Şanlıurfa Cezaevi'ndeki Yangın
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, "Her gece başımı yastığa koyduğumda benim cezaevlerinde 126 bin civarında tutuklu ve hükümlüm var; bütün bunların problemleri, rüyalarımda beni rahatsız eden bir yapıda" dedi.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, "Her gece başımı yastığa koyduğumda benim cezaevlerinde 126 bin civarında tutuklu ve hükümlüm var; bütün bunların problemleri, rüyalarımda beni rahatsız eden bir yapıda" dedi.
Ergin, Hakimevi'nde düzenlediği basın toplantısında, Şanlıurfa Cezaevi'ndeki yangın ve cezaevlerindeki sorunlara ilişkin açıklamalarda bulundu.
Yangın sonrası yaşanan bilgi yanlışı ve haber kirliliği nedeniyle açıklama yapma gereği duyduğunu belirten Ergin, ilk olarak 2002 yılı öncesindeki cezaevlerinin durumuyla ilgili bilgi verdi, cezaevlerinin durumuyla ilgili fotoğraflar gösterdi.
Ergin, 2002'de 528 cezaevinin kalabalık koğuş sistemine göre çalıştığını, cezaevlerinde isyan ve firar girişimleri, haraç alma, kurum içinde sorgulama, cezalandırma, ölümü orucu, açlık grevine zorlama, terör örgütü propagandası gibi çok sayıda sorun yaşandığını anlattı.
Bakan Ergin, bugün itibarıyla 208 cezaevinin kapatıldığını, şu anda 377 cezaevinin hizmet verdiğini belirterek, cezaevlerinde 91 bin 334'ü hükümlü, 34 bin 720'si tutuklu toplam 126 bin 54 kişinin bulunduğunu bildirdi.
Cezaevlerinin koşullarının iyileştirilmesi amacıyla 2002 yılından bu yana yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Ergin, fiziki mekanlar, mevzuat ve insan kaynakları alanında yapılan değişiklikleri anlattı.
Denetimli Serbestlik Yasası'ndan 3 1 Mayıs 2010 tarihi itibarıyla 17 bin 287 hükümlünün yararlandığını kaydeden Ergin, bu kapsamda 8 bin 236 hükümlünün kamuya yararlı bir işte, 14 bin 878 hükümlünün gözetim altında, 890 hükümlünün konutunda cezasını çektiğini, 472 hükümlüye belirli yerlere gitmeme cezası verildiğini, 2 bin 803 hükümlünün de eğitime alındığını ifade etti.
İyi halli hükümlülerin açık cezaevlerine geçişlerinin kolaylaştırıldığını söyleyen Ergin, ayrıca TBMM Genel Kurulu'ndaki 3. Yargı paketiyle adli kontrol tedbiri uygulamak için gerekli 3 aylık üst sınırın kaldırılacağını, e-izleme sistemiyle izleme yapılmasının sağlanacağını, tutuklamanın zorlaştırılmasına ilişkin kriterlerin belirleneceğini hatırlattı.
Ergin, 2017 yılı sonuna kadar fiziki koşulları yetersiz 197 cezaevinin daha kapatılacağını, 2002 yılından bu yana 68 yeni cezaevinin açıldığını vurgulayarak, mevcut cezaevlerinden 73'ünde oda sistemine geçildiğini, büyük onarımlar yapıldığını, fiziki zafiyetin giderildiğini, sağlık alanında da birçok iyileştirme yapıldığını anlattı.
-Tutuklu hükümlü sayısındaki artış nedenleri-
Tutuklu ve hükümlü sayısındaki artışa ilişkin de bilgi veren Ergin, bunun nedeninin, suç oranlarında, ilgili kanunlarda ve mevzuatta yapılan düzenlemelerle cezaların artırılması olduğunu söyledi.
Ceza İnfaz Yasası'nda yapılan değişiklikle koşullu salıverilme için yüzde 40'lık ceza infaz şartının yüzde 67'ye yükseltilmesinin de daha uzun süre cezaevinde kalmaya neden olduğunu vurgulayan Ergin, Yargıtay'da daire ve üye sayısı artırımıyla orantılı olarak sonuçlanan dosya sayısında da artış olduğunu ifade etti. Böylelikle kesinleşen mahkumiyetler nedeniyle cezaevine gelişlerin de arttığını kaydeden Ergin, "Yargıtay'da stoklarda bekleyen dosyalar bitirildiği için bundan kaynaklı bir artış var" dedi.
"Önümüzdeki en temel problem, kapasite fazlası hükümlü ve tutuklunun bulunduğu cezaevlerimizin normal şartlara getirilmesidir" diyen Ergin, bu amaçla bir dizi tedbir aldıklarını söyledi. Türkiye geneli ve özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgesinde kapasite artışı için yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Ergin, bu yıl içinde 22, 2013'te 34, 2014'te 52, 2015'te 32, 2016'da 25 ve 2017'de 31 olmak üzere toplam kapasitesi 108 bin 935 olan 196 yeni cezaevi açmayı planladıklarını kaydetti.
Ergin, buna karşın sürece bağlı olarak 2017'ye kadar 18 bin 441 kapasiteli 197 cezaevinin de kapatılmasının öngörüldüğünü bildirdi.
Diyarbakır'da yapımı devam eden cezaevi yerleşkesi inşaatının 3 bin 50 kapasiteli ilk etabının gelecek yıl, 3 bin kapasiteli diğer etabının da 2014'te hizmete gireceğini belirten Ergin, Şırnak'ta, Siverek'te, Doğubayazıt'ta inşaatı devam eden cezaevlerinin gelecek yıl, Midyat'ta yapımı süren cezaevinin de 2014'te hizmete girmesinin planlandığını bildirdi.
Batman, Gaziantep, Ağrı, Van, Kilis, Elazığ'da da projesi yapılan cezaevleriyle birlikte 22 bin 598 kapasitenin daha sağlanacağını ifade eden Ergin, bunların inşa, proje ve ihale aşamasında olduğunu dile getirdi.
Fiziki şartlara ilişkin tedbirlerin yanı sıra Denetimli Serbestlik Yasası'nda yapılan iyileştirme sayesinde gelecek süreçte de hükümlülerin bundan yararlanacağını, 10 gün önce yapılan yönetmelik değişikliği ile de kapalı cezaevlerinden açık cezaevlerine geçişin kolaylaştırıldığını, 1 haftalık süre içinde bu değişikliğin bir sonucu olarak 6 bin hükümlünün kapalı cezaevinden açık cezaevine geçirileceğini anlattı.
İlçe cezaevlerine geçiş şartlarında da iyileştirme yapıldığını ve 1 hafta, 10 gün içinde 3 bin civarında hükümlünün merkez cezaevlerinden ilçelerdeki boş kapasiteye aktarılmasının sağlanacağını bildirdi.
3. Yargı Paketi ile tutuklamanın zorlaştırılacağını ve bunun da tutuksuz yargılanmayı sağlayacağını söyleyen Ergin, tüm bu tedbirlerle cezaevlerindeki yükün azaltılacağını ifade etti.
Ergin, şöyle konuştu:
"Tüm bu çalışmalarımız, Şanlıurfa Cezaevi'ndeki yangın öncesinde planlanıp uygulamaya başlanmış olan tedbirlerdir. Geçmişten gelen bu devasa problemin çözümünde önemli mesafeler alınmıştır. Ancak alınması gereken daha tedbirler vardır. Yapmamız gereken çalışmalar planlanmış ve buna uygun olarak takvim ilan edilmiş, buna göre icraatlar yapılmaktadır. Yaşadığımız sorunlar, geçiş aşamasının sorunlarıdır. Bu geçiş sürecinde siyaset kurumu ve siyasi partilerimizin, sivil toplum kuruluşlarımızın ve medya kuruluşlarımızın yaklaşımı son derece önem arz etmektedir."
Bakanlığının cezaevleriyle ilgili verileri de paylaşan Ergin, uzun tutukluluk süreleriyle ilgili eleştirilere yanıt verdi.
Cezaevi mevcudunun yüzde 27,5'inin tutuklu olduğunu, Türkiye'de 34 bin 720 tutuklu bulunduğunu bildirdi. Bunların 27 bin 478'inin son 12 ay içerisinde tutuklandığına dikkati çeken Ergin, tutukluların yüzde 76-77'sinin son bir yıl içerisinde tutuklandığının altını çizdi.
-"Ben de insanım, ben de babayım, benim de çocuklarım var"-
Açıklamalarının ardından soruları da yanıtlayan Ergin, cezaevinde olay yerinde yaptığı incelemelerde neler hissettiğinin sorulması üzerine, şunları söyledi:
"Bir insan ne hissederse ben de onu hissettim. Ben de insanım, ben de babayım, benim de çocuklarım var. Bu toplumda yaşayan 74 milyon ülke insanının her bir ferdi ne hissediyorsa bu ülkenin adalet bakanı olarak daha derin şekilde ben yüreğimde hissediyorum. Her gece başımı yastığa koyduğumda benim cezaevlerinde 126 bin civarında tutuklu ve hükümlüm var, bütün bunların problemleri, rüyalarımda beni rahatsız eden bir yapıda. Bunu aşabilmek için her bireyden daha fazla mesuliyetle çalışmak gerektiğinin farkındayım."
Ergin, "Şanlıurfa Cezaevi'ndeki yangının kavgadan kaynaklanmadığını söylediniz. Perde arkasında organize bir eylem mi var-" sorusu üzerine, "Peşin bir değerlendirme yapmak için erken, ama aklımıza bu gelmiyor değil. Münferit birtakım hadiseler oldu birkaç cezaevinde, ancak bu konuda siyasi partilerimizin, sivil toplum örgütlerimizin, medyamızın tutumu önemli. 377 cezaevimiz var, bunlarda televizyonlar izleniyor. Doğru bilgiye dayanmadan yapılan yapılan yayınlar diğer cezaevlerinde de mevcutları rahatsız ediyor" dedi.
Şanlıurfa Cezaevi'ne olayın ardından klima götürüldüğü yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine Ergin, bu haberlerin yanlış olduğunu, tüm cezaevlerinde vantilatör kullanımına izin verildiğini söyledi.
Yangın çıktığı anda da çok sayıda vantilatörün hizmette olduğunu belirten Ergin, tutuklu ve hükümlülerin kendi isteğine bağlı olarak mevzuata göre bu tür araçların kullanıldığını kaydetti.
Bu konuyla ilgili bir problem olmadığına dikkati çeken Ergin, "Bizdeki verilerle basında çıkan haberler örtüşmüyor. 'Vantilatör kavgasından olaylar çıktı' deniyor. Bizdeki verilere göre herhangi bir kavga gözükmüyor. Vantilatör çekişmesinden kaynaklı bir hadise değil. Yine de inceleme sonuçlarını beklemek lazım" dedi.
"Öz eleştiri yapsanız neler söylerdiniz-" sorusuna karşılık Ergin, 2009 yılında Şanlıurfa Cezaevi'ndeki sorunların tespit edildiğini ve birtakım önlemlerin alındığını söyledi, bu önlemlerin sonucunun önümüzdeki günlerde alınacağını ve cezaevinde önemli rahatlık sağlanacağını kaydetti.
-Su sıkıntısı iddiaları-
"Cezaevinde 4 saatte bir su veriliyor" şeklindeki açıklamaların da gerçeği yansıtmadığını belirten Ergin, cezaevinde hem şehir şebekesinden hem de kendi sondajından gelen su bulunduğunu, güneş enerjisiyle sıcak suyun da sağlandığını söyledi.
Silivri Cezaevi için de aynı iddiaların gündeme geldiğini hatırlatan Ergin, cezaevinde tutuklu hükümlü başına günde 400 litre su verildiğini, bu rakamın Dünya Sağlık Örgütü ortalamasının kişi başına 200 litre olduğunu ifade etti.
Ergin, şunları kaydetti:
"Günde kişi başına 400 litre su vermemize rağmen 'yetmiyor' deniliyor. Burada, özellikle belli saatlerde suları açık bırakmak suretiyle suyun sarfiyatı söz konusu oldu. Bunu 2011'de yaptığımız gezide tespit ettik. Bu tespitten sonra ünitelere belli sayaçlar koymak suretiyle her ünitenin kendisine düşen miktarda suyu alması için tedbirler alınıyor. Cezaevlerinde belli miktarda su veriliyor, ama bu suyu maksadı dışında harcamak için yanlış uygulamalardan kaynaklı sorunlar yaşıyoruz."
Şanlıurfa Cezaevi'nde gece belli bir saatten sonra saat 05.00'e kadar suların kesildiğini açıklayan Ergin, gün içerisinde de ara ara belli kesintiler yapıldığını, ancak 10-15 saat su verildiğini bildirdi.
"Suçluya insan gözüyle bakılmıyor. Cezaevinde olmasının başlı başına bir ceza olduğu, insani şartlarda cezaevinde kalması gerektiği ihmal ediliyor. Bu bakış değiştirilmeden, felsefe anlayış değişikliğini de gündeme alacak mısınız- Yoksa binalar yapılır ve kötü uygulamalar devam eder" sorusu üzerine Ergin, mevzuatta yapılan düzenlemelerin yeterli olmadığını, mentalite değişikliği için zamana ihtiyaç bulunduğunu söyledi.
Ergin, cezaevine personel alımına yeni kriterler getireceklerini, cezaevi müdürlerinin yüksekokul mezunu, tercihen hukuk fakültesi mezunu olmayanların cezaevi müdürü olamayacağı bir düzenleme hazırlığı içinde olunduğunu kaydetti.
Ergin, bir başka soru üzerine de 1960'lı yıllarda yapılan Şanlıurfa Cezaevi'nin klima takılmasına elverişli olmadığını, binanın altyapısının bunu taşıyamayacağını belirtti.
"Olayın sebebi kapasite fazlalığı deniyor. Mahkumun isteğine bağlı kalmadan fazlalık giderilemez mi-" sorusuna karşılık da Bakan Ergin, şunları söyledi:
"Yoğun kapasiteye rağmen cezaevinde bulunanlar ısrar ediyorlar, direniyorlar ve bu direnişe sivil toplum kuruluşlarından gelen talepler de ekleniyor. Siyaset kurumu da bunu talep ediyor. A ilinin milletvekili 'bizim ilimizden dışarı adam göndermeyin' diye arıyor. İyi güzel de bir yandan şikayet ediyoruz, bu kadarlık yerde bu kadar insan kalıyor diye, ama bunların daha müsait cezaevlerine nakli gündeme geldiğinde 'bunları göndermeyin' diye müracaat ediliyor. Ama elbette bu taleplere bağlı değiliz. Zaman zaman sevk işlemini uyguluyoruz."
-"Kavgaya dönük bulgu yok"-
Bakan Ergin, "Kapasite fazlalığından kaynaklanan bir isyan mıdır-" sorusu üzerine, "Kavgaya dönük bizde bulgu yok. Hükümlü ve tutukluların dikkat çekme, sorunlarını gündeme getirme yöntemi olarak arzu etmiş oldukları bir yöntem olabilir, ama bütün bunlar inceleme bittikten sonra ortaya çıkacak. Bu problem günümüzün problemi değil, geçmişten gelen bir problem. Büyük bir kısmı aşılmış. Sorunu çözümleyici katkıları bekliyoruz" diye konuştu.
Yangın olayına ilişkin tespitlerin hatırlatılmasına karşılık da Ergin, bilmeden, görmeden yapılan yorumların gerçeği yansıtmayacağını söyledi.
Ergin, şunları anlattı:
"Koğuşları gördüm. Kapı dışarıya açılıyor, ama kapıdan girer girmez sağ tarafa merdiven çıkıyor. Kapıyla merdivenlerin birleştiği noktada üst üste yataklar, şilteler, battaniyeler yığılmak suretiyle ateşe verilmiş. Merdivenlerin üstünde ranzalar çekilerek kapatma yapıldığı şeklinde bilgiler de var, ama ne kadar doğru inceleme sonucunda ortaya çıkacaktır. Bu ateş topu aşılarak yukarı çıkılamamıştır. Süngerler alev aldığında duman ve ısı yüksek hararet veriyor. Bu ateş topunun arkasında banyo, tuvalet bölümü var, giriş katta. Onun içindeki 5 kişi, yangın söndürme tüpleriyle alevin etkisi azaltıldıktan sonra alınabilmiştir. 3 infaz koruma memurunun yüzünde yanıklar oluşmuş, 10-11'i de dumandan zehirlenmiştir. Adli ve idari soruşturmanın sonucunu bekleyelim. Banyodaki 5 kişinin orada bulunma nedeni de inceleme sonucu ortaya çıkacak. Kendi beyanları, 'Bizi eyleme davet ettiler, katılmayacağımızı söyleyince de bizi buraya kapattılar' şeklinde."
Adalet Bakanı Ergin, "Bu insanlar bir bakıma intihar etti. Bu noktaya gelene kadar hiç feryat etmediler mi-" sorusu üzerine, zaman zaman Şanlıurfa Barosu'nun ve sivil toplum kuruluşlarının cezaeviyle ilgili şikayetlerde bulunduğunu, kendilerinin de sorunlara ilişkin tespitlerinin bulunduğunu belirterek, "Yan tarafta devam eden bir inşaat var. 'Daha iyi bir yere alalım' taleplerine karşı 'hayır, buradan ayrılmak istemiyoruz' diye direnç var. Buna rağmen yaptığımız sevkler de var. Şikayetler dile getiriliyor, ama daha iyi şartlar için önerilen tekliflere çok katkı sunulmuyor. Burada 5-10 Temmuz'da yeni ünitenin devreye gireceğinden kaynaklı bir beklenti var, 'tesisler bitiyor rahatlık olacak' diye düşünüp gitmek istemeyenler de var" dedi.
(Bitti)
Muhabir: Aylin Sırıklı
Yayıncı: Ziver Büyüktaş - ANKARA