"Halep'le Antep Ayrılamaz"

Son Güncelleme:

Ahmet Davutoğlu, Kırşehir'de Ahilik Sempozyumu Gala yemeğinde yaptığı konuşmada şehitlere başsağlığı diledi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Kırşehir'de Ahilik Sempozyumu Gala yemeğinde yaptığı konuşmada şehitlere başsağlığı diledi. Bakan Davutoğlu, "Kader bir çizgiyle Halep'le Antep'i ayırdıysa bizim zihnimizde Halep'le Antep ayrılmaz. Onlara zulüm uygulanmışsa onların kadınları tecavüzden kaçarak kapımıza gelmişse, bir lokma ekmek için sınırlarımıza dayanmışsa Ahi Evran bize diyor ki; 'Elini, sofranı, kapanı açık tut' diyor. Elimiz de, soframız da kapımız da açık?? dedi.


Kırşehir'de 25'inci Ahilik haftası kapsamında düzenlenen 2'nci uluslararası Ahilik Sempozyumu Gala yemeğine katılan Dışışleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, konuşmasına şehitlere Allah'tan rahmet dileyerek başladı. Bakan Davutoğlu, "Milletler zor günlerde gösterdikleri birlik, kararlılık ve cesaretle tarihe geçerler. Bu hain terör saldırıları karşısında da milletçe tek bir yürek tek beden olarak tepki vereceğimize, hep beraber bu saldırılara karşı göğüs gereceğimize inancımız tamdır. ve hiçbir güç bu konudaki kararlılığımızı sarsamayacaktır?? diyerek başladı.


Ahilik kültürünün 13'üncü yüzyıldan günümüze gelişini anlatan Bakan Davutoğlu, Ahi Evran'ın Ahilik tohumunu Kırşehir'de attığını anlatarak, "Ahilik güzel bir gelenek. Ancak bugün karşılığı var mı? O dönemki sosyal şartlarda çıkmış bir öğreti ve o dönemde kalmış ve tarih olmuş mıdır. Hayır öyle olmuş olsaydı bugüne yansımasaydı bugün biz onu tartışıyor olmazdık. Ta Kosova, Üsküp'ün benim gördüğüm çarşısında, Saraybosna baş çarsısında ahiliğin izine rastlamazdık. Ahilik 13'üncü yüzyılda ne kadar geçerliyse bugün için de aynı şekilde geçerlidir. Hele küreselleşen dünya da daha da geçerli. Ahiliğin Çin'den Latin Amerika'ya kadar küresel ekonomi içinde de yeniden tanımlanmasına, tanınmasına ihtiyaç var?? diye konuştu.


Dışişleri Bakanlığı'nın de temelinde ahiliğin izleri olduğunu vurgulayan Bakan Davutoğlu, şöyle dedi: "Dış politikamızın temelinde de ahiliğin izleri vardır ve olacaktır. Ahilik ne diyor; 'Elini, sofranı ve kapını açık tut'. Bizim dış politikamız da bütün insanlığa sahip olduğumuz birikimi açık tutmaya, eğer birinin ihtiyacı varsa ve biz o ihtiyacı bilmemize, elimizde imkan olmasına rağmen o ihtiyaca cevap vermek için hareket etmiyorsak ahi olamayız. Ahilik sadece sabah birlikte olduğun çarşı esnafı ile bağ değildir. Ahilik, ahlaki değere inanan görmediğimiz insanlara da ahiliğin bu felsefesinin bugüne yansımasıdır. Bileceksiniz ki Somali'de kıtlıktan, zorluktan, ızdırap çeken insanlar var. 'Acaba bugünden yarına çıkmamı sağlayacak veya çocuğumu yarına çıkarabilecek yiyeceği bulabilecek miyim' diye düşünen kaygılanan insanlar var. ya da Arakan'da. ve siz Ahi Evran okumuşsunuz, elinizi sofranızı açık tutun öğüdünü almışsınız, kapınızı açık tutun öğüdünü almışsınız durabilir misiniz? Gidersiniz Somali'ye elinizde ne varsa o insanlarla paylaşırsınız, sofranızda ne varsa paylaşırsınız. Ahi Evran kapınızı açıkın tut diyor. Biz bugün kapımızı açık tutuyoruz. Ahlat'ta Halep'de, Humus'ta, Laskiye'de, Şam'da yaşamış olan ve Çanakkale'de de beraber şehit düştüğümüz, Allahü Ekber dağlarında beraber savaştığımız kader bir çizgiyle Halep'le Antep'i ayırdıysa bizim zihnimizde Halep'le Antep ayrılmaz. Onlara zulüm uygulanmışsa onların kadınları tecavüzden kaçarak kapımıza gelmişse, bir lokma ekmek için sınırlarımıza dayanmışsa elimiz de, soframız da kapımız da açık. Allah bize güç versin, devletimize ve milletimize zeval vermesin de biz kimsenin eline, kapısına, sofrasına muhtaç olmayalım. Ama kim bizim elimize, kapımıza gelirse büyük merhamet ve şefkat elimizi onlara göstermeyi cenabı Allah bize nasip etsin. Bunu anlamayanlar, tenkit edenler olacak. Çünkü onlar Ahi Evran'dan nasiplenmemiş, vermeyi öğretmemişler. Onlar en temel prensipleriyle medeniyetimizin temel prensiplerini fark edememiş, anlamamışlardır. Bizim geleneğimizde kapımıza gelene kapıyı kapatmak yoktur. İster Bulgaristan'dan 80'li yıllardan sonra gelen soydaşlarımız olsun ister Bosna savaşı sonrası gelen Boşnak kardeşlerimiz olsun, Kosova savaşında ilk fırsattan 'Edirne'ye nasıl ulaşırım' diye yola çıkan Kürt, Arnavut, Kosovalı kardeşlerimiz olsun, isterse Saddam Halepçe'yi bombaladığında sınırlarımızı aşıp Anadolu'ya sığınan Kürt, Halep'ten gelen Türkmen, Arap, sünni hangisi olursa olsun hepsine elimiz, kapımızı, soframızı açtık ve ebediyen açık olacaktır. Elhamdüllah ki bizim görmeden benimsediğimiz hocalarımız var. Ahi Evran bunlardan biri. Biz onların talebesi, ayağının tozu olabilirsek, onların ektiği ahlak tohumlarını temsilcileri olabilirsek ne mutlu. Olamazsak yazık olsun bizlere ki bu emanete sahip çıkıp gelecek nesillere aktaramadık diye.??

Kaynak: DHA