Bölgedeki 13 Baro: YSK'nın Dicle Kararı Yok Sayılmalı

Fatma Kalsen, BDP desteğinde Diyarbakır'da seçimi kazanan Hatip Dicle'nin milletvekilliğinin düşürülmesinin hukuka aykırı olduğunu, YSK'nın aldığı kararın yok sayılması gerektiğini söyledi.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölge Baroları dönem sözcüsü Tunceli Baro Başkanı Fatma Kalsen, BDP desteğinde Diyarbakır'da seçimi kazanan Hatip Dicle'nin milletvekilliğinin düşürülmesinin hukuka aykırı olduğunu, YSK'nın aldığı kararın yok sayılması gerektiğini söyledi.
Aralarında Diyarbakır, Batman, Şırnak barolarının da bulunduğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki 13 baronun Hatip Dicle'nin durumu ile ilgili aldığı kararı, Tunceli Baro Başkanı Fatma Kalsen açıkladı. Bölge Baroları Dönem Sözcüsü Tunceli Baro Başkanı Kalsen, 12 Haziran seçim sonuçlarını değerlendirdiklerini, özellikle Hatip Dicle'nin vekilliğinin düşürülmesi ve tutuklu milletvekillerinin serbest bırakılmaması konusu üzerinde durduklarını söyledi.
YSK ve mahkeme kararlarının millet iradesinin yok sayılması ve hukuka aykırı bir durum olduğunu belirten Kalsen, şöyle dedi:
"Demokratik hak ve taleplerin başta Doğu ve Güneydoğu bölgeleri olmak üzere tüm Türkiye'de tarihin en yüksek seviyesine ulaştığı bir süreçte, YSK'nın milletvekili seçilen Hatip Dicle'nin milletvekilliğinin iptal edilmesine ilişkin aldığı karar, hukuki temelden yoksun olması bir yana, halkın iradesini yok sayan bir anlayışın tezahürü olarak ortaya çıkmıştır.
Milletvekilli adaylığı YSK tarafından kabul edilen ve seçimlere girmesine izin verilen Dicle, seçimi kazanarak milletvekilliğine hak kazanmış ve mazbatasını almıştır. Bu aşamadan sonra YSK seçimlerin yapılmış olması ve sonuçların açıklanmasına rağmen, kesinleşmiş mahkumiyet cezasının varlığından bahisle Hatip Dicle'nin mazbatasını elinden almıştır. Üstelik İl Seçim Kurulu tarafından kendisine verilen ek savunma süresi dahi dolmadan, alelacele olarak milletvekilliği düşürmüştür. "
"YSK, SÜRECİ TEKRAR BAŞLATMA YETKİSİNE SAHİP DEĞİL"
YSK'nın bu kararının hukuki gerekçelerle izah etmenin mümkün olmadığını anlatan Kalsen, Anayasa'nın 76'ncı maddesini hukuki gerekçe olarak değerlendirmenin hukuki bir yanılgı olduğunu belirtirken, şöyle konuştu:
"Zira seçimlerin yapılmasıyla birlikte adaylık süreci geride bırakılmış ve mazbatasını alan milletvekili bu statüsünden ötürü artık milletvekili hak ve yetkilerine sahip olmuştur. Seçimlerin usulüne uygun olarak yapılmasını sağlamakla görevli olan YSK, bu aşamadan sonra adaylığa ilişkin süreci yeniden başlatma ve değerlendirme yetkisine sahip değildir. Milletvekilliğinin düşürülüp, düşürülmeyeceği hususunda karar verme yetkisi TBMM'dedir. Bu nedenle YSK kararını esasında yok hükmünde bir karar olarak değerlendirmek gerekmektedir. "
"ANA DİLDE SAVUNMA TUTUKLAMA NEDENİ GÖSTERİLMİŞ"
BDP'nin desteğiyle milletvekili seçilen ancak, Kürdistan Topluluklar Birliği Türkiye Meclisi davasından cezaevindeki tutukluların da tahliye edilmemesinin, halk iradesinin yok sayılması anlamına geldiğini öne süren Kalsen, şunları söyledi:
"Milletvekilliğine hak kazanmış tutuklu vekillerin tahliye edilmemeleri, halkın kendilerini temsil etme yetkisi verdiği vekillerin görevlerini yapamamaları ve bunun doğal sonucu olarak yine halkın iradesinin TBMM'de temsil edilmemesi sonucunu beraberinde getirmektedir. Tutuklu bulunan milletvekillerinin meclis yerine cezaevlerinde görevlerini ne şekilde icra edecekleri konusu muamma iken, yasalardan kaynaklı olan bu çelişkinin giderilmesi konusunda mahkemelerin gerekli hassasiyetleri göstermedikleri, CMK'da öngörülmeyen yeni tutuklama nedenlerini ihdas ettikleri görülmektedir. Ana dilde savunma yapmak, tutuklama nedenleri arasında gösterilebilmektedir. "
Türkiye'nin yeni bir demokrasi sınavından geçtiğini söyleyen Tunceli Baro Başkanı Fatma Kalsen 1982 darbe Anayasası ve darbe döneminde çıkarılan siyasi partiler kanunu, 2911 Sayılı Kanun halen yürürlükte olduğunu belirttib Kalsen, şöyle dedi:
"TCK 220'nci maddesinin uygulanmasından doğan ve hukuka, adalete aykırı sonuçlar ortadadır. Yargı alanında iki faklı hukukun uygulanmasına neden olan CMK 250'nci maddesi ile kurulan Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri'nin son yıllarda haksız tutuklamalara ve yargılamalara neden olan yapısı ve bunun yanında seçilen milletvekillerine karşı aldığı tutum ortadadır. TMK'dan kaynaklanan sıkıntılar halen yaşanmaktadır.
Tüm bu sorunlar ortada ve çözüm beklerken, bunun üzerine ülkenin siyasi ve toplumsal yaşamını tehdit eden yeni sorunların eklenmesi, ülkeyi ileri demokrasi yerine, totaliter bir yapıya doğru sürüklediğini görmemek mümkün değildir. Halkın yüzde 50 oy oranını alan iktidar partisinin bir an evvel meclis çatısı altında sorunun çözümü için somut adımlar atmalı, halkın iradesini temsil eden Hatip Dicle ve tutuklu bulunan milletvekillerini TBMM'ne gelmelerinin önündeki bütün yasal engeller kaldırılmalıdır. Aksi takdirde, demokrasiden, insan haklarından hukukun üstünlüğünden bahsetmenin ve bu kavramlar arkasına sığınarak ülkeyi kaos ortamına sürüklemenin bir gereği bulunmamaktadır. "
Açıklamanın son bölümünde, ülkenin içinde bulunduğu sıkıntıların aşılması konusunda halen fırsatın kaçırıladığını anımsatan Tunceli Baro Başkanı Kalsen, mahkemelerin tutuklu milletvekillerinin tahliyesi konusunda yapılan itirazları değerlendirip tahliye kararı vermesi halinde ortaya çıkan sıkıntıların önünü açacağını söyledi. Baro Başkanı Kalsen, şöyle konuştu:
"Meclis'te atılacak somut adımlar son derece önemlidir. Yaşanan süreç dikkatle izlenmektedir. Sürecin çözümsüzlükle sonuçlanması, ülkenin hiçbir kesimine fayda getirmeyeceği açıktır. Kaos ortamından ve çatışmalı bir yapıdan kimlerin istifade ettiği, bu ülkede bilinen bir gerçektir. Bu nedenle gerçekten demokratik, insan haklarına dayalı, eşit, özgür bir devlet yapısı oluşturmak isteniyorsa, tek yönlü bir anlayışla değil, çok yönlü ve demokratik bir anlayışla hareket etmek gerekir. " - Tunceli