AK Parti İstanbul İl Başkanlığı Danışma Meclisi ve Katılım Toplantısı

Son Güncelleme:

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Hangi gerekçeyle olursa olsun, bir Müslüman'ın masum bir cana kıyması, tek başına infaza, tek başına yargısız infaza girişmesi bizim asla ve asla kabul edebileceğimiz bir durum değildir" dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Hangi gerekçeyle olursa olsun, bir Müslüman'ın masum bir cana kıyması, tek başına infaza, tek başına yargısız infaza girişmesi bizim asla ve asla kabul edebileceğimiz bir durum değildir" dedi.


Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen AK Parti İstanbul İl Başkanlığı Danışma Meclisi ve Katılım Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, dün Ankara'da bir fahri doktora törenini gerçekleştirdiklerini, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve El Kudüs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sari Nusseibeh ile Ankara'da bire bir görüşmeler yaptıklarını hatırlattı.


El Kudüs Üniversitesi'nin kendisine tevdi ettiği fahri doktora unvanını da yapılan bir törenle teslim aldığını belirten Erdoğan, "Gerek törende, gerek Sayın Abbas'la görüşmelerimizde, Türkiye'nin Filistin davasına olan desteğini bir kez daha teyit ettik" dedi.


-Hz. Muhammed'e hakaret içeren film-


İslam coğrafyasının tamamında, ABD'de yapılan bir film dolayısıyla kitlesel protesto gösterileri yapıldığını dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Ne yazık ki, bu gösterilerden birinde, Libya'da, ABD'nin Libya Büyükelçisi hedef alındı ve Büyükelçi, 3 elçilik konsolosluk mensubuyla birlikte hunharca katledildi. Şu anda, İslam coğrafyasında, çeşitli şehirlerde yapılan gösterilerde de can kayıpları yaşanmaya devam ediyor. Şimdi bakın değerli arkadaşlarım. Bu olaylarla ilgili olarak, iki hususu birbirinden çok ama çok net biçimde ayırmak gerekiyor. Hangi gerekçeyle olursa olsun, bir Müslüman'ın masum bir cana kıyması, tek başına infaza, tek başına yargısız infaza girişmesi bizim asla ve asla kabul edebileceğimiz bir durum değildir. Biz, hakkı söylemekle mükellefiz. Bizim medeniyetimizde, bizim inancımızda, bizim kaynaklarımızda, öfkeyle hareket edip şiddet uygulamak, yakmak, yıkmak, taşlamak, daha da ileriye giderek katletmek asla ve asla yer almaz. Dahası, Müslümanlar, tepki koymakta son derece haklı oldukları bir konuda, bu elim hadise neticesinde haksız konuma ne yazık ki düşmüşlerdir. Hiç kimsenin Müslümanları böyle göstermeye hakkı ve hukuku yoktur."


-Meselenin diğer yanı-


Erdoğan, konunun diğer yönü de olduğunu belirterek, "Tabii meselenin bir de diğer yanı var... Batı'da, bu tür girişimler, bu tür seviyesiz girişimlerin ardından İslam dünyasında başlatılan provokasyonlar ilk değil. Geçmişte de, değişik kitaplar yoluyla, karikatürler, filmler yoluyla İslam dünyası ve Müslümanlar rencide edilmek istendi, çıkan olaylarda yüzlerce masum Müslüman hayatını kaybetti. Bir dinin peygamberine hakaret etmek, bir dinin kutsallarına, bir milletin, bir toplumun en kutsal değerlerine aleni hakaret etmek, düşünce özgürlüğü kategorisinde asla değerlendirilemez" diye konuştu.


-"Antisemitizmi uygulamaya alıyorlar ama..." -


Gerek ABD'de, gerek ardından Fransa'da, film ve karikatür yoluyla Müslümanları rencide edenlerin, düşünce özgürlüğü bahanesinin ardına sığınmalarının, aslında doğrudan doğruya düşünce özgürlüğüne yapılmış bir saldırı olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:


"Üstelik yaşanan hadiselere rağmen bu tür girişimlerin ardı arkası kesilmiyor. Şimdi de Amerika'da, Müslümanları barbar olarak niteleyen bir kampanyaya ilişkin afişlerin, hem de mahkeme kararıyla, metro istasyonlarına asılması söz konusu. Almanya'da yine başörtülü kızlarımıza yönelik böyle bir billboardlarda kampanya başlatılmıştı. Irkçılıkla ilgili yapılan yayınlar, örgütlenmeler, gösteriler gelişmiş demokrasilerde dahi düşünce özgürlüğü kapsamında görülmüyor. Irkçı yayınlar konusunda hiç kimse düşünce özgürlüğü bahanesinin ardına saklanmıyor, saklanamıyor. Bu yaklaşımın, artık İslamofobia, İslam karşıtlığı, Müslüman karşıtlığı konularında da sergilenmesi gerektiğine inanıyoruz. Aslında bundan 4-5 yıl kadar önce, Varşova'daki uluslararası bir toplantıda, biz İslamofobiayı bir insanlık suçu olarak sonuç bildirgesine kaydettirmiştik. Bunlar antisemitizmi uygulamaya alıyorlar ama İslamofobia konusunda maalesef görmezlikten geliyorlar. İslamofobia, ırkçılık kadar tehlikelidir, ırkçılık kadar kötüdür ve ırkçılık kadar hoşgörü gösterilmemesi gereken bir tavırdır."


Erdoğan, Kanuni Sultan Süleyman'ın, Kudüs'ü fethinde, üç dinin de inandığı ve saygı gösterdiği İbrahim peygamberin adını, diğer adı Halilürrahman olan Yafa kapısındaki kitabeye, "La ilahe illallah, İbrahim halilullah... Yani, Allah'tan başka ilah yoktur, İbrahim, Allah'ın dostudur..." şeklinde ifadelerle yazdırdığını, ancak İsrail yönetiminin bu inceliğin hala farkında olmadığını söyledi.


Müslümanların ve Hristiyanların müşterek dayanışmasının ortaya net olarak çıkması gerektiğini kaydeden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:


"Sultan Süleyman, her 3 dinin inandığı, saygı gösterdiği bir peygamberin ismini oraya yazarak, aslında Kudüs'ü değil, Kudüs'teki kalpleri de fethediyor. Hazreti Ömer, Kudüs'e girdiğinde, namaz kılacak yer sorduğunda, ona bir kiliseyi göstermişlerdi ama Hazreti Ömer, namaz kılarsa kilisenin sonradan camiye çevrilebileceği düşüncesiyle gidip orada namaz kılmadı. Selahaddini Eyyubi, Kudüs'ü fethettikten sonra, yere atılmış bir haçı alıp yerine koydu. Hazreti İbrahim, Hazreti İsa, Hazreti Musa, bizim, Müslümanlar olarak inandığımız, iman ettiğimiz peygamberlerdir. Peki, Hristiyan dünyası, Musevi dünyası, bunlar ne yapmak istiyor-"


Barışı konuşurken, öbür taraftan dünyayı barış karşıtı halklar, milletler haline getirmeye çabalayanlar olduğunu kaydeden Erdoğan, "Eğer Orta Doğu'da, dünyanın değişik yerlerinde, Arakan'da, Myanmar'da sıkıntı yaşanıyorsa, bunun arkasında bu anlayış yatmaktadır. Kendi dinimize, kendi dinimizin değerlerine, Hazreti Peygamberimize yönelik olarak da onlardan bu hassasiyeti görmek istiyoruz" dedi.


Lahey Adalet Divanı'nda, gerekirse Lahey Adalet Divanı içinde bu konuda bir birimin oluşması için girişimlerde bulunacaklarını ifade eden Erdoğan, "Ancak ilk önce nefret suçları kapsamına, bunu meclis açılır açılmaz gündeme alacağız" diye konuştu.


Ölçüsüz protestolara asla müsamaha gösteremeyeceklerini ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:


"Hele canların kıyılmasına asla onay veremeyiz. İslam Peygamberine, her ne yolla olursa olsun hakaret edilmesini, ardından da adeta Müslümanların başı üzerinde boza pişirilmesini de sineye çekemeyiz. İslam coğrafyasında, protestolar, evet, ölçülü olmak durumundadır; ama Batı da, İslamofobia karşısında artık samimi, kararlı bir duruş sergilemelidir. Batı devletlerinin İslam karşıtı, Müslümanları rencide edecek girişimler karşısında yeterli hassasiyeti göstermesi halinde, pek çok sorunun önüne zaten geçilmiş olacak. Müslümanlara yönelik manevi tacizlerin önlenmesi konusunda uluslararası alanda bu yönde bir anlayış birliği sağlanmasını istiyoruz. Zira hafta içinde sayın Obama'yla yaptığımız görüşmede,


'bu konuda müşterek bir adım atalım' dediler, bu adımı da atacağız."


(Sürecek)


Muhabir: Etem Geylan


Yayıncı: Erdal Turanlı - İSTANBUL

Kaynak: AA