RTE Anayasası yapıyor, Recep Tayyip Erdoğan Anayasası yapıyor"


"Her yıl Türkiye'nin 24 Nisan'da suçlanması alışkanlığı artık anlamını, ciddiyetini kaybetmiştir. Bu, soykırım ve maskeli soykırım sözleriyle değerlendirilebilecek bir konu değildir"


"Türkiye'nin bu milli ve haklı davası karşısında tutarlı tek bir ses çıkaramaması üzüntü vericidir. Başbakan memnuniyetini ifade ederken, Dışişleri bu açıklamanın 'kabul edilemez ve tek taraflı' olduğunu söylemiştir"


"Başbakan'ın görevi Türkiye'ye karşı Obama'nın avukatı olmak değildir. Türkiye'ye yapılan haksızlığa karşı, dünyaya, Türkiye'nin avukatı olarak ülkenin hakkını savunmaktır"


"Türkiye'de çocukların ne yargılaması ne de ceza çektirilmesi konusunda uluslararası bir sistem kurulamadı. Türkiye'de çocuklar Çocuk Mahkemesi'nde yargılanmalıdır"


"Af, hukukun etkinliğini, adaletin keskinliğini tahrip eden bir uygulamadır. Türkiye bu konuda çok acı deneyler yaşamıştır"


Kartal Yakacık'ta tapu dağıtım törenine katılan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Sabahat Akkiraz'ın verdiği konseri dinledi. Törende konuşan Baykal, Türkiye'de şimdi bir "kentsel dönüşüm rüzgarı"nın estiğini belirterek, "Kentler dönüştürülmek, değiştirilmek isteniyor, bu doğrultuda adımlar atılıyor, uygulamalar yapılıyor. Bugüne kadar AKP'nin uyguladığı kentsel dönüşüm projesinin ne anlama geldiğini her yerde vatandaşlarımız gördüler. Bunun amacının ne olduğu neye yönelik olduğu açıkça görüldü. Buraya 40, 50, 60 yıl öncesinden gelip yerleşöiş olan insanlar, yıllarac buranın çilesini çekmişler. yol, su, elektirik, okul yok yaşamaya devam etmişler. Şimdi buralar değer kazandı diye buraların rantı, getirisi, karı yükseldi diye, oarada bulunan insanların hukuki zaafiyetlerini kullanarak, mülkiyet yok diyerek, tapu tahsis belgesi yetmez diyerek, onları oradan boşaltıp, oralarda büyük kazanç sağlayacak tesisler kurup, sonra eşe, dosta bunu nemalanmak üzere tahsis etmek, kullandırmak Türkiye'nin her yerinde uygulanmakta olan bir politika" diye konuştu.


YOL GÖZÜKTÜ, ABBAS YOLCUDUR


Baykal, kentler değiştirilirken, değiştirilen yerlerde yaşayan insanların yok sayılmamasının temel alınması gerektiğini vurgulayarak, "Nutuk atarken, 'Severim yaradılanı, Yarada'ndan ötürü' demekle iş bitmiyor" dedi. Türkiye'nin ekonomide sıkıntı yaşandığını ve işsizliğin büyük boyutlara çıktığını kaydeden Baykal, iktidarın, 8 yılda 80 yılda alınan borcun iki katından fazla borç alıp, bunu ithalatta kullandığı için işsizliğe çare bulamadığını ifade etti. Baykal, Devlet kurumlarının birbirine düşürüldüğünü söyleyerek, "Bir Kürt açılımı dediler milleti birbirine düşürdüler. Arkasından bir Ermeni açılımı dediler. Ne oldu? Şimdi Ermenistan'da Türk Bayrağı'nı yakıp üstünde tepiniyorlar. Ermenistan'da Cumhurbaşkanı'nın, Başbakan'ın, Dışişleri Bakanı'nın posterlerini yakıp üstünde tepiniyorlar. Ne oldu? Ermenistan'la sıfır problem olacaktı, kardeş olacaktık Ermenista'la, biz herkesle kardeş olmaya hazırız, biz herkesle kardeş olmak isteriz. Ama olmayacak duaya amin diyerek, milletin şerefini kimseye çiğnetmeyiz" dedi. Şimdi de "Anayasa Açılımı" yapılacağını belirten Baykal, "Anayasa değişir, nasıl değişir, milletin bütün partileri geniş bir mutabakatla el ele verir, ortak bir anlayış çıkar, o anlayış doğrultusunda anayasa değişir. AKP kendi anayasasını yapıyor. Bizim Anayasamız TC Anayasası'dır. Şimdi AKP, RTE Anayasası yapıyor, Recep Tayyip Erdoğan Anayasası yapıyor. Biz 12 Eylül Anayasasını değiştirmek ve Türkiye'yi kurtarmak istiyoruz ama 12 Eylül Anayasası yerine RTE Anayasası gelsin istemiyoruz. Bunu yaparsanız, bu ülkeyi huzura, kardeşliğe götürmezsiniz, barışı sağlamazsınız. Anayasa değişikliği olursa ne olacak, Anayasa Mahkemesi'nin hakimlerini meclis seçecek, diğerlerini Cumhurbaşkanı atayacak. Başbakan hesabı yapmaya başladı, yol gözüktü. Abbas yolcudur, yolcu. Bunu Başbakan da görmeye başladı. Başbakan ve bakanlar, Yüce Divan'a yani Anayasa Mahkemesi'ne gideceğini gördü, bunun için de Anayasa Mahkemesi'nin değiştirilmesini istiyor. Anayasa değişecekmiş hadi canım sende, sen paçayı kurtarmaya çalışıyorsun. Sakın tüymelerine fırsat vermeyin. Herkes hesabını versin. Milletin çocukları işsizlikten kırılırken, haksız yere devlet imkanlarıyla çocuk zenginleştirmenin hesabını bakanlar da başbakanlar da versin" diye konuştu.


Tapu dağıtım töreninin ardından Kartal Belediyesi tarafından yaptırılan Neyzen Tevfik Heykeli'nin açılışını Neyzen Tevfik'in manevi kızı Reyhan Erkey ile birlikte gerçekleştirdi. Baykal'ın, programı boyunca Güvenlik Şube Müdürlüğü ve Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü polisleri, Kartal Zabıtası ile Özel Güvenlik elemanlarının yakın takibinde tutulması da dikkat çekti. Heykel açılışının ardından Kartal'daki ekolojik pazarı gezen Baykal, burada basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Alınan yoğun güvenlik önlemlerine ilişkin yöneltilen bir soru üzerine, Baykal, "Onu yetkililerle konuşacaksınız. Ben sadece bazen aşırı önlemlerin halkla ilişkimizi engelliyor olmasından rahatsızlık duyuyorum" dedi.


BAŞBAKAN'IN GÖREVİ OBAMA'NIN AVUKATI OLMAK DEĞİLDİR


Baykal, Obama'nın 24 Nisan konuşmasına Başbakan Erdoğan ile Dışişleri Bakanlığı'nın farklı tepki vermesinin sorulması üzerine de, "Bu 24 Nisan'da da yine geçen yıl yaşanmış olan sorunun, sıkıntının aynen gerçekleştiğine tanık olduk. Geçen yılda hatırlayacaksınız Obama konuşmasında Ermenice 'Büyük felaket' anlamına gelen sözleri kullanarak, konuyu değerlnedirmişti. Bu yıl yine 'soykırım' sözü yerine Ermenistan'da kullanılan 'Büyük felaket' deyiminin Ermenicesi'ni kullanarak, yine aynı değerlendirmeyi yapmıştır. Geçen seneden, bu seneye değişen bu açıdan bir yenilik olmamıştır. Bunu tabi üzüntüyle karşılıyorum. Her yıl Türkiye'nin 24 Nisan'da suçlanması alışkanlığı artık anlamını, ciddiyetini kaybetmiştir. Buna bir an önce bir son verme ihtiyacı vardır. Bu, soykırım ve maskeli soykırım sözleriyle değerlendirilebilecek bir konu değildir. Ermeniler de Türkler de büyük acılar yaşamışlardır, büyük bir trajedi gerçekleşmiştir. Ama bir milletin siyasi olarak suçlanması kabul edilemez. Yüz yıla yakın bir süre geçtikten sonra tarihi çarpıtarak, bir milleti mahkum etmek, suçlamak için, hiçbir şekilde hukuki gereçliliği olmayan sözleri kullanarak, bu tarihi olaylara başvurmak iyi niyetle bağdaştırılabilir bir yaklaşım değildir. Türkiye'nin bu milli ve haklı davası karşısında tutarlı tek bir ses çıkaramaması üzüntü vericidir. Başbakan memnuniyetini ifade ederken, Dışişleri bu açıklamanın 'kabul edilemez ve tek taraflı' olduğunu söylemiştir. Bu farklılığın altında Başbakan, iç topluma, hükümetin bu konuda başarılı çalışmalar yaptığı izlenimini vermeye çalışıyor. Başbakan'ın böyle bir haksızlık karşısında siyasi kaygılarla, Türkiye'ye yapılmış haksızlığı görmemezlikten gelmeyi, geçiştirmeyi, mazur görmeyi içine sindirmiş olması, kaygı verici bir tablodur. Başbakan'ın görevi Türkiye'ye karşı Obama'nın avukatı olmak değildir. Türkiye'ye yapılan haksızlığa karşı, dünyaya, Türkiye'nin avukatı olarak ülkenin hakkını savunmaktır" diye konuştu.


AF SUÇLULUĞU TEŞVİK EDER


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından gündeme getirilen "çocuk affı"yla ilgili olarak da Baykal, "Biz CHP olarak gelip geçici, nabza göre şerbet veren çözümlerin peşinde değiliz. Biz daha sürekli kalıcı ve uygulanabilir, iyi niyetli yaklaşımlar arıyoruz. Türkiye'de çocukların ne yargılaması ne de ceza çektirilmesi konusunda uluslararası bir sistem kurulamadı. Türkiye'de çocuklar Çocuk Mahkemesi'nde yargılanmalıdır. Af, hukukun etkinliğini, adaletin keskinliğini tahrip eden bir uygulamadır. Türkiye bu konuda çok acı deneyler yaşamıştır. Şimdi köşeye sıkışınca şu kapsamda bu kapsamda olsa af yöntemine başvurmak doğru bir adalet politikası sayılamaz. Af, suçluluğu köten kaldırmaz, suçluluğu teşvik eder" dedi.


Baykal, Ermenistan'ın protokolü askıya almasına ilişkin soruya ise şöyle yanıt verdi: "Ermenistan'la yapılan protokolde Karabağ'ın işgalinin sonlandırılması yazılı olarak yer almıyor. Protokole yansımamışken niye bunu imzaladık. İşin temelinde ana yanlış Azerbaycan'la Ermenistan arasındaki sorunları çözmeden, Türkiye'nin Ermenistan'la kendi arasındaki sorunlarını çözmeye teşebbüs etmesidir. Bölgedeki sorunların çözümünün temelinde Ermenistan'ın işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmesidir. Kafkasya'da istikrarı sağlamanın ilk adımı budur. Bu ilk adım atılmadan onun üzerine yeni adımlar atma girişimleri geçerli değildir. Komşularla sıfır sorun diye yola çıkıldı. Ama bugün Erivan sokaklarında Türkiye bayrakları yakılıyor. Türkiye'nin Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve Dışişleri Bakanı'nın posterleri ayaklar altında, yakılıyor, çiğneniyor. Altyapısı olmayan bir iş çıkmaza girmiştir."


?

Kaynak: DHA