
Koç Üniversitesi, uzlaşmada haysiyet konusunu ele alan liderlik konferansı ve atölye çalışması ile farklı bölgelerden öğrencileri ve akademisyenleri bir araya getirerek Kıbrıs sorunu hakkında yenilikçi bir tartışma platformu yarattı. Harvard Üniversitesi'nden Dr. Donna Hicks'in konuk olduğu konferans ve atölye çalışmaları gerçekleştirildi. Bu etkinliklerin öncesinde Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanistan ve Türkiye'den öğrencilerin katıldığı atölye çalışmasında anketler yapıldı. Anketlere verilen yanıtlarda Rum ve Yunan öğrencilerin çoğu adadaki problem ve çatışmaların duygusal ve politik nedenlere dayandığını belirtirken; Kıbrıslı Türkler ve Türk öğrenciler sorunların tarihi anlaşmazlıklardan da kaynaklandığını savundu.
Koç Üniversitesi Uluslararası Programlar Ofisi, Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi'nde düzenlediği "Uzlaşmada Liderlik: Önyargıları Haysiyet ile Aşmak" konferans ile ilginç verileri gözler önüne sererken, haysiyetin uzlaşmadaki rolünü de ele aldı.
20 yıldır dünyanın çatışma içindeki toplumları arasında uzlaşma sağlanması amacıyla çalışmalar yapan ve uluslararası alanda büyük ilgi gören Harvard Üniversitesi'nden Dr. Donna Hicks de konferansta, çalışmaları süresince edindiği bilgileri katılımcılarla paylaştı.
Koç Üniversitesi mezunlarından Şenay Yegin Yitmen tarafından ortaya atılan konferans fikri için Koç Üniversitesi Küreselleşme ve Demokratik Yönetişim Araştırma Merkezi ile yapılan yakın çalışmalar sonucu farklı bakış açıları sunan konuşmacıların konferansa desteği de sağlanmış oldu. Dr. Donna Hicks'in konuşmasını takiben gün içerisindeki konferansta yer alan konuşmacılar ayrıca Kıbrıs sorunu hakkındaki farklı bakış açılarına sahip uzlaşma görüşlerini de dile getirdi.
Atölye çalışmalarında 'Haysiyet Modeli' uygulandı
Konferansı takip eden 2 gün boyunda Dr. Donna Hicks ve Kıbrıs Üniversitesi'nden Doç. Dr. Maria Hadjipavlou, Kıbrıs Türkleri, Kıbrıslı Rumlar, Yunanlar ve Türkler arasından seçilmiş 20 öğrenciyle atölye çalışmalarını gerçekleştirdi.
Atölye çalışmalarının amacı; öğrencileri iki toplum arasındaki çatışmalar hakkında açıkça konuşmaya yönlendirmek ve Haysiyet Modeli (Dignity Model) aracılığıyla uzlaşma yolunda onlara rehberlik etmek olarak belirlendi. Her alandaki çatışmalar için alternatif bir çözüm yolu sunan Haysiyet Modeli, politik müzakerelerin ötesinde çatışmalara dâhil olan her bireyin kendilerine haysiyetle davranılmasını arzu ettiklerini öne sürmektedir.
Atölye çalışması öncesi verilen anketlerde, Kıbrıslı Rum ve Yunan öğrencilerin çoğu adadaki problemlerin ve çatışmaların sebebinin duygusal ve politik kökenli olduğunu belirtirken; Kıbrıslı Türkler ve Türk öğrenciler problemin ayrıca tarihi anlaşmazlıklardan kaynaklandığını savundu.
İlk görüşü sunan öğrenciler, etkisiz parti liderlerine ve güncel çözümsüzlüğe karşı duydukları hayal kırıklığını dile getirirken; Türk öğrenciler acıların ve anlaşmazlıkların problemli geçmişin derinliklerinde kök saldığını söyledi.
Anketin bir diğer sonucuna göre Türkler ve Yunanlar/Rumlar arasında uzun süredir var olan önyargılar mevcut ve çoğu yanlış olan rivayetler, tarih kitaplarında ve karşı taraf hakkında anlatılan hikâyelerde hapis kalmış durumda.
Atölye çalışmaları sonunda katılımcılar, Türkler ve Yunanlar/Rumlar arasındaki dürüst ve yüz yüze gerçekleştirilen karşılaşmaların güven yarattığını, bunun travmalarla yüzleşmede ve önyargıları aşmada en etkili yol olduğunu belirterek, fikir birliği oluşturdu. Atölye çalışmaları, "karşı tarafı" tanımanın ve haysiyetle yaklaşmanın sorunun çözümündeki en önemli unsur olduğunu ortaya koydu.
Kıbrıs Türk kesiminden atölye çalışmalarına katılan Özüm Saygı, 2 gün süren konferansın sonunda şunları söyledi: "Çalışmalarımız sırasında gözyaşı da vardı, asırlık önyargılar da ama aynı zamanda kahkahalar ve neşe de vardı. Bunların hepsi insani kimliğimizin ötesine geçerek ve sadece birbirimizi anlayarak ve haysiyetle davranarak değişimi gerçekleştirebileceğimize olan umudumuzdan kaynaklandı."
"Değişimin gerçekleştirilebilme ihtimali"
Katılımcıların birbirleriyle paylaştıkları tecrübeleri ve hassas konular üzerine kurulan karşılıklı anlayış teması, Yunan öğrenci Zenon Tziarras'ın duygularında da dile geldi: "Atölye çalışmaları çok güçlü ve çok değerli kişisel, sosyal ve politik tecrübelerdi. Bizleri değişimin olabileceğine inandırırken, insan doğasındaki -bizlerdeki- iyi olan her şeyi de hatırlatmayı başardı."
Yapılan atölye çalışmaları, katılımcıların birbirleriyle en dürüst şekilde duygudaşlık/empati kurabilmeleri için gerekli olan değişimi en iyi şekilde gerçekleştirmeyi başardı. Öğrencilerin tamamladığı anketler de bunun bir göstergesi niteliğindeydi. Dr. Donna Hicks'in sunduğu Haysiyet Modeli'ne göre "bana" ve "ben" arasında kritik bir farklılık bulunuyor ve bireysel olarak ilerleyebilmek ve gelişim gösterebilmek için bu ikisi arasındaki uyumu sağlamak büyük önem taşıyor.
Buna göre, "bana" pasif ve güçsüz bir kurban olarak daha büyük güçlere karşı savaşamazken; "ben" iç benliği sahiplenen, şefkatle dinleyen ve bütün bunları haysiyetle yapan kısım. Katılımcı öğrencilerden Konstantinos Apostolidis bu durumu "Eğer iyi bir şey değilse değiştirebiliriz" sözleriyle özetliyor.
"Uzlaşmada Liderlik" atölye çalışmasının en önemli sonuçlarından biri ve katılımcılara kazandırdığı en etkili ders, "değişimin gerçekleştirilebilme ihtimali" olarak ortaya çıktı.
Koç Üniversitesi, uzlaşma alanında bu tarz değerli etkiler yaratacak organizasyon çalışmalarına gelecek dönemlerde de devam edecek.
Son Dakika › Güncel › Öğrenciler Koç Üniversitesi'nde Kıbrıs'ı Konuştu - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.