
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi'nden Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Aslıhan Dönmez, "annelik hüznü" olarak da bilinen lohusa sendromunun doğum sonrasındaki ilk iki haftada yoğun yaşandığını belirterek ilk bir ayda kendiliğinden sona erdiğini söyledi.
DOĞUM SONRASI DEPRESYON, BİRKAÇ DEĞİŞİK ŞEKİLDE ORTAYA ÇIKABİLİR.
Bunlardan birisi erken dönemde ortaya çıkan ve kısa sürede iyileşen annelik hüznü,
Diğeri ise daha geç ortaya çıkan, daha uzun süren ve daha ciddi bir durum olan doğum sonrası depresyondur.
DOĞUM SONU DEPRESYONUNU
Hormonal değişimler,
Evlilik durumu,
Yaş,
Çocuk sayısı,
Kişilik,
Doğum öncesi dönemde yaşanan anksiyete/depresyon,
Yaşam stresi,
Sosyal desteğin yoksunluğu,
Annelik hüznü,
Anneliği istememe,
Çocuk bakımının yarattığı stres,
Annelik rolüne adapte olamama
gibi durumlar etkiler.
Doğum sonrası depresyondaki kadın sık sık ağlama, uykusuzluk, dikkat eksikliği, kendini değersiz hissetme veya kişisel görünümüne dikkat etmeme gibi davranışlar gösterebilir.
Kadın kendini umutsuz, huzursuz, yalnız hissedebilir ve bebeğine veya çevresindeki insanlara karşı düşmanca duygulara sahip olabilir.
Doğum sonrası depresyonda görülen bu duygu ve davranışlar kadının aile, iş ve sosyal yaşamını olumsuz etkileyerek, yaşam kalitesini düşürür. Doğum sonrası dönemde annede ortaya çıkan depresyon, annenin, çocuğun ve ailenin çeşitli güçlükler yaşamasına neden olmakta, anne ile çocuk arasında kurulan ilişkiyi, annenin bebek bakımı ve ebeveyn rolünü öğrenmesini etkileyebilmektedir. Bu nedenle doğum sonrası depresyonun erken tanılanması ve uygun girişimlerle tedavi edilmesi önemlidir.
Lohusa sendromu ile doğum sonrası sendromunun karıştırılmaması gerektiğini belirten Prof.Dr. Dönmez şunları söyledi:
"Lohusa sendromu, doğumdan sonra kendini mutsuz, gergin, kaygılı hissetme, sık ağlama isteği, uykuya dalma güçlüğü ve iştah kaybı gibi belirtilerin eşlik ettiği durumdur.
Genellikle doğum sonrasındaki ilk iki haftada yoğun yaşanır ve ilk bir ayda kendiliğinden sonlanır. Dolayısıyla herhangi bir profesyonel yardım gerektirmez. Bu süreyi aşan durumlar daha ciddi bir klinik tablo olan doğum sonrası depresyonun geliştiğini düşündürmelidir.
Doğum sonrası depresyonda belirtiler annelik hüznüne göre daha şiddetlidir, bebeğe karşı ilgi kaybı, kendine ve/veya bebeğe zarar verme düşünceleri eşlik eder. Böyle bir durumda mutlaka acilen bir psikiyatriste başvurmak gerekir."
AŞIRI MÜKEMMELİYETÇİ ANNELER RİSK ALTINDA
Doğum yapan kadınların yüzde 80'inde lohusa sendromu görüldüğünü belirten Prof. Dr. Dönmez, "Özellikle geçmişinde depresyon öyküsü olan, stresli yaşam olayları bulunan, aile ve sosyal desteği yetersiz olan, bebeğin sağlık durumunda bir sorun olan, "zor" bir bebeğe sahip olan annelerde annelik hüznü daha sık görülür. Ayrıca mükemmeliyetçi, kaygılı, kendini aşırı eleştiren, kendine güveni az olan kişilik yapısı da lohusa sendromu gelişimi açısından risk etkenidir" diye konuştu.
SOSYAL DESTEK ÇOK ÖNEMLİ
Lohusa sendromunun atlatılmasında sosyal desteğin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Aslıhan Dönmez, "Bu destek hem psikolojik anlamda hem de bebeğe bakım anlamında verilmelidir. Annenin kendine de kısa da olsa vakitler ayırması için imkân yaratılabilir. Doğum sonrası depresyon durumunda şüphe ediliyorsa mutlaka vakit kaybetmeden bir psikiyatriste başvurulmalıdır" tavsiyesinde bulundu.
Son Dakika › Sağlık › 10 anneden sadece 1'i doğum sonrası depresyon yaşamıyor! - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.