Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Finansal İstikrar Raporu'nda, TCMB'nin küresel belirsizliklerin devam etmesinden kaynaklanabilecek finansal istikrara dair risklerin azaltılması ve dengeli büyüme politikasının desteklenmesi amacıyla esnek para politikası uygulamalarına devam edeceği belirtildi.
TCMB tarafından yılda iki kez yayımlanan "Finansal İstikrar Raporu'nun" ilki yayımlandı.
Raporda, iktisadi faaliyetteki yavaşlama eğiliminin 2012 yılında devam ettiğine dikkat çekilerek, 2013 yılının ilk çeyreğine ilişkin verilerin, nihai yurt içi talepte ılımlı ölçüde bir artışa işaret ettiği belirtildi.
Küresel talepteki yavaşlama ve emtia fiyatlarının görünümünün enflasyona ilişkin yukarı yönlü riskleri azalttığı kaydedilirken, yakın dönemde sermaye girişlerinin gücünü koruduğu ve kredi artış oranlarının referans değerin üzerinde seyrettiği bildirildi.
Bütçe performansının 2012 yılında bir miktar zayıfladığı, alınan tedbirler ve iç talepteki kısmi toparlanmayla 2013 yılının ilk çeyreği itibarıyla iyileşme sürecine girildiğine işaret edilen raporda, kamu borç stoku göstergelerindeki iyileşme eğiliminin devam ettiği ve 2011'de yüzde 39,9 olan borç stokunun milli gelire oranının, 2012 sonunda yüzde 37,6'ya gerilediği belirtildi.
Merkezi yönetim iç borç stokunda döviz cinsi ve dövize endeksli borcun bulunmamasının kur riskine olan duyarlılığı ortadan kaldırdığı aktarılırken, enflasyondaki düşüş eğiliminin 2012 sonundan itibaren belirginleşmeye başladığı dile getirildi.
2012 yılında tüketici enflasyonunun bir önceki yıla göre 4,3 puan gerileyerek yüzde 6,2 oranında gerçekleştiği ve böylelikle son 44 yılın en düşük yıl sonu tüketici enflasyonuna ulaşıldığı anımsatılan raporda, özellikle enerjideki kamu fiyat ve vergi ayarlamalarının enflasyonu olumsuz etkileyen bir faktör olduğu belirtildi.
2013 yılının ilk dört ayında 12 ve 24 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentileri arasındaki farkın daralarak hedefe yakınsadığı da dile getirilirken, küresel risk iştahındaki oynaklığa rağmen, son altı ayda Türkiye'ye net yabancı sermaye girişi yaşandığına dikkat çekildi.
"Not artışı borçlanma maliyetlerini azaltacak"
TCMB'nin küresel belirsizliklerin devam etmesinin yarattığı makro finansal riskleri de gözeterek esnek para politikası uygulamalarını sürdürdüğü bilgisi verilen raporda, bu doğrultuda fiyat istikrarının sağlanması ve finansal istikrara katkıda bulunulması çerçevesinde, ekonominin finansal şoklara duyarlılığını azaltan yapısal ve döngüsel araçlar kullanıldığına yer verildi.
Raporda, TCMB'nin destekleyici politikalarının devam etmesi ve faiz oranlarında yapılan indirimlere paralel olarak, kredi faiz oranlarının kademeli bir şekilde düştüğü, kredi artış hızında ise ivmelenme gözlendiği belirtilirken, "Likidite yönetiminde etkinliğin sağlanması, finansal istikrara dair risklerin dengelenmesi ve rezervlerin güçlendirilmesi amacıyla zorunlu karşılıklar aktif biçimde kullanılmaktadır" ifadesine yer verildi.
Otomatik dengeleyici özelliği sayesinde ROM'un hem geniş faiz koridoruna duyulan ihtiyacı büyük ölçüde azalttığı, hem de döviz rezervlerinin artmasını sağladığı bilgisi verilerek, sermaye akımlarında artan oynaklığa karşı ROM etkinliğinin kademeli olarak artırıldığı bildirildi.
Zorunlu karşılık uygulamaları ve ihracat reeskont kredilerinin desteğiyle TCMB döviz rezervlerinin artış eğilimini sürdürdüğü kaydedilirken, ihracat reeskont kredisi kullanımının 2013'de 12-15 milyar dolara ulaşması ve döviz rezervlerine 10-12 milyar dolar katkı yapması beklendiği kaydedildi.
Raporda, risk iştahındaki oynaklık ve sermaye akımlarının istikrarsız bir görünüm sergilemesine bağlı olarak, gelişmekte olan ülke para birimlerinde dalgalı bir seyir gözlendiğine yer verilirken, Türkiye'nin reel efektif döviz kurundaki artışa devam ettiği ve kur oynaklığının da gelişmekte olan ülkelere kıyasla olumlu bir performans sergilediği kaydedildi. Reel sektörün borçluluğunun 2012 yılında da artmaya devam ettiğine dikkat çekilirken, firmaların yurt dışından sağladıkları kaynakların hem niteliksel hem de bölgesel dağılım yönünden çeşitlendiği ifade edildi.
Raporda, reel sektörün yurt dışından sağladığı kredilerin büyük bölümünün uzun vadeli kredi niteliğinde olduğu bildirilirken, "Son dönemde iki büyük kredi derecelendirme kuruluşu tarafından ülkemizin kredi notunun yatırım yapılabilir seviyeye yükseltilmesinin ardından borçlanma maliyetlerinin azalması beklenmektedir" değerlendirmesi yapıldı.
İç talepteki ılımlı toparlanmaya rağmen, dış talepteki zayıf seyrin, firmaların cirolarını reel olarak düşürdüğüne dikkat çekilen raporda, TL'nin değer kaybetmesinin etkisiyle artan finansman giderlerinin karlılığı olumsuz etkilediği belirtildi.
"Hanehalkının kredi kartı kullanımı yoğun olarak devam etmekte"
Raporda, hanehalkının tüketim harcamaları artış hızının yavaşladığı, tasarruf oranlarının ise henüz istenen seviyeye ulaşmadığına dikkat çekilerek, "Tasarrufların yatırım, büyüme ve finansal istikrar üzerindeki olumlu etkilerini göz önüne alan Bankamız da tasarruf oranlarının artırılması ve kuruş kullanımının özendirilmesi için farkındalık yaratmak amacıyla ulusal çapta bir kampanyanın hazırlıklarına başlamıştır" denildi.
Faiz oranlarındaki düşüşe bağlı olarak taşıt kredisi artışındaki yavaşlamanın durduğu kaydedilerek, konut kredilerindeki artışın da tekrar hız kazandığına yer verildi.
Konut fiyatlarının artış hızında ise bir miktar yavaşlama gözlendiği belirtilen raporda, "Konut fiyatlarında her iki yönde yaşanabilecek aşırı dalgalanmaların finansal istikrar açısından bir tehdit unsuru olabileceği göz önünde bulundurularak, bu alandaki gelişmelerin yakından izlenmesi son derece önemlidir" değerlendirmesinde bulunuldu.
Hanehalkının kredi kartı kullanımının yoğun olarak devam ettiği ve hanehalkı faiz ödemelerinin faiz oranlarındaki düşüşe rağmen kredi kullanımındaki artışın etkisiyle yükseldiğine de yer verildi.
- İstanbul
Son Dakika › Ekonomi › TCMB Finansal İstikrar Raporu Açıklandı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.