Dışişleri Bakanı Davutoğlu, New York'ta
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye'nin de dahil olduğu kimi arabuluculuk çabalarında bazı nedenlerden dolayı fırsatların kaçırıldığını belirterek, "İran nükleer takas anlaşması, Filistin, Kıbrıs ve İsrail-Suriye dolaylı görüşmelerinde"...
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye'nin de dahil olduğu kimi arabuluculuk çabalarında bazı nedenlerden dolayı fırsatların kaçırıldığını belirterek, "İran nükleer takas anlaşması, Filistin, Kıbrıs ve İsrail- Suriye dolaylı görüşmelerinde fırsatlar kaçırıldı" dedi.
Bakan Davutoğlu BM Genel Kurulu'nda düzenlenen "Arabuluculukta Üye Ülkelerin Rolü" temalı üst düzey gayriresmi toplantının ikinci bölümünde düzenlenen "Arabuluculuk Sürecine Katılan Farklı Aktörler Arasında Tutarlılık, Eşgüdüm ve Tamamlayıcılık Sağlama Sorunu" konulu panelde konuştu.
Arabuluculuk konusunda "kaybedilmiş fırsatlardan" söz eden Davutoğlu, Türkiye'nin arabuluculuk yaptığı, ya da bir şekilde dahil olduğu konulardan örnek vererek "İran'ın nükleer programı, Kıbrıs, Filistin'in birliği müzakereleri ve İsrail-Suriye dolaylı görüşmeleri" kapsamında fırsatların kaçtığını söyledi.
Türkiye ve Brezilya'nın, İran'ı, nükleer takas anlaşmasını imzalamaya ikna ettiğini ve 18 Mayıs 2010'da Tahran Bildirisi'nin imzalandığını hatırlatan Davutoğlu, "Ancak bu bildirinin imzalanmasından sadece 3 hafta sonra BM Güvenlik Konseyi (BMGK) İran'a karşı yeni yaptırımlar kabul etti. Şimdi kim doğru yaptı, kim yanlış yaptı diye sormak istemiyorum, ama sonuçta ne oldu- 2 yıl kaybetmiş olduk, şimdi ancak İstanbul'da yaptığımız toplantıda ilerleme sağladık, halbuki o anlaşma uygulansaydı bir güven artırıcı önlem uygulanmış olacaktı" diye konuştu.
Filistin'in ulusal birliği konusunda da 2007'de El Fetih ile Hamas arasındaki müzakerelerde arabuluculuk yaptıklarını anlatan Davutoğlu, Suudi Arabistan'ın da girişimiyle Mekke Anlaşması'nın kabul edildiğini, ancak Ortadoğu Dörtlüsü'nün Filistin birlik hükümetinin kurulması kapsamında koşullar getirdiğini, birlik hükümetinin meşru görülmediğini, bu yüzden de Filistinlilerin yeniden bölündüğünü anlattı.
Kıbrıs konusunda da Annan Planının 2004 yılında kabul edildiğini, ancak Kıbrıslı Türkler'in planı kabul etmesine rağmen Rumların red ettiğini belirten Davutoğlu, "Buna rağmen AB, Rum tarafını üyeliğe kabul etti. AB üyelikten önce yeni bir refarandum yapılması yönünde bir çaba harcamadı" dedi.
Türkiye'nin bizzat arabuluculuk yaptığı Suriye-İsrail dolaylı görüşmelerinde de fırsatın kaçtığını dile getiren Davutoğlu, 3 yıl sürdürülen ve sonuca çok yakın olunduğu bir anda İsrail'in Gazze'ye saldırmasıyla bu sürecin başarısızlığa uğradığını söyledi.
Panelde Dışişleri Bakanı olarak değil, bölgedeki olayları izleyen biri olarak konuşmak istediğini belirten Davutoğlu, arabuluculukta tutarlılık, eşgüdüm ve tamamlayıcılık sağlamanın yanısıra gizlilik ilkesinin de çok önemli olduğunu, basına bilgi sızdırılmaması gerektiğine işaret etti.
Davutoğlu, ayrıca arabulucuların uluslararası kamuoyunda prestij kazanma peşinde olmamaları gerektiğini vurguladı.
Panele Davutoğlu ile birlikte Finlandiya Dışişleri Bakanı Erkki Tuomioja, Katar Dışişleri Bakanı Halid Bin Muhammed El Ettiyah ve BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un siyasi işlerden sorumlu yardımcısı Lynn Pascoe konuşmacı olarak katıldı.
Toplantıda tüm katılımcılar, Türkiye ve Finlandiya'ya Arabuluculuk Dostlar Grubu'nu kurmaları ve BM'de bu yöndeki çabaları nedeniyle teşekkür etti.
-Davutoğlu'dan Rum temsilciye yanıt-
Bu arada Rum tarafının BM'deki bir temsilcisi söz alarak BM gözetiminde sürdürülen Kıbrıs müzakerelerinin 2004 yılında "hakemlik" sürecine dönüştüğünü, bu yüzden de iki tarafın Annan Planı üzerinde uzlaşmaya varamadan referanduma sunulduğunu iddia etti.
Daha sonra söz alan Davutoğlu da Rum temsilciye yanıt vererek 2004 yılında Burgenstock müzakereleri sırasında orada olduğunu ve iki liderin bu planı referanduma sunma konusunu kabul ettiklerini, bunu imzaladıklarını ve dönemin genel sekreterine planın referanduma sunulacağı yönünde mektup yazdıklarını hatırlattı.
BM gözetiminde o dönemdeki sürecin son derece başarılı olduğunu herkesin kabul etmesi gerektiğini ifade eden Davutoğlu, BM'nin o dönemdeki çabalarını da bu dönem çabalarını da takdirle karşıladıklarını söyledi
Davutoğlu, "Bu kaçırılmış bir fırsattır, burada uluslararası camianın bir üyesi olan AB, tarafları o zaman çözüm yönünde cesaretlendirebilirdi, bunu yapsaydı belki bugün adada böyle bir sorun olmazdı, bunu söylemek isterim" dedi.
Toplantının sonunda BM Genel Kurul Başkanı Nasır Abdülaziz En Nasır'a
"Foundation for Subjective Experience and Research (S.E.R.)"adlı Alman sivil toplum kuruluşu tarafından "Küresel Arabuluculuk Diplomasisi" ödülü verildi.
- BİRLEŞMİŞ MİLLETLER