Cumhurbaşkanı Erdoğan Trabzon'da

Son Güncelleme:

Erdoğan, KTÜ Akademik Yıl Açılış Töreni'nde konuştu: (4) "Türkiye içerde şımarıklık yapan piyonlarla da onların ipini tutan efendileriyle de en etkili şekilde mücadele edecek güce, donanıma, kudrete ve iradeye de ziyadesiyle sahiptir" "İçerde de dışarıda da politikalarımızı biz belirleriz. Bizim gündemimizi dünyada hiçbir ülke belirleyemez. Hiç kimsenin tehditlerine, tahriklerine, sokakta kullandığı şımarık piyonlarına boyun eğmeyiz" "Büyük devlet sokaktaki şiddet eylemlerine, vandallığa, yağmacılığa, şımarıklığa teslim olan devlet değildir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye içerde şımarıklık yapan piyonlarla da onların ipini tutan efendileriyle de en etkili şekilde mücadele edecek güce, donanıma, kudrete ve iradeye de ziyadesiyle sahiptir" dedi.


Erdoğan, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Osman Turan Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 2014 - 2015 Akademik Yıl Açılış Töreni'nde yaptığı konuşmada, Türkiye olarak Suriye ve Irak'taki krizler karşısında her zaman büyük devlet refleksleriyle ve soğukkanlılıkla hareket ettiklerini belirtti.


Suriye rejimi Türkiye'ye ait uçağı düşürdüğünde sabırla hareket ettiklerini ve misliyle karşılık verdiklerini ifade eden Erdoğan, bunu soğukkanlılıkla ve büyük devlet refleksiyle yaptıklarını söyledi.


"Suriye'nin onlarca şehrinde hep dünyadaki güç odakları şunu söylediler: 'Kimyasal silah kullanıyor mu kullanmıyor mu?' Kullanıyor" diyen Erdoğan, şöyle konuştu:


"Çok enteresandır. St. Petersburg'da G20 zirvesindeyiz. Akşam çalışma yemeğinde 20 lider aynı masanın etrafından konuşuyoruz. Kimyasal silahtan rahatsız oluyorlar. O zaman kimyasal silahla ölenlerin sayısı bin 600, bu civarda. Fakat ilginç olan konvansiyonel silahlarla ölenlerin sayısı 120 bin civarındaydı. Kimse konvansiyonel silahı kullanmıyor, onu konuşmuyor. Kimyasal silaha karşı ne yapacağız bunu konuşuyorlar. Tabii sıra bize gelince dedim ki 'Neticesi ölüm olan ve ölümü hazırlayan silah kimyasal silah olsa ne olur konvansiyonel silah olsa ne olur.' Bizim için önemli olan konvansiyonel silahlarla ne kadar insan öldürüldü, kimyasalla ne kadar insan öldürüldü. Kimyasalla bin 600, konvansiyonel silahla 120 bin insan öldürüldü. Siz konvansiyonel silahlara karşı herhangi bir tedbiri burada tartışmıyorsunuz, kimyasal silahı tartışıyorsunuz. Soruyorum dedim 'Hangi ülkeler şu anda Suriye'ye füzeleri veriyor, varil bombalarını veriyor, fosfor bombalarını veriyor. Kim veriyor.' Hepsi de orada. Bu işin failleri de orada. Ama hiçbirinin işine gelmiyor. Çünkü onlar için buralar aynı zamanda pazar. Dolayısıyla bizim buralarda hassasiyetimiz büyük önem arz ediyor. Şu anda da aynı şekilde Suriye bu kadar şımarıyorsa, şımarmasının arkasındaki gerçek ona bu silahları veren ülkelerdir."



-"Bunlar rahat, biz öyle değiliz"


Erdoğan, Irak'ta Musul IŞİD tarafından işgal edildiğinde adını verdiği siyasi partinin hiç sesini çıkarmadığını vurgulayarak, kendilerinin ise soğukkanlı davrandıklarını kaydetti.


Musul Başkonsolosu ve Başkonsolosluk çalışanları rehin alındığında bazı partilerin "Hükümet niye Irak'a girmiyor, niye Suriye'ye girmiyor, niye başkonsolosluk temsilcilerimizi kurtarmıyor" dediklerini anımsatan Erdoğan, "Biz onların kusura bakmayın belki argo olacak ama doluşuna gelmiş olsaydık belki bizim bu 49 vatandaşımız şu anda olmayabilirdi. Niye, onların elinde. Bunlarda herşey canice. Onun için bizim burada soğukkanlı davranmamız gerekiyordu. 102 gün sabrettik. Hep söylediğim gibi o dönemde sağ salim bunları kurtarmamız gerekiyor. Onun için biz hassasız. Bunların sırtında maalesef yumurta küfesi yok. Bunlar rahat, biz öyle değiliz. Sağ salim 102 günün sonunda 49 kardeşimizi oradan kurtarmış olduk. 'Efendim nasıl kurtardınız?' Ne verdinizde kurtardınız?' Ne verdiysek verdik, işi bitirdik mi sen ona bak, ona bak" değerlendirmesinde bulundu.



-"Büyük devlet, şımarıklığa teslim olan devlet değildir"


Erdoğan, Milli İstihbarat Teşkilatının bu noktada gerçekten çok önemli ve çok stratejik hareket ettiğini, taktiklerini iyi belirlediğini anlattı.


Silahlı kuvvetler ve istihbarat teşkilatının, 102 günlük süre içerisinde sürekli ve yakın takibiyle hamdolsun işin başarıyla sonuçlanmasını sağladığını aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:


"Burada Arap, Türkmen, Kürt, Ezidi, Süryani ayrımı yapmadan gerektiğinde kendi topraklarında gerektiğinde ülkemize misafir etmek suretiyle her birine yardım elimizi uzattık. Büyük devlet sokaktaki şiddet eylemlerine, vandallığa, yağmacılığa, şımarıklığa teslim olan devlet değildir. Büyük devlet herşeyden önce politikalarını içerden ve dışardan yapılan tahriklere göre belirleyen devlet hiç değildir. Açık açık ifade ediyorum. İçerde de dışarıda da politikalarımızı biz belirleriz. Bizim gündemimizi dünyada hiçbir ülke belirleyemez. Hiç kimsenin tehditlerine, tahriklerine, sokakta kullandığı şımarık piyonlarına boyun eğmeyiz. Türkiye IŞİD ile de mücadele eder, PKK ile de mücadele eder ve ediyor, Türkiye Kobani içinde de mücadele eder ve ediyor. Ama Türkiye içerde şımarıklık yapan piyonlarla da onların ipini tutan efendileriyle de en etkili şekilde mücadele edecek güce, donanıma, kudrete ve iradeye de ziyadesiyle sahiptir. Bunu bilmenizi istiyorum."



-"Kardeşliğimizi çok iyi korumamız lazım"


"Bizim kardeşliğimiz farklı. Bizim bu kardeşliğimizi çok iyi korumamız lazım. Birliğimiz, beraberliğimiz çok ama çok önemli" değerlendirmesinde bulunan Erdoğan, "Biz bize faydalıyız. Bunu çok iyi işlememiz lazım. Hele hele üniversitelerimizin içerisine ayrımcılık tohumunu atanlara değerli hocalarım sizlerin çok dikkat etmeniz lazım. Çünkü bu işin ihyası da inşaası da sizlerin elindedir. Onun için bizim medeniyetimiz malum, hocasına önem veren, ona en yüksek irtifayı özellikle tahsis eden bir medeniyettir" dedi.


Erdoğan, "Bana bir harf öğretenin kölesi olurum" diyen bir medeniyetin çocukları olduklarına dikkati çekerek, şunları kaydetti:


"Bu bakımdan sizlerin yetiştirdiği ve yetiştireceği nesil inanıyorum ki bu hassasiyeti hisseden, bu hassasiyeti yakalayan bir nesil olacaktır. Başbakanlığım, genel başkanlığım esnasında bütün siyasi risklerini göze alarak, 77 milyonun kardeşliği, birliği, beraberliği için bir çözüm süreci başlattık. Bunu kararlılıkla sürdürdük. Bundan sonra da bunu kararlılıkla inşallah sürdürmeye devam edeceğiz. Çünkü bu çözüm süreci bizim milli birliğimizdir, kardeşliğimizdir. Milli birlik ve kardeşlikten başka bizim çıkışımız asla olamaz. Bunu başarmamız lazım. Ülkemizin geleceği noktasında biz hiçbir endişe taşımıyoruz. İnşallah 2023 hedefleri, 2071 hedefleri bizler için hayal değildir. Bu millet bunları inşa etmeye muktedirdir. Bunun banisi sizler olacaksınız."



-"YÖK Kanunu yeniden ele alınmalı"


KTÜ Rektörü Prof. Dr. Süleyman Baykal da törende yaptığı konuşmada, Türkiye'nin yakın vadede 2023, uzun vadede de 2071 hedeflerine odaklandığını söyledi. "Bizleri bu hedeflerden uzaklaştırma gayreti içerisinde olan feodal nitelikli bölücü ve küresel bağlantılı bozguncu odaklarla baş edecek direnç milletimizin genlerinde mevcuttur" diyen Prof. Dr. Baykal, yakın dönemde milletin geleceğiyle ilgili planlamalar yapıp, bu iğrenç planları uygulamaya kalkanlara karşı milletin, devletine ve geleceğine sahip çıkma yönünde gösterdiği kararlılığın bu direncin en iyi örneği olduğunu söyledi.


Toplumsal gelişmenin en önemli dinamiklerinden olan üniversitelerin tabi olduğu YÖK Kanunu'nun yeniden ele alınmasını ve çağın ihtiyaçlarına cevap verir hale getirilmesini isteyen Baykal, bu yapılırken akademisyenlerin gelecek kaygılarının bilimsel emeklerine denk bir seviyeye çekilmesi gerektiğini kaydetti. Prof. Dr. Baykal, bilim aşkı taşıyan ve gelecek vaat eden gençler için de akademik hayatın cazip hale getirilmesinin önemini vurguladı.


Konuşmaların ardından KTÜ Rektörü Prof. Dr. Baykal, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Raif Kalyoncu'nun yaptığı resmi hediye etti.


Törene, Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan da katıldı.



-KTÜ'de öğrencilere polis müdahalesi


KTÜ Rektörlüğü yakınında bir araya gelen ve kendilerini "öğrenci kolektifi" olarak adlandıran bir grup öğrenci, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gelişi öncesi, KTÜ Osman Turan Kültür Merkezi'ne gitmek istedi.


Erdoğan'ın geleceği merkeze giden yol üzerinde polislerce oluşturulan güvenlik noktasına gelen öğrenciler, içeri girmek isteyince kendilerine izin vermeyen polislerle aralarında arbede yaşandı.


Davetli olmadıkları gerekçesiyle içeri girmelerine izin verilmeyen gruptakilerin Cumhurbaşkanı Erdoğan aleyhine slogan atması üzerine bu kişilere müdahale eden ekipler, 20 öğrenciyi gözaltına alındı.


- Ankara

Kaynak: AA