Şimşek 2027'de dezenflasyon sürecek diyerek bankalara KOBİ önceliği çağrısı yaptı
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, 2027'de dezenflasyonun savaş bitmese de devam edeceğini söyledi. Manşet enflasyonun 57 ayın en düşük seviyesine inerek yüzde 30'un altına düştüğünü, bankalara KOBİ ve reel sektör finansmanına öncelik çağrısı yaptığını belirtti.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, dezenflasyonun gelecek yıl da devam edeceğini belirterek, "Savaş bitmese de dezenflasyon devam edecek. Savaş bitse tabii öngörülerimizden çok daha iyi bir dönemi bile yaşayabiliriz." dedi.
Şimşek, Akit Medya Grubu tarafından VakıfBank Genel Müdürlük Yerleşkesi'nde düzenlenen Ekonomi ve Finansta Milli Vizyon Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, küresel ekonomide İsrail ve ABD ile İran arasındaki savaştan kaynaklanan şoklardan bahsetti.
Gelecek yıl için savaşın biteceğine ve tedarik zincirlerindeki kırılmanın sona ereceğine dair öngörülerle küresel ekonomide iyileşme beklentisi bulunduğunu anlatan Şimşek, enerjide yakın tarihin en büyük arz şoku ile karşı karşıya olduklarını söyledi.
Şimşek, bu şokun sadece doğal gaz, petrol ve petrol ürünleriyle sınırlı olmadığını, enerji dışı emtia fiyatlarında da dramatik artışların söz konusu olduğunu kaydederek, "Dünyada pek çok ülkede manşet enflasyon savaştan bu yana yükseliyor. Enflasyonda istisnai birkaç ülkede sınırlı da olsa bir gerileme var. Türkiye de bu dönemde (Şubat-Eylül arası) enflasyonun düştüğü nadir ülkelerden bir tanesidir." diye konuştu.
"(Programın amacı) Sürdürülebilir yüksek büyüme ve daha adil gelir dağılımı sağlamak"
Bakan Şimşek, IMF'nin Temmuz ayı analizlerine göre küresel büyümenin bu yıl yüzde 3 civarına düşmesinin ancak gelecek sene tekrar yüzde 3,4 seviyesine çıkmasının öngörüldüğünü belirterek, "Küresel ticaret hacmi geçen sene yüzde 5 civarında artarken bu sene yüzde 3,5 geriledi ama gelecek sene tekrar yüzde 4'ün üzerine çıkması bekleniyor." ifadesini kullandı.
Türkiye'nin ticaret ortaklarında büyümenin zayıf seyrettiğini, gelecek yıl ise toparlanma beklendiğini belirten Şimşek, Türkiye ekonomisinin bu zorlu dış koşullara rağmen büyümeye devam ettiğini söyledi.
Enerjide dışa bağımlılığı azaltmaya ve yeşil dönüşümü hızlandırmaya yönelik yatırımlara değinen Şimşek, Türkiye'nin yapay zeka devrimini ıskalayamayacağını, bu nedenle dijital dönüşümün de öncelikleri arasında yer aldığını vurguladı.
Organize sanayi bölgeleri, limanlar ve üretim merkezlerini demir yolu ağıyla birbirine bağlamak için sürdürülen yatırımlara da dikkati çeken Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Özetle Türkiye'nin modeli nedir?' diye sorarsanız, verimlilik artışıyla, rekabet gücündeki artışla büyüme potansiyelini bu zor koşullarda güçlendirmek. Bunun üzerinden sürdürülebilir yüksek büyüme ve daha adil gelir dağılımı sağlamak. Programın amaçları da özü de bu. Genelde algı bu değil ama bunun farkındayız. Maalesef Türkiye'de algılar farklı. Kalıcı bir şekilde enflasyonu tek haneye düşürmeden, reel sektörün makul maliyetlerle finansmana erişimi mümkün mü? Burada bankacı arkadaşlar var. Bunun olmadığını kendileri biliyorlar. Dolayısıyla bizim mutlaka bir taraftan programın önceliklerini koruyup tabii ki üretim kapasitesini, kabiliyetlerini güçlü bir şekilde desteklememiz gerekiyor. Nitekim bu programda da bunu yapacağız."
"Program önemli ölçüde sonuç verdi"
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, uyguladıkları ekonomi programının 3 evreden oluştuğunu ve ilk ikisinin geride kaldığını belirterek, ödemeler dengesi riskinin bertaraf edilmesi, enflasyonun kontrol altına alınması, makro risklerin yönetilmesi, KKM'nin sonlandırılması, mali disiplinin tekrar tesis edilmesi, sürdürülebilir cari denge ve şoklara karşı dayanıklılığın artırılması gibi hedeflerin tutturulduğunu anlattı.
Dezenflasyonda daha iddialı hedeflerinin olduğunu ancak orada arzu edilen seviyeye gidemediklerini dile getiren Şimşek, şu açıklamalarda bulundu:
"Ama onun dışında aşağı yukarı bütün hedefler tutturuldu. Şimdi biz bu programın üçüncü evresindeyiz. Nedir bu evre? Bu evre aslında makro finansal istikrarın pekiştirilmesi. Tek haneli enflasyon, bütçe açığının kalıcı bir şekilde milli gelire oran olarak yüzde 3'ün altına çekilmesi, cari açığın kalıcı bir şekilde yüzde 1 ve altına düşürülmesi ve en önemlisi yapısal dönüşümün başarılması. Çünkü yapısal dönüşüm olmadan verimlilik artışından, rekabet gücünden, kalıcı rekabet gücü artışından bahsedemeyiz. Dolayısıyla program aslında önemli ölçüde sonuç verdi. Enflasyonda bir düşüş var. Tabii ki arzuladığımız hızda değil. Şu anda manşet enflasyon 57 ayın en düşük seviyesine düştü. Yani yüzde 30'un altına. Yüzde 30 rakamı çok yüksek ama savaşa rağmen. Merkez Bankamızın yaptığı teknik bir çalışma var. Merkez Bankamız, 'Sadece savaşın etkilerini bir kenara bırakırsak, bugün enflasyon yüzde 29,7 değil, belki yani 23 civarı olacaktı' diyor. Yüzde 23 de aslında bizim başlangıçta yani bu sene içinde öngördüğümüz hedefe oldukça yakın."
"2027 yılında dezenflasyon savaş bitmese de devam edecek"
Bakan Şimşek, uygulanan ekonomik programa ilişkin eleştirilere değinerek, "Bu program para politikasından ibaret değildir. Para politikasının yapabileceklerinin sınırı var. Biz de bunun farkındayız. Bu programın yapısal dönüşüm ayağı, arz yönlü boyutları var." şeklinde konuştu.
Savaşın enerji fiyatlarına etkisine işaret eden Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bugün mazotun nasıl fiyatlandığını biliyor musunuz? Cenova'daki fiyatlar esas alınıyor. Ham petrolün varil fiyatı 104 dolar olsa da mazot, petrol 180 dolarmış gibi fiyatlanıyor. Neden? Çünkü yakın coğrafyamızdaki rafineri kapasitesinin önemli bir bölümü savaşlar nedeniyle devre dışı kalmış durumda. Avrupa'ya Hindistan'dan ve diğer ülkelerden, Afrika'yı dolaşan gemilerle dizel taşınıyor. Dolayısıyla mesele yalnızca ham petrolün fiyatı değil, rafineri kapasitesi ve tedarik imkanları da belirleyici. Birçok ülkede mazota erişimde sorun yaşanıyor."
Eğitim ücretlerindeki yüksek fiyatlamanın da zamanla düzeleceğini ve enflasyona olumlu katkı vereceğini anlatan Şimşek, "2027 yılında dezenflasyon devam edecek. Savaş bitmese de devam edecek. Savaş bitse tabii enflasyonda çok daha güçlü bir şekilde belki öngörülerimizden daha iyi bir dönemi bile yaşayabiliriz." ifadelerini kullandı.
"Vergide, adalette attığımız adımlar sonuç verdi"
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, kırılganlıkların azaldığını, brüt dış finansman ihtiyacının gerilediğini, dış borcun milli geliri oranının uzun yılların ortalaması olan 45'ten yüzde 32'nin altına gerilediğini anlattı.
Kamuda tasarrufta önemli bir başarı yaşandığını dile getiren Şimşek, "Arkadaşlar baktılar, eski seviyede olsaydı ne olurdu şeklinde? 484 milyar liralık bir tasarruf var. 484 milyar lira 6 bakanlığın bütçesinden daha büyük." diye konuştu.
Şimşek, dolaylı vergilerin toplam vergilerdeki payının 2023'te yüzde 65,5 olduğunu kaydederek, "Bu sene, tahmin bu tabii, ilk uzun bir süredir ilk defa yüzde 60'ın altına düşecek. Bu bir ilerlemedir, iyileşmedir. Yani dolaylı vergilerde bir iyileşme var. Dolayısıyla vergide, adalette attığımız adımlar sonuç vermiştir." dedi.
Büyümede artık yatırımların tüketimden daha etkili olduğunu vurgulayan Şimşek, "Yatırımlardaki artış özel tüketimden daha güçlü. Bu, daha dengeli büyüdüğümüzü gösteriyor. Evet, büyümemiz mütevazı ama daha sürdürülebilir. Yani dengesizlikler yaratmıyor." ifadelerini kullandı.
"Kredi kalemleri enflasyonun ve reel büyümenin üzerinde arttı"
Bakan Şimşek, Türkiye'nin beşeri sermaye ve fiziki altyapıya yatırımda başarılı olduğunu belirterek, "Önemli bir ölçüde Türkiye bu konuda başarılı oldu. En son açıklanan PISA sınav sonuçlarında biz birçok dünyanın gelişmiş ülkelerini eğitimde, kalitede geride bıraktık. Niye? Çünkü 20-25 yıllık yatırım, çaba var ve sonuç aldık." diye konuştu.
Ekonomik güvenlik hususuna değinen Şimşek, "Enerjide, suda, doğal kaynaklarda arz güvenliği bizim milli güvenliğinin bir parçasıdır. Yani sadece savunma sanayisi değil, gıda arz güvenliği ve iklime karşı dayanıklı tarım, örtü-altı üretim, dikey tarım, organize tarım bölgeleri bunların hepsi yine milli güvenlik meselesidir. O nedenle bütçede yüzde 100'ün üzerinde bir artışa gittik bu kalemlerde." ifadelerini kullandı.
Şimşek, reel sektörün en önemli konusunun finansmana erişim olduğunu belirterek, son bir yıl içerisinde Türk lirası ticari kredilerinin yüzde 41 arttığını söyledi.
İhtiyaç kredisinin yüzde 36, konut kredisinin yüzde 35 arttığını dile getiren Şimşek, "Bütün bu kredi kalemleri enflasyonun ve reel büyümenin üzerinde artmış. Dolayısıyla aslında finansman sağlanıyor." dedi.
Şimşek, program döneminde kredilerin sadece reel olarak artmadığını, istihdam, ihracat, yatırım, üretim gibi doğru alanlara da gittiğini dile getirdi.
Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu orta yüksek ve yüksek teknoloji alanlarına sübvansiyonlu kredi verdiklerini söyleyen Şimşek, kar marjı yüksek olan, rekabet gücü olan ve Türkiye'nin ihtiyacı olan alanın orta yüksek ve yüksek teknoloji olduğunu ifade etti.
Şimşek, reeskont kredisinde faiz oranının yüzde 24 civarı olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Enflasyon bugün yüzde 30 civarında. Enflasyon düştükçe ihracatçılarımıza sağladığımız reeskont kredilerinin faiz oranı da düşecek. Peki, neden daha hızlı indirmiyoruz? Çünkü faiz çok düşük olduğunda, bu kaynakların ihracatı finanse etmek yerine finansal yatırımlara ve spekülatif işlemlere yönlendirilebildiğini gördük. 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin incelemelerde bu tür kullanımlar tespit edildi. Amacımız, uygun maliyetli finansmanın ihracatı desteklemesi. Faiz oranını belirlerken kaynakların amacı dışında kullanılmasını önlemeyi de gözetiyoruz. Nitekim yüzde 24 faizle kullandırılan reeskont kredilerinin hacmi 1,4 trilyon liraya ulaştı."
Konkordato taleplerinde son aylarda düşüş başladığını söyleyen Şimşek, "Bir kısmı zaten gerçeği yansıtmıyordu. Sahte rapor yazan bazı aracılar vardı. Onları denetledik ve savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Yani bu zor konjonktürde bile bir iyileşme başladı. Artış zirveyi buldu ve şimdi geriliyor." diye konuştu.
Şimşek, konkordato talep eden firmaların reel sektördeki paylarına ilişkin olarak, "Cirodaki payı yüzde 1,4, ihracattaki payı yüzde 1,3, istihdamdaki payı yüzde 1,1, kredideki payı yüzde 1. Bunlar önemsizdir demiyorum. Önemli ama yani bir büyüklük içerisinde makro açıdan baktığınız zaman yönetilebilir." dedi.
Takipteki ticari kredilerin oranının eylül ayı itibarıyla yüzde 2,4 olduğunu belirten Şimşek, uzun vadeli ortalamaya karşılıksız çeklerin keşide edilen çeklere oranının şu anda 3,4 olduğunu söyledi.
Bankacılara "reel sektörü önceliklendirin" çağrısı
Bakan Şimşek, küresel savunma harcamalarının 25 yıl önce yaklaşık 1 trilyon dolar düzeyindeyken geçen yıl 3 trilyon dolara yaklaştığını belirterek, şunları söyledi:
"Önümüzdeki 10 yılda bu harcamaların 6,6-7 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Türkiye, büyüyen bu pazardan daha fazla pay almak için kamu kaynaklarıyla güçlü bir savunma sanayisi geliştirdi. Bu sanayinin arkasında geniş bir üretim ekosistemi var. Yaklaşık 3 bin 800 ila 4 bin KOBİ, devletin öncülüğündeki savunma sanayisi şirketlerine tedarik sağlıyor. Geçen yıl savunma ihracatında dünyada 11'inci sıradaydık. Bu yıl ilk 10'a girebiliriz. Sektörümüz geçen yıl 18 milyar dolarlık yeni sipariş aldı."
Salondaki bankacılara da seslenen Şimşek, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bankalarımıza, KOBİ'lerin ve reel sektörün finansmanına öncelik vermeleri çağrımı bir kez daha yinelemek istiyorum. Bu yönde çaba gösteriyorlar. Ancak özellikle bu dönemde üretim kapasitemizi korumamız gerekiyor.
Zorluklar olabilir; programımız zaten bu zorluklarla baş etmek için var. Ama mutlaka ve mutlaka bizim en büyük önceliğimiz Cumhurbaşkanımızın öncelikleri. Nedir? Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat. Dikkat edin, bu programın bütün söylemi de içeriği de bunu destekliyor. Kim size alternatif bir hikaye anlatıyorsa bu gerçekliklerden kopuklar. Çünkü işin gerçeği, işin realitesi çok detaylarıyla, rakamlarıyla burada."
(Bitti)
Sizin düşünceleriniz neler ?