Dışarıdaki Fırtına Türkiye'yi Etkiler

Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, Piyasalardaki Dalgalanmalar ve Türkiye'ye Etkisine İlişkin, 'Dışarıda Bir Fırtına Yaşanıyorsa, Bu Türkiye'yi Etkilemeyecek Anlamına Gelmiyor.' Dedi.
Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, piyasalardaki dalgalanmalar ve Türkiye’ye etkisine ilişkin, “Dışarıda bir fırtına yaşanıyorsa, bu Türkiye’yi etkilemeyecek anlamına gelmiyor. Ama eskiye oranla Türkiye çok daha sağlıklı, çok daha sağlam temeller üzerinde duruyor” dedi.
Şimşek bunun sayesinde, bu türden şokların Türkiye’ye etkisinin geçmişe oranla daha sınırlı olacağını düşündüğünü vurguladı.
Dışarda Türkiye’ye olan güvenin yüksek olduğunu ve bunun devam edeceği gördüğüne de vurgu yapan Bakan Şimşek, Türkiye’nin kredibilitesi olan, performansı ortada olan önemli bir ülke olduğunu söyledi.
Davos’da dün başlayan Dünya Ekonomik Forumu toplantılarına katılan Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, küresel piyasalarda yaşanan dalgalanmanın Türkiye ekonomisine olası etkilerini değerlendirdi.
Türkiye ekonomisin makro ekonomik temellerinin oldukça sağlam olduğunu kamu finansman pozisyonuna bakıldığında son yıllarda çok ciddi ve önemli iyileşmelerin sağlandığını, 2008 bütçesinin sağlam bir zemine oturttuklarını ifade eden Şimşek, bankacılık sektörünün çok sağlam olduğunu dile getirdi. Şimşek, şöyle devam etti:
SAĞLAM TEMELLER ÜZERİNDE DURUYORUZ
“Geçtiğimiz yıllarda epey reformlar yaptık. Öyle şoklara karşı daha dayanıklı hale gelmesini sağladık. Türkiye’de kamu net dış borç stokunun, milli gelire oranı 2007 yılı sonu itibariyle yüzde 1,6. Dolayısıyla herhangi bir şokun doğrudan doğruya kamu finansmanını etkisi son derece sınırlı, ihmal edilebilir düzeyde olur. Bankacılık sektöründe son birkaç yıldır bankaların tümü karlı. Yani kar ediyor. Sermaye yeterlilik oranı yüzde 19 civarında. Bankacılık sektörün de eskiden olduğu gibi net açık döviz pozisyonu yok. Bankaların hazine kağıtlarından çok krediye yönelmiş olmaları, bunların faiz riskini azaltmış, aynı zamanda kur riskleri düşük. Kar ediyorlar bu çok önemli. Bu tür şoklar yaşandığı zaman bankacılık sektörü zayıf olduğu için ekonomi çok daha derin bir şok yaşıyordu şimdi o olasılık düşük. Ama bu şu anlama gelmiyor. Dışarıda bir fırtına yaşanıyorsa, bu Türkiye’yi etkilemeyecek anlamına gelmiyor.
Ama eskiye oranla Türkiye çok daha sağlıklı, çok daha sağlam temeller üzerinde duruyor. Bunun sayesinde bu türden şokların Türkiye’ye etkisi geçmişe oranla daha sınırlı olacaktır diye düşünüyorum. Bunlar önemli şeyler. Bu aşamada dünyada tabii ciddi sıkıntılar var. Bu sıkıntılar, dünya siyasi arenasında hem de ekonomi arenasında belirsizlik yaratıyor. Ama muhtemelen dünyada büyüme yavaşlayacak. Yani 2008 yılında muhtemelen büyüme yavaşlayacak. Şu anda sadece yakın zamana kadar herkes ABD’de konut kredileri sorunu olduğu kanısı vardı. Onunla sınırlı olduğu kanısı vardı. Ama gerçekte biraz daha problemin daha geniş, daha büyük olma ihtimalini de hep vurguladım. Bunu ciddiye aldığımızı, önemli bir sorun olduğunu ve dolayısıyla doğru politikaları mali disiplini, temkinli para politikasını devam ettirmemiz gerektiğini ben her fırsatta ifade ettim."
EKONOMİK BÜYÜME
“Dünya ekonomisindeki yavaşlamaya rağmen, Türkiye’nin yüzde 5’lik büyümeyi yakalama ihtimali var mı?’’ sorusu üzerine de Şimşek, "Bunun için çok erken. Yani dünyaya ilişkin şu anda önemli belirsizlikler var. Dolayısıyla tabii ki bu belirsizlikler bazı hedeflere ilişkin risk artırabiliyor’’ dedi.
Bu tahminleri yaptıklarında dünya için öngördükleri çerçevenin, yani ABD ekonomisinde yavaşlama olacağı, gelişmekte olan ülkelerde özellikle Asya'da son dönemde yakalanan güçlü büyümenin ise muhtemelen devam edeceği yönünde olduğunu söyleyen Şimşek, şöyle devam etti:
"Ve dolayısıyla IMF de öyle diyordu. Dünyadaki büyümede bir miktar yavaşlama olacak ama sınırlı bir yavaşlama idi. Fakat henüz taze gelişmeler var bu gelişmelere bakmak lazım. Türkiye’de geçen yıl önemli bir kuraklık yaşandı. O kuraklık büyümeyi aşağı çekti. Türkiye’de geçen yıl petrol fiyatları çok önemli ölçüde arttı. Ve net ihracat yönlü büyümeyi aşağı çektik. Türkiye’de geçen yıl 2 önemli seçim ve referandum yapıldı. Bu tür ortamlarda tüketiciler, özellikle dayanıklı tüketim mallarına ve yatırıma yönelik kararlarında genellikle acele etmezler. Bütün bunlarla karşı karşıyaydık geçen sene. Türkiye o seçimlerden çok güçlü bir şekilde çıktı. Dolasıyla Türkiye’ye özgü belirsizlik önemli ölçüde azaldı. Faizler bir nebze de olsa aşağı geldi. Bunlar sayesinde iç talebin canlanması ihtimali arttı.
Dolayısıyla o belirsizlikten dolayı ortaya konulan hedeflere ilişkin önümüzdeki dönemde tabii ki o hedeflere ilişkin bir takım riskler gerçekleşirse bakacağız. Yani bu nokta tahminler almak o günün şartlarında bakıyorsunuz en makul ne öngörüyorsa o konuluyor. Yani Türkiye kısa dönemde belki potansiyelin altında büyümeye devam edebilir. Bizim potansiyelimizi yüzde 6-7’nin altında değildir. Ama orta ve uzun vadeli dönemde yaptığımız ve yapacağımız reformlarla doğru politikalarla ben Türkiye'nin tekrar orta vadede çok rahat bir şekilde potansiyel büyüme rakamlarıyla (yüzde 6-7) büyümeye devam edeceğine inanıyorum. Avrupa ile arayı hızla kapatmaya devam edecek."