AK Parti TBMM Grup Toplantısı
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Biz tüm komşularımızın toprak bütünlüğüne saygılıyız, bölgemizde sadece barış ve kardeşlik istiyoruz.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Biz tüm komşularımızın toprak bütünlüğüne saygılıyız, bölgemizde sadece barış ve kardeşlik istiyoruz. Bu sadece bizim dış politikamızın ilkesel bir tutumu değil, aynı zamanda ulusal güvenliğimizin de bir garantisidir" dedi.
Davutoğlu, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, "Biz kardeşliğimizin eskisinden daha güçlü tesisi için bu ülkenin birliğine saldıranlara yönelik kararlı mücadelemizi sürdürüceğiz. Hiçbir fitne odağı bizim bu kardeşlik ruhumuzu çiğneyip geçemez. Ülkemizin zenginliği, 78 milyon vatandaşımızın birlik, beraberlik ruhudur" ifadesini kullandı.
Milletin, kendilerine inandığını ve güvendiğini vurgulayan Davutoğlu, "Terörle mücadelede de bu güven tamdır. Terör odaklarıyla mücadelede tüm vatandaşlarımız da yanımızda. Biz de onların yanındayız ve onların huzuru için gece gündüz mücadele ediyoruz" diye konuştu.
Başbakan Davutoğlu, "Bu birliğin, bu desteğin, ortaya çıkan bu gücün farkında olan terör örgütüyle destekleyicileri de çaresizliklerinin üstünü yalanlarla, iftiralarla örtmeye çalışıyor. Ama halkımız, bu yalanlara itibar etmedi, etmiyor. Halkımız, terörün baskısına boyun eğmiyor, dirayetli duruşundan taviz vermiyor" değerlendirmesinde bulundu.
Salondakilerin "Başbakan Ahmet, vatan sana emanet" sloganına ise Davutoğlu, "Vatan, bütün AK Parti kadrolarına emanet" sözleriyle karşılık verdi.
Terör örgütünün, Diyarbakır, Mardin ve Şırnak'ta, vatandaşların hayatını hiçe sayarak saldırılar gerçekleştirdiğini belirten Davutoğlu, şunları söyledi:
"Terör örgütü, şehir merkezlerinde hendekler kazıyor, barikatlar kuruyor, camileri, okulları yakıyor, sivilleri kendine kalkan yapıyor. Güvenlik güçlerimiz ve vatandaşlarımızı karşı karşıya getirmeyi hedefleyen kirli bir tezgah peşindeler. Ben burada bütün vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum. Şu ana kadar terör örgütünün bu tuzaklarına hiçbir vatandaşımız düşmedi. Vatandaşlarımız emin olsunlar, terör hayata düşmandır ve devletin görevi hayatı korumaktır. Herkesin hayat hakkını korumak devletin ve hükümetimizin asli vazifesidir. Türkiye hukuktan, demokrasiden, adaletten ve kamu düzeninden geriye hiçbir adım atmayacaktır. Vatandaş ile teröristi net olarak birbirinden ayıran bir dikkatle, bir özenle hareket ediyoruz. Vatandaşlarımızın emniyet ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılayacağız. Biz hükümet olarak diyoruz ki 'Hiçbir vatandaşımızı terörün, şiddetin kucağına, insafsızlığına bırakmayacağız'. Evlerini terk eden vatandaşlarımız, dükkanlarını açamayan esnafımız, okullarına gidemeyen öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz müsterih olsunlar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve hükümetimiz daima yanlarındadır, yanlarında olacaktır."
"Bu ülkede kimse sahipsiz değildir"
Terörden, şiddetten mağdur olan vatandaşların gördükleri zararları karşılayacak güçte olduklarını ifade eden Başbakan Davutoğlu, "Terör sebebiyle ellerinde tek bir bavulla yollara düşen insanlarımızın, haftalardır dükkanını açamayan esnafımızın, okula gidemeyen öğrencilerimizin her türlü ihtiyaçlarını karşılayacağız" dedi.
Bakanlar Kurulunun dünkü toplantısında bu gündemle çok detaylı görüşmeler yaptıklarını, tek tek il ve ilçelerin ele alındığını aktaran Davutoğlu, "Vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını tespit eden önemli kararları ve talimatları arkadaşlarımıza ilettik. Biz hiçbir vatandaşımıza uzak değiliz, hiçbir insanımızı da yalnız, kimsesiz, sahipsiz bırakmadık, bırakmayacağız. Bu ülkede kimse sahipsiz değildir" diye konuştu.
Başbakan Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
"Terörist saldırı ve baskılar sebebiyle evlerini barklarını terk ederek, başka yerlere göç eden bütün kardeşlerimizin de bütün imkanlarımızla yanlarındayız. Bunların giderilmesi için her türlü tedbiri aldık, değerlendirdik, aldık ve karara bağladık. Valilerimiz bu yönde bütün vatandaşlarımızla doğrudan temasa geçerek ihtiyaçlarını karşılayacak. Bu ülkede, bayrağımızın dalgalandığı hiçbir yerde insanlarımızı evsiz, barksız, yurtsuz, okulsuz bırakmayız. Terör dolayısıyla evlerini terk etmek zorunda kalan vatandaşlarımızın, kaymakamlıklara ve valiliklere müraacatı halinde gerekli her türlü destek verilecek. Biz vatandaşlarımızı değil namerde, merde dahi muhtaç etmeyiz."
Sur başta olmak üzere birçok ilçede, ilçe merkezinde ticaret yapan esnafın, terör nedeniyle çok ciddi ekonomik kayıplar ve mağduriyet yaşadığını kaydeden Davutoğlu, "Esnaf kardeşlerimizin kayıpları ve mağduriyetleri giderilecektir" dedi.
Davutoğlu, şu bilgileri verdi:
"Mükelleflerimizin, vatandaşlarımızın 1 Aralık 2015-29 Şubat 2016 tarihleri arasına denk gelen, 3 aylık süredeki vergi beyannameleriyle sigorta bilgirgelerini verme süresini 31 Mayıs 2016 tarihine erteledik. Vatandaşlarımız, bu beyanname veya bildirgelerinde beyan ettikleri vergi ve sigorta primlerini 31 Ağustos 2016 tarihine kadar ödeyebilecekler. Hiçbir şekilde bu bölgede yaşayan, terör mağduriyeti yaşayan ilçelerde bulunan vatandaşlarımızın, esnaflarımızın vergi ve sigorta primleri konusunda kaygı duymasını gerektirecek bir durum söz konusu değildir. Ayrıca Yeniden Yapılandırma Kanunu'ndan yararlanan sigorta mükelleflerimizin, bu kanun kapsamında yapacakları taksit ödemelerini de 31 Ağustos 2016 tarihine kadar erteledik."
"Hiçbir öğrencimiz mağdur olmayacak"
Son yıllarda terör örgütünün, eğitim öğretim sürecine ve kurumlarına yönelik yıldırma, tahrip etme ve engelleme eylemlerinin dikkati çektiğini vurgulayan Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Geçtiğimiz yıl da eğitim-öğretim takviminin başladığı andan itibaren okullar önünde barikatlar kurma, okullara molotof kokteylli saldırılar düzenleme gibi birçok terör eylemiyle karşı karşıya kalmıştık. Bölgeye yaptığımız kamu yatırımlarına ve özellikle de okullara yönelik saldırılar oldu. Çok sayıda okul kullanılamaz hale getirildi, eğitim-öğretim takvimi ve süreci sabote edilmeye çalışıldı. Güvenlik güçlerimizin, öğretmelerimizin gayretleri ve halkımızın içten destekleriyle bunları geçen yıl aştık. Bu yıl da eğitim-öğretim yılının başından beri çocuklarımızın eğitimini engellemeyi amaçlayan hendek kazma, patlayıcıyla tuzaklanmış barikatlar kurma, okul yakma türünden terör eylemleriyle karşı karşıya kaldık. Oradaki öğrencilerimizin her biri, geleceğe umutla bakan öğrencilerimizin her biri bizim kendi evlatlarımızdır. Onların geleceğini karartmak isteyen kim olursa olsun, onları dağlara, teröre götürmek, kaçırmak isteyen kim olursa olsun karşılarında biz olacağız. Onların en iyi şekilde eğitim görmeleri, geleceğe hazırlanmaları için ne tedbir gerekiyorsa onu da alacağız."
Bu yaşananlar üzerine hemen bir dizi tedbir aldıklarını anımsatan Davutoğlu, başta Silopi ve Cizre ilçeleri olmak üzere, sokağa çıkma yasağının uygulandığı yerlerdeki eğitim kurumlarında çalışan öğretmenleri, yasak kalkıncaya kadar izinli olarak tanımladıklarını aktardı.
Başbakan Davutoğlu, "Bu öğretmenlerimizin bir çoğu daha sonra Milli Eğitim Bakanlığımıza başvurarak, bize de doğrudan mesajlar göndererek, her an vazifeye hazır olduklarını, en zor şartlarda dahi öğrencilerinden ayrılmak istemediklerini ifade ettiler. Bu meslektaşlarıma buradan teşekkürü bir borç biliyorum, Türkiye'nin geleceğinin bu aydınlık yüzlü öğretmenlerin elinde olduğunu bir kez daha ifade ediyorum" dedi.
Başbakan Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Öğretmelerimizin ve öğrencilerimizin can güvenlikleri ve daha sonra da sağlıklı bir ortamda eğitim-öğretim, erişim imkanları temin edildikten sonra onlara hiçbir mağduriyet yaşatmadan eğitim süreci yeniden başlayacak. Hiçbir çocuğumuz, hiçbir öğrencimiz mağdur olmayacak, hiçbir öğretmenimiz, öğrencilerimizden koparılmayacak. Onların hiçbir mağduriyet yaşamaması için Milli Eğitim Bakanlığımız gerekli bütün tedbirleri aldı, almaya da devam edecek. Milli Eğitim Bakanlığımız, bu süreçte yaşanabilecek eksiklikleri tamamlamak üzere haftasonları ve gerekirse sömestr tatilinde yoğunlaştırılmış bir program izlemek üzere gerekli bütün tedbirleri aldı. Çocuklarımız, ülkenin her tarafında olduğu gibi 180 iş günü ve sağlıklı bir ortamda eğitim-öğretim alacaklar."
"Suriye toprakları, Rusya'nın emperyal hedeflerinin parçası değildir"
Türkiye'nin bölgesinde ve çevresinde birçok sıkıntının ve çatışmaların yaşandığına dikkati çeken Davutoğlu, bu yaşananların da Türkiye'nin sınırlarında sorunlara yol açtığını ifade etti.
Davutoğlu, "Biz tüm komşularımızın toprak bütünlüğüne saygılıyız, bölgemizde sadece barış ve kardeşlik istiyoruz. Bu sadece bizim dış politikamızın ilkesel bir tutumu değil, aynı zamanda ulusal güvenliğimizin de bir garantisidir" diye konuştu.
Suriye ve Irak'ta yaşananların, Türkiye'nin sınırlarında ciddi sorunlara sebep olduğunu belirten Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Suriye'de uzun zamandır bir otorite boşluğu var ve kargaşa yaşanıyor. Başta mülteciler meselesi olmak üzere Suriye'de yaşanan her olumsuzlukta, BM Güvenlik Konseyi'nin alamadığı her kararın bedeli de maalesef Türkiye'yi etkiliyor. Birçok ülkede yaşanan bu kargaşayı artıracak şekilde bölgeye müdahil olmaya çalışan taraflar var. Bu müdahaleler Suriye'deki sorunları çözmüyor, maalesef daha da büyütüyor. Suriye'deki bütün tarafların, orada bulunmak için ileri sürdükleri gerekçe DEAŞ'tır. Ancak görüyoruz ki yaşananlar DEAŞ'la mücadeleyi aşan müdahalelerdir. Rusya'nın son zamanlarda, 'Suriye'de yabancı güç istemiyoruz' diye BM Güvenlik Konseyi kararlarını 3 yıl bloke eden Rusya'nın, son zamanlarda yaptığı 4 bin 198 sortiden, uçuştan sadece 391'i DEAŞ mevzilerine yöneliktir. Diğer bombalamalar, bir çoğu Türkiye'ye yakın bölgelerde bulunmak üzere ılımlı muhaliflerin mevzilerine ve hatta sivil insanlara yönelik olmuştur. Rus Hava Kuvvetleri'nin, 20 Aralık sabah saatlerinde İdlip şehir merkezine düzenlediği saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Bu saldırıda valilik binası ile yerleşim birimleri hedef alınmıştır. Saldırılarda ilk belirlemelere göre 40'tan fazla Suriyelinin hayatını kaybettiği, 35 Suriyelinin de yaralandığı ifade ediliyor. Daha sonra bu ölü sayısının 200'e kadar çıktığı, muhalif yetkililerce açıklandı."
Davutoğlu, "BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi olması sıfatıyla dünyadaki barış ve güvenliğin teminatı gibi görülen Rusya'ya buradan sesleniyorum. Sizin Suriye'deki mevcudiyetinizin temeli nedir? Niye yaptığınız hava operasyonlarının yüzde 90'ı sivillere ve muhaliflere, ılımlı muhalefete dönüktür. Neden 'DEAŞ'la mücadele için orada bulunuyoruz' dedikten sonra Türkmen dağlarını, İdlip'i, Halep'i, masum, sivil insanları bombalıyorsunuz?" sorularını yöneltti.
Başbakan Davutoğlu, "Biz her zamanki ilkesel tutumumuzu sürdürüyoruz. DEAŞ'a karşı mücadelede uluslararası koalisyonun parçasıyız. Ama ister Rusya olsun, isterse başka zalim bir devlet olsun, kim Suriye halkını bombalarsa onun da karşısındayız, karşısında olacağız" ifadesini kullandı.
Davutoğlu, "Biz Sovyet dönemlerinde yapılan zulümleri de unutmadık. Daha sonraki dönemlerde Kuzey Kafkasya'da, Kırım'da yapılanları da unutmadık. Rusya, sovyetik palavralar ve sovyetik iddialardan vazgeçerek diğer halklara dostlukla ve karşılıklı saygıyla yaklaşmak zorundadır. Suriye toprakları, Rusya'nın emperyal hedeflerinin parçası değildir, olmayacaktır" görüşünü paylaştı.
"Müslüman kitlelere yönelik saldırılara karşı sesimizi yükselteceğiz"
Başbakan Davutoğlu, "Suriye halkı bizim dost ve kardeş bir halkımızdır. Onların her derdine deva olmaya çalıştık. Bundan sonra da Suriye halkını karşısına alanlar, Suriye halkına zulmedenler karşısında bizi bulacaktır. Sınırımızın hemen ötesinde cereyan eden bu hadisede ölenlere Allah'tan rahmet, ölenlerin ailelerine ve tüm Suriyelilere başsağlığı ve sabır diliyorum" dedi.
Bu tür katliamların, Bosna'da da geçmişte örneklerinin görüldüğünü, bugün de Suriye'de yaşandığını ifade eden Davutoğlu, "Müslüman kitlelere yönelik yapılan bu saldırıların arkasında kim olursa olsun, hep beraber Ortadoğu'daki halkların kardeşliği adına bunlara karşı sesimizi yükselteceğiz" diye konuştu.
Bugünkü saldırıda ölen ve yaralanan Suriyelilerin hepsinin sivil olduğunu belirten Başbakan Davutoğlu, şöyle dedi:
"Arasında tek bir terörist, hatta silahlı tek bir muhalif unsur da yoktu. Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz Pazar günü Şam yakınlarında, Doğu Guta'da bir pazar yerine yapılan saldırıda hayatını kaybeden 65 ve yaralanan 120 Suriyelinin de büyük kısmı sivildi. Bu insanlık adına utanç verici bir durumdur. Bu saldırıları dehşet ve ibret içinde izliyoruz. Bu saldırılarda sivillerin gözetilmediği açıktır. Rusya 30 Eylül 2015 tarihinde, Suriye'ye girdiğinden beri inatla alanda büyük çoğunlukla ılımlı muhalifleri ve sivilleri hedef alıyor. Şimdilerde sivil yerleşim birimleri de artan oranda bu saldırılardan nasibini alıyor. Rusya, Suriye'ye DEAŞ'la mücadele kisvesi altında girdi. Kimse kendini kandırmasın. Gerçekler bellidir. Rusya, bu süre zarfında 4 bine yakın hava saldırısı düzenledi. Bunların yaklaşık yüzde 91'i muhalifleri hedef aldı. Sonra ne oldu? Muhaliflerin güç kaybettiği yerlerde DEAŞ daha da güçlendi. DEAŞ, bugün 30 Eylül'e kıyasla özellikle Suriye'nin kuzeyinde kendisine daha fazla alan bulmaktadır. DEAŞ'la mücadele halindeki muhaliflerin, Rus uçakları tarafından doğrudan hedef alındığına da şahit olduk. 'Muhalifleri temizleyelim, tüm dünyanın düşman ilan ettiği DEAŞ'ın çaresine bakarız' yaklaşımı, Suriye'yi tekrar Esad'a teslim etme hayalperestliğine işaret etmektedir."
Rusya'nın alana girmesiyle sivil ölümlerde de mülteci akınlarında da kayda değer artış yaşandığını belirten Davutoğlu, bu dönemde Rusya'nın hava bombardımanında, Türkiye'ye yakın bölgedeki sivil ölümlerinin 600'ün üzerinde olduğuna dikkati çekti.
Bazı kuruluşların, bu rakamların 800 civarında, hatta bine yakın olduğunu belirttiklerini aktaran Davutoğlu, "Bunu biz söylemiyoruz. Bunu, uluslararası insan hakları kuruluşları söylüyor. Bu bilançonun 150'den fazlasının çocuk olduğunu tüm dünyanın bilmesini istiyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
(Sürecek)