TOBB 67. Genel Kurul Toplantısı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Merkez Bankası'nın kasasında döviz rezervi 93 milyarı bulmuştur.27 milyar dolar nerede 93 milyar dolar nerede? Buraya ulaştık."
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, " Merkez Bankası'nın kasasında döviz rezervi 93 milyarı bulmuştur. 27 milyar dolar nerede 93 milyar dolar nerede? Buraya ulaştık. İnşallah önümüzdeki yılın nisan ayında IMF'nın borcunu tamamen sıfırlamış olacağız. Bu yıl sonu itibarıyla da hedefimiz Merkez Bankası'nın döviz rezervini 100 milyar dolara ulaştırmak" dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) 67. Genel Kurul Toplantısı'na katıldı. TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi'nde düzenlenen toplantıya Erdoğan'ın yanı sıra, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Ankara Sanayi Odası Başkanı (ASO) Nurettin Özdebir ve Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici katıldı. Başbakan Erdoğan, yaptığı konuşmada, özellikle son dönemde yeni anayasa çalışmaları çerçevesinde TOBB'un katkılarını, çalışma ve araştırmalarını dikkatle izlendiğini belirtti. Erdoğan, "9 yıllık Başbakanlığım süresince TOBB'un Genel Kurullarına katılmaya büyük özen gösterdim. Zira biliyorum ki reel sektörün kalbi burada. Türkiye ekonomisi neredeyse bir bütün olarak coşkusuyla, başarılarıyla, sevinçleriyle aynı zamanda eksiklikleriyle ve sorunlarıyla bu genel kurula yansıyor" dedi. AK Parti Hükümetleri olarak Türkiye'nin ekonomik sorunlarına daima gerçekçi bir şekilde yaklaştıklarını belirten Erdoğan, değerlendirmelerin bu doğrultuda yapılacağını, ekonominin gerçeklerinden kopuk bir tablo çizmenin herkes için yanıltıcı ve aldatıcı olacağının çok iyi bilindiğini ifade etti.
Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Sorunları görmeyerek, duymayarak sorun yokmuş gibi davranan, sorunları gerçek sahipleriyle istişare etmeyen bir hükümetin hizmet üretemeyeceği, politika üretemeyeceğine, Türkiye'yi büyütemeyeceğine inandık ve inanıyoruz. Türkiye'de ilk kez oyunu artırarak 3'üncü kez iktidara gelmiş bir partiyiz. Elde ettiğimiz başarı bizi Allah korusun kibire, şımarıklığa, gurura, tepeden bakmaya, rehavete sevk edecek bir başarı değildir. Tam tersine biz, çalışarak, inanarak milletimize güvenerek bu yolda sizlerle bugünlere geldik."
Erdoğan, 3'üncü hizmet dönemlerinde de hiçbir alanda geri adım atmadan ve rehavete kapılmadan ileriye doğru yürümeye hatta koşmaya devam ettiklerine dikkati çekerek, "Geride bıraktığımız 9,5 yıl boş geçmedi. Türkiye'nin her alanında çok büyük değişimlere sahne olduğunu eminim ki milletimizden çok daha yakından izleyebilenler yalnız sizlersiniz" şeklinde konuştu.
Başbakan Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti: "Belki bu salondaki herkes, belki çocuklarımız belki kadınlarımız bisiklete binmiştir ve bunun bir araç olduğunu hepimiz biliriz. Pedalı çevirdiğimiz, direksiyonu kontrol ettiğiniz sürece, frenlerimiz sağlam olduğu sürece iki teker üzerinde kalıp ilerleriz. Ama pedalı çevirmeyi bıraktığımız anda bisiklet durmaya başlar ve ardından dengesini kaybeder ve devrilir. Son 9,5 yıl sürekli pedal çevirmenin bizim için ne kadar hayati olduğunu gösterdi. Avrupa krizde pedal çevirmiyordu. Dünya aynı şekilde ama onların durduğu yerde biz yatırımlarımıza devam ettik. Gerek altyapıda gerek üst yapıda. Bütün girişimcilerimize, 'sakın ha durmayın yatırımlarınıza devam edin' dedik. Yatırımlarına devam edenler başarıyı artıracak devamlılıktalar ama duranlar şu anda sıkıntıdalar."
28 ŞUBAT SÜRECİ
Başbakan Erdoğan, demokrasi kesintiye uğradığında, birilerinin bundan çıkar sağladığını, demokrasinin kesintiye uğramasından rant elde edenler olduğunu belirterek, "Antidemokratik dönemlerde işini büyütenler, kazancını artıranlar, işleri ciddi manada tıkırında olanlar oldu. Ama bu bir avuç seçkin büyürken, bu bir avuç seçkinin işleri tıkırında giderken, Türkiye'de geriye kalanların tamamı yoksullaştı, işsiz kaldı, çarklar durdu, kepenkler kapandı. Gazetelerde çarşaf çarşaf hatırlayın belli markalar karalanırken, bazı imtiyazlılar pazarda rakipsiz kaldılar, tek kaldılar, tekel oldular. Bakın şurası çok ama çok enteresandır, 28 Şubat döneminde bazı sivil toplum kurulularının yöneticileri de yapılan haksızlığa, hukuksuzluğa, antidemokratik girişimlere maalesef aleni destek vermiştir. Düşünebiliyor musunuz, dönemin en soldaki işçi örgütüyle, en büyük işveren örgütü hiçbir konuda anlaşamazken, uzlaşamazken o dönemin hükümetine, Meclisi'ne karşı işbirliği, ittifak yapmıştır. Örgütler böyle bir tavır takınırken gerek 28 Şubat'ın olduğu yıllarda gerek arkasından gelen tarihimizin en büyük krizlerinde faturayı ödeyen TOBB'un mensupları, üyeleri olmuştur, işçiler, esnaf, memurlar, işveren olmuştur" diye konuştu.
Erdoğan, 2000 ve 2001 krizlerinde Türkiye'nin varını, yoğunu her şeyini, hatta geleceğe dair ümitlerini kaybettiğini, o krizlerden doğan faturayı kendi iktidarları döneminde de ödediklerini, yapılan borçlanmaların daha 2010'da tamamlandığını ifade etti. O dönemdeki bankaların durumlarından örnek veren Erdoğan, "Koskoca Ziraat Bankası'nın hali neydi? Halk Bankası'nın, Vakıfbank'ın hali neydi? Özel bankalara girmeyeceğim. Ancak şu anda bu bankalarımız hamd olsun Avrupa'daki bankalarla yarışıyorlar ve örnek gösteriliyorlar" şeklinde konuştu.
Erdoğan, iktidara geldiklerinde 2002'de devletin IMF'ye 23,5 milyar dolar borcu olduğunu ve 9,5 yılda bu borcu ödeyerek artık 2 milyar doların altına indirdiklerini belirterek, "Size müjdeyi veriyorum. 23,5 milyar dolar olan borç artık şu anda 1,9 milyar dolar. Bu çok önemli. 1,9 milyar dolar ve biz IMF ile 4 yılı aşkın süredir stand-by anlaşması yapmıyoruz" diye konuştu. Erdoğan, "Merkez Bankası'nın kasasında döviz rezervi 93 milyarı bulmuştur. 27 milyar dolar nerede 93 milyar dolar nerede? Buraya ulaştık. İnşallah önümüzdeki yılın nisan ayında IMF'nın borcunu tamamen sıfırlamış olacağız. Bu yıl sonu itibarıyla da hedefimiz Merkez Bankası'nın döviz rezervini 100 milyar dolara ulaştıracağız" dedi.
Başbakan Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti: "En önemlisi de biz, inşallah ne bizden sonraki hükümetlere ne bizden sonraki nesillere, milletimize, ülkemize asla ve asla böyle bir fatura yüklemeyecek, böyle bir bedel bırakmayacağız. Sağlam bir ekonomik yapı için, güçlü, istikrarla büyüyen bir ekonomi için demokrasiyi güçlendirdik, güçlendirmeye devam edeceğiz. İki sır kelime, istikrar ve güven. İşte Türkiye bu dönemde bunu yakalamıştır. Artık istikrar var, artık güven var. Demokrasi güçlendi, ekonomi güç kazandı ve at başı ikisi beraber yürüyor. Demokrasi güçlendikçe sadece belli kesimler, belli zümreler, belli bölgeler değil, Türkiye'nin tamamı kazandı. Hukuk güçlendikçe ekonomi büyüdü. Mafyalar, çeteler devre dışı kaldıkça ekonomi büyüdü. Demokrasi güçlendikçe ekonomi büyüdü. En küçük bir geriye gidiş bütün bu kazanımların heba olmasına neden olur ki, biz geriye gidişe, durmaya ve duraklamaya asla müsaade etmeyeceğiz. Ben, iş verenlerimizin, iş dünyamızın, reel sektörün de artık demokrasiye çok sıkı şekilde sahip çıktığını görüyorum ve bundan da gelecek adına ayrıca umut duyuyorum. İnşallah yeni bir anayasa ile hem ulaştığımız seviyeleri daha güçlü şekilde muhafaza etmeye hem de gelecekteki hedeflerimize daha kararlı şekilde ilerlemeye devam edeceğiz."
YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARI
Yeni bir anayasa konusunda parti ve hükümet olarak hiçbir ön yargılarının olmadığını bildiren Başbakan Erdoğan, "Elbette ülkenin ve milletin sınırları, bizim sınırlarımızdır. Ama bu sınırlar dairesinde huzuru, barışı, refahı, dayanışmayı ve kardeşliği pekiştirmek isteyen her adımın yanında oluruz, arkasında oluruz" dedi.
"Dayatmayla yapılan reformların, dayatmayla yapılan anayasaların Türkiye'ye fayda sağlamadığını, tam tersine zarar getirdiğini hep birlikte gördük ve yaşadık" diyen Erdoğan, konuşmasında şu ifadeler yer verdi: "Yeni bir anayasa için oluşan fırsatın hiçbir şekilde dayatmayla, zorlamayla heba edilmesini istemeyiz. 12 Haziran seçimlerinin hemen akşamı biz, yeni anayasayla ilgili çalışmaları zaten başlatmıştık. Aradan yaklaşık bir yıl geçti. Gerçekten yeni anayasa için şu anda dahi çok ciddi bir birikim oluştu. Bizim partimizde ilgili kurullarımız çalışmalarına devam ediyor. Meclis grubumuz, Meclis'teki komisyon, TBMM Başkanlığı aynı şekilde çalışmaya devam ediyor. Başta TOBB olmak üzere sivil toplum örgütleri bu noktada çok anlamlı ve kapsamlı çalışmalar yaptılar."
AK Parti olarak yeni anayasa çalışmalarında masadan kalkan taraf olmayacaklarına dikkati çeken Erdoğan, "Sürecin kilitlenmesine, bütün bu sarf edilen enerjinin heba edilmesine de göz yummayacağız. Uzlaşma, herkesin heybesindekini karşı tarafa dayatması değildir. Uzlaşma, tarafların birbirine doğru adım atması, atabilmesidir. Uzlaşma, ortak bir noktada buluşabilmektir. Farklılıkları değil, ortaklıkları öne çıkarabilmektir. Hiç kimsenin, hiç bir güruhun zihnindekini, heybesindekini bütün bir millete dayatmasına, böyle bir girişimine, böyle bir girişimin içine girmesine rıza göstermeyiz ama sürecin kilitlenmesine de müsaade etmeyiz. Biz en başından beri 'Sivil, özgürlükçü, demokratik bir anayasa' diyoruz. Bu sıfatlar, bu kavramlar ne kişiden kişiye, ne partiden partiye değişen, ne de sınır çizilecek kavramlar değil. Ben sivil, özgürlükçü, demokratik bir anayasa yapabileceğimize inanıyor, bunun umudunu taşıyorum." - ANKARA