Artvin Yusufeli'de çeltik, orakla biçilip imece usulüyle pirince dönüşüyor

Yusufeli'nin Köprügören köyünde başaklar olgunlaşınca çeltik hasadı başladı. Üreticiler, ata tohumundan yetiştirdikleri ürünü orakla biçip kuruttuktan sonra taş değirmende pirince çeviriyor; hasat, imece kültürünü yaşatırken üreticiler için gelir kapısı oluyor.
Doğu Karadeniz'in "göğe komşu" toprakları olarak bilinen Artvin'de başakların altın rengine dönmesiyle hasat mesaisi başladı.
Yusufeli ilçesine bağlı Köprügören köyünde sabahın erken saatlerinde tarlalara gelen üreticiler, olgunlaşan çeltikleri oraklarla biçiyor.
Demetler halinde bir araya getirilen çeltiklerin başaklarındaki taneler, tahtaya vurularak saplarından ayrılıyor.
Elde edilen çeltikler birkaç gün kurutulduktan sonra taş değirmenlerde işlenerek kabuklarından ayrıştırılıyor ve pirinç haline getiriliyor.
İlçede geleneksel yöntemlerle sürdürülen hasat, aynı zamanda imece kültürünü de yaşatıyor. Bir üreticinin tarlasındaki hasadı tamamlayan köylüler, daha sonra diğer üreticilerin tarlalarında çalışmalara destek veriyor.
Köprügören köyündeki tarlasında hasat yapan 43 yaşındaki Emine İnce, AA muhabirine, çeltik üretiminin bölgede asırlardır sürdürülen tarımsal faaliyetlerden biri olduğunu ve üretimde ata tohumlarının kullanıldığını söyledi.
Mayısta ekimle başlayan üretim sürecinin kasıma kadar devam ettiğini belirten İnce, başaklar olgunlaşana kadar tarlayı suladıklarını dile getirdi.
Hasattan yaklaşık 10 gün önce tarladaki suyu kestiklerini ve ardından biçime başladıklarını ifade eden İnce, pirincin tarladan sofraya uzanan sürecini şöyle anlattı:
"Daha sonra çadırlara serip kurutuyoruz. Üç dört gün kuruma aşaması var. Ondan sonra kaldırıp değirmene götürüyoruz. Taş değirmende dövüyoruz, kabuğundan ayıklıyoruz. Pirinç haline geliyor ve ondan sonra soframıza geliyor."
Hasat imece usulü yapılıyor
Köyde çeltik hasadının çoğunlukla yardımlaşmayla gerçekleştirildiğini belirten İnce, yörede bu uygulamanın "ırgat" olarak adlandırıldığını aktardı.
Komşuların hasat öncesinde haberleşerek bir araya geldiğine değinen İnce, "Birkaç arkadaş yani yedi sekiz kişi komşular birikip bugün benim tarlamı biçiyoruz. Ondan sonra ötekine. Yani öyle sırayla devam ediyor. Hep birlikte birbirimizle yardımlaşarak yapıyoruz bu işi." dedi.
Ürettiği pirincin büyük bölümünü ailece tükettiklerini dile getiren İnce, geçen yıl ürünün kilogramını yaklaşık 150-200 liradan sattıklarını, kendi tarlasından ise 200-300 kilogram civarında pirinç elde ettiğini ifade etti.
Yusufeli'nde üretilen pirincin kendileri için ayrı bir lezzete sahip olduğunu ifade eden İnce, "Market pirincini ben yiyemiyorum, buna alışık olduğumuz için. Bu daha lezzetli, daha hafif. Diğer pirinçler de güzel ama biz buna alışık olduğumuz için market pirinci kullanamıyoruz." diye konuştu.
Ata tohumundan yetiştirilen çeltiğin geleneksel yöntemlerle hasat edilmesinin zahmetli olduğunu belirten İnce, "Çeltiği orakla biçiyoruz. Orakla daha güzel, daha keyifli. Bunun özelliği orakla biçmek. Biraz meşakkatli ama daha güzel." dedi.
İmece usulüyle hasada katılan üreticilerden Dursagül Kır ise pirinç üretiminin kendileri için gelir kapısı ve geçim kaynağı olduğunu kaydetti.
Sizin düşünceleriniz neler ?