CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu Açıklaması
"Demokrasi ve özgürlük talebi alan tanımaz, yer tanımaz ve sınır tanımaz. Bu bir insan hakkıdır" "Sen benim özgürlüğümü kısıtladığın zaman ben bunu futbolda da, sinemada da, tiyatroda da, şiirde de, romanda da, her yerde söylerim"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Demokrasi ve özgürlük talebi alan tanımaz, yer tanımaz ve sınır tanımaz. Bu bir insan hakkıdır. Sen benim özgürlüğümü kısıtladığın zaman ben bunu futbolda da, sinemada da, tiyatroda da, şiirde de, romanda da, her yerde söylerim" dedi.
Kılıçdaroğlu, CNN Türk'te katıldığı "Ankara Günlüğü" programında soruları yanıtladı.
MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın çözüm süreciyle ilgili bilgi verip vermediği ve bir teması olup olmadığıyla ilgili soruya Kılıçdaroğlu, "Hayır, herhangi bir bilgi söz konusu değil. Bir temas da olmadı. Sayın Fidan bir kez geldi ama bu süreçten çok önce" cevabını verdi.
Kılıçdaroğlu, Irak Başbakanı Nuri el-Maliki ile görüşmesinde ne tür mesajlar vereceğinin sorulması üzerine "O mesajları orada verirken zaten medya da orada olacak" diye konuştu.
Dış politikada Türkiye'nin tarihinin en zor günlerini yaşadığını, bütün komşularıyla sorunları bulunduğunu savunan Kılıçdaroğlu, Kıbrıs çıkarması sırasında her türlü katkıyı veren Libya lideri Kaddafi'nin linç edilmesine Türkiye'nin göz yumduğunu söyledi. "Bavulla para gönderdik, 'gidin Kaddafi'yi öldürün' diye. Bunu benim vicdanım kabul etmiyor. Benim siyaset anlayışım da kabul etmiyor" diyen Kılıçdaroğlu, bunun Türkiye'nin değil iktidarın bir politikası olduğunu ifade etti.
Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin bölgesinde her zaman sözü dinlenen bir devlet olduğunu ancak bölgede şimdi Türkiye'nin ağırlığı bulunmadığı görüşünü dile getirerek, Türkiye'nin düşman olarak görüldüğünü savundu.
Türkiye'nin neden bu hale geldiğini durup düşünmek gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, "O nedenle dış politikada çok önemli yanlışların içindeyiz" diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin en son Mısır'da yanlış yaptığını dile getirerek, "Şunu söyleyebilirdi Sayın Başbakan, 'Mısır'da bir askeri darbe olmuştur. Daha kısa sürede demokrasiye geçmesini istiyoruz. Seçimlerin bir an önce yapılmasını istiyoruz. Mısır bizim dostumuzdur, bölgenin çok önemli bir devletidir. Orada demokrasinin, özgürlüklerin gelmesi en büyük dileğimiz ve talebimizdir. Bunun bir an önce yerine getirilmesini isteriz' bitti. Siz kalktınız 'Mursi benim cumhurbaşkanımdır' dediniz. Bir ülkenin başbakanı bunu söyleyebilir mi? Hadi buyur, senin cumhurbaşkanınsa çek Mısır'a git. Ne işin var senin Türkiye'de" ifadesini kullandı.
Dış politikada duygusallığa yer olmadığını, dış politikanın akıl ve mantıkla yürütüleceğini anlatan Kılıçdaroğlu, dış politikada partilerin değil, ülkelerin çıkarları bulunduğunu bildirdi.
Mısır'da olana "darbe" dediğinin dile getirilmesi üzerine Kılıçdaroğlu, "Evet. Tahrir Meydanı'nda Mısırlılar demokrasi ve özgürlük istiyorlardı, Sisi geldi demokrasi ve özgürlüğü bitirdi. Darbe yaptı" yorumunda bulundu.
Batının bu konudaki tutumunu nasıl değerlendirdiği sorulan Kılıçdaroğlu, batının kendi çıkarları açısından baktığını söyledi.
-Eylül ayı beklentisi-
Kılıçdaroğlu, "Sizin eylül ayı için bir endişeniz var mı" sorusuna karşılık, başbakan ve bakanların bir şey olsa "bize ulaşan istihbarata göre" diye yorum yaptıklarını belirterek, "Bir devlet istihbaratla yönetilmez. Bir devlet yasalarla yönetilir, hukukun üstünlüğüyle yönetilir, güçler ayrığılı ilkesiyle yönetilir" dedi.
İstihbarat geldiyse önlem alınması gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, "Ama siz toptan yasak getiriyorsunuz. Neden (istihbarat geldi)" diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, yürüyüş yapılacaksa insanların yürümesine izin verilmesi gerektiğini belirterek, anayasada silahsız ve saldırısız herkesin yürüyüş yapma hakkı bulunduğunu söyledi.
Bu hakkın silah ve saldırı olması durumunda sınırlanabileceğini bildiren Kılıçdaroğlu, saldırıyı yapanın devletin gücü, polis olduğunu savundu.
En büyük tehlikenin üniversitelerde polis kullanılması olduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, "En büyük tehlikedir öğrenciyle polisi karşı karşıya getirmek. Sayın Başbakan'ı da uyardım, sakın ola ki üniversitelere polisi sokmayın. Soktuğunuz anda çatışmayı başlatırsınız" dedi.
"Demokrasi nedir biliyor musunuz? Belki en somut tanımı şudur; vatandaşın en az polisle yüz yüze geldiği rejimin adı demokrasidir" ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, silahlı bir unsurla vatandaş yüz yüze gelmiyorsa orada demokrasi olduğunu belirtti.
Kılıçdaroğlu, eylül ayında CHP'nin ne yapacağının sorulması üzerine "Normal çalışmalarımızı sürdüreceğiz" yanıtını verdi.
"Size de böyle bir istihbarat geldi mi" yönündeki soruya karşılık da Kılıçdaroğlu, "Yok efendim. Bize herhangi bir istihbarat, bir bilgi gelmedi" değerlendirmesinde bulundu.
Kılıçdaroğlu, yasakların tepkiyi doğuracağını, serbet bırakılanın sorun oluşturmayacağını ifade ederek, şöyle konuştu:
"Kalkıyorsunuz, Beşiktaş spor kulübüne şantaj yaparak, 'yoksa İnönü Stadını size yaptırmam ha'. 'Şunu şunu yapacaksınız, şu sloganlar atılmayacak, altına bas imzayı' diyorsunuz. Yöneticiler de gidiyor imza atıyorlar stadı kurtarmak için. Şimdi doğru mu bu? Yine bir bakan çıkıp tehdit ediyor, 'sloganlar atılırsa biz onları tespit edeceğiz, onlara gerekli cezayı vereceğiz'. Slogan atmak ceza hukukunda ceza nedeni değil ki. Yok böyle bir şey." Kılıçdaroğlu, slogan atmanın suç değil, hak olduğunu söyledi.
Amerika'da siyahlara baskı yapıldığı zaman olimpiyatlarda madalya alan siyahların ellerini havaya kaldırarak hükümeti protesto ettiklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Demokrasi ve özgürlük talebi alan tanımaz, yer tanımaz ve sınır tanımaz. Bu bir insan hakkıdır. Sen benim özgürlüğümü kısıtladığın zaman ben bunu futbolda da, sinemada da, tiyatroda da, şiirde de, romanda da, her yerde söylerim" dedi.
Kılıçdaroğlu, Gezi Parkı ile ilgili soru üzerine, gelişmelerin bir grup gencin ağaçlara sahip çıkmasından sonra başladığını dile getirerek, gençlerin çadırlarının yakıldığını ve sonrasında kıyamet koptuğunu dile getirdi. Kılıçdaroğlu, "Olay özgürlük ve demokrasi platformuna dönüştü. Haklı bir talebe dönüştü. Ben Sayın Cumhurbaşkanı'na çıktım, Sayın Başbakan'ın daha yumuşak bir üslup kullanması gerektiğini... 'Olayları kışkırtıyor Sayın Başbakan' dedim" diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, polisin orantısız güç kullandığını vurgulayarak, olanlara rağmen talebin sürdüğünü belirtti. Kılıçdaroğlu, "Eğer hükümet, özgürlük alanını genişletirse bana göre çok yararlı bir şey yapmış olur. Dolayısıyla Türkiye'de o gençler demokrasi ve özgürlüğe katkı vermiş olurlar" değerlendirmesinde bulundu.
Bütün demokrasilerden ve demokrasiyi savunan bütün siyasi partilerden, uluslararası kuruluşlardan Gezi eylemlerine destek geldiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Aslında bu bizim onurumuzu kurtardı. Yani Türkiye, baskıcı bir rejime karşı özgürlük ve demokrasi isteyen bir kesimi bağrında besliyor. O gençler bizim orumuzu kurtardı" dedi.
Eylemlere katılan kitlenin bütün siyasi partilere mesafe koyan bir kitle olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, Gezi Parkı eylemlerinden önce yayınladıkları "özgürlük ve demokrasi" bildirgesinin, eylemlerle bir anlamda örtüştüğünü, istenilenin aşağı yukarı çakıştığını söyledi.
-Gezi Parkı olaylarıyla ilgili analiz-
Başkanlığını AK Parti Kütahya Milletvekili İdris Bal'ın yaptığı Avrasya Global Araştırmalar Merkezi'nin Gezi Parkı olaylarıyla ilgili bir analiz yaptığı belirtilerek değerlendirmesi sorulan Kılıçdaroğlu, "Sayın Bal akademik unvanın verdiği bağımsız bir görüş açısıyla olayı tahlil etmiş. Faiz lobisi, yok dış ilişkiler, yok Alman, yok İngilizler, yok Amerikalılar... Bütün bunların hepsinin çöpe atıldığını ama Sayın Başbakan'ın yanlış yönlendirildiği için olayların bu noktaya geldiğini saptayan bana göre doğru bir tahmin, doğru bir analiz" diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, eylemlere katılanların iktidarın yanı sıra muhalefeti de eleştirdiğini anlatarak, "Biz 'niye bizi eleştiriyorsunuz' diye bir şey söylemedik. Tam tersine onların eleştrilerini kulak kabarttık. Artı, biz ne yapabiliriz bu eleştirileri gidermek için" dedi.
"Partide ulusalcıları dışladığınız yönünde iddialar var. Atatürk'e hakaret eden isimlerin olduğu yönünde, bunlara izin verdiğiniz yönünde. Bu tartışma bir türlü bitmiyor. Bu konudaki görüşünüz nedir" sorusuna Kılıçdaroğlu, "Hiçbir CHP milletvekili Atatürk'e hakaret etmemiştir. Yok öyle bir şey" yanıtını verdi.
CHP'de "ulusalcı, yenilikçi" sıkıntısı olup olmadığının sorulması üzerine de Kılıçdaroğlu, parti içinde farklı görüşler olabileceğini ancak partinin ana hedefleri konusunda görüş ayrılığı bulunmadığını kaydetti.
Kılıçdaroğlu, "Evde bile eşimizle zaman zaman farklı düşünürüz. Bunlar, hayatın olmazsa olmazlarıdır. İnsanlar farklı düşündükçe toplum gelişir, toplum büyür. Bütün toplum aynı şeyi düşünür, aynı karara varırsa, orada farklı düşünce üretilmezse o toplum büyüyemez, gelişemez" yorumunda bulundu.
Kılıçdaroğlu, ortamı yumuşatıp yumuşatmayacağı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşüp görüşmeyeciğinin sorulması üzerine, siyasetin aşırı kutuplaştığını ve gerginliğin hat safhada bulunduğunu belirterek, öteden beri siyasetçinini yumuşak bir dil kullanmasını savunduğunu ancak bunun gerçekleşmediğini bildirdi.
"Ortamı yumuşatmak durumunda olan kişi muhalefet değildir, iktidardır. Bütün demokrasilerde böyledir" diyen Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan ile 3 kez konuştuklarını ve en son da kendisinin gittiğini bildirdi.
- Ankara