Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: (1)

Son Güncelleme:

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, terörizmi övmenin, desteklemenin ve yüceltmenin terörizm gibi suç olduğunu belirterek, "Batı basınının güya DEAŞ terör örgütüyle mücadele ediyor bahanesiyle PKK terörünü, teröristleri şirin göstermeye çalışması, onları adeta romantize, estetize etmesi asla kabul edilemez" dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, terörizmi övmenin, desteklemenin ve yüceltmenin terörizm gibi suç olduğunu belirterek, "Batı basınının güya DEAŞ terör örgütüyle mücadele ediyor bahanesiyle PKK terörünü, teröristleri şirin göstermeye çalışması, onları adeta romantize, estetize etmesi asla kabul edilemez" dedi.


Kalın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yaptığı basın toplantısına, terör saldırılarında şehit olanlara Allah'tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı dileyerek başladı. Mekke'de Mescid-i Haram'da meydana gelen vinç kazasında, hayatını kaybeden hacı adaylarına da Allah'tan rahmet dileyen Kalın, kazayla ilgili Diyanet İşleri Başkanlığı ve ilgili kurumların temaslarının yoğun bir şekilde sürdüğünü söyledi.


Devletin, ilgili bütün kurumlarıyla Türkiye'nin kazanımlarını ortadan kaldırmak, toplumsal barışını, birlik ve beraberliğini bozmak için tekrar ortaya çıkan terör belasıyla yoğun bir şekilde mücadele ettiğine işaret eden Kalın, "Kamu düzeni bütün vatandaşlarımızın, Türkiye'nin neresinde olursa olsun, can ve mal güvenliği sağlanana kadar, herkesin özgür bir ortamda yaşayacağı şartlar temin edilene kadar terörle mücadele kararlı bir şekilde sürdürülecektir. Nitekim bu süreç içinde yüzlerce terörist ülke içinde ve dışında etkisiz hale getirilmiştir. Kanun dışı yollarla sokak çatışmalarına yeltenmek, toplumsal husumet yaratmak ancak ve ancak terör örgütünü sevindirir. Bu konuda toplumumuzun büyük bir sağduyu içerisinde hareket etmesini temenni ediyoruz, bu yöndeki çağrılarımızı yeniliyoruz" diye konuştu.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da geçen hafta yaptığı konuşmalarda bu konunun altını çizdiğini hatırlatan Kalın, teröristleri sevindirecek eylemlerin içinde olmamanın herkes için büyük önem taşıdığını kaydetti. "Bizim bu zor imtihan döneminde, husumeti, savaşı, kalleşliği, ihaneti değil barışı, huzuru, güveni, sevgiyi yaşatmamız ve çoğaltmamız gerekiyor" diyen Kalın, Türk, Kürt, Sünni, Alevi fark etmeden, Türkiye'nin her yerindeki vatandaşların özgür, güvende ve müreffeh bir hayat yaşaması için el birliğiyle çalışıldığını, mücadelenin kararlı bir şekilde bundan sonra da sürdürüleceğini vurguladı.


"Ferguson'da kimse hendek kazmamıştı"


Terör örgütünün özellikle Cizre gibi yerlerde yaptığı girişimlere hiçbir demokratik ülkede müsamaha gösterilemeyeceğine dikkati çeken Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, şöyle devam etti:


"Nitekim ilgili güvenlik kurumlarımız, devlet birimlerimiz de bu konuyla ilgili kararlı bir mücadele vermiştir. Zaman zaman ulusal ve uluslararası basında özellikle buralarda yaşanan hadiselerle ilgili çok abartılı haberler yapıldığını, yalan yanlış haberler yayıldığını görüyoruz. Böyle bir güvenlik zafiyetinin ortaya çıkmaması için güvenlik kurumlarımız, birimlerimiz üzerine düşeni kanunlar çerçevesinde yapmıştır, bundan sonra da yapmaya devam edecektir.


Bir mukayese yapmak gerekirse, geçen yıl ABD'de Ferguson şehrinde yaşananlar çok ibret verici bir tablo ortaya çıkartmıştı. Ferguson'da kimse hendek kazmamıştı, sokaklarda eli silahlı teröristler, canlı kalkanlar yoktu, evlere, sokak aralarına, okullara, hastanelere, camilere ya da ibadet yerlerine gizlenmiş teröristler yoktu. Ama orada kamu düzenini sağlamak için ne tür tedbirler alındığını, sokağa çıkma yasağı dahil olmak üzere her tür adımın atıldığını gördük. Türkiye de vatandaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamak, toplumun barış ve huzurunu temin etmek için bu konuda üzerine düşen görevi yerine getirmiştir. Bundan sonra da yerine getirmeye devam edecektir."


Terörle mücadele sürecinde toplumsal duyguların çok daha hassas haline geldiğini, sivil toplum kuruluşlarının, kanaat önderlerinin, iş çevrelerinin Türkiye'nin her yerinde sağduyu ve aklı selimle hareket etmesinin önemini vurgulayan Kalın, perşembe günü Ankara'da yapılacak olan yürüyüşü "sevindirici bir gelişme" olarak niteledi. İstanbul'da da pazar günü için sivil toplum kuruluşlarının büyük bir miting hazırlığı içinde olduğunu aktaran Kalın, buradan da barış, kardeşlik ve dostluk mesajları verileceğini, teröre açık, net ve kesin bir dille "hayır" deneceğini kaydetti.


"Terör propagandasına alet olmamak gerekir"


Terörle mücadele sürecinde, terör propagandasına alet olan çeşitli mecralar ve aktörlerle karşılaşıldığını dile getiren Kalın, "Terörizm nasıl bir suçsa terörizmi övmek, desteklemek, yüceltmek, şirin göstermek, onu estetize etmek, romantize etmek de aynı şekilde bir suçtur ve bu dünyanın bütün demokratik ülkelerinde böyledir" değerlendirmesini yaptı.


İspanya, İngiltere ve Fransa gibi AB ülkelerinde terörün yüceltilmesini önlemek amacıyla yasalar çıkartıldığını, terör eylemlerini şirin gösteren, terör propagandası yapanlarla ilgili yasal düzenlemeler yapıldığını söyleyen Kalın, İspanya'da terör örgütlerinin propagandasını yapmak, ayrımcı görüşlerle bu örgütlerin geçmiş eylemlerini övmek ve yetkililere karşı yeni saldırlar için çağrıda bulunmak suçların 19 kişinin tutuklandığını anlattı.


İspanya'da Nisan-Kasım 2014'te 10 kişinin ETA terörünü sosyal medya üzerinden övdükleri, yücelttikleri için tutuklandığını belirten Kalın, İngiltere'de de terörün yüceltilmesini önleme yasası çerçevesinde geçen yıl yaklaşık 300 kişinin tutuklandığını, gözaltına alındığını, hukuki süreçlerin başlatıldığını söyledi. Fransa'daki Charlie Hebdo saldırısından sonra da terörü övmek amacıyla sosyal medya ve basın üzerinden yayın yapan, açıklamalarda bulunan kişilerle ilgili hukuki süreçlerin başlatıldığını, 70 kişinin gözaltına alındığını, bazılarının da ceza aldığını aktardı.


Kalın, "Terörle mücadele ederken aynı zamanda terör propagandasına alet olmamak, toplumsal husumeti besleyen, derinleştiren, yetkilileri hedef gösteren yayınlardan da kaçınmak gerekir. Bununla ilgili hukuk çerçevesinde devletin alacağı tedbirler de ortadadır" diye konuştu.


"Batı'da yanlı, yanlış, eksik bilgilere dayalı yayınlar yapılıyor"


Özellikle Batı basınında Türkiye'nin teröre karşı verdiği mücadeleyle ilgili son derece yanlı, yanlış, eksik bilgilere dayalı yayınların yapıldığını belirten Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Batı basınının güya DEAŞ terör örgütüyle mücadele ediyor bahanesiyle PKK terörünü, teröristleri şirin göstermeye çalışması, onları adeta romantize, estetize etmesi asla kabul edilemez. Şöyle düşünün, bu tür yayınlar PKK terör örgütü için değil de DEAŞ gibi, El Kaide, IRA gibi terör örgütleri için yapılsaydı, bunların yaptığı terör eylemlerini şirin gösteren, yücelten yayınlar yapılsaydı acaba Batı kamuoyunun tepkisi ne olurdu? Herhalde herkes infial gösterir, bunların kabul edilemez bir şey olduğunu açıkça ifade ederdi.


Türkiye de hem toplumu hem devletiyle hem ilgili bütün kurumlarıyla terörle mücadele ederken, terörün propagandasına karşı da gerekli tedbirleri almak durumundadır. Bu konuda hepimize büyük sorumluluklar düşmektedir."


"Bu yükü taşımak bizim için şereftir"


Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Suriyeli sığınmacılar konusuna değinerek, Aylan Kurdi'nin yürek burkan fotoğrafıyla bütün dünyanın ayağa kalktığını ancak durumun tekrar bir krize doğru ilerlediğini söyledi.


Dünyanın zengin ülkelerinin sorunu çözmek, onlara bir hayat alanı tanımak, bir şans tanımak için adım atacakları konusunda umutlandıklarını vurgulayan Kalın, Avrupa'da bazı siyasi liderlerin, sivil toplum kuruluşlarının hatta Papa'nın "Mültecilere kapılarınızı açın" çağrılarını son derece memnuniyet verici bulduklarını ve takdir ettiklerini belirtti.


Onlarca kişinin daha dün yine boğularak hayatını kaybettiğinin altını çizen Kalın, "Ege ve Akdeniz'de insanlar ölmeye devam ediyor. Maalesef yeni Aylan Kurdiler yaşanmaya devam ediyor. Bu insanlık adına utanç verici bir durumdur" dedi.


"Açık kapı" politikası çerçevesinde yaklaşık 2 milyon Suriyelinin Türkiye'ye geldiğini, her türlü ihtiyaçlarının karşılandığını anımsatan Kalın, "Bu yükü taşımak bizim için bir şereftir. Türkiye, mültecileri ülkesinde ağırlamak suretiyle insanlığın yüzünü ağartıyor.. Burada devlet kurumlarımızdan sivil toplum kuruluşlarına, iş adamlarından vatandaşlara hepsi tarihi bir görev üstlendiler. Bu insanlara kapılarını, gönüllerini açtılar. Bu, insanlık adına yüz ağartıcı bir tablodur" değerlendirmesini yaptı.


Kalın, Türkiye'nin 78 milyon nüfusuyla 2 milyon Suriyeliyi barındırdığını, nüfusu 500 milyonu aşmış olan Avrupa ülkelerinin ve kıtanın tamamında hala "10 bin, 20 bin, 30 bin mülteciyi alalım mı, almayalım mı, nasıl alalım" tartışmalarının yapıldığına işaret ederek şunları söyledi:


"Türkiye dünyanın en zengin ülkesi değil ama AB bütün olarak dünyanın ikinci büyük ekonomisi olmasına rağmen hala mültecilere gerekli yardımı, ihtimamı göstermemiş olması da hakikaten çok düşündürücü bir tablodur. Biz Avrupalı liderlerin de Avrupa kurumlarının da krizin sonlanması için, bu gariban, gureba insanların en azından bir nebze nefes almasını sağlayacak adımları atmasını bekliyoruz. Bu, son zamanlarda sık sık soruluyor, 'Suriyelilerin en çok gitmek istediği yer neresi. Avrupa mı, hangi ülke, ABD mi' diye. Bütün Suriyelilerin gitmek istediği bir tane yer var, o da kendi ülkeleri. Ama barış, huzur içinde, savaşın, ölümün, varil bombalarının, kimyasal silahların olmadığı bir Suriye'ye gitmek istiyorlar. Türkiye, hamdolsun bu konuda üzerine düşen insani, ahlaki görevi yerine getiriyor. Bundan sonra da getirmeye devam edecektir."


(Sürecek)

Kaynak: AA