CHP TBMM Grup Toplantısı
Genel Başkan Kılıçdaroğlu: (2) "Benim aklıma ihtiyaç duysalardı Türkiye bugün Ortadoğu bataklığında olmazdı, dış politika mezhep eksenli yürümezdi, yüz binlerce Suriyeli aile Türkiye'de perişanlık içinde yaşamazdı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Benim aklıma ihtiyaç duysalardı Türkiye bugün Ortadoğu bataklığında olmazdı, dış politika mezhep eksenli yürümezdi, yüz binlerce Suriyeli aile Türkiye'de perişanlık içinde yaşamazdı. Eğer benim aklıma itibar etselerdi Türkiye terör örgütlerine destek veren bir ülke konumunda olmazdı" dedi.
Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, Suriye'deki gelişmelere ilişkin hükümete yaptığı uyarı ve önerilerin dikkate alınmadığını söyledi.
Ancak uyarılarının haklı çıktığını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Önerilerimizin haklı olduğu ortaya çıktı ki yukarıdan aşağıya, en tepeden en aşağıdakine kadar Bremen Mızıkacıları gibi çıktılar ve bizim önerimizin yanlışlığını anlatmaya başladılar. Terör kimden gelirse gelsin, teröre karşı durmak bir insanlık görevidir. Kimden gelirse gelsin, ister IŞİD'den ister PKK'dan. Kimden gelirse gelsin önünde dirençle durmak, mücadele etmek bizim görevimizdir" diye konuştu.
CHP'nin önerisinde yabancı asker, işgal, tampon bölge, uçuşa yasak bölge olmadığını, insani amaçların bulunduğunu belirten Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet bahçeli'nin de bir açıklama yaparak CHP'nin önerisine karşı çıktığını söyledi.
Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Karşı çıkmasını anlarım ama benim anlayamadığım nokta şu; kendisinin onay verdiği tezkereyi acaba bilerek mi 'evet' veya 'hayır' dedi. Bu ülkeye yabancı asker postalının gelmesine CHP olarak karşıyız. Biz hiçbir zaman buna evet demedik. Ama Bahçeli sen 'evet' dedin. Farkında mısın? Biz Suriye'nin toprak bütünlüğünü her zaman savunduk. Suriye'nin toprak bütünlüğünden söz etmeyen tezkereye sen 'evet' dedin. Biz tampon bölgeye karşı çıktık, sen tampon bölgeye 'evet' dedin. Biz uçuşa yasak önerisine karşı çıktık, sen uçuşa yasak bölge önerisine 'evet' dedin. AKP ne zaman sıkışsa koltuk değneği hazırdır. Şimdi diyecekler ki 'Biz ona PKK için evet dedik'. Geçiniz onları. PKK için yabancı askere, tampon bölgeye, uçuşa yasak bölgeye ihtiyaç mı var? Geçiniz onları. Bizim milliyetçiliğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Bizim ulusalcılığımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Biz ülkemizin çıkarlarını savunuruz. Geleceği düşünerek savunuruz."
CHP'nin tezkere önerisinin milli tezkere önerisi olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Büyük ve güçlü Türkiye'nin yeri geldiği zaman teröre ders verebileceği bir tezkeredir o" dedi.
Önerilerine ilk tepkinin Başbakan Ahmet Davutoğlu'ndan geldiğini ve "Senin önerine ihtiyacımız yok" dediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, böyle bir yaklaşımın ne Türk kültüründe ne de Müslümanlıkta olduğunu kaydetti. "Akıl akıldan üstündür" örneğini veren Kılıçdaroğlu, bunun ergenlik çağı yaklaşımı olduğunu, yetişkinlerin önerileri dinleyip değerlendiren bir tavır sergilemeleri gerektiğini anlattı. Akıllı ve ülke yönetimine talip kişilerin dillerinin böyle olmaması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, Türk ve İslam kültüründen buna ilişkin örnekler verdi.
Kendisinin doğruları söylediğini, bunun da iktidarı rahatsız ettiğini ileri süren Kılıçdaroğlu, izlenen dış politikanın Türkiye'yi Ortadoğu'daki kargaşanın ortasına çektiğini savundu.
-"Kim vatana ihanet ediyor Sevgili Ahmet Bey?" -
Başta Suriye olmak üzere Ortadoğu'ya ilişkin 2011 yılından bu yana yaptığı öneri, uyarıları ve açıklamaları tarihleri ile kürsüden hatırlatan Kılıçdaroğlu, özellikle IŞİD'e destek vermenin yanlışlığını anlatmaya çalıştıklarını belirtti. Başbakan Davutoğlu'nun "IŞİD'e destek veriyorsunuz demenin vatana ihanet olduğunu" söylediğini ve belge varsa gösterin dediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Adana'da yakalanan tırlara ilişkin tutanaklar olduğunu ifade ettiği bazı belgeleri kürsüden gösterdi. Kılıçdaroğlu, "Hangi belgeden söz ediyorsun? 'belge göstermezsen vatana ihanet ediyorsun' demiştin. Şimdi ben ona soruyorum, kim vatana ihanet ediyor Sevgili Ahmet Bey?" diye sordu.
Tırlarla insani malzeme gönderildiği açıklamalarının da inandırıcı olmadığını ileri süren Kılıçdaroğlu, insani yardım malzemelerinin gizli saklı götürülmesinin, mahkeme kararıyla basın yasağı uygulanmasının anlaşılabilir bir durum olmadığını savundu. Kılıçdaroğlu, "IŞİD'in elindeki silahlar Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının Davutoğlu marifetiyle gönderdiği ve kullandıkları silahlardır" dedi.
IŞİD'in Türkiye'de faaliyetlerini herkesin bildiğini öne süren Kılıçdaroğlu, "En son Amerikan Başkan Yardımcısının açıklamaları var. Gayet açık bir şekilde ifade etti, özel bir görüşme olduğu için açıkladığı için özür diledi. Yalan söylediği için değil. Çünkü o toplumlarda yalan söylemek çok ağır bir suçtur" şeklinde konuştu.
"Biz sadece ülkemizde değil, komşularımızda da barış ve huzur istiyoruz" -
Hükümetin IŞİD'e açıkça desteği olduğunu da iddia eden Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Biz şucu veya bucu değiliz. Biz sadece ve sadece Ortadoğu'da kan akmasın istiyoruz, kadınlar, çocuklar, yaşlılar mağdur olmasın istiyoruz. Biz sadece yüz binlerce aile başka ülkelerin topraklarına gitmesin istiyoruz. Biz sadece ülkemizde değil, komşularımızda da barış ve huzur istiyoruz. Bunun mücadelesini veriyoruz. Bir iç savaşı körüklemiyoruz. Hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, özgürlüklere inanıyoruz. Biz bunu hep savunduk ve savunmaya da devam ediyoruz.
Benim aklıma ihtiyaç duysalardı Türkiye bugün Ortadoğu bataklığında olmazdı, dış politika mezhep eksenli yürümezdi, yüz binlerce Suriyeli aile Türkiye'de perişanlık içinde yaşamazdı. Eğer benim aklıma itibar etselerdi Türkiye terör örgütlerine destek veren bir ülke konumunda olmazdı. Benim aklımı dinleseydin Türkiye'de bu kadar kan akmazdı. Benim söylediklerimi düşünseydin, yapsaydın Türkiye bugün Ortadoğu bataklığını kendi ülkesinin içine çekmezdi. Geldiğimiz nokta budur."
"Namus ve şeref kavramı bu kadar ucuz mu?" -
Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı açıklamaları da eleştirerek, Cumhurbaşkanlığının partiler üstü konumuna aykırı davrandığını ileri sürdü. Başbakan Davutoğlu'nun da Cumhurbaşkanı'nın partiler üstü, siyasi muhatabın kendisi olduğunu söylediğini ancak buna uygun davranmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Kardeşim sen önce bir Başbakanlığını kanıtla. Başbakan mısın, değil misin? Seni Başbakan tanımayan kişi ben değilim" dedi.
Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"Seni muhatap alacağız da senin abin diyor ki 'onu değil, beni muhatap alın diyor. Neden? 'Onu ben Başbakan yaptım, istediğim zaman defterden silerim' diyor. 'Cumhurbaşkanı partiler üstüdür' diye buyurmuş Ahmet Bey. Günaydın. Son bir haftadır partiler üstü falan kalmadı. Partilerin altında bir yerde zaten. Biz Cumhurbaşkanı'nın yemin törenine katılmadık. Ne kadar doğru bir iş yaptığımız çıktı ortaya. Çünkü hayatı boyunca yalan söylemiş birisinin TBMM kürsüsünden yalan söylemesini içimize sindiremedik. Ne diyordu? 'Tarafsız davranacağım konusunda namusum ve şerefim üzerine ant içerim'. Ben merak ediyorum, bu namus ve şeref kavramı bu kadar ucuz mu? Şimdi ben sormaz mıyım, hangi namustan, hangi şereften bahsediyorsun? Bu tepkiyi Davutoğlu'nun göstermesi, 'sayın Cumhurbaşkanı sen tarafsız birisin' demesi lazım."
Davutoğlu'nun koltuğunu borçlu olduğu için Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik bir tavır sergileyemediğini de iddia eden Kılıçdaroğlu, "Şu anda açık ve net söylüyorum, bütün yurttaşlarım duysun, gerçek anlamda ne cumhurbaşkanlığı koltuğu ne başbakanlık koltuğu, ikisi de şu anda fiilen boştur"
Kılıçdaroğlu, gerçek anlamda Başbakan ise Davutoğlu'nun, rehine olayının yaşandığı Musul Başkonsolosluğu'nun neden zamanında boşaltılmadığını, talimatı kimin verdiğini açıklaması gerektiğini de söyledi.
- TBMM