TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Lütfü Elvan, muhalefetin Sayıştay raporlarına yönelik eleştirilerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek, "Sayıştay raporları bir kısım çevrelerce istismar edilmiş ve sanki, Hükümet, Sayıştay'dan bilgi, belge kaçırıyor, denetim yapılmasını engelliyor, hesap vermekten kaçıyor gibi bir hava yaratılmış ve adeta fiili bir iftira kampanyası başlatılmıştır. Hükümetimize yönelik yapılan bu değerlendirmeleri ve saldırıları kabul etmek mümkün değildir" dedi.
2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'nın Meclis'te tümü üzerindeki görüşmelerde Ak Parti adına bir konuşma yapan Elvan, ilk olarak 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'na katkıları nedeniyle, "Başta Maliye Bakanımız olmak üzere bütçe hazırlık çalışmalarını yürüten tüm bakanlarımıza, Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerimize, bakanlıklarımızın bürokratlarına" teşekkürlerle konuşmasına başladı.
Konuşmasının ilk bölümünde muhalefetin sürekli olarak dile getirdiğini ifade ettiği Sayıştay denetimine ayıran Elvan, şu değerlendirmeleri yaptı:
"Bildiğiniz gibi Sayıştay Kanunu'nun çıkarılmasından sonra, Sayıştay tarafından kamu idareleri nezdinde yapılan denetimlere ilişkin denetim raporları bu yıl ilk defa Meclise sunuldu. Sayıştay raporları bir kısım çevrelerce istismar edilmiş ve sanki, Hükümet, Sayıştay'dan bilgi, belge kaçırıyor, denetim yapılmasını engelliyor, hesap vermekten kaçıyor gibi bir hava yaratılmış ve adeta fiili bir iftira kampanyası başlatılmıştır. Hükümetimize yönelik yapılan bu değerlendirmeleri ve saldırıları kabul etmek mümkün değildir.
Ak Parti hükümetleri denetimi uluslararası standartlara kavuşturmuş, artık günümüzün ihtiyaçlarını karşılamayan, seksen yıllık Muhasebei Umumiye Kanunu'nu kaldırarak Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nu çıkarmış, yine, neredeyse yarım asırlık Sayıştay Kanunu'nu değiştirerek gerçek anlamda bir denetim sistemi kurmuştur. Askerî malların Sayıştay tarafından denetlenmesini sağlamış, tüm kamu kurum ve kaynaklarını Sayıştay denetimine dâhil etmiş, iç ve dış denetim sistemlerini oluşturmuştur. Çağdaş norm ve standartlarda denetime yönelik bu kadar çok düzenleme yapan bir iktidara "Siz denetimden kaçıyorsunuz' demek sadece ve sadece abesle iştigal etmek demektir. Halkımız bizim ne yaptığımızı biliyor ama sizin de ne yaptığınızı biliyor ve görüyor. Denetimden kaçtığını söylediğiniz iktidar, kamuda muhasebe birliğini sağladı, cumhuriyet tarihinde ilk defa tahakkuk esaslı devletin bilançosunu çıkardı. Uluslararası standartlarda bir mali istatistik sistemi kurdu. Devletin toplu iğnesinden ambulansına kadar çeşitleri 1 milyonu bulan her türlü taşınırı kayıt altına alan bir sistem oluşturdu. Mali saydamlık adına, sayıları 4 bin 700'ü bulan mahallî idarelerin mali verilerini aylık olarak izleyebilen ve raporlayabilen bir sistem kurdu. Şimdi soruyorum size: Hesap vermekten kaçan ve korkan bir anlayış böylesine her türlü denetime açık, uluslararası standartlarda muhasebe ve mali istatistik sistemi kurar mı?
Muhalefet tarafından dile getirilen diğer eleştirilere gelince, "Genel bütçeli kamu idarelerinin mali tabloları yoktur, kesin hesap kanunu görüşülemez' deniliyor. Değerli arkadaşlar, kesin hesap kanunu tasarısı görüşmelerine esas olan rapor genel uygunluk bildirimidir, mali rapor değildir. Bu husus Anayasa'nın 164'üncü maddesinde düzenlenmiştir. Genel uygunluk bildiriminde yer alan değerlendirmelerin tamamı kesin hesap kanun tasarısıyla ilgilidir. Mali rapora gelince, mali rapor, hesap verme sorumluluğu çerçevesinde kurumların yönetsel sorumluluklarıyla ilgilidir. Kurumların mali raporlarını kesin hesap kanun tasarısıyla ilişkilendirmek mümkün değildir. Mali raporlar, bir anlamda, kurumlarımıza yol gösteren raporlardır. Yine, mali raporlar, mali tabloların doğruluğuna ve güvenilirliğine ilişkin Sayıştay görüşünü bildirir, tespit yapmaz. Tespit, ancak yargılamaya esas raporlarda söz konusudur, uygunluk denetimine yönelik raporlarda söz konusudur. Sadece ve sadece mali raporlarda Sayıştay kanaatini ifade eder, hukukilik denetimine ilişkin herhangi bir görüş söz konusu olamaz.
Genel bütçe kapsamındaki kuruluşların her birinin ayrı ayrı mali tabloları oluşturması istenmiştir."
Çok partili döneme geçildiğinden beri bu kadar sürede hiçbir partinin iktidar olmadığını ifade eden Elvan, "28 hükümet gelmiş, bunların ortalama süresi 1 yıl 4 ay olmuştur. Bu hükümetlerin ülkemizi ne hale getiridğini halkımız görmüştür" diyerek şöyle devam etti:
"Ak parti her seçimde daha da güçlenerek iktidara geldi. Hepimiz bu başarıl süreci samimi olarak tespit etmeliyiz. Bu kadar güven ve istikrar neden oluştu. Dünyada kriz yaşanırken Türkiye'de neden olmuyor. Bunları anlamalıyız. Ülkemizin ne kadar sorunu varsa, devrim niteliğinde değişimler yapılmıştır.
Ak parti döneminde vesayet sona erdirilmiş, halk demokrasinin ana unsuru haline getirilmiştir. Halkımızın kazanımları ortadadır. Bütçeler faiz bütçeleri halinden çıkarılmış, kalkınma bütçeleri haline getirilmiştir. Çoğu zaman bütçe hedeflerini aştık. Bizden önce hep açık vermiştir. Temel kamu hizmetleri borç alınarak karşılanmaya çalışılıyordu. Ak yıllarda biz bütçeyi milletimizin üzerindeki düdük halinden çıkardık."
Hükümetin ekonomik göstergelerini de 2002 öncesindeki hükümetlerle kıyaslayan Elvan, zaman zaman gösterdiği grafikli göstergelere muhalefet sıralarından tepki geldi. Bunun üzerine müdahale eden Başkan Çiçek, "Bu tarz itirazları, ikili konuşmaları yapmanız yanlıştır. Bunun önünü açmayın. Sizde konuşacaksınız, itirazlarını dile getirirsiniz" dedi. Ardından konuşmasına devam eden Elvan, şu ekonomik göstergelere ilişkin tespitlerde bulundu:
"Kayıp yıllarda kişi başına gelirde hiçbir gelişme sağlanamazken, 3 katından çok arttırılmış kişi başına 11 bin dolara varmıştır. Enflasyon, kayıp yıllarda rantçılara çalışırken, Ak yıllarda son 50 yılın en düşük rakamlarına ulaşmıştır. Kaynaklar , bizzati kaynağın sahibi halk ile buluşturulmuştur. Kayıp yıllarda ihracat da ortadadır. Eğer kayıp yıllarda olduğu gibi çalışsaydık. 50 milyar dolarda kalacaktık, oysa şimdi 150 milyarı aştık. İç borç stoku, tam 418 kart artmıştır. Ak yıllarda ise 1 kat bir artış vardır.
Halkımız Ak partili yıllar olmasaydı, 400 milyarın kalkınmaya ayrılmayacağını biliyordu. Halkımızın demokratik ve ekonomik kazanımlarının yanı sıra sosyal alanda kazanımları olmuştur. 2002 yılında 1,3 milyar ayrılırken, bu yıl 20 milyar ayrılmaktadır. 2002 yılında bin kişiden 303 kişi yoksul sayılırken, bu sayı 2012 de 28 e düşmüştür. Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yılda bütçede en büyük pay eğitime ayrılmıştır. Ak yıllardan yaşam süresi 10 yılda 71'den 76 çıkmıştır. Bu başarıların tamamını görmezden gelenler, tek çare "Ak partiyi ve sayın başbakanımızı nasıl itibarsız hale getirebiliriz' yöntemleri aramaktadır. Demokratik ortamlarda halkın iradesi en büyük itibardır."
Son Dakika › Güncel › Ak Partili Elvan: Adeta Fiili Bir İftira Kampanyası Başlatılmıştır - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.