Milyonlarca Nefes, Teröre Karşı Tek Ses" Mitingi
Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Yürütülen teröre karşı mücadele operasyonları için sayın Cumhurbaşkanımızı, bendenizi, AK Parti'yi itham edenlere hatırlatıyorum.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Yürütülen teröre karşı mücadele operasyonları için sayın Cumhurbaşkanımızı, bendenizi, AK Parti'yi itham edenlere hatırlatıyorum. Daha 9 Temmuz'da görev bize verildikten hemen sonra ayaklanma çağrısı yaptılar. Eş başkanlar gerekirse sırtımızı terör örgütüne dayıyoruz, gerekirse ayaklanırız dediler" ifadelerini kullandı.
Davutoğlu, Sivil Dayanışma Platformunca Yenikapı'da düzenlenen "Milyonlarca Nefes, Teröre Karşı Tek Ses" mitinginde yaptığı konuşmada, şu anda Türkiye'de iki farklı yaklaşım olduğunu belirterek, "Bir nefesleri birleştiren, yürekleri birleştiren bir anlayış, Bir de nefesleri bölen, yürekleri parçalayan bir anlayış" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın öncülüğü ile başlayan AK Parti iktidarları döneminde tek bir şey hedeflediklerini aktaran Davutoğlu, "Yürekleri birleştirmek, gönülleri birleştirmek, nefesleri birleştirmek. 2002'de, sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğiyle AK Parti iktidara geldiğinde, olağanüstü hal vardı kaldırdık. O yıllarda Kürtçe şarkı dahi yasaktı, bütün yasakları kaldırdık. Yaylalar, mezralar Anadolu insanına kapatılmıştı, hepsini açtık. Yaylalarda halaylar, türküler söylenmeye başlandı" diye konuştu.
Davutoğlu, bu süreçte Kürtçe yayın yapan TRT Kurdi'yi kurduklarını anlatarak, "Her türlü yasağı kaldırdık, çünkü bizim inancımızca, ırkçılığın her türü ayaklarımızın altındadır" ifadelerini kullandı.
"Hiçbir ırkçılığa, ayrımcılığa izin vermedik"
Hiçbir ırkçılığa, hiçbir ayrımcılığa izin vermediklerini, önce 'demokratikleşme' dediklerini kaydeden Davutoğlu, şunları söyledi:
"Cumhurbaşkanımız, başbakan olarak Diyarbakır'da 2005'te tarihi bir konuşma yaptı. Bütün ret politikalarını, asimilasyon politikalarını, 12 Eylül zihniyetini yere çalan bir meydan okuma konuşmasıydı. O konuşmadan bugüne kadar biz vatandaşlarımıza ne söz verdiysek hepsini yaptık. Yasakların hepsini kaldırdık. Kardeşliği ihdas edecek şekilde her türlü adımı attık ve sonra milli birlik ve kardeşlik projesi, arkasından çözüm süreciyle tek bir şeyi hedefledik. Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşlığının onurunu taşıyan herkes eşittir. Türkü, Kürdü, Rumelilisi, Mezopotamyalısı, Kafkası, herkes eşittir. Biz vatandaşımızı gördük mü, işte buradaki mübarek kardeşlerimizin yüzlerini gördük mü, 'Nerelisin' diye sormayız. Atan nereden geldi diye sormayız. Kökün, kökenin nedir diye sormayız. Biz herkesi Allah için sevdik, Allah için seviyoruz. Biz, her vatandaşımıza aynı izzet ve onurla yaklaştık."
Davutoğlu, Türkiye'de 13 yıl içinde millet arasındaki bütün ayrımcılığı ortadan kaldırmak için her türlü çabayı gösterdiklerini ifade ederek, "Her türlü ayrımcılığa karşı milletin kardeşliği için gece gündüz çalıştığımıza şahit misiniz? Kürtçe üzerindeki yasakları, anadiller üzerindeki birtakım kısıtlamaları, her türlü ayrımcılığı, ötekileştirmeyi kaldırmak için çalıştığımıza şahit misiniz? Anadolu'nun, Güneydoğu'nun Doğu Anadolu'nun yaylalarını barış türkülerine açtığımıza şahit misiniz?" dedi.
Parti olarak bu aşkla çalışırken, çözüm sürecinde tek bir şeyin en önemli talep olarak gündeme getirildiğini kaydeden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dedik ki, Türkiye'de artık herkes, her türlü görüşü ortaya koyabiliyor. Herkes fikrini açıkça söyleyebiliyor. Gelin 'Bu silahları terkedin' dedik. Sayın Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde çözüm sürecinin tohumu böyle atıldı. Artık silahları gömün, silahlı gruplar Türkiye'yi terketsin dedik. 2013 başları, 27 Aralık'ta yaptığı konuşmayla bunu ilan etti sayın Cumhurbaşkanımız. Ama nevruz mesajına rağmen, mayıs ayından itibaren çekilmesi gereken silahlı gruplar, Türkiye'yi terketmedi. Çözüm süreci doğru istikametinde yürürken dış odaklar, kardeşi kardeşe kırdırmak isteyen odaklar gezi provokasyonlarını başlattı. Çekilmeye başlayan gruplar, çekilmeyi bıraktılar. Daha sonra 17-25 Aralık kumpası kuruldu, hedefleri bir ve açıktı. Milletin birliği ve beraberliğini yok etmek."
- "Ayaklanma çağrıları yaptılar"
Başbakan Davutoğlu, buna rağmen çözüm süreci içinde her türlü adımı attıklarını, gerekli yasal düzenlemeleri yaptıklarını belirterek, kamu düzeninin tesisi için her türlü çalışmayı yürüttüklerini ve 7 Haziran seçimlerine geldiklerini söyledi.
Fetih mitinginde yine Cumhurbaşkanı Erdoğan'la halka hitap ettiklerinde, 7 Haziran perspektifini verirken, aynı zamanda çözüm süreci üzerinden kardeşlik perspektifi de verdiklerini kaydeden Davutoğlu, "Ama onlar ne yaptı. 7 Haziran'dan hemen sonra, 8-9 Haziran'dan itibaren silahlanma çağrıları yaptılar. Ayaklanma çağrıları yaptılar. Her yerde olan çetelere, harekete geçin dediler. Bunu diyenler onlar değildi, onlar piyon. Bunu diyenler bu piyonları kullanan bazı dış odaklar. Şimdi bu dış odaklara karşı bu piyonlarla mücadele etmeye var mısınız?" şeklinde konuştu.
Davutoğlu, kendilerine karşı kurulan bu tuzaklar karşısında her türlü tedbiri aldıklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Yürütülen teröre karşı mücadele operasyonları için sayın Cumhurbaşkanımızı, bendenizi, AK Parti'yi itham edenlere hatırlatıyorum. Daha 9 Temmuz'da görev bize verildikten hemen sonra ayaklanma çağrısı yaptılar. Eş başkanlar gerekirse sırtımızı terör örgütüne dayıyoruz, gerekirse ayaklanırız dediler. Terör örgütüne dayanıyoruz diyen eş başkana buradan sesleniyorum. Onlar terör örgütüne dayanabilirler ama biz milletimize sırtımızı vermişiz. Diyarbakır'a, Hakkari'ye, orada yaşayan kardeşlerimize sırtımızı vermişiz."
Başbakan Ahmet Davutoğlu, 20 Temmuz'da DAEŞ terör örgütünün 32 vatandaşı katlettiğini, aynı gün PKK terör örgütünün de Adıyaman'da askerleri şehit ettiğini hatırlatarak, şunları söyledi:
"DHKP-C denilen terör örgütü İstanbul sokaklarında şov yapmaya kalktı. 23 Temmuz'a kadar bunları sabırla takip ettik ve bir taraftan da hazırlıklarımızı sürdürdük. 22 Temmuz günü Ceylanpınar'da 2 aziz polisimiz uyurken şehit edildiğinde işte kararımızı verdik. Mademki bize savaş ilan edilmiştir, mademki terör örgütleri bir düğmeye basmışcasına bize karşı harekete geçirilmiştir, hakettikleri cevabı alacaklar dedik ve 23 Temmuz günü huzur ve demokrasi operasyonunu başlattık. Şimdi bizi suçlayanlar, şimdi bizi 1 Kasım seçimlerine giderken, terör operasyonları başlattı diyenler, 22 Temmuz sabahında o iki masum polisimiz uyurken şehit eden hainlere cevap verdiğimizi, vereceğimizi bir kez daha bilsinler."
(Sürecek)