"Siyasetçi Açlık Grevi Yapmaz"

Son Güncelleme:

Erdoğan, cezaevlerinde devam eden açlık grevlerine destek veren BDP'li milletvekilleri ile ilgili açıklama yaptı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, cezaevlerinde devam eden açlık grevlerine destek veren BDP'li milletvekilleri ile ilgili olarak, "Ucuz hesapların içine giriyorlar Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, cezaevlerinde devam eden açlık grevlerine destek veren BDP'li milletvekilleri ile ilgili olarak, "Ucuz hesapların içine giriyorlar. Bizim bu şark kurnazlığına karnımız tok. Siyasi konuların zemini siyasettir. Siyaset yapamayanlar başka yollara tevessül ederler. Siyasetçinin işi açlık grevi yapmak, açlık grevi yapanlara arka çıkmak değildir. Siyasetçi için böyle bir yönteme tevessül etmek acziyettir, iş bilmezliğini, yetersizliği ikrar etmektir" değerlendirmesinde bulundu.


Partisinin TBMM grubunda konuşan Başbakan Erdoğan, belediyelerle ilgili yasal düzenleme sırasında muhalefetin gösterdiği tavrı eleştirdi. Yapılan saldırılara tahammül ettikleri için milletvekillerine teşekkür eden Erdoğan, yasanın, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanması halinde büyükşehir olacak illerde yaşayan vatandaşlara hayırlı olmasını diledi. AK Parti olarak belediyecilik konusunda ciddi bir tecrübeye sahip olduklarını, hazırlanan belediye kanunun da bu birikimin eseri olduğunu söyledi. Kanunun üzerinde düşünülerek Türkiye için en iyisi hesaplanarak TBMM'ye getirildiğini ifade eden Erdoğan, "Bizim hazırladığımız böyle bir kanun üzerinde söz söylemek için muhalefet partilerinin öncelikle bu alanda bir sözlerinin, projelerinin, tecrübeleri olması gerekir" dedi. CHP'nin, MHP'nin ve BDP'nin idare ettiği belediyelerin durumunu eleştiren Erdoğan, "Bu partilere ait belediyelerin geçmişten bu yana ne tür iddialarla gündeme geldiği, nasıl bir şöhrete sahip olduğu ortada" dedi.


-"İDDİANIZ VARSA NEDEN BURADA DEĞİLSİNİZ"-


"Muhalefetin yönettiği belediyelerin önemli bir kısmında beceriksizlik, işbilmezlik, belediye bütçelerine musallat olmuş, kendi ifadeleriyle "yamyamlar' görürsünüz" diyen Erdoğan, söyleyecek sözü olmayanların sadece hakaret ve küfür edeceğini kaydetti. Muhalefetin yasaya karşı mücadele ederken, milletvekillerinin çoğunun Meclis'te olmadığını ifade eden Erdoğan, "İddianız varsa neden burada değilsiniz? Yoksa niçin oyalıyorsunuz. Bu, atılan adımlarda ne denli samimiyetsiz olduklarını ortaya koyuyor" ifadelerini kullandı. Muhalefetin kendisinin yapamadığını, yapana da engel olmaya çalıştığını savunan Erdoğan, muhalefetin karşısındakinin iki gözünü çıkarmak için kendisinin bir gözünü kaybedecek bir ruh halinde olduğunu savundu.


-"BİZ NUTUK HATMEDENLERDEN DEĞİLİZ"-


Erdoğan, yurtdışı gezisi kapsamında Endonezya'dan Brunei'ye geçtiğini bu nedenle Türkiye'de 10 Kasım törenlerine katılamadığını belirten Erdoğan, Gazi Mustafa Kemal'i rahmetle andığını söyledi. Gazi Mustafa Kemal'in anısını yaşatmak için TİKA tarafından Makedonya'da bir çalışma yürütüldüğünü ifade eden Erdoğan, "Gazi Mustafa Kemal'in babası Ali Rıza Efendi'nin doğduğu ve yaşadığı evin yerini ve kalıntılarını tespit ettik. Yapılan çalışmalar neticesinde köyde Ali Rıza Efendi'ye ait olduğu düşünülen yan yana iki ev tespit edildi. Bu evlerin anı evi olarak inşası için gerekli projeler hazırlandı, Makedonya makamlarıyla görüşüldü. Projemiz Makedonya Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu'nda onaylandı ve 8 Mayıs 2012'de ihaleyi gerçekleştirdik. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın da katkılarıyla inşaatlar tamamlanma aşamasına geldi" diye konuştu. Gazi Mustafa Kemal'in babası Ali Rıza Efendi'nin Kocacık Köyü'nde yeniden inşa edilen evinin resimlerini gösteren Erdoğan, "İki evden biri tamamlandı, diğeri ise tamamlanma aşamasında" dedi. İki evden büyük olanın bir dinlenme evi olarak kullanılacağını, diğerinin ise müze olarak hizmet vereceğini anlatan Erdoğan, "Ayrıca Gazi Mustafa Kemal'in eğitim gördüğü Manastır'daki askeri idadi binasının tadilatı ve donanımı için Makedonya makamlarıyla bir proje hazırladık. 20 Kasım'da da bu çalışmaları başlatıyoruz" diye konuştu. Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz Nutuk atanlardan olmadık, Nutuk hatmedenlerden de değiliz. Biz hatırlara ve ata yadigarlarına sahip çıkıyoruz. Başta CHP'liler olmak üzere Atatürk istismarcılarına da Makedonya'da inşa ettiğimiz iki hatıra evi ithaf ediyorum. Umarım gider orayı da ziyaret ederler."


-"İSTİSMAR ALÇAKLIĞINA GİRİŞTİLER"-


10 Kasım'da Siirt Pervari'de askeri helikopterin düşmesi ve 17 askerin şehit olmasını da değerlendiren Erdoğan, adli ve idari soruşturmanın devam ettiğini belirtti ve "Genelkurmay Başkanlığımız da detaylı bir açıklama yaptı. Helikopterimizin hava şartları nedeniyle düştüğü ilk incelemeler neticesinde ortaya çıktı. Helikopterimize yönelik bir terörist saldırı söz konusu değil. Muhalefet partileri zihinleri bulundurmak için helikopterin eski, bakımsız ve metal yorgunu olduğuna yönelik açıklamalar yapıyor. Ağzı olan konuşuyor tabi. Televizyon televizyon dolaşıp bu açıklamaları yapanlar var. Bunlar gerçek dışı" diye konuştu. Terörle mücadelede bu tür istenmeyen acı hadiselerin yaşanabildiğini kaydeden Erdoğan, şehitler için Diyarbakır'da düzenlenen törenlere katıldıklarını hatırlatarak, "Her olay sonrasında olduğu gibi Pervari'deki kaza sonrasında da ellerini ovuşturan fırsatçıların bir kez daha ortaya çıktıklarını, bu acı hadiseyi bir kez daha istismar etme alçaklığına giriştiklerini gördük" dedi. Terörle mücadeleyi bir hükümet meselesi olmaktan öte bir milli meselesi olduğunu kaydeden Erdoğan, acı hadiseleri hükümet aleyhine kullanan bazı çevrelerin olduğunu belirtti.


-"SURİYE'DEKİ DİKTATÖRÜN SIRTINI SIVAZLAYAN MUHALEFETİMİZ VAR"-


Konuşmasında CHP'ye yönelik eleştiriler de getiren Erdoğan, "Komşularının iki gözü çıksın temennisiyle kendi tek gözlerini feda edecek kadar muhteris, hırslı ve haset içinde, fesat içinde çevreler var. Bunlar AK Parti kaybetsin de Türkiye ne olursa olsun anlayışındalar. Bunlar AK Parti kaybetsin diye Türkiye düşmanlarıyla işbirliği yapacak, onlara kol kanat gerecek, Türkiye düşmanlarının sırtlarını sıvazlayacak kadar ölçüyü, muvazeneyi kaçırmış durumdalar. Bunun en çarpıcı örneğini Suriye meselesinde yaşadık. Türkiye'nin Suriye politikasının başarısı olması için Suriye'deki eli kanlı diktatöre her türlü övgüyü düzen, o katilin sırtını sıvazlayan bir muhalefete, bir CHP yönetimine, bir CHP genel başkanına sahibiz" dedi.


-"SURİYE'YE ÇOK DAHA SERT CEVAP VERMEKTEN KAÇINMAYIZ"


CHP'nin bakış açısını "ufuk yoksunluğu" diye niteleyen Erdoğan, "Burada, CHP genel başkanına tekrar hatırlatıyorum. Türkiye küçük hesap yapmayacak kadar büyük bir devlettir. Türkiye birilerinin Israrla çekmeye çalıştığı tuzağa düşmeyecek kadar tecrübeli bir devlettir" dedi. Suriye'den sınır ilçelerine ve köylerine yapılan saldırılara en sert karşılığı verdiklerini ifade eden Erdoğan, "Çok daha sert şekilde gereken cevabı vermekten kaçınmayacağız" dedi. Kimsenin Türkiye'nin sabrını test etmeye kalkmaması gerektiğini kaydeden Erdoğan, Suriye muhalefetini desteklediklerini, kapsıyıcı bir yapıyla muhalefetin daha etkin olacağına inandıklarını belirtti.


-"AÇLIK GREVLERİ YURTİÇİ VE YURTDIŞI DESTEKLE YAYGINLAŞTI"-


Konuşmasında, Türkiye'de gerilim ortamı yaratmak isteyenlerin girişimlerini de dikkatle takip ettiklerini ifade eden Erdoğan, bu süreçlerde kimlerin kimlerle iş tuttuğunu görüp not ettiklerini belirtti. Cezaevlerinde süren açlık grevleri konusuna da değinen Erdoğan bu konuyla ilgili olarak, "2 ay önce 12 Eylül'de çeşitli cezaevlerinde bazı tutuklu ve hükümlüler açlık grevi adı altında bir eylem başlattılar. Kandil'den gelen talimatla başlatılan eylem önce BDP'nin teşvikleri ardından da yurtiçi yurt dışı desteklerle yaygınlaştırıldı" değerlendirmesinde bulundu.


-"SİYASETÇİNİN İŞİ AÇLIK GREVİ YAPMAK DEĞİL"-


Hukuki ve siyasi mücadeleyle gündeme getirilebilecek konuların "vicdanları kanatan" bir eylem türüyle gündeme taşınmaya ve bir "şantaj unsuru olarak" dayatılmaya çalışıldığını ifade eden Erdoğan, BDP milletvekillerine yüklenerek, "Bu çevreler AK Parti tarafından atılan adımları kendilerine mal etmek için hükümetin taviz verdiği görüntüsünü oluşturmak için bu tür eylemlerden medet umuyorlar. Bugüne kadar halkımız ve Kürt kardeşlerimiz için hangi adımı attıysak karşısına dikildiler, engellemeye uğraştılar, yaptığımız reformları küçümsemeye çalıştılar. Büyük Kongremizde açıklanan reformları da kendi mücadelelerinin sonucu gibi göstermeye çalışıyorlar. Ucuz hesapların içine giriyorlar. Bizim bu şark kurnazlığına karnımız tok. Siyasi konuların zemini siyasettir. Siyaset yapamayanlar başka yollara tevessül ederler. Siyasetçinin işi açlık grevi yapmak, açlık grevi yapanlara arka çıkmak değildir. Siyasetçi için böyle bir yönteme tevessül etmek acziyettir, iş bilmezliğini, yetersizliği ikrar etmektir. Bunlar bugüne kadar çıkmaz sokaklara girmeye, bataklıkta gezinmeye alıştılar. Yine yanlış hesapların içine giriyorlar. Sonra hükümet gelsin, millet gelsin, bunlara el atsın düştükleri kuyudan çıkarsın istiyorlar" ifadelerini kullandı. "İnkar ve asimilasyon son bulsun" söyleminin geçerliliğini yitirdiğini, bunu AK Parti'nin sözü ve uygulamasıyla defalarca kez gösterdiğini söyleyen Erdoğan, AK Parti iktidarının böyle bir sorunun bulunmadığını bildirdi. Anadilde savunma hakkını getireceklerini Büyük Kongre'de açıkladıklarını anlatan Erdoğan, buna karşın terör örgütü silah bırakmadıkça operasyonların son bulmayacağını söyledi. Erdoğan, İmralı'daki Öcalan'a yönelik taleplerin de şantaj unsuru olarak kullanıldığını belirten Erdoğan, AK Parti'nin yaşatmayı ilke olarak benimsediğini, terörle mücadelenin hukuk çerçevesinde devam ettiğini söyledi. Daha kuruldukları andan itibaren Şeyh Edebali'nin Osmangaziye'ye nasihatını kendilerine rehber edindiklerini söyleyen Erdoğan, "İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın, dedik. Ama bunların böyle bir derdi yok. Bunların insanı yaşatmak gibi bir derdi yok. Türk değil, Kürt değil, Laz, Çerkez, Gürcü, Boşnak, Arap, Rum aklınıza ne gelirse "insanı yaşat ki, devlet yaşasın'. İşte onun için Yunus Emre'nin sözlerini her zamana ışığımız, her zaman rehberimiz olarak kabul ettik ve "yaradılanı yaradandan ötürü severiz' dedik ve yolumuza böyle devam ettik" diye konuştu. (ANKA/DEVAM)


(EKİP/ORH) - Ankara

Kaynak: ANKA