Pakistan'ın başkenti İslamabad'da gerçekleşen ABD- İran görüşmeleri, 1979 İran Devrimi'nden bu yana ilk üst düzey doğrudan temas olarak tarihi bir eşik teşkil etti. Görüşmelerde İran, yaklaşık 70 kişilik geniş bir uzman ekiple masaya oturdu; bu ekip, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin yanı sıra güvenlik, nükleer ve askeri danışmanları içeriyordu. Bu yapı, İran'ın müzakereleri yalnızca diplomatik değil, güvenlik ve askeri boyutlarıyla da ele aldığını gösterdi.
İran, görüşmelerde üç temel yaklaşım ortaya koydu: nükleer programın uluslararası denetim altında sürdürülmesi, yaptırımların kaldırılmasının ön koşul olması ve Lübnan'daki çatışmaların durdurulması talebi. İran, uranyum zenginleştirme hakkını kırmızı çizgi olarak belirlerken, şeffaflık artırma ve denetim mekanizmalarını güçlendirme tekliflerinde bulundu. Ancak ABD, İran'dan nükleer silah geliştirmeme konusunda bağlayıcı taahhüt istedi ve uranyum zenginleştirme çalışmaları görüşmelerin çözümsüz kalmasının temel nedeni olarak gösterildi.
Nükleer uzman Adil Buyan, krizin kökeninde ABD'nin Müslüman ülkelerin uranyum zenginleştirmesine yönelik yaklaşık 50 yıllık politikasının yattığını belirtti. İran, bu süreci uzun vadeli bir güç mücadelesi olarak görüyor ve Rusya'dan aldığı destekle nükleer altyapısını geliştirdi. Pakistan'ın ise bölgesel gelişmeler nedeniyle nükleer programına daha esnek yaklaşıldığı ifade edildi. Görüşmelerden olumlu sonuç çıkmamasına rağmen, iki ülkenin kırmızı çizgileri netleşti ve sembolik açıdan önemli bir adım atıldı.
Son Dakika › Güncel › ABD-İran Görüşmeleri: Tarihi Temas ve Nükleer Krizdeki Kırmızı Çizgiler - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?