"Rapor Alan Evladına Gerizekalı Diyor"

Son Güncelleme:

Başbakan Erdoğan, 66 aylık çocuklarını okula göndermek istemeyen ve sağlık kuruluşlarından "fiziksel ve zihinsel gelişimi yeterli değildir" raporu alan ailelere sert çıktı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 4+4+4 düzenlemesi gereği eğitime başlaması gereken 66 aylık çocuklarını okula göndermek istemeyen ve sağlık kuruluşlarından "fiziksel ve zihinsel gelişimi yeterli değildir" raporu alan ailelere sert çıktı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 4+4+4 düzenlemesi gereği eğitime başlaması gereken 66 aylık çocuklarını okula göndermek istemeyen ve sağlık kuruluşlarından "fiziksel ve zihinsel gelişimi yeterli değildir" raporu alan ailelere sert çıktı. Yeni sisteme karşı yürütülen bir kampanya olduğunu savunan Erdoğan, "66 ay meselesinde gidip rapor alanları evlatlarına ihanetle vasıflandırıyorum. Niye? "Benim evladım gerizekalı' diyor. İki ay mı senin evladını iyi noktaya getirecek?" diye konuştu.


Kanaltürk'te yayınlanan "Başbakan'la Özel" adlı canlı yayın programına katılan Başbakan Erdoğan, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in teröre karşı hazırladığı 11 maddelik mutabakat metnine değinerek, Çiçek'in iyi niyetinden şüphe duymadığını, buna karşın Çiçek'in bugüne kadar yaptığı gibi konuyu TBMM'de grubu bulunan partilerin Grup Başkanvekilleriyle birlikte değerlendirmesinin daha isabetli olacağını kaydetti. Metinde yer alan bazı ifadelere katılmadıklarını da söyleyen Erdoğan, AKP hükümeti tarafından zaten uygulanmış önerilerin metinde yer aldığını belirtti. Metinde şehit ailelerine verilen desteklerin artırılmasıyla ilgili madde üzerinde özellikle duran Erdoğan, "Metinde şehit ailelerine çok daha büyük desteklerin verilmesi yönünde bir ifade var. Kendisinin "adeta bir sektör oluştu' diye ifadesi var. Benim de katıldığım bir tespittir" diye konuştu. Erdoğan, şehit ailelerine son çıkarılan yasalarla sağlanan faydaları da anlattı.


-"HİÇ GÖRMEMEK LAZIM"-


Medyanın terörle mücadelede hükümete yeterli desteği vermediğini, medyanın terör olaylarının haberlerini yaparak terör örgütüne dolaylı olarak fayda sağladığını belirten Erdoğan'a gazetecilerin, "Biz yayınlamasak da ertesi gün topyekun bir duruş olmadığı için baskı geliyor yayınlamak zorunda kalıyoruz" demeleri üzerine, Erdoğan, "Bu tür baskılar gelse bile hiç görmemek lazım. Gazetede bu tür olaylara az yer verme olayını bile bırakmak, hiç görmemek lazım. Gazete ve televizyon bunlarla mı prim yapıyor? İnsanların kanı üzerinden reyting yükselteceksek yandık biz" dedi.


-YENİ GELENLERE MKYK VE MYK'DA GÖREV"


AKP'nin 30 Eylül'de yapılacak büyük kongresinde yaşanacak süreci de değerlendiren Erdoğan, "30 Eylül'deki kongremiz bizim 2023'e yönelik seçimlerde açıkladığımız hedeflerimizi siyasi parti olarak yükleneceğimiz süreç olacaktır. Yeni oluşacak ekiple beraber önümüzdeki genel seçimlere çok daha farklı girme gayretindeyiz. Bu ara bazı anketler basına yansıyor. Bizim yaptırdığımız son araştırmalarında da gazeteler yansıyanla alakası olmayan sonuçlar çıktı. Onlar AKP'yi aşağı düşüremedikleri gibi anamuhalefetin daha düşük olduğu ortaya çıkıyor. Bizim araştırmalarımızda son seçimlerden sonra 2 puan yukarıdayız. CHP konumunu koruyor, MHP biraz düşük vaziyette, diğerleri zaten barajın altında. Bizim 30 Eylül'de 2023'e yönelik yeni bir program açıklamamız da olacak. Bunun çalışmasını da ayrıca yapacağız. Seçimde açıkladığımızın yanında neler eklenecek bunları da açıklayacağız. Bu parlamento ekibimizde çok yeni arkadaşlar var. Onlardan istifade edeceğimiz gibi partimize katılmak isteyen arkadaşlarımızdan en azından MKYK'da ve MYK'da destek alabileceğimiz arkadaşlarımız olabilir. Bu noktada yeni katılımlar olabilir. Ben gerek Numan Bey'le(HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş) gerek Süleyman Bey'le(DP eski Genel Başkanı Süleyman Soylu) bugünlerde görüşmeler yapacağım. Bunun dışında da aramıza katılmak isteyenler olabilir. Amacımız el birliğiyle, gönül birliğiyle geleceğe güçlü girmek. "Ben' üzerine değil "biz' üzerine inşa edilmiş bir siyasi partiyi oluşturalım" diye konuştu.


-"PARTİMİN VERDİĞİ GÖREVİ YAPARIM"-


Kendisinin parti içinde otokratik bir yapı kurduğunu iddia eden bazı çevrelerin de olduğunu söyleyen Erdoğan, parti tüzüğündeki 3 dönem kuralının bu iddiaları haksız çıkardığını, 3 dönem görev yapanların 1 dönem ara vererek aynı göreve tekrar aday olmasının mümkün olduğunun büyük kongrede netleştirileceğini ifade etti. Kendisinin de aynı kurallara tabi olduğunu belirten Erdoğan, ara dönemde partinin vereceği Anadolu'da ziyaretlerde bulunmak, think tang kuruluşlarında, partiyle ilgili vakıf faaliyetlerinde yer almak gibi görevleri yapabileceğini kaydetti.


-"İZİN VERİRSEK GİRERSİN, ZABITA MISIN?"-


Erdoğan, Suriye'de yaşanan süreç ve CHP milletvekillerinin Suriyeli sığınmacıların kaldığı Apaydın Kampı'na alınmaması hakkında özetle şunları söyledi: "Esad siyasi ömrünü tamamlamıştır, ben kendisine siyasi mevta diyorum. Esad, Suriye de bir siyasetçi gibi değil iç savaş içindeki bir aktör olarak, bir figüran olarak çalışmaktadır. Türkiye'yi Suriye'de dökülen kanın sorumlusu olarak gösteren Esad ağzından çıkanı kulağı duymaz bir hale gelmiştir. Suriye halkı kardeşimizdir. Burada CHP Genel Başkanı'nın "Onunla yazlıkta beraberdiler' ifadesine dokunmadan geçemem. Sayın Esad'ı davet ettik ama yazlıkta beraber olmadık. Geldiklerinde ailece ziyaret ettim. Bunu Sayın Kılıçdaroğlu'nun bilmesi ve bu iftiralara son vermesi lazım. Çirkin oluyor, yakışmıyor. Doğru konuş, dürüst konuş. Aynı şeyi kamplarla ilgili yaptı. "Bu kamplara gireceğim' diyor. Nasıl gireceğin önemli. Bunun emrini biz veririz, oralar yolgeçen hanı değil. İnsan Hakları Komisyonu oraya izin alarak gitti. Ama biz bu kampları şov merkezi yapmayız. İstiyorsa iznini talep eder, değerlendirir, "Şu kamp uygundur' deriz . "Şuraya gireriz, buraya gireriz' diyor. Zabıta mısın sen? Buradaki insanların can güvenliği bizden sorulur."


-"AHMET BEY'İN ABD ZİYARETİNİN ALTINDA YATAN BU"-


AKP'nin yaptırdığı anket çalışmalarında Suriye ile ilgili verileri de anlatan Erdoğan, "Şu anda Türkiye'nin güvenliğini tehdit edecek bir gelişme oluşması durumunda Türkiye Suriye'ye müdahale etmeli mi diye sorulduğunda yüzde 58 bu işe evet diyor. Suriye politikasına yönelik olarak ortalama olarak yüzde 49 aynı şekilde evet diyor" dedi. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun ABD ziyaretinin ana çerçevesinin de Suriye'de yaşanan süreç olduğunu söyleyen Erdoğan, "Tampon bölge ile uçuşa yasak bölge birbirini tamamlar. O ciddi bir risktir. Allah göstermesin yeni bir Srebrenitsa önünüze getirir. 10 binlerce insanın bedelini tarihe ödeyemezsiniz. Ahmet Bey'in son ABD ziyaretinin altında yatan bu. BM Güvenlik Konseyi'nden böyle bir karar çıkmadıkça bu adımı atamayız. Biz benzer bir yarayı Irak'ta aldık. Ben 1 Mart tezkeresinin talihsiz netice olduğunu savunuyorum. Biz Irak'a Türkiye olarak girmeliydik. Maalesef Parlamento'da yeterli oy alınmayınca o olmadı." diye konuştu.


-"EVİNİN YANINA OKUL YAPACAK DEĞİLİZ"-


Programın son kısmında eğitim alanında sorulan soruları yanıtlayan Başbakan Erdoğan, öğretmen atamalarında yaşanan sıkıntıların "parçalanan aileler" başlığıyla gündeme taşınmasının "duygu sömürüsü" olduğunu ileri sürdü. "Öğretmenlik yapıyorsun. Herhalde evinin etrafına iki tane okul yapacak değiliz" diyen Erdoğan, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'e bu konudaki sorunların çözülmesi için talimat verdiğini, Bakanlık bünyesinde çalışmaların devam ettiğini söyledi.


-HARÇLARIN KALDIRILMASININ MALİYETİ 1.35 MİLYAR TL-


Birinci eğitim ve açıköğretimden harçların kaldırılmasının ardından ikinci eğitimde de harçların kaldırılması beklentisinin doğduğunun belirtilmesi üzerine Erdoğan, harçların kaldırılması kararının toplam maliyetinin 1 milyar 350 milyon olduğunu, ikinci öğretimden alınan eğitim ücretinin kaldırılması durumunda bu rakama 350-400 milyon TL daha ekleneceğini ve bütçeyi sıkıntıya sokacağını bu nedenle de şu an ikinci öğretim harçlarının kaldırılması konusunda atacakları bir adım olmadığını bildirdi.


-"EKSİK VARSA ÖZEL KALEMİME BİLDİRİN"-


Okullarda kayıt parası alınmaması emrinin okul yöneticilerini zora soktuğu eksiklerin tamamlanamadığı yönündeki eleştirileri de yanıtlayan Erdoğan, "Lafa gelince farklı konuşuyorlar. Ben öğretmenleri severim, arkasındayım. Eksiğin varsa özel idareye bildirirsin. Bu işe müdahale edilmezse bunu benim özel kalemime bildirin ben takibini yaparım. Bu iş biraz heyecan ve aşk istiyor" ifadelerini kullandı.


.


-"RAPOR ALAN EVLADINA GERİZEKALI DİYOR"-


Bu yıl ilk kez uygulanacak 4+4+4 sistemi kapsamında 66 aylık çocuklarını okula göndermek istemeyen velilerin sağlık raporu almasını öngören mevzuata yönelik eleştiriler üzerine Erdoğan özetle şunları söyledi:


"Şu anda bu işe şu anda karşı yürütülen bir kampanya var. 66 ay meselesinde gidip rapor alanları evlatlarına ihanetle vasıflandırıyorum. Niye? "Benim evladım gerizekalı' diyor. İki ay mı senin evladını iyi noktaya getirecek. Ben de babayım yaşları gelmeden okula başlattım. Çocuklarımız okula başlasın. Biz bunu söylerken rastgele atmadık ki. Dünyadaki uygulamalar önümüzde. Bir an önce hayata girsinler. Süreç içinde bazı eksiklerimiz olabilir, yeni bir sistem oturtuyoruz. Bu bir iki senemizi alabilir. Bazı kanallar bazı tipleri çıkarıyorlar, arkasında bir iki koleji var, o ağızla konuşuyor. Biz bir iki kolej yönetmiyoruz. Binlerce okulu, 170 bin dersliği doldurmaya çalışıyoruz."


-"BELLİ BİR ANLAYIŞIN DERSHANELERİ VE OKULLARI"-


Dershanelerin kaldırılması konusunda da çalışmaların sürdüğünü anlatan Erdoğan, dershane sahiplerine dershanelerini birleştirip okul haline getirmelerini, buna karşılık bir öğrencinin devlete yıllık maliyeti neyse bu miktarı söz konusu okullara vermeyi önerdiklerini ifade etti. Daha önce bu adımı attıklarını ama Danıştay'ın bunu iptal ettiğini anımsatan Erdoğan, özetle şunları söyledi: "Tüm dershanecilere sesleniyorum. Gelin okul yatırımı yapın biz de size öğrenci verelim. Bana bir öğrenci maliyeti nedir? Faraza 2 bin 500 TL. Biz bu parayı size veririz. Böylece sizden hizmet alımıyla öğrenciyi size teslim ederiz. Bu bizi hem yatırımlardan kurtarır hem de Anadolu'da benim velim şunu söylüyor: "Madem bileziğimi, davarımı satıp çocuğumu dershaneye göndereceğim, o zaman bu okul niye? Bu okul varsa bu dershane niye? Haklı. İmkanı olan da koleje gidip bir de dershaneye gidiyor. Biz artık okulumuz netice versin diyoruz. Hem o hem o olmaz. Devlet olarak hizmet alımıyla bunu yapalım. Dershane sahipleri yatırımlarını yapsınlar diyoruz. Yasal çalışma hazır. Bu konu ilk gündeme geldiğinde ideolojik yaklaşımlarla önünü kestiler. "Belli bir anlayışın dershanelerine ve okullarına çocuk göndermek için yapıyor' dediler. Halbuki niyetimiz çok samimiydi ama bunu başaramadık. Buna karşın şu an bunu başarma noktasındayız. Bunu da süratle hayata geçirmemiz lazım ki bu açığı kapayalım."(ANKA/SON)(HM/OE) - Ankara

Kaynak: ANKA