Erdoğan: "Darbe yönetimini tebrik edemeyiz" -
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Mısır'da yaşananlara dünyanın "darbe" diyemediğini belirterek, "Darbe diyemediği gibi daha sonra darbeyle gelen bu zatın, şurada dostlar alışverişte görsün mantığıyla yapmış olduğu cumhurbaşkanlığı seçimiyle de orada güya bir seçim kazanmış, sözde bir seçim kazanmış ve bunun neticesinde de kendisine tebrikler gitmeye başlamıştır.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Mısır'da yaşananlara dünyanın "darbe" diyemediğini belirterek, "Darbe diyemediği gibi daha sonra darbeyle gelen bu zatın, şurada dostlar alışverişte görsün mantığıyla yapmış olduğu cumhurbaşkanlığı seçimiyle de orada güya bir seçim kazanmış, sözde bir seçim kazanmış ve bunun neticesinde de kendisine tebrikler gitmeye başlamıştır. Böyle bir tebriğin bizce anlamı yoktur. Çünkü biz bir darbe yönetimini tebrik edemeyiz" dedi.
Erdoğan, AB Büyükelçileri ile yemekte bir araya geldi. Başbakan Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, Mısır'ın Orta Doğu'nun geleceği açısından kilit önemde olduğuna işaret ederek, ülkenin, halkın tüm kesimlerini kapsayıcı ve işleyen bir demokrasiye sahip olmasını istediklerini belirtti. "Bu arzumuzu da birilerinin hoşuna gitmese dahi ısrarla dile getiriyoruz" diyen Başbakan Erdoğan, Mısır meselesi karşısında tamamen insani, tamamen demokratik bir tavır sergilediklerini ve bu tavrı sürdüreceklerini vurguladı.
Başbakan Erdoğan, "Dost acı söyler ama gerçeği söyler. Mısır'da sandıkla gelmiş, yüzde 54 oy almış bir Mursi yönetimini, biliyorsunuz askeri darbeyle devirmişlerdir. Ama Batılı dostlarımız, dünya ne yazık ki buna bir darbe diyememiştir. Darbe diyemediği gibi daha sonra darbeyle gelen bu zatın, şurada dostlar alışverişte görsün mantığıyla yapmış olduğu cumhurbaşkanlığı seçimiyle de orada güya bir seçim kazanmış, sözde bir seçim kazanmış ve bunun neticesinde de kendisine tebrikler gitmeye başlamıştır. Böyle bir tebriğin bizce anlamı yoktur. Çünkü biz bir darbe yönetimini tebrik edemeyiz. Bunu çok açık, net söylemek zorundayım'' değerlendirmesini yaptı.
Libya'da son dönemde endişe verici gelişmeler yaşandığını söyleyen Erdoğan, "Burada da Mısır yine rahat durmuyor" dedi. Ülkede diyalog yoluyla istikrarın sağlanmasını temenni ettiklerini kaydeden Başbakan Erdoğan, yarın yapılacak parlamento seçimlerinin bu yönde atılacak önemli bir adım olacağını dile getirdi.
Ukrayna'nın doğu ve güney bölgelerinde devam eden istikrarsızlık ve yasadışı şiddet eylemlerinden de büyük endişe duyulduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ukrayna halkı ülkelerinin birliği, istikrarı ve geleceği için iradesini seçimlerle ortaya koydu. Seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından Sayın Poroşenko'yu telefonla arayarak tebrik ettim. Bilahare Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Sayın Putin ile de görüştüm. Gerek Sayın Poroşenko gerek Putin ile görüşmemde Ukrayna ile Rusya arasında doğrudan diyaloğun başlatılmasının önemini vurguladım. Hatta Sayın Putin'e, 'Sandıkla gelmiş olan böyle bir siyasetçiyi herhalde tebrik etmekte gecikmezsiniz' ifadesini de kendilerine söyledim. Sayın Poroşenko'nun Ukrayna'nın doğusunda barış ve güvenlik için öngördüğü barış planının uygulanması, Ukrayna, Rusya, AGİT'ten oluşan üçlü temas grubu tesisini memnuniyetle karşıladık. Türkiye olarak bundan sonra da krizin siyasi çözümüne yönelik olarak her düzeyde aktif desteğimizin devam edeceğini belirtmek isterim."
-"Güney Gaz Koridoru'nun hayata geçirilmesi önceliğimiz"
Ukrayna'da yaşanan son krizin ardından Güney Gaz Koridoru'nun zamanında tamamlanması ve Avrupa enerji güvenliğinin ek projelerle desteklenmesinin daha da önemli hale geldiğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, "Güney Gaz Koridoru'nun hayata geçirilmesi ülkemizin önceliğidir. Hazar Bölgesi ve Orta Doğu'daki enerji kaynaklarının Avrupa'ya transferinde kesintisiz ve güvenilir bir güzergah olma konumumuzu sürdürüyoruz" dedi.
Moldova, Romanya ve Bulgaristan gibi ülkelerin kendi enerji güvenliklerini sağlayabilmek için benzer projelere ilgi duyduklarını aktaran Erdoğan, bu kapsamda Türkiye'nin de Hazar gazının ilk aşamada Bulgaristan ve ötesine ulaştırılmasını sağlayacak Türkiye-Bulgaristan Enterkonektör Projesine büyük önem verdiğini söyledi.
-"Açılmayan fasıllar AB'nin samimiyetinin sorgulanmasına yol açıyor"
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik sürecini türlü siyasi engellemelere rağmen sürdürmeye çalıştığını kaydeden Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
"Siyasi saikle bloke edilmiş fasıllar arasında yer alan, 'Yargı ve temel haklar' başlıklı 23'üncü fasıl ile 'Adalet, özgürlük ve güvenlik' başlıklı 24'üncü fasıl AB tarafından öncelikle açılacak ve son kapanacak fasıllar olarak belirlendi. Katılım sürecinin omurgasını teşkil eden bu fasıllar, siyasi reform süreciyle doğrudan ilgili. AB'nin Türkiye'ye yönelik eleştirilerinin önemli bir bölümü de bu fasıllar kapsamına girer. Bu nedenle söz konusu iki faslın halen açılmamış olması AB'nin samimiyetinin ve ülkemize yaklaşımının yapıcı niyetler içerip içermediğinin sorgulanmasına da yol açıyor.
Ukrayna krizinin de açıkça gösterdiği gibi enerji alanındaki işbirliğimiz hem ülkemizin hem de Birliğin çıkarınadır. Buna rağmen 15 nolu enerji faslının halen açılmamış olmasını anlamak mümkün değildir. Aynı şekilde 31 nolu dış güvenlik ve savunma politikası faslının açılması da her iki tarafın yararına."
-"AB, Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı"
Katılım sürecinde karşılaşılan sıkıntılara rağmen AB'nin Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı konumunu sürdürdüğüne işaret eden Başbakan Erdoğan, 2013 yılında AB ülkelerine ihracatın 46 milyar avroya, AB'den Türkiye'ye ithalatınsa 67 milyar 650 milyon avroya eriştiğini bildirdi. Türkiye'ye, 2002-2013 yılları arasındaki doğrudan uluslararası yatırım akışının yaklaşık 82 milyar 450 milyon avro olduğunu belirten Erdoğan, bu yatırımların büyük bölümünün, yaklaşık yüzde 77'sinin AB ülkelerinden geldiğini söyledi.
Başbakan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Dış politika ve uluslararası güvenlik alanında da AB ile işbirliği içindeyiz. Şu anda Bosna Hersek, Kosova ve Filistin'de üç AB operasyonuna aktif katkıda bulunuyoruz. Terörizmle mücadele, AB ve AB üyesi ülkelerle olan gündemimizin ön sıralarında yer alıyor. Tekrar etmek isterim ki, belli çevreler tarafından Türkiye'nin teröre destek veren bir ülke gibi gösterilmesi son derece çirkin bir propagandadır. Bu çirkin iftiraların tutmayacağını sizlerin de bilmesini isterim. Terörden çok muzdarip olmuş bir ülkenin Başbakanı olarak, bu konuda AB tarafından daha etkin bir işbirliğine ihtiyaç duyduğumuzu da burada ifade etmek istiyorum. Terörizmi uluslararası barış, güvenlik ve istikrara karşı en önemli tehdit olarak görüyoruz. Ülkemiz ayrım gözetmeksizin terörün tüm biçimleriyle mücadelede kararlıdır. Bu konuda AB'nin ve üye ülkelerin de tutarlı ve kesin bir tavır içinde bulunmasını istiyoruz. Uluslararası işbirliği terörle mücadele için kritik öneme sahip. Bu kapsamdaki uluslararası ve bölgesel çabaları etkin bir şekilde destekliyoruz."
(Sürecek)