Cumhurbaşkanlığında Muhtarlar Toplantısı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye ve Irak'tan kaçanlara kapılarını açtıklarını belirterek, "Batı kapılarını kapatmış, bize de 'çok başarılısınız, size de bizim yardımcı olmamız lazım...' Tamam, neredesiniz?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye ve Irak'tan kaçanlara kapılarını açtıklarını belirterek, "Batı kapılarını kapatmış, bize de 'çok başarılısınız, size de bizim yardımcı olmamız lazım...' Tamam, neredesiniz? Geliyorlar bize güzel güzel kelam ediyorlar, biz gittiğimizde bize güzel şeyler söylüyorlar. 'Hadi' dediğimiz zaman kesenin ağzını açmıyorlar" dedi.
Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki "Muhtarlar Toplantısı"nda yaptığı konuşmada, istikrar ve güven ortamının güçlendirilmesine, emeklilerin ne kadar ihtiyacı varsa işçi, öğrenci, ev hanımlarının da o kadar ihtiyacı olduğunu ifade etti. Hepsinin birleşimiyle Türkiye olunduğunu belirten Erdoğan, "Bunun için bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız ve Türkiye olacağız" dedi.
Erdoğan, bu nedenle muhtarlara önemli görevler düştüğüne işaret ederek, Türkiye'nin yeniden istikrar ve güven iklimine güçlü şekilde kavuşabilmesi için beraberce çok çalışmaları gerektiğini söyledi.
"Yılgınlığa, yorgunluğa izin veremeyiz"
Muhtarların, ülkede belirleyici güç olduğunu vurgulayan Erdoğan, "50 bin muhtar, en büyük güçtür. Sizler halkın iradesiyle geldiniz, halkın birinci planda tanıdığı, sizin de o mahallede, sokakta, köyde kim var, kim yok hepsini en iyi bilen sizsiniz. Bütün mesele dirayetinizdir, iradenizdir. Bunu ortaya tam koymanız lazım. Bu gerçekleri mahallenizdeki her bir kardeşime anlatmanız, tereddütte olanlar varsa onları ikna etmeniz lazım. Çünkü biz hep birlikte milletiz. Bu bayrak, bu vatan, bu devlet hepimizin. Geçmişimiz bir olduğu gibi geleceğimiz de bir. Bu konuda en küçük bir zafiyete, en küçük bir yılgınlığa, yorgunluğa, gerilemeye izin veremeyiz" diye konuştu.
"Atı alan Üsküdar'ı geçti"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çevrede yaşanan olayların görüldüğünü, Afganistan'ın 1979'dan, Irak'ın 1990'dan bu yana yaşadıklarının bilindiğini belirtti.
İngiltere'nin eski Başbakanı'nın, "Irak olaylarından biz sorumluyuz. Özür diliyorum" dediğini anımsatan Erdoğan, "Çok enteresan. Bu adam Quartet'ın başında olan bir zat. Şimdi bunu söylüyor ama tabii iş işten geçti, atı alan Üsküdar'ı geçti, Irak çöktü. Şimdi yeniden ayağa kalkamıyor" ifadelerini kullandı.
"Nerede Batı?"
Erdoğan, aynı şeyin Suriye için de geçerli olduğunu, Suriye'de 370 bin kişinin öldürüldüğünü vurguladı. "Nerede Batı?" diye soran Erdoğan, Suriye'den gelen 2 milyon 200 bin, Irak'tan gelen 300 bin kişiye Türkiye'de ağırladıklarını anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Batı ne yapıyor; Batı seyrediyor, kapılarını kapatmış, bize de 'çok başarılısınız, hakikatten çok büyük gayretler sarf ediyorsunuz, size de bizim yardımcı olmamız lazım...' Tamam, neredesiniz? Biz Ensar kültürü ile yetiştik, biz muhacirliği de biliriz Ensar'ı da biliriz. Onu iyi bildiğimiz için biz Ensar kültürü ile o bombalardan kaçan Suriyeli kardeşlerimize kapılarımızı açtık, 'niye geliyorsunuz' demedik, Irak'tan kaçanlara kapımızı açtık, 'niye geliyorsun, hangi mezhep, hangi ırktansın' demedik. Arabına da kapıyı açtık, Kürtü'ne de Hıristiyan'ına da açtık Müslüman'ına da. Hiçbirine 'niye geliyorsun' demedik. Aşlarımızı onlarla paylaştık, elbiselerine, bakımlarına, hastanelerde tedavisine kadar her şeyi yaptık. Dünyada şu anda bunun örneği yok.
Geliyorlar bize güzel güzel kelam ediyorlar, biz gittiğimizde bize güzel şeyler söylüyorlar. 'Hadi' dediğimiz zaman kesenin ağzını açmıyorlar ama bakıyorsun diyelim ki bir komşuya 400 milyar avro krediyi hibe veriyorlar. Şu ana kadar sadece kamplarda olanlara 8 milyar dolar harcadık. Sadece İstanbul'da 500 bin Suriyeli var, diğer illeri söylemiyorum. Bütün bunlara göğüs geren şu anda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir, hükümetidir."
"Gözlerini hırs bürümüş"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ancak bunu eleştiren, istikametini kaybetmiş olan siyasiler, aydın gözüken karanlıklar bulunduğunu kaydetti. Erdoğan, şunları ifade etti:
"Niye Suriye işine girmişiz, dış politikamız yanlışmış. Ne olacaktı, aynı Batı gibi biz de onların ölümünü mü bekleyecektik, ona seyirci mi kalacaktık? Yarın aynı şeyler bizim de başımıza gelebilir. Birileri Türkiye'yi aynı kaosa, kargaşaya sürüklemek için çalışıyor. Maalesef içimizden bazıları da buna destek veriyor. Vesayet odaklarının yıllarca milletin bağrına sapladıkları hançerler bunun için. Türkiye'yi darbelere götüren süreçlerin gerisinde bu vardı. Menderes'i bunun için idam ettiler, Özal'a onca zulmü bunun için yaptılar, Sultan İkinci Abdülhamit Han'ı diktatör ilan ettiler, ondan sonra da hallettiler. 33 yıl bu toprakları zerre kayba uğratmadan idare eden bu sultanı, öyle hallettiler. Geçtiğimiz 13 yılda attığımız her adımda önümüze bunun için engeller çıkardılar. Şahsıma da 'diktatör' dediler. Gezi olaylarının, 17-25 Aralık darbe girişiminin ve son olarak yeniden hortlayan bölücü terörün gerisinde hep aynı amaç vardı. Bakın şimdi paralel devlet yapılanması denilen, hani tanımlıyorum ya son günlerde de açıkça söyledim, tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet olan paralel devlet yapılanması. Şu anda bunlar bölücü terör örgütü ile beraber hareket ediyorlar. Bu konuda öylesine gözlerini hırs bürümüş durumda ki alçaklıkta sınır tanımıyorlar. Bütün bunlara rağmen ne yaparlarsa yapsınlar, biz bu tarihi dönemde kimin ne söylediğini, kimin nasıl bir tavır takındığını, nasıl hareket ettiğini görüyor, mahşeri vicdana kaydediyoruz. "
(Sürecek)