MHP Genel Başkan Yardımcısı Türkeş."İsrail Başbakanı Türk Halkından ve Türk Başbakanı'ndan Resmen...

Son Güncelleme:

MHP Genel Başkan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Türk halkından ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan resmen özür dilemediğini, kişisel duygu ve düşüncelerini aktardığını savundu.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Türk halkından ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan resmen özür dilemediğini, kişisel duygu ve düşüncelerini aktardığını savundu.


Türkeş, yaptığı yazılı açıklamada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dün Eskişehir'de yaptığı konuşmada, "Şimdi özür dilendi mi- Dilendi. Anamuhalefeti de yavrusu da dediler ki 'İsrail özür dilemez, beklemeyin'. Ama ne oldu- Özür diledi mi, diledi. Muhalefetten hiçbir ses yok" ifadesini kullandığını belirterek, bu sözleri esef ve üzüntüyle karşıladıklarını ifade etti.


Devletler arası hukuk teorisi ve uygulamasında, telefonda iletilen ifadelerin İsrail hükümeti tarafından yazılı bir karar veya açıklamayla onaylanmadıkça İsrail devleti veya hükümeti adına yapıldığının kabul edilemeyeceğini savunan Türkeş, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun özrünün bireysel özür olmaktan öteye geçemediğini iddia etti.


Telefon görüşmesinde tarafların üzerinde mutabık kaldıkları açıklamaların Başbakanlığın internet sitesinde yayınlandığını anımsatan Türkeş, Türk tarafının İsrail Başbakanı'nın "İsrail adına özür dilediğini" kaydettiğini, İsrail tarafının ise "İsrail'in özür dilediği" ifadesini kullandığını ileri sürdü.


"İsrail" ifadesinin tek başına bir anlamı olmadığını, Netanyahu'nun İsrail adına özür dilemekten kaçındığını ileri süren Türkeş, açıklamasında, "Bunun uluslararası hukuktaki açık anlamı ise İsrail devleti veya hükümetini hukuken bağlamayan başbakan şapkasıyla yapılmayıp tamamen bireysel olarak yapılmış münferit bir açıklamadır" ifadesine yer verdi.


İsrail'in yayınladığı metinde Başbakan Erdoğan'ın "söz konusu özrü Türk halkı adına kabul ettiği"ne dair bir ifade bulunmadığına işaret eden Türkeş, açıklamasını şöyle sürdürdü:


"Ya Türk Başbakanı böyle bir ifade kullanmamış, bu ifade Türk tarafınca kendi kamuoyunu etkilemek için özellikle konulmuştur ya da Türk Başbakanı bu ifadeyi kullanmış olmasına ve 'İsrail hükümetinin özrünü Türk halkı adına kabul ediyorum' demesine rağmen İsrail Başbakanı bu ifadeyi duymazlıktan gelmiştir. Bunun diplomatik anlamı ise açıktır; İsrail Başbakanı Türk halkından ve Türk Başbakanı'ndan resmen özür dilememiş, Türk mevkidaşına kendi kişisel duygu ve düşüncelerini aktarmıştır.


Dikkat çeken diğer bir gelişme de Sayın Netanyahu'nun neden özür dilediğini Facebook özel hesabından açıklamasıdır. Sayın Netanyahu'nun özür dilemesi neden bir İsrail Devlet Başkanlığı veya Knesset (Parlamento) Başkanlığı veya bir Dışişleri Bakanlığı açıklamasıyla desteklenmemiştir de özel Facebook hesabıyla açıklama yapma gereği duyulmuştur- Sayın Netanyahu'nun bunun doğru olmadığını ileri sürmesi halinde İsrail hükümetinin ilave bir yazılı onayını getirmesi beklenir ve bu davranış en azından diplomatik nezaket kurallarına uygun olur. AKP hükümeti eğer İsrail'in gerçekten özür dilediğine inanıyorsa, bu inancını kamuoyumuza ancak bu şekilde teyit ettirebilir."


-"Davalardan vaz mı geçilecek-"-


Türkeş, tarafların mutabık kaldığı metinde Gazze ablukasının kaldırıldığına dair inandırıcı ve açık herhangi bir ifade bulunmadığını, bunun, konulan ön şartın yerine getirilmediği anlamına geldiğini öne sürdü.


Açıklamasında, " Türkiye'nin devlet olarak açtığı tazminat davaları ile bizzat mağdurların açmış olduğu tazminat davalarının ne olacağını" soran Türkeş, şunları kaydetti:


"Telefon görüşmesiyle sağlandığı kaydedilen tazminat anlaşmasının en önemli şartını İsrail'in isteği 'ademi mesuliyet şartı' (non liability clause) mı oluşturuyor- Ademi mesuliyet şartı karşısında, tazminat ödemelerinin yapılmasıyla birlikte, Mavi Marmara olayına karışan tüm İsrailliler, diğer bir ifadeyle emri Mavi Marmara'ya operasyon talimatını veren İsrailli siyasetçiler, operasyonu planlayıp yöneten İsrailli üst düzey askeri yetkililer ve bizzat operasyonu gerçekleştiren İsrailli subay ve askerler hakkındaki tüm davalardan vaz mı geçilecek-


Türkiye hem devlet olarak davalardan vazgeçecek hem de Mavi Marmara kurbanlarının aileleriyle temas içinde olunarak, mağdur olan ailelerin tazminat karşılığında İsrail ve operasyonu gerçekleştiren İsrailliler hakkındaki hukuksal haklarından feragat ettiklerine dair anlaşma mı yapılacak- Tüm bunlar Sayın Dışişleri Bakanı'nın 'İstediğimizi aldık, tüm taleplerimiz yerine getirildi' ifadesiyle ne derecede uyuşuyor-"


İsrail ile ilişkilerin düzelmesine hiçbir itirazları olmadığını vurgulayan Türkeş, "Türkiye dış politikasının kısa dönemli zikzaklarla, anlık çarklarla yürütülmesine" itiraz ettiklerini kaydetti. - ANKARA

Kaynak: AA