TOBB Genel Kurulu
Başbakan ve AK Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, 7 Haziran seçimleri sonrasında çok geniş kapsamlı bir istişare ve toplumsal mutabakatla yeni ve insan onuruna dayalı bir anayasayı kaleme alacaklarını belirterek, "Türkiye'nin ilk sivil anayasası 7 Haziran'dan sonraki ilk gündem maddemizdir" dedi.
Başbakan ve AK Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, 7 Haziran seçimleri sonrasında çok geniş kapsamlı bir istişare ve toplumsal mutabakatla yeni ve insan onuruna dayalı bir anayasayı kaleme alacaklarını belirterek, " Türkiye'nin ilk sivil anayasası 7 Haziran'dan sonraki ilk gündem maddemizdir" dedi.
Başbakan Davutoğlu, TOBB ETÜ'de düzenlenen 71. TOBB Genel Kurulu'nda, seçimlere giderken herkesin sahip çıkması gereken hususun, Türkiye demokrasi olduğunu vurguladı ve tüm vatandaşları mutlaka oy vermeye çağırdı.
AK Parti'nin seçim beyannamesine değinen Davutoğlu, şunları söyledi:
"Artık siyasi görüş ayrılıklarının ötesinde, belli alanlarda bir ittifak ve ortak bakış açısına gelmemiz lazım. Bunlardan birisi ve en önemlisi, insan onuruna dayalı yeni bir anayasayı yazmamız lazım. Demokrasimizi koruyacak olan, demokrasimizi gelecek nesillere taşıyacak olan temel doküman, bütün bir milletin mutabakatıyla ortaya konacak yeni anayasadır. Biz buradan ilan ediyoruz, inşallah 7 Haziran seçimleri sonrasında çok geniş kapsamlı bir istişare ile ve toplumsal mutabakatla yeni ve insan onuruna dayalı bir anayasayı kaleme alacağız. Türkiye'nin ilk sivil anayasası 7 Haziran'dan sonraki ilk gündem maddemizdir."
Davutoğlu, hangi siyasi görüşte olursa olsun, bütün siyasi partileri ve aydınları bu sürece katkıda bulunmaya davet ederek, şöyle konuştu:
"Bu yeni anayasanın en önemli özelliklerinden biri de girişim özgürlüğü ve güçler ayrılığı prensibine dayalı demokratik yeni bir siyasal sistemin önünü açacak olmasıdır. Etkin bir sistem için ne gerekiyorsa, onun yapılması şarttır. Hiçbir siyasal sisteme ön yargıyla bakmamak lazım. Parlamenter sistem de başkanlık sistemi de demokratik özgürlükler içinde yaşanabilir ve demokratik özgürlükleri yaşatabilir sistemlerdir. Türkiye'de maalesef parlamenter sistem, 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat müdahaleleriyle malul hale getirilmiştir. Şimdi hep beraber akılcı bir yolla karşılıklı olarak görüşlerimizi paylaşarak, yeni bir dönemde etkin bir anlayış çerçevesinde, başkanlık sistemini de tartışmaya hazır olmalıyız. Bu çerçevede AK Parti olarak her türlü istişareyi önümüzdeki dönemde yapacağız ve inşallah Türkiye'de ekonomik kalkınmayı teşvik edecek yeni bir anayasanın yazımına öncülük edeceğiz."
Yargı reformu
Davutoğlu, en önemli konulardan birinin, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı olduğuna değinerek, "17 Nisan'da yeni yargı reformu stratejisini açıkladık. Bu bağlamda iş dünyamızın kaygılarını giderecek şekilde, bütün kesimlerle istişare ederek, Türkiye'nin geleceğinde herkesin saygıyla yargıya yaklaşacağı ve yargı da dahil bütün bürokrasinin hesap verebilir olduğu bir dönemin önünü açacağız" diye konuştu.
Demokrasilerde herkesin eylemlerinden sorumlu ve hesap verebilir olduğunun altını çizen Davutoğlu, yargı reformu stratejisinin temel esasının bu olacağını bildirdi.
Davutoğlu, seçime giderken en büyük tuzağın, seçim ekonomisi uygulamak ve seçim sonrasına kötü bir mirası devretmek olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Biz bunu yapmayacağız. Yapmayacağımız hiçbir sözü vermedik, yapacağımız hiçbir sözden de geri durmadık. Bu bizim milletimize taahhüdümüzdür. Bu çerçevede çağrım şudur; ekonomik projelerinizi, gelecekle ilgili perspektifinizi, 2023'te nasıl bir Türkiye arzu ettiğinizi, nasıl yeni bir sivil anayasa istediğinizi ortaya koyun. Bugünkü anayasadan memnun değilseniz, ki özgürlükçü hiç kimse memnun değil, 12 Eylül Anayasası, yamalı bohçaya döndü. Her revizyonda yeni problemler çıkardı. Bizim toplum sözleşmesi talebimizin, yeni Türkiye sözleşmesinin karşısına kendi yeni Türkiye sözleşmenizi yazın çıkarın. Alalım bu dokümanları karşılaştıralım. Siz ne diyorsunuz, biz ne diyoruz, oturup konuşalım. Muhalefet partilerimizle, aydınlarımızla, sivil toplum kuruluşlarımızla konuşmayacağımız hiçbir husus yoktur. Herkesle her konuyu ele almaya hazırız. 2015 seçimleri sonrasında, 2023'e doğru giderken en geniş çaplı istişareyi yapacak şekilde yeni bir dönemi, yeni bir içselleştirici, kuşatıcı dönemi hep birlikte başlatalım. Bu bizim çağrımızdır. Görüşlerimizi açık ve net bir şekilde ortaya koyalım. Sonra da bunları ele alalım"
Ekonomi politikaları
Davutoğlu, muhalefet partilerine rasyonel ekonomik politikaları tartışma, irrasyonel alanlardan kaçınma çağrısı yaparak, konuşmasında asgari ücret konusuna değindi.
Asgari ücretin, AK Parti iktidara geldiğinde 184 lira, şimdiyse yüzde 451'lik artışla bin lira olduğunu hatırlatan Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Burada bu tartışmada eksik olan husus ne biliyor musunuz? Asgari ücretin mahiyeti konusunda son derece yanıltıcı yaklaşım sergilenmesi. Anamuhalefet Partisi Genel Başkanı 'bin 500 TL' dedi, başka bir parti '2 bin 500' dedi, bir üçüncü parti '5 bin TL' dedi. Bir kere şunu bilmeliyiz; asgari ücret, fermanla, genelgeyle, kanunla verilen bir şey değil. Asgari ücret tespit edilirken hükümet karar almıyor. Asgari ücret, 5 işçi temsilcisi, 5 işveren temsilcisi, 5 kamu temsilcisinden oluşan komite tarafından kararlaştırılıyor. Burada önemli olan, işverenimizle işçimizin optimum bir asgari ücrette anlaşması. Asgari ücreti bin TL'ye çıkarırken de biz, işverenle işçilerimizin bu anlaşması üzerinden çıkardık. Eğer böyle bir zemin olmazsa, böyle bir optimizasyon yapılmazsa, asgari ücret verilen ücret değildir, koruma ücretidir, onun altında ücret ödenmez ülkede. Sonunda ne olur biliyor musunuz? Eğer işverenlerimizin üzerindeki yükler artarsa, iş yerleri kapanır. 100 işçi çalıştıran bir KOBİ'nin kaldıramayacağı bir yükü üzerine yüklerseniz, rekabet gücünüz kalmaz ve kayıtdışı istihdam artar."
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'na seslenen Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Bu tür irrasyonel politikaların iş dünyası üzerindeki etkilerini konuşun, anlatın, böyle irrasyonel politikalarla tezgahların nasıl kapanacağını anlatın ki Türkiye'de herkes söz verirken bir kere değil, 5 kere değil, 40 kere düşünsün. Burası istişare zemini. Burada nasıl hükümete dönük taleplerinizi dile getirdiniz ve dinledik, size söz veriyorum, taleplerin hepsini tek tek ele alacağız. Hepsiyle ilgili gerekli adımları atacağız. Ticaret-sanayi zirvesinde 7 saat 8 bakanla dinledim, sonunda yaptığım konuşmada bizden talep edilen her şeyi 8 saat içinde çözmüştük. Buna şahitsiniz, değil mi? Sektörel şurada 8 bakan arkadaşımla gelen her konuyu tek tek cevaplandırdık ve somut adımlar attık. Ama iş dünyamızdan beklentimiz, bütün siyasi partilere dönük irrasyonel akıl dışı politikalar teklif etmemeleri yönünde de çağrıda bulunmalarıdır."
Davutoğlu, asgari ücretin Bulgaristan'da 184, Romanya'da 218,, Macaristan'da 333, Çek Cumhuriyeti'nde 332, Arnavutluk'ta 157, Polonya'da 410, Türkiye'de 424 avro olduğunu belirterek, "Eğer bu konuda hiçbir hesap yapmadan bir adım atarsanız, işverenle işçinin ortak kararı dışında bir adım atarsanız ne olur, bir müddet sonra maliyetler öyle yükselir ki buradaki iş adamı, Türkiye'ye yatırım yapacak iş adamı, daha az maliyetli ülkelere bu yatırımları yöneltir. Rekabet etme gücünüz kalmaz" diye konuştu.
Muhalefet partilerine de çağrıda bulunan Davutoğlu, şunları söyledi:
"Biraz önce zikrettiğimiz 25 öncelikli dönüşüm programı yanında siz ne diyorsunuz? Biz diyoruz ki, Ar-Ge harcamaları 2002'de yüzde 0,53'tü, 2015'te GSMH'nin yüzde 0,93'üne çıktı. Önümüzdeki 10 yıl içinde de 2023'e kadar 8 yıl içinde yüzde 3'e çıkaracağız diyoruz. Biz diyoruz ki taşımacılıktan lojistiğe geçiyoruz ve yüksek hızlı trenlerle, havaalanlarıyla, otoyollarla Türkiye'de Asya, Avrupa, Afrika arasında yeni bir lojistik koridor oluşturuyoruz. Siz ne diyorsunuz? Ar-Ge çalışmaları yanında eğitimde büyük reform hamlesi başlattık diyoruz. Siz ne diyorsunuz? Önemli olan farklı siyasi vizyonların ekonomik politikalar haline dönüşmesidir. Kısa dönemde seçime dönük yapılacak her vaat, bir müddet sonra onları yapanları vurur."
Davutoğlu, 1990'lı yıllarda, Türkiye'deki siyasi istikrarsızlık nedeniyle gayri safi milli hasılanın 1990'dan 2002'ye kadar 230 milyar dolar olduğunu, bugünse 830 milyar dolara ulaştığını belirterek, "Bu büyümenin sebebi ne? Demokrasi, siyasi istikrar ve akılcı ekonomik politikalar. Bizim milletimize vaadimiz şudur, kim ne derse desin, kim ne tür popülizme yönelirse yönelsin, biz Türkiye Cumhuriyeti hükümeti olarak ve AK Parti olarak 12 yılda sağladığımız başarıyı daha ileri bir aşamada, dünyanın 10 ekonomisi haline gelecek şekilde taçlandırabilmek için siyasi istikrarı, özgürlükleri, güvenliği, teröre karşı çözüm sürecini ve en önemlisi de milli iradeyi her zaman ayakta tutacağız ve sonuna kadar savunacağız" ifadelerini kullandı.
(Sürecek)