
Türkiye Kamu Sen ve Türk Eğitim Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, "İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne Eylül 2009'da ataması yapılan Dr. Muammer Yıldız, eğitimin İstanbul'daki görünen yüzü olması bakımından önemliydi. İlk geldiğinde akademik kariyeri ve proje adamı olarak MEB Talim Terbiye Kurulu Başkanlığında Başkan Yardımcılığı görevinden gelmesi camia açısından önemle karşılanmıştı" dedi.
Yazılı açıklama yapan Bostan, "Ancak gelişi muhteşem olan birinin, icraatları, personele bakışı, onları değerlendirirken adil olunmayışı, çalışma ekiplerini oluştururken deneyime ve tecrübeye önem vermemesi, ben yaptım, ben yaparım kimse karışamaz mantığı ile hareket etmesi İstanbul Milli Eğitimi kımıldayamaz hale getirerek felç etti. Bunun sonucunda hatalar arka arkaya gelmeye başladı. Atamalar yandaş sendikanın direktifleri doğrultusunda yapıldı. Hak, hukuk rast getire. İş o kadar ileriye vardırıldı
ki, mahkemeler bile yanıltılmaya çalışıldı" diye konuştu.
Kopuk bir yönetim anlayışının ortaya çıktığını ifade eden Türkiye Kamu Sen ve Türk Eğitim Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, "Kurum yöneticileri devlet-millet ve adalet üçgeninde şeffaf olması gerekirken, hemşeri takıntısı, senin adamın, benim adamım anlayışı, ya da söz verdiklerinin koruma altına alınması; çalışma ortamında dedikodulara meydan vermiş, ekiplerin koordineli çalışmasının önü kesilerek kopuk bir yönetim anlayışı ortaya çıkmıştır. İdareciler birbirine selam vermekten
korkar hale geldi. Yönetici kadrosundakiler, İl Milli Eğitim Müdürü ile görüşemez oldu. Koordinatör Müdür Yardımcısına tüm yetkileri verilip, diğer yöneticiler muhatap bile alınmadı. Müdür Yardımcısı ve Şube Müdürleri ile görüşmediği gibi, Şef, Memur, Hizmetli ile görüşülmesi gereken zorunlu hallerde bu personeli odasına bile aldırmadı. Benim muhatabım personel olamaz anlayışıyla kendini çok farklı yere koydu" diye konuştu.
İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ndeki görevlendirilmeleri de değerlendiren Bostan, "İl Milli Eğitim Müdürlüğündeki Bölümlere görevlendirme yaparken sadece Şerafettin Turan ile Mukadder Gürsoy'a yetki verdi. Personel Müdürü dururken memurun, hizmetlinin ve şefin yer değişikliğine dahi Şerafettin Turan karar verdi. Kendi adamı ve hemşerisi olan memur ve şefleri istediği bölüme verdi, ya da istemediği personeli birkaç yer değişikliği ile bunalttı. Bakanlığın görevlendirmesini uygun görmediği, şiddetle reddettiği
birini inatla MEBBİS projesinin koordinatör ve Şefi olarak aynı yere aldı-verdi" dedi.
Hanefi Bostan, Personel-Yönetici atama bölümünün personeline dokunulmadığını belirterek, "Bir bölümde 3-4 tane sınavla atanmış Şef bulunurken, Lise mezunu bir Şef Vekilinin koca bölümü idare edişini anlamak mümkün değil. Bu Şef Vekilinin, Şerafettin Turan Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğüne atandığı için, Bölümlere personel dağılımından tutun, bölümlerin birleştirilmesine kadar her konuda etkili ve yetkili kılınması personel arasında büyük huzursuzluğa yol açtı. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü
bünyesinde kadrolu 59 Şef bulunduğu halde Özel Kalem Bölümü, İlk Yatırım Bölüm ve Personel Atama bölümlerinin Lise mezunu Şef vekilleri vasıtasıyla idare edilmeye çalışılması düşündürücüdür. Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği birilerini korumak ve kollamak adına bu kadar çiğnenebilir" diye konuştu.
Personelin dağılımına dikkat çeken Hanefi Bostan sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Bölümlerin yeni şekillenmiş haline bakıldığında, idarecilerin ve personelin dağılımı, Milli Eğitimin yeni düzenlenen KHK gereği yapısına uygun hale getirilme çalışmasında; teknik bir ekip kurulmadan, Personel Şef Vekili ile Tesis Müdürünün kararı ile yeni yapılanmaya gidilmesi anlaşılır bir durum değildir. Bu durum iş barışını tamamen bozmuştur. İdareci ve Yöneticilerin fikri ve önerileri alınmadan sadece ben yaptım oldu
mantığı ile yerleşim planının oluşturulması, personelin dağılımının yapılması gerçekten düşündürücüdür. Bu üzerinde önemle durulması gereken önemli bir çarpıklıktır".
"Kumkapı'daki binaya taşınmadan dolayı ortaya çıkan iş kaybını ve maddi zararı kim ödeyecek?" diyen Bostan, "Milli Eğitim Müdürlüğünün C Blok binası Kumkapı'da iken, Sirkeci'ye Şerafettin Turan ile Mukadder Gürsoy'un kararıyla kiraya taşındığı iddia ediliyor.
Kira bedeli olarak her ay 35 Milyar ödendi ve 5 yıllığına 6 Trilyona anlaşıldı. Sirkeci'deki bina oturulacak gibi olmadığından dünyanın masrafı yapıldı. Şimdi de Sirkeci'de kiralanan bina boşaltılarak Kumkapı'daki binaya taşınılıyor. Yaklaşık bir
buçuk yıl içerisinde Sirkeci'de kiralanan yerden Kumkapı'daki binaya taşınmadan dolayı ortaya çıkan iş kaybını ve maddi zararı kim ödeyecek? Ortaya çıkan iş kaybı, ekonomik zarardan dolayı, Devletin maddi imkanlarının birilerine peşkeş çekildiğini düşünmeye sevk ediyor. Sayın Başbakanın Bakanlar Kurulu üyelerine söylediği
"Adaleti elden bırakmayın, bu Milletin her kuruşunda tüyü bitmemiş yetimin hakkını korumak bizim görevimizdir" anlayış ve felsefesi adeta İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğünün semtine hiç
uğramamış gözüküyor. Nitekim Koordinatör Müdür Yardımcılarına ve belirli personele özel araç tahsisi yapılarak servis hizmeti sunulması,
bugün Personeli taşıyan Servis Araçlarının bakım ve onarımı ile yakıtlarını karşılayacak para bulunmamasına yol açtı" şeklinde konuştu.
Düzenli toplantı yapmayan bir kurum müdürünün ekipteki eksiklikleri göremeyeceğini ifade eden Bostan, "Kurumsal önceliği, ya da kamusal önceliği olan birimlere, idareci ve personel verilirken, liyakat, iş becerisi, kişilik ve ahlaki değerler ön plana çıkması gerekirken, hemşerisini veya birilerinin empoze ettiği kişilerin getirilmesi başarıyı değil başarısızlığı beraberinde getirmiştir. Kurumdaki Müdür Yardımcısı ve Şube Müdürleri ile aylık mutat toplantılarını düzenli yapmayan bir kurum müdürü, ekipteki
eksikleri göremez, zamanında kanayan yaraya neşter vuramaz, dolayısıyla aradaki uçurumlar her geçen gün büyür. Yaklaşık 30 aydır personeli ile bir araya gelmeyen, belli başlı personelin dışında çalışanını tanımayan bir kurum Müdürünün ekip çalışmasından uzaklaşmış olması kaçınılmazdır. Bu durumda performansa dayalı yönetim anlayışının olmadığı, sadece protokol adamı olmanın işe yaramadığı, çalışan bir ekibin olmayışı, işlerin sadece rutin olarak devamı, çalışanın huzursuz oluşu, ehil olana değil, torpilliye
işin bırakılması, kurumun vizyonunu kaybetmesine neden olmaktadır" dedi.
Hanefi Bostan, personelin bölümlere dağılımına kadar büyük sorunların yaşandığını belirterek, "Yönetici atamalarından idari dava sonuçlarının uygulanmasına, öğretmen görevlendirilmesinden personelin bölümlere dağılımına kadar büyük sorunların yaşandığı, dokunulduğunda binlerce çığlığın işitildiği bir yönetim anlayışı İstanbul'da eğitimin bittiğinin en önemli göstergesidir. Sayın Milli Eğitim Bakanı acilen İstanbul'a müdahale etmeli ve eğitime gönül verenler ile bir araya gelerek çözüm üretmelidir" diye
konuştu.
Son Dakika › Güncel › Hanefi Bostan: 'İstanbul Milli Eğitim'de Deprem Sürüyor' - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.