Uşak'ta Isı Yalıtım Semineri

Son Güncelleme:

Uşak Belediyesi ile Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği (İzoder) Tarafından Ortaklaşa Düzenlenen "Binalarda Enerji Verimliliği" Seminerinde Isı Yalıtımının Önemi Anlatıldı.

Uşak Belediyesi ile Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği (İZODER) tarafından ortaklaşa düzenlenen "Binalarda Enerji Verimliliği" seminerinde ısı yalıtımının önemi anlatıldı.


Atatürk Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen seminerde, Türkiye'nin genel Enerji Durumu, Tasarruf Potansiyelleri ve Isı Yalıtım Yönetmeliği, Binalarda Enerji Verimliliği ve Isı Yalıtımı konuları ele alındı. Seminere Uşak Valisi Kayhan Kavas, Belediye Başkanı Mesut Apaydın, Kütahya Milletvekili Soner Aksoy, İZODER Başkanı Levent Ürkmez, Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü Bina ve Ulaşımda Enerji Verimliliği Şube Müdürü Hakkı Buyruk, İZODER Teknik İşler ve Eğitim Koordinatörü Timur Diz ile


davetliler katıldı. Seminer sonunda konuşmacılara birer plaket verildi


Seminerin kapanış konuşmasını yapan AK Parti Kütahya Milletvekili ve TBMM Sanayi Ticaret Enerji Tabii Kaynaklar Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Soner Aksoy, enerji verimliliği yasası ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili açıklamalarda bulunarak, "Enerji demek para ve tasarruf demektir" dedi.


Türkiye'nin enerji zengini bir ülke olmadığını ve dışa bağımlı bir ülke konumunda olduğunu ifade eden Soner Aksoy, bugüne kadar enerji politikaları konusunda ciddi ihmallerin ve yanlış uygulamaların yapıldığını ifade etti. Enerji politikasında önemli yenilikler yaptıklarını ve enerji konusunu 5 saç ayağına oturtmaya çalıştıklarını söyleyen AK Parti Kütahya Milletvekili Aksoy, şöyle konuştu: "Türkiye enerji kaynaklarına sahip ülkeler ile yoğun tüketim yapan AB ülkeleri arasında bulunuyor. Coğrafi konum


olarak bu potansiyeli değerlendirmek zorundayız. AB artık Türkiye'siz bir enerji politikasının olmayacağını anlamış durumda. Biz Türkiye olarak petrol ve doğalgazda dışarıya bağımlı bir ülke konumundayız. Ancak son yıllardaki boru hatlarının kurulması ile bir enerji köprüsü konumuna kavuşabiliriz."


Eskiden Akdeniz'in bir Türk gölü olduğunu anlatan Aksoy, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şimdi Türkiye Bakü- Tiflis ve diğer boru hatlarıyla bir petrol gölü haline gelebilir. Bu konuyu çok iyi değerlendirip dış ve iç politikada gerekli adımları atmak durumundayız. Boğazlarımızdan yılda bir milyon 500 bin metreküp petrol geçiyor. Bu hem boğaz trafiğini hem de güvenliğimizi tehdit ediyor. Bu trafiği ve tehlikeyi azaltmak için Samsun- Ceyhan hattını yapmaya çalışıyoruz."


Globalleşen dünyada hiçbir ülkenin gizli kapaklı işler yapamayacağını ekonomik ve enerji konusunda şeffaf gelişimin esas olduğunu anlatan Soner Aksoy, sözlerine şöyle devam etti: "Enerji sektöründe gelişmiş iş adamlarımızın olması gerekiyor. Gelişmiş ülkelerde bu çok yaygın. Artık gizli kapaklı bir şey yapmak mümkün değil. Herkes şeffaf bir gelişimin içerisinde olmak zorundadır. Türkiye'de enerji politikasını 5 saç ayağına oturtmak zorunda. Bunlardan bir tanesi yenilenebilir enerjidir. Türkiye'de büyük


bir rüzgar enerji potansiyeli var. Çünkü bizim 8 bin km uzunluğunda sahilimiz var. Sahil demek ciddi bir rüzgar akımı demektir. Böyle bir ortamda rüzgarın esip gitmesini ticarileşmemesini düşündüğümüzde dehşetle irkilebiliriz. Bazı ülkeler bu konuda ciddi mesafe kat etmiş. Türkiye ise son yapılanlarla 200 megabat rüzgar enerjisi üretiyor ve önümüzdeki yıl 500'e çıkacak. Türkiye'nin yapılan ölçümlerde 49 bin megabat rüzgar enerjisi potansiyeline sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu potansiyelin paraya


dönüşmesi gerekiyor. Çünkü enerji demek tasarruf ve para demektir. Herkesi heyecanlandırır. Kim yatırım ve tasarruf yaparsa para kazanır."


Enerji üretimi ve kullanımında yaşanan kayıplara da değinen Soner Aksoy, Türkiye'nin en iyi termik santralinin yüzde 35 kapasite ile çalıştığını söyledi.


Bunların yüzde 75 seviyelerinde olması gerektiğini anlatan Aksoy, şöyle konuştu: "Bunun dışında nakil hatlarında ulaşım ve kullanımda kayıplarımız var. Bütün bunların önüne geçilerek miras yedi gibi harcadığımız paraların toparlanması lazım. Bu önemli bir kazançtır. Yapılacak her nispet hareket ekonomiye bir katkıdır. Bu savurduğumuz para dolardır. Dolar kazancından herkeste yararlanacağı için tasarruf etmek çok hayırlı bir kazançtır. Bugün bizim kurulu enerji gücümüz 40 bin megabat. 3 -5 yıl içinde rüzgar


enerjimizi 10 bin megabata çıkarmış olsak bile enerji ihtiyacımızın yüzde 25'ini rüzgardan üretebilme imkanına kavuşuruz."


Buradan hareketle yenilenebilir enerji kaynaklarına önem vermemiz gerektiğini anlatan Aksoy, konuşmasına şöyle devam etti: "Bu, rüzgar, biogaz, biokütle, gelgit ve akıntı enerjisi olabilir. Yani sinekten yağ çıkartmak değimi ile hareket etmemiz lazım. Enerji öyle bir varlık ki iki sıcaklık arasındaki farkla ortaya çıkıyor. Arz güvenliğini yenilenebilir enerji kaynakları ile sağlamalıyız. Bunu yapabilirsek ucuz, sağlıklı, sürekli teknik yönüyle kaliteli enerji temin edebiliriz. Yurt dışı ve yurt içi


politikamızı buna göre ayarlamak zorundayız."


Gelişen ülkelerin bunu 3 saç ayağına oturtmuş durumda olduğunu anlatan Aksoy, sözlerini şöyle tamamladı: "Bunlar yenilenebilir enerji, nükleer enerji ve tasarruftur. Bu üç esası ön plana almışlardır. Tüm dünyada gelişen teknolojiler var. İsveç 2020 yılında petrol kullanmayacak. Ne yapacak yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelecek. Bu konuyla ilgili karar aldılar. Yenilenebilir enerjide sonsuz imkanlar var. Herkes AR-Ge çalışmaları yapıyor. Bizim için çok önemli kaynaklardan bir tanesi de biogaz


enerjisidir. 2001 yılında Almanya'da 120 adet biogaz enerji tesisi varmış bugün 3500 biogaz tesisi var. Bazı şehirlerin ve kasabaların ısıtmalarını bile biogazla yapıyorlar. Biogaz teknolojisi çok basit herkesin uygulayabileceği bir sistemdir."


(KY-EY-HO-Y)

Kaynak: İHA