İzmir'in Senaryo Depremi - Son Dakika
Son Dakika Logo

İzmir'in Senaryo Depremi

İzmir\'in Senaryo Depremi
09.01.2008 11:30

İnşaat Mühendisleri Odası (İmo) İzmir Şubesi Başkanı Prof.dr. Ömer Zafer Alku, Yapılan Araştırmalara Göre İzmir'de Yaşanacak Olası Bir Depremde, 180 Bin Yapıdan 45 Bininin Orta ve Ağır Hasarlı Hale Geleceğini, Orta ve Ağır Yaralı Sayısının 74 Bin, Ölü Sayısının 6 Bin 300 Olacağını Söyledi.

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) İzmir Şubesi Başkanı Prof.Dr. Ömer Zafer Alku, yapılan araştırmalara göre İzmir'de yaşanacak olası bir depremde, 180 bin yapıdan 45 bininin orta ve ağır hasarlı hale geleceğini, orta ve ağır yaralı sayısının 74 bin, ölü sayısının 6 bin 300 olacağını söyledi.

Birleşmiş Milletlerin doğal afetlerin neden olduğu can ve mal kayıplarıyla sosyal ve ekonomik zararları azaltmak amacıyla 1990-2000 yılları arasını "Uluslararası Afetlerin On Yılı" olarak belirlediğini bildiren Alku, bu kapsamda başlatılan RADIUS projesi için İzmir Büyükşehir Belediyesi, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü ve İnşaat mühendisleri Odası İzmir Şubesi'nin desteğiyle Mayıs 1997 tarihinde ilk resmi başvuru yapıldığını hatırlattı. Projenin temel amacının olası

bir depremin zararlarını saptamak ve bu zararların azaltılmasına yönelik önlemlerin belirlenmesini sağlamak olduğunu belirten Alku, İzmir'de yaşanacak olası bir depremde ortaya çıkabilecek sonuçları açıkladı. Buna göre, " Balçova, Bornova, Buca, Çiğli, Karşıyaka, Konak'ta toplam 275 kilometrekarelik bölgede gecekondu, yönetmelik dışı yığma-betonarme, 3 kata kadar olan yapılar, 4-6 katlı betonarme yapılar, çok katlı konut ve ticari yapılar, 2 kata kadar ve 2 kattan fazla olan okul ve hastane yapıları, alış

veriş merkezleri ve sanayi yapılarını kapsayan toplam 180 bin yapı değerlendirmeye alınmıştır. Richter ölçeğine göre, büyüklüğü 6.5, oluş saati 17:00, derinliği 10 km, odak noktasına uzaklığı 10 km olarak öngörülen ve Joyner Boore 1981 metodunun kullanıldığı İzmir senaryo depreminde 180 bin yapıdan 45 bininin orta ve ağır hasarlı hale geleceği, nüfusu gündüz 1 milyon 150 bin, gece 2 milyon olan kentte orta ve ağır yaralı sayısının 74 bin, ölü sayısının 6 bin 300 olacağı hesaplanmıştır."

Alku, İzmir'in yapı stoğunun iyi görünmediğini belirterek "İnşallah bu hesaplar yanlıştır diyorum ama mümkün değil yanlış olması. Umarım bu büyüklükte bir deprem olmaz" ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SORUNU KAÇAK YAPILAR

Türkiye'nin en büyük derdinin kaçak yapılar olduğunu savunan İMO İzmir Şubesi Başkanı Prof.Dr. Ömer Zafer Alku, bu yapıların yüzde 99'unun depreme dayanıklı yapılar olmadığını söyledi. Türkiye'de en fazla kaçak yapının İstanbul'da olduğunu belirten Alku, İzmir'deki kaçak yapı oranının yüzde 40-50 arasında olarak tahmin edildiğini belirtti. Bu kaçak yapıların depreme dayanıksız olduğunu belirten Alku, olası bir depremde yıkılma riskinin çok yüksek olduğunu ifade ederek, "Valilik kayıtlarında ne kadar var

bilmiyorum ama bütün etrafımız kaçak yapı. Kaçak yapı demek mühendislik hizmeti almamış yapı demektir. Bu da projelendirme safhasında olur. İnşaat mühendisliği hizmeti almamış bir yapıdan ne bekleyebilirsiniz? Bir şey bekleyemezsiniz. Depreme dayanıklı mı? Yüzde 99 depreme dayanıklı değildir bu kaçak yapılar" dedi.

İnsanların teknik elemana gitmek ve ona para ödemek istemediğini, ona vereceği parayla temelini atabileceğini düşünerek kaçak yapı yapmayı tercih ettiğini ifade eden Alku, belediyelerin yapılar için aldığı harçları düşürmesi gerektiğini ve yapı denetiminde düzenleme yapması gerektiğini söyledi. Körfez depreminden önce yapılara özen gösterilmediğini belirten Alku, depremden sonra duyulan korkuyla yapılara daha fazla özen gösterilmeye başlandığını söyledi.

YAPININ ZEMİNİ ÖNEMLİ

"Alüvyon bölgelerde bina yapılmaz ya da az katlı yapılır" görüşüne katılmadığını ifade eden Ömer Zafer Alku, "Bornova ovası, Balçova ovası, Karşıyaka, Bostanlı böyle yerlere örnek. Yapılmaz diye bir şey yok, yapılır. Her yapının zeminine göre belirli özelliklere sahip olması gerekiyor. Alüvyon zeminlerde deprem dalgası daha uzun zamanda geçiyor. Kayalık zeminlerde ise depremler çabuk geçiyor" ifadelerini kullandı.

Mesela Bayraklı dağındaki çoğu evlerin kaçak olduğunu anlatan Alku, sözlerine şöyle devam etti: "Kalitesi iyi değil. Ama belki olası bir depremde ovadaki ondan daha kaliteli bir bina yıkılacak, o kaçak yapı belki kalacak. Yani yapılan zeminle ilgili. Bostanlı'da da gerektiği gibi yapılmış olsaydı o depremde yıkılmayacaktı, bence bu yanlış bir kanı. Alüvyon ve balçık zeminlerde daha çok hissediyorsunuz, daha fazla sallanıyorsunuz. Olay bu"

Mevcut yapılarda güçlendirme yapılması gerektiğini belirten Alku, önce beton testlerinin yapılması sonra da projesi olup olmadığına bakılması gerektiğini söyledi. Projesinde öngörülen betonun yapılan deneylerle örtüşüp örtüşmediğinin saptanmasının önemine de değinen Alku, şöyle konuştu: "Yapıda bu kaliteler var mı, demir yerinde konmuş mu? Buna bakacaksınız. Bunlar yapılmışsa iyi. Bu iyi özellikler arttıkça duyulan güven artıyor. Güçlendirme projesi yapılacak, yerinde de uygulanacak. Bu işlemin ehil

kişiler tarafından yapılması lazım. Aksi halde bu güçlendirme işlemi binaya yarar değil, zarar getiriyor."

Güçlendirme maliyetinin binanın yeniden yapım maliyetinin yüzde 50'sini geçtiği takdirde güçlendirme işlemini tavsiye etmediklerini belirten Alku, binanın ömrü bitmişse yeniden yapmanın daha mantıklı ve ekonomik olacağını söyledi. Deniz seviyesinde yapılan binalarda ortaya çıkabilecek sorunlara da değinen Alku, sözlerini şöyle tamamladı: "Deniz seviyesindeki binalar yapılırken o günün şartlarında biz beton teknolojisini o kadar iyi bilmiyorduk. Bugün yüksek dayanıklılıktaki betonu imal edemiyorduk. Bu

gözenekli olan beton içine deniz suyu giriyor, demirlerde paslanma oluyor, paslanma kabuk meydana getiriyor. Kabuk genişleyerek betonu patlatıyor, betonun üzerinde hiçbir koruma tabakası kalmıyor. Böylece beton gittikçe inceliyor ve büyük tehlike arz ediyor."

(EY-YK-HO-Y)

Kaynak: İHA

Son Dakika Güncel İzmir'in Senaryo Depremi - Son Dakika


Advertisement