İstanbul Modern, The Met küratörü Onabanjo ile LE BAL kurucusu Dufour'u ağırladı - Son Dakika
Son Dakika Logo

İstanbul Modern, The Met küratörü Onabanjo ile LE BAL kurucusu Dufour'u ağırladı

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle

Panorama Konuşmaları'nın yedinci oturumu İstanbul Modern'de yapıldı; The Met fotoğraf küratörü Dr. Oluremi C. Onabanjo ile LE BAL kurucusu Diane Dufour konuk oldu. Etkinlikte fotoğrafın müzelerdeki dönüşümü, bağımsız pratikler, görsel okuryazarlık ve imge enflasyonu tartışıldı.

İstanbul Modern, The Metropolitan Museum of Art (The Met) fotoğraf küratörü Dr. Oluremi C. Onabanjo ile Paris merkezli bağımsız sanat alanı LE BAL'in kurucusu ve eş direktörü Diane Dufour'u ağırladı.

"Panorama: Hayaller ve Yerler" sergisi kapsamında başlatılan ve çağdaş fotoğraf pratiklerini tartışmaya açan "Panorama Konuşmaları" serisinin yedinci oturumunda konuşmacılar, fotoğrafın kurumsal müzelerdeki dönüşümünden bağımsız araştırma alanlarındaki pratiklere uzanan deneyimlerini paylaştı.

Moderatörlüğünü İstanbul Modern Fotoğraf Bölümü Yöneticisi ve Küratörü Demet Yıldız Dinçer'in üstlendiği etkinlikte görsel okuryazarlık ve çağdaş imge enflasyonu tartışıldı.

Etkinlikte söz alan Dr. Oluremi C. Onabanjo, The Walther Collection, The Museum of Modern Art (MoMA) ve son olarak The Metropolitan Museum of Art'taki (The Met) küratöryel deneyimlerinden kesitler sundu.

Walther Koleksiyonu'nda Afrika kıtasının fotoğraf tarihi, Çin ve Japonya'daki yerel pratikler üzerine yürüttüğü ilk dönem projelerinin kendisine alanın sınırlarını genişletmeyi öğrettiğini belirten Onabanjo, MoMA'daki çalışmalarında ise kanon anlatılarını yapıbozuma uğratmayı amaçladığını dile getirdi.

Afro-Amerikan kadın fotoğrafçı Ming Smith'in MoMA ve Harlem Studio Museum ortaklığıyla gerçekleşen sergisine de değinen Onabanjo, müze etiketlerindeki "bedensiz küratör sesi" yerine sanatçının kendi sözlü anlatılarını ve cazla olan bağını merkeze aldıklarını söyledi.

Koleksiyonculuğun yalnızca eser edinmekle sınırlı kalamayacağının altını çizen Onabanjo, şunları kaydetti:

"Mesele sadece kurumun misyonuna uygun olanı toplamak değil. Bir fotoğraf koleksiyona girdikten sonraki hayatının ne olacağıdır. Onu altı ayda bir mi yoksa altı yılda bir mi göstereceksiniz? Bir fotoğrafın sergilenmeden önce, sergilenirken ve sergilendikten sonra toplumsal yaşamı nedir? Bunlar müzelerin belki 10-15 yıl önce kendilerine sormadığı, ancak bugün yüzleşmek zorunda kaldığı sorular. Kurumların geçmişte yapamadıklarına nasıl yanıt verdiklerini görmek gerekiyor. Çünkü dünya değişirken müzeler bu adımları atmazsa geride kalacaklarını fark ediyorlar."

Magnum Photos Avrupa Direktörlüğü döneminin ardından 2010 yılında Paris'te eski bir balo salonunu "LE BAL" adıyla bağımsız bir çağdaş sanat ve düşünce mekanına dönüştüren Diane Dufour ise konuşmasında, bir koleksiyona bağlı kalmadan proje üretmenin sağladığı araştırma özgürlüğüne odaklandı.

LE BAL'in kar amacı gütmeyen, bütçesinin ve insan kaynağının üçte ikisini gençlere ve çocuklara görsel okuryazarlık kazandırmaya ayıran bir yuva olduğunu belirten Dufour, 1960'lar İtalyası'nın "Arte Povera" sanatçılarının bilinmeyen fotoğraf ve video üretimlerini ele aldıkları sergiye de değindi.

Dufour konuşmasında, fotoğrafın hakikatle ilişkisine dair şu değerlendirmede bulundu:

"Kısaca özetlemek gerekirse, bir görüntü tek başına asla bir kanıt değildir. Kanıt niteliği kazanabilmesi için daima bir metinle, bir protokolle ya da görsel bir yöntemle desteklenmelidir. Fotoğrafın icadından bu yana durum hep böyledir. Fotoğraf da edebiyat gibi bir dildir. Trende herkesin okuyabileceği sıradan bir roman da yazabilirsiniz, bir Beckett ya da Virginia Woolf da olabilirsiniz. Biçimde bir yenilik ya da konuyu taşıyacak kurucu bir dil yoksa fotoğraf anlamını yitirir."

Söyleşinin soru-cevap bölümünde Demet Yıldız Dinçer'in çağdaş fotoğrafın günümüzdeki en acil meselelerine yönelik sorusunu yanıtlayan konuşmacılar, günümüzün imge tüketimine dikkati çekti.

Herkesin birer görüntü üreticisine dönüştüğü dijital çağda biçim ve içerik arasındaki örtüşmenin hayati önem taşıdığını vurgulayan Dufour, hissettikleri "fotoğraf yorgunluğunu" şu sözlerle ifade etti:

"Söyleyecek bir sözünüzün olması onu ifade etmenin doğru yolunu bulduğunuz anlamına gelmez. Biçimsel bir dil bulmuş olmanız da onun mutlaka bir anlam taşıdığını göstermez. İkisinin bir araya gelmesi son derece nadirdir. Dünya delirmeye doğru gidiyor ve bizi uyandıracak, devam etme cesareti verecek o içerik ve biçim birlikteliğine ihtiyacımız var. Hepimizde bir fotoğraf yorgunluğu var. Sürekli görsel görmekten tükendik çünkü herkesin paylaşılan yalnızlığı altında eziliyoruz. Güzellik, güzel karelerden değil, biçim ile içeriğin örtüşmesindeki zekadan doğar. Ben insanın direnme gücüne hala inanıyorum."

Onabanjo ise çağdaş üreticilerin malzemenin potansiyeli kadar bağlama da odaklanmaları gerektiğini belirterek, ustalığın ve direncin sadece büyük kurumsal merkezlerde değil, baskı altında ve sınırların ötesinde üreten bağımsız yaratıcıların pratiklerinde aranması gerektiğini vurguladı.

Kaynak: AA

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.