Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DAÇE) Platformu Sözcüsü Figen Doran, termik santral kaynaklı ağır metal, radyoaktif kirlilik ve asit yağmurlarına bağlı olarak Doğu Akdeniz'de tam bir yok oluş yaşanacağını öne sürdü ve İskenderun Körfezi'nde ağır metal kirliliğine bağlı olarak kanser oranlarının arttığını vurguladı.
DAÇE Platformu'nu oluşturan çevre dernekleri, Hatay'ın İskenderun ilçesinde toplandı. '92. DAÇE Toplantısı'na yoğun ilgi gösterilirken, yapılan oturumlardaysa bölgedeki çevre sorunları ele alındı. Söz konusu toplantının ardından hazırlanan bildiriyi kamuoyuyla paylaşan Figen Doran, Akdeniz Bölgesi'nde yaşayan insanlar olarak gelecekten kaygılı olduklarını, bölgeye kömürlü ve nükleer yakıtlı santraller yapılmak istendiğini, bunun yanında tüm dünyada yan yana dahi iki adet santral yokken, Akdeniz sahillerinde 16 ayrı noktada termik santrallerin, bitişik parsellere yapılmak istendiğine dikkat çekti.
"İSKENDERUN KÖRFEZİ'NDEKİ KANSER ORANLARI ARTTI"
Doran, "Termik santral kaynaklı ağır metal, radyoaktif kirlilik ve asit yağmurlarına bağlı bölgemizde tam bir yok oluş yaşanacak. İskenderun Körfezi'nde ağır metal kirliliğine bağlı kanser oranı arttı. İnsanlarımız ölüyor. Termik santrallerle birlikte bu sorun katlanarak artacak. İskenderun'da Diler Santrali'ne karşı ÇED iptal davasını kazandık. Bütün lisans alan santrallere lisans iptal davası açtık. Erzin ilçesi Burnaz sahilindeki Egemer ve Selena santrallerine karşı ek olarak imar planı değişikliği iptal davası açtık. Erzin, İskenderun, Ceyhan, Yumurtalık, Akkuyu ve tüm Çukurova ve Doğu Akdeniz vazgeçilmezimizdir. Bizlerin mücadelesi yaşam alanlarımızı koruma, gelecek nesillerimize sağlıklı ve yaşanabilir
bir dünya bırakma mücadelesidir" dedi.
"TEMİZ ENERJİ SEÇENEĞİ RAFA KALDIRILMIŞ DURUMDA"
Hidroelektrik Santralleri (HES) yapma girişiminde olan tüm firmalara da uyarılarda bulunan Doran, söz konosu santrallerin kamu denetiminden tümüyle yoksun olduğunu, bu santrallerin can suyundan balık geçitlerine, inşaat hafriyatından dağıtım ve iletim sorunlarına kadar kar amacıyla kuralsız çalıştığı gibi doğayı tahrip edip, iş yerlerinde taşeronlaşmayı hızlandırdığını öne sürdü. Türkiye genelinde olduğu gibi HES'lerin, Doğu Akdeniz'in en önemli sorunu olduğunu kaydeden Doran, "Enerji ihtiyacının yalnızca yüzde 10'u nu karşılayabilecek nitelikteki bu santraller ölüm demektir. Temiz enerji seçeneği rafa kaldırılmış durumda. Maksat hidrolik potansiyelin değerlendirilmesi değil, suyun ticarileştirilmesidir" diye konuştu.
"SUYUN TİCARİLEŞTİRİLMESİNE YOL AÇAN HES'LERE KARŞIYIZ"
Figen Doran, açıklamasını da şöyle sürdürdü; "Bizler, Doğu Akdeniz çevrecileri olarak nükleer yakıtlı, fosil yakıtlı tüm enerji santrallerine, geleceğimize sahip çıkmak adına karşıyız. Suyun ticarileştirilmesine yol açan enerji verimliliği düşük HES'lere de karşıyız. Çünkü bizler bu ülkeyi seviyoruz ve gelecek kuşaklara karşı kendimizi sorumlu hissediyoruz.
İtirazlarımızı haykırmaya devam edeceğiz.
Her türlü hukuksal ve demokratik mücadelenin içinde olacağız. Yeniden söylüyoruz ki; bu topraklar bizim. Kar amacıyla burada bulunan ve yaşam hakkımızı elimizden almaya çalışan tüm firmaların bölgemizden gitmelerini istiyoruz." - ADANA
Son Dakika › Yerel › Doğu Akdeniz'deki 'çevre' Sorunu - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.