CHP TBMM Grup Toplantısı
Genel Başkan Kılıçdaroğlu.(2) "Gençlere sesleniyorum; siz kazandınız, Recep Tayyip Erdoğan yenildi."
-Genel Başkan Kılıçdaroğlu: (2)
-"Gençlere sesleniyorum; siz kazandınız, Recep Tayyip Erdoğan yenildi. Sevgili gençler öyle bir tarih yazdınız ki 21. yüzyılda Türkiye'nin itibarına itibar kattınız. Öyle bir tarih yazdınız ki Mustafa Kemal'in çocukları olduğunuzu bütün dünya öğrendi"
-"Elimizi vicdanımıza koyalım ve düşünelim, artık Türkiye'nin diktatörden kurtulma zamanı gelmiştir.
-"Şimdi rahmetli Menderes ile Özal'ın mirasını devşirmeye çalışıyor. Dedim ki; sen Menderes'in, Özal'ın tırnağı dahi olamazsın"
Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Taksim Gezi Parkı odaklı olaylara değinerek, yeni neslin, 90 kuşağının 2010'lu yıllarda Türkiye'ye sahip çıktığını söyledi.
Bu gençlere sahip çıkmanın kendisinin ve bütün annelerin ortak görevi olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "O anneler Taksim'e geldiler, çocuklarına sahip çıktılar. O annelerin ellerinden hürmetle öpüyorum" dedi.
Demokratik taleplerini dile getiren gençlere şiddet uygulamanın yanlış olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "O çocukları zalimlere yedirmeyeceğiz. Diktatörün hırpalamasına izin vermeyeceğiz" ifadelerini kullandı.
-"Biz de sizi kucaklıyor, destekliyoruz"
Gençlerin potansiyel suçlu görülmesinin büyük bir hata olduğunu da kaydeden Kılıçdaroğlu, AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın "Bu saatten sonra Taksim'e çıkanlar terörist sayılır" dediğini hatırlattı.
Kılıçdaroğlu, bu sözün hangi akıl, hangi vicdanla söylendiğini sordu. Gençleri yeraltına itmenin yanlış olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Gençlere sesleniyorum; siz kazandınız, Recep Tayyip Erdoğan yenildi. Sevgili gençler öyle bir tarih yazdınız ki 21. yüzyılda Türkiye'nin itibarına itibar kattınız. Öyle bir tarih yazdınız ki sizin sesiniz, Çin'de Maçin de duyuldu, bütün dünya size destek oldu. Öyle bir tarih yazdınız ki Mustafa Kemal'in çocukları olduğunuzu bütün dünya öğrendi. Siz Türkiye'de size kulak kabartmayan, dinlemeyen siyasetçilere de ders verdiniz. Adam gibi ders verdiniz. Siz her türlü baskıya, aşağılamaya karşı adam gibi mizah ürettiniz. Ürettiğiniz her mizah diktatörün çöküşü oldu. Onun için söylüyorum, diktatörlere kulak asmayın. Siz kazandınız, diktatör kaybetti. Siz firavun düzenine karşı mücadele ettiniz. Yaşam tarzınız sizin özgürlüğünüzdür. Yaşam tarzınızı özgürlük üzerine inşa ettiğiniz için bütün dünya sizi kucaklıyor. Biz de sizi kucaklıyoruz. Biz de sizi destekliyoruz. Sizi seviyoruz, sizi sayıyoruz.
Tayyip Erdoğan halka karşı yürüttüğü savaşı kaybetti. Kaybettiğini farkında aslında etrafındakiler gaz veriyorlar. Mitingler düzenliyorlar. Belediye otobüsleriyle adamlar taşıyorlar. Sadece Türkiye'de değil, ey diktatör sen dünyada da kaybettin. Çünkü 21. yüzyılın dünyası diktatörlere kapalı. Sen kaybettin, gençler kazandı. O gençler bu mücadeleyi verdiler, çünkü çok iyi biliyorlarlar, 'zalimin zulmü varsa, mazlumun Allah'ı var'."
-"Suçlu arayışı içine girdi"
Başbakan Erdoğan'ın şeytanı bile kıskandıracak bir kibir içinde olduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, "Konuşuyor, 'ben, ben, ben', konuşuyor, 'benim, benim, benim'. Millet yok, devlet yok, diktatörün benleri var. Ama o gençler ne yaptılar? 'Al şu benleri başına çal' dediler.
Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın Taksim Gezi Parkı olaylarına ilişkin bir suçlu arayışı içine girdiğini, aralarında BBC, CNN-International, Avrupa, ABD, faiz lobisi, işadamlarının da bulunduğu çok farklı kesimleri komplo kuranlar olarak göstermeye çalıştığını iddia etti. "Bunu söyleyen, 'bana komplo kurdular' diyen adam konuşmasında 30 yaşındaki bir sanatçıyı milyonlara hedef olarak gösteriyor" diyen Kılıçdaroğlu, gelinen noktada Erdoğan'ın CHP'yi suçladığını kaydetti.
-"O duran adama diktatörü korkuttuğu için yürekten teşekkür ediyorum"-
İktidar herşeyden korkar hale geldiğini, Taksim Meydanında hiçbir şey yapmadan duran gençten bile korktuğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, "Bu adam burada niye duruyor diye tedirginler, anlamıyorlar. Arkadaş bu adam seni protesto ediyor, sessiz durarak. Sessizlik en büyük eylemdir. Bunu farkında değil. O duran adama da diktatörü korkuttuğu için yürekten teşekkür ediyorum. Demek ki sessiz durarak da diktatörler korkutulabilirmiş" diye konuştu.
Taksim Gezi Parkı protestolarıyla ilgili Başbakan Erdoğan ile görüşen heyette bulunan Dr. Arzu Çerkezoğlu'nun o görüşmede yaptığı konuşmadan bir bölüm okuyan Kılıçdaroğlu, Çerkezoğlu'nun Erdoğan'a her iki tarafın da çözüm istediğini, ancak olayın sadece bir mimari proje sorununa indirgemenin yanlış olduğunu söylediğini aktardı. Erdoğan'ın ise Çerkezoğlu'na, "Haddinizi bilin. Sizi buraya getiriyoruz diye kendinizi ne zannediyorsunuz? Ben yüzde 51 oy almış bir partinin genel başkanıyım. Sosyolojiyi sizden iyi bilirim" şeklinde karşılık verdiğini ileri süren Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
"Arzu Hanım'ın bilmediği birşey var. O herşeyi bilir, sosyologdur, patalogdur, antropologdur, jinekologdur, herşeyi bilir. ve en önemlisi, Sayın Çerkezoğlu bilmiyor, o aynı zamanda çok önemli bir konunun da uzmanı. Vantrologdur aynı zamanda. Yani karnından konuşur. Eğer seçimlerde bir puan daha alsaydı, uçak mühendisi olurdu, bilgisayar mühendisi olurdu, herşeyi bilirdi zaten. Herşeyi biliyor, ama bilmediği bir şey var. Demokrasiyi bilmiyor. Bu diktatör bir hanımla nasıl konuşulacağını da bilmiyor.
Şimdi rahmetli Menderes ile Özal'ın mirasını devşirmeye çalışıyor. Dedim ki; sen Menderes'in, Özal'ın tırnağı dahi olamazsın. Dün ağzına gelen herşeyi söyleyeceksin, onlar Allah'ın rahmetine kavuşmuş, bugün onların mirasından devşirme yapacaksın. Bu iki yüzlü diktatörün 15 Ocak 1991'de Almanya'da Özal için söylediklerini okuyorum; 'Şu anda Türkiye'nin başında olanlar biz baba değiliz diyorlar. Sayın Özal da öyle ifade etti. Sen bu memlekete baba değilsen, bu memlekette seni azledecektir. Çünkü bu millete baba değilsin, azledileceksin. Baba değiller ama bunlar, uşak, uşak. Neyin uşağı? Batının uşağı, ABD'nin uşağı. Tabi uşaktan baba olmaz'. Hiçbir CHP'li bugüne kadar hakkın rahmetine kavuşan, hiçbir genel başkan hakkında kötü bir söz söylemedi. Kim tuğlanın üzerine bir tuğla koşmuşsa onu rahmetle ve minnetle andı. Siyasi rakiplerimizi de. Çünkü biz inancımızın gereğini yapıyoruz, ölenin arkasından kötü söz söylenmez. O tam aksini yapıyor. Neden? Çünkü o bir diktatör. Diktatörlerde insan sevgisi olmaz. İnanç da olmaz."
-"Goebbels taktiği uyguluyorlar"-
Gezi Parkı olayında yalanlar zinciri ile karşı karşıya kalındığını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Goebbels taktiği uyguluyorlar. 'Ne kadar çok yalan söylersen o kadar çok halkı inandırırsın' diyor. Bereket versin CHP var ve yalanlarını açığa çıkarıyor" dedi.
Erdoğan'ın, Taksim Gezi Parkı olaylarında bayrak yakıldığını söylediğini belirten Kılıçdaroğlu, bunun yalanlardan biri olduğunu, milletin Taksim'e ellerinde bayraklarıyla koştuğunu, orada bayrağa saygı duyulduğunu söyledi. Bir diğer yalanın ise "camide içki içildiği" olduğunu belirterek, söz konusu caminin imamının böyle bir durumun yaşanmadığını söylediğini aktardı. Kılıçdaroğlu, "Vatandaş zor bela gelmiş oraya, yerlerde yatıyor, doktorlar başında, herifin söylediğine bakın, 'orada içki içildi'. Hiç utanmıyor musun?" ifadelerini kullandı.
Kabataş iskelesinde başörtülü bir kadının bebeği ile saldırıya uğradığına ilişkin açıklamalara da değinin Kılıçdaroğlu, "Eğer bunu yapan varsa, zaten yapana insan denmez. Açık söylüyorum, bunu yapanlar varsa bunlar hayvandır, insan değildir. Ama eğer böyle bir olay yoksa Recep Tayyip Erdoğan sen uyduruyorsan, sen de insan değilsin" diye konuştu.
Kadıköy'deki iki Kuran kursunun öğrencilerine Bostancı esnafının satış yapmadığı konusunu da araştırdıklarını belirten Kılıçdaroğlu, esnaf ve bölge halkıyla görüştüklerini, bunun da doğru olmadığını söyledi. Kılıçdaroğlu, "Bunu söyleyen adamın Müslümanlığından kaygı duymaz mısınız?" dedi.
Taksim Gezi Parkı protestolarında polisin silah kullanmadığı konusunda da yalan söylendiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, olaylar sırasında yaşamını kaybeden bir kişinin otopsi raporunda kurşun tespiti yapıldığını hatırlattı.
-"Bu topraklar bir diktatöre teslim edilemez"-
Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
"Buradan bütün yurttaşlarıma sesleniyorum; Adalet ve kalkınma Partisi'ne oy veren yurttaşlarıma da merkez sağdaki yurttaşlarıma da sesleniyorum; Türkiye'nin huzura ve barışa ihtiyacı var. Bir arada beraber yaşamaya ihtiyacı var. Diktatörler her zaman ülkelerini felakete sürüklemişlerdir, yalan söyleyen yöneticiler ülkelerini her zaman felakete sürüklemişlerdir. Kardeşi kardeşe kırdırmış ve ondan nemalanmışlardır. Elimizi vicdanımıza koyalım ve düşünelim, artık Türkiye'nin diktatörden kurtulma zamanı gelmiştir. Dünyanın en güzel ülkenide yaşıyoruz. Her şeyimiz var. Bu topraklar; Mevlana'nın huzurun, barışın, insan sevgisinin topraklarıdır. Bir diktatöre bu topraklar teslim edilemez. Biz bütün komşularımızla barış içinde yaşamayı severiz, herkesin siyasi düşüncesine saygı gösteririz. Herkesin inancına saygı gösteririz. Kimliği, inancı siyaset konusu yapmayız. Allah'tan korkarız herşeyden önce, kuldan utanmasak bile. Hepiniz düşünün Türkiye'yi huzura, barışa kavuşturmamız lazım. Elbirliği ile çaba göstermemiz lazım. Birilerinin gelip bizi kurtarmasını beklemeyelim. Kurtaracak olan bizim irademizdir."
- Ankara