Merkez Bankası Başkanı Başçı Açıklaması

Son Güncelleme:

"Türk bankalarının dış finansmanla ilgili şu anda hiç bir sıkıntısı yok" "Şu anda kur konusunda aslında rahatız."

- "Türk bankalarının dış finansmanla ilgili şu anda hiç bir sıkıntısı yok"


"Şu anda kur konusunda aslında rahatız. Seviye konusunda herhangi bir endişemiz de yok"


"Faizleri indiriyoruz, konut faizleri düşüyor, taşıt kredisi faizleri düşüyor, diğer faizler düşüyor, fakat KMH (Kredili Mevduat Hesabı) faizleri düşmüyor"


"Bu satış dalgası geçtiğinde ve panik yatıştığında tekrar TL'nin cazibesi ve Türk tahvillerinin cazibesi artabilecektir. O yüzden biz farklı bir problemi tekrar konuşmaya başlayabiliriz. İhracatçılarımız, sanayicilerimiz, iş adamlarımız 'Başkan TL çok değerleniyor, aman bir şeyler yap, bizim satış fiyatlarımız düşüyor' şikayetiyle gelebilirler"


Başçı, Giresun Ticaret ve Sanayi Odası (GTSO) tarafından düzenlenen Para Politikaları konulu konferansında konuşan Başçı, yakın zamanda, mayıs ayının son haftasında kredilerde çok ciddi hızlanmanın olduğunu, hem TL hem de yabancı para cinsinden kredilerin arttığını belirtti.


"Türk bankalarının dış finansmanla ilgili şu anda hiç bir sıkıntısı yok. Dış finansman bol miktarda ve ucuz olarak Türk bankacılığı tarafından kullanılmaya devam ediyor ve bunu krediye dönüştürüyorlar. Öyle ki yabancı para cinsinden proje kredisi bile verebiliyorlar" diyen Başçı, krediler açısından iyi bir dönemde olduklarını, böyle iyi dönemlerde Merkez Bankası'nın ya rezerv biriktirdiğini ya da gerekiyorsa likidite politikası yoluyla gerekli ayarlamayı  yaptığını anlattı.


Döviz kurlarındaki oynaklık hakkında görüşlerini paylaşan Başçı, bütün gelişmekte olan ülkelerde ciddi bir şekilde hem oynaklıkta artış aynı zamanda değer kaybının birlikte yaşandığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:


"Mayıs ayının ortalarında bu oynaklık başladı ve gelişmekte olan ülkeleri para birimleri değer kaybetti. Cari açık veren gelişmekte olan ülkeler arasında döviz kuru en az olan ülke Türkiye'dir. 1  Mayıs 11 Haziran tarihleri arasında yerel parası en fazla değer kaybeden ülke yüzde 12 ile Güney Afrika oldu. Avusturalya ve Hindistan'ın para birimlerinde yüzde 8'in üzerinde değer kaybı  yaşandı. Şili, Brezilya ve Yeni Zelanda 'da yüzde 6'ın üzerinde değer kaybı yaşanırken, Türkiye'de yüzde 5 civarında para birimi değer kaybetti."


Faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerde ortalama yüzde 4,5-5 civarına düştüğünü ifade eden Başçı, mayıs ayı başında Avustralya para birimine yatırım yapan bir yatırımcının yüzde 2,75  civarında getiri sağlarken, bir anda para biriminin yüzde 8,5 değer kaybetmesiyle bir yılda elde edeceği kazancın çok üzerinde zarar edeceğini anlattı.


Burada birkaç tür yatırımcının olabileceğini belirten Başçı, şu değerlendirmeleri yaptı:


"Birinci tür yatırımcı çok uzun vadeli olarak yatırıma bakıyorum diyebilir, tıpkı emeklilik fonu gibi 20-30 yıl vadeli yatırım yapar. Bu süre zarfında dolar iner çıkar ve ortalama da sıfırı bulur. Ben burada kalmaya devam edeyim, 30 yıl sonunda zararı telafi edebilir. Kısa vadeli bakan yatırımcı ise, patron beni işten atacak bir an önce zararımı sıfırlayayıp diyerek, daha kurdaki oynaklık yüzde 1-2 iken panik hareket başlar. Bu tür panik davranışlar piyasada olabilir. En son 'Fed,  parasal genişleme hızını yavaşlatabilir mi? bir sonraki toplantıda 85 milyar dolalık varlık alımı yapmayıp daha düşük bir varlık alımı yapar mı?' sorusu aslında tedirgin edecek bir soru gibi gelmiyor. Çünkü varlık alımı devam edecek 85 milyar dolar değil de daha düşük olacak. Fakat bu bile küresel düzeyde önemli bir tedirginliğe ve gelişmekte olan ülkelerden panik şekilde para çıkışına yol açtı."


Başçı, merkez bankası başkanları düzeyinde IMF, Basel Komitesi, Dünya Bankası ve uluslararası toplantılarda büyük merkez bankalarının parasal genişlemeden vazgeçmesinin ve hangi ülkeyi  ne kadar etkileyeceğinin konuşulduğunu belirterek, "Bunların konuşulması güzel bir şey ve sağlıklı. Çünkü bunun bir noktada olması lazım, sürekli para basarak olmaz. Sonuç alındıkça kademeli bir şekilde bunun sonlandırılması gerekir. Bunun söylentisi bile piyasalarda ciddi bir şekilde paniğe yol açtı. Oradan da gelişmekte olan ülkelerin fiyatlanmasında tedirginliğe yol açtı. 10 yıl vadeli ABD tahvilleri yüzde 1,60'a kadar düşmüşken, bu tedirginlikten sonra yüzde 2,25'e kadar yükseldi. Diğer ülkelerin de tahvil faizlerinde yükselme yaşandı ki bu tedirginlik sonucu olmuştur" dedi.


-"Şu anda kur konusunda aslında rahatız"


Türkiye'deki reel efektif döviz kuruyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Başçı, bu göstergenin Merkez Bankası için piyasayla iletişimi kolaylaştıran bir gösterge olduğunu belirterek,  "Şu anda kur konusunda aslında rahatız. Seviye konusunda herhangi bir endişemiz de yok. Yalnız oynaklık konusunda piyasaya sinyal vermemiz gerekiyordu. Bir ay zarfında TL çok ciddi bir şekilde değer kaybetti. İç ve dış tedirginliklerden dolayı bu değer kaybı paniğe dönüşmesin ve yatırımcıya daha çok pozisyon kapattırma eğilimine sokmasın diye bir sinyal niteliğinde bir gün süreli ek parasal sıkılaştırma yaptık" diye konuştu.


Yapılan ek parasal sıkılaştırmanın gün açılışında 1,91'e kadar yükselen döviz kurunu 1,89'a kadar düşürmeyi başardığını anlatan Başçı, "Aynı gün gelişmekte olan ülkelerin paraları hep değer kaybediyordu. yani dün Türk Lirası'nı istikrara kavuşturduk. Bir günlük ek parasal sıkılaştırmanın böyle bir etkisi oldu" dedi.


Türkiye'de yabancıların daha çok 10 yıl vadeli olmak üzere, tahvil piyasasına ilgi gösterdiklerini aktaran Başçı, "Bunun iyi tarafı, bankalarımız yabancılara tahvil sattığı zaman kendisinin eline para geçiyo, o parayla da kredi verebiliyor. Bu Türkiye ekonomisinin büyümesi için sağlıklı bir şey. Fakat yabancıların elinde ne kadar çok tahvil varsa onların panik durumlarında o kadar satış durumuna geçebiliyorlar. Bu da oynaklığa yol açabiliyor. Dolayısıyla orada biraz dikkatliyiz" ifadelerini kullandı.


Küresel gelişmelerin TL'nin ve Türk tahvillerinin cazibesini hala yüksek düzeylerde tuttuğunu belirten Başçı, çarşamba günü gerçekleşecek Fed toplantısıyla küresel belirsizliğin büyük kısmının ortadan kalkacağına inandığını söyledi.


Başçı, "Bu satış dalgası geçtiğinde ve panik yatıştığında tekrar TL'nin cazibesi ve Türk tahvillerinin cazibesi artabilecektir. O yüzden biz farklı bir problemi tekrar konuşmaya başlayabiliriz. İhracatçılarımız, sanayicilerimiz, iş adamlarımız 'Başkan TL çok değerleniyor, aman bir şeyler yap bizim satış fiyatlarımız düşüyor' şeklinde bir şikayetle tekrar gelebilirler. Mutlaka olacak diye söylemiyorum ama böyle bir ihtimal var" diye konuştu.


-"KMH faizini caydırıcı seviyelere çektik"


İstihdamla ilgili verileri de yorumlayan Başçı, 15 yaş üzeri toplam nüfusa göre çalışanların payının eskiden yüzde 42 iken, şimdi yüzde 46'ya geldiğini belirterek, "İş gücüne katılım artıyor. İşsizlik oranlarında ise Lehman öncesi dönemin de altında bir işsizlik oranımız var. ve aşağıya doğru bir eğilim var. Buradaki veriler tüm sektörler için olumlu. Dünyada pek çok ülkeyi kıskandıracak kadar hızlı bir istihdam artışı şu anda söz konusu. İstihdam hızı 2007'den itibaren yüzde 4 oranında büyüdü ve bu da bir dünya rekorudur" dedi.


Başçı ödenmeyen kredi oranlarında özellikle firma kredileri için ciddi bir düşüş olduğunu dile getirerek, "100 liraya 3 lira gibi bankacılık sektörü açısından son derece rahat, yönetilebilir bir seviyede. Bireysel kredilerde de yüzde 3'ün hafif üzerinde yatay bir seyir izliyor. Karşılıksız çeklerde son gelen veri olumluydu, karşılıksız çek oranı yani, ödenmeyen çeklerin takasa ibraz edilen toplam çeklere oranı aşağıya doğru gelmeye devam ediyor. Bu da sevindirici bir gelişme..." ifadelerini kullandı.


Merkez Bankası'nın son hamleleriyle ticari kredi faizlerinin düşmeye başladığını anımsatan Başçı, neden yavaş düştüğüne ilişkin araştırma yaptıklarında kredili mevduat hesabını (KMH) önemli bir unsur olarak gördüklerini ifade ederek, şu  değerlendirmeleri yaptı:


"Gördük ki KMH diye bir tür var. Bu KMH sizin ATM kartlarınızdan paranız bittiğinde eksi bakiye çekebilmenizi sağlayan bir şey. Bunların faizleri olağanüstü yüksekti. Aylık yüzde 5-6 gibi çok yüksek yüksek faiz oranları ile borçlanılıyordu. Bu bakiyenin de aşağı yukarı 10 milyar TL'ye ulaştığını gördük. Bunun yarısı kabaca ticari, diğer yarısı da tüketicilerin kullandığı KMH borcu idi. Şimdi bu nedenle onu tam çözemiyoruz, faizler düşmedi. Tıpkı daha önce kredi kartlarında faizlerin düşmediği gibi. Bu alanda rekabet bir şekilde çalışmadı. Diğer alanlarda faizler kademeli olarak düşüyor. Biz faizleri indiriyoruz, konut fazileri düşüyor, taşıt kredisi faizleri düşüyor, diğer faizler düşüyor, fakat KMH faizleri düşmüyor."


TBMM'de çıkarılan bir kanunla kredi kartı faizlerinde düşüş sağlandığını anımsatan Başçı, "O kanunda bize üst sınır yetkisi verildi. Biz şöyle bir karar aldık KMH faizi kredi kartı faizini geçemez. Onu daha makul ödenebilir ama biraz caydırıcı seviyelere çekmiş olduk" dedi.


-"Ağustos ayından itibaren enflasyonda kuvvetli bir düşüşün gerçekleştiğini göreceğiz"


Ticari kredilerde KMH ve kurumsal kredi kartı faiz oranları hariç seriye bakıldığında diğer ticari kredilerin faizlerinin gerçekten tarihinde görülmedik derecede düşük seviyelere indiğini belirten Başçı, "Yüzde 6-7'ler seviyesinde hatta çok iyi firmalara yüzde 5-5,5'lar seviyesinde borçlanabiliyor. Bu da Türkiye'nin tarihinde daha önce görülmemiş derecede düşük faiz oranlarına işaret ediyor. Bunun sonucu olarak da kredi büyüme hızı son derece yüksek. Şu anda sadece geçen yılın trendinin üzerinde değil, 2007-2012 ortalamasının trendinin dahi üzerinde bir kredi büyüme hızı var" dedi.


Başçı, Türkiye'de vatandaşların gelecekten herhangi bir endişesinin olmadığını, gönül rahatlığıyla borçlanıp harcamaya devam ettiklerine dikkati çekerek, şunları kaydetti:


"İşletmelerin de gelecekten bir endişesi yok. Gönül rahatlığıyla borçlanıp gerek yatırımlarını gerek işletme sermayesi ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlar. Bankaların bu krediyi vermekte herhangi bir sıkıntısı yok. İster Merkez Bankası'ndan ister mevduattan borçlanıp bu kredileri verebiliyolar. Burada durum iyi. Tek dikkat etmemiz gereken konu ithalata bunun çok fazla dönüşüp cari açığı arttırmaması..."


Takvim etkisinden arındırılmış nisan ayı 12 aylık sanayi üretim artışının yüzde 3 civarında olduğunu anımsatan Başçı, bu rakamın kulağa küçük bir rakam gibi geldiğini ancak özellikle Avrupa'yla karşılaştırmalı bakıldığında gerçekten Türkiye'nin durumunun imrenilecek kadar iyi olduğunu söyledi.


İlk çeyrek verisine bakıldığında mevsimsellikten arındırılmış olaraki GSYH'nın tekrar hız kazanmaya başladığını dile getiren Başçı, "Ekonomide U dönüşü başladı. Veriler bunu teyit ediyor. Enflasyonumuz gelişmekte olan ülke ortalamasının biraz üzerinde. Bu rakam 5 civarındadır. Bizim de hedefimiz 5, şu anda yüzde 6'lı rakamlardayız. Haziran ve temmuz ayında enflasyonda bir yükseliş bekliyoruz. Bu baz etkisinden kaynaklanacak. Baz etkisi geçtikten sonra ağustos ayından itibaren enflasyonda kuvvetli bir düşüşün gerçekleştiğini hep beraber göreceğiz, beklentimiz bu yönde. Yıl sonu tahminimiz ise nokta tahmin yüzde 5,3. Piyasa beklentilerinin biraz altında tahminimiz..." değerlendirmesini yaptı.


- İstanbul

Kaynak: AA