
Avukat Seçkin Arıkan, adli kolluğun, polis teşkilatından ayrılarak terfi ve sicil yönleriyle de adli teşkilata bağlanması gerektiğini belirterek, "Bu sayede adli kolluk görevlilerinin Cumhuriyet savcılarının talimatları ile çalışıp, kendi amirlerine rapor vermeleri, kendi amirlerinden sicil almaları ve terfilerinde asıl faaliyetlerinin muhatabı Cumhuriyet savcısının değil, polis amirinin söz sahibi olması gibi garipliklerin önüne de geçilmiş olacaktır" dedi.
Arıkan, ANKA'ya yaptığı açıklamada, "Başbakan'ın önüne engel olarak gelen "kuvvetler ayrılığı' anayasal bir ilkedir ve bu ilkeyi "hukuk devleti' yaratma amacı doğurmuştur. Kamu adına hareket eden organların karşılıklı denetimi ve organlardan birinin yasaların dışına taşması halinde diğer organların fren mekanizması olması halinde halk, yasaların öngördüğü dışında bir işlemle karşılaşmayacaklarını, bilir, bundan emin olur, karşılaşsalar bile buna karşı haklarının olduğunu, haklarını savunma güvencesinin olduğunu ve bunu için işleyen mekanizmalara sahip olduğunu da bilir" ifadelerini kullandı.
Yasaların üstünlüğü ve herkesi bağlayıcılığının, kişi haklarının güvenliği ve savunulmasında en temel ilke olduğuna dikkat çeken Arıkan, "kamu adına hareket eden organların görev ve yetkilerinin dışına çıkmaları halinde fren mekanizması gören" yargı alanının, her türlü müdahaleden uzak, bağımsız yargı ve güvenceli yargıç ilkesine dayandığını kaydetti.
Yargıç veya yargı erki içinde örgütlenmiş ve kamu adına görev yapan Cumhuriyet savcısının verdiği kararları uygulamakla görevli bir kolluk gücünün bulunmasının da zorunlu olduğunu vurgulayan Arıkan, şöyle konuştu:
"Bu kolluk gücüne "adli kolluk' adını veriyoruz. Adli kolluk personeli ülkemizdeki uygulamada toplumda genel güvenliği sağlayan "idari kolluk' ile aynı personelden oluşmaktadır. Başka bir değişle; İçişleri Bakanlığı bünyesinde görev yapmakta olan polis teşkilatı adli kolluk görevleri kapsamında bağlı bulundukları polis amir ve müdürlerinden değil, Cumhuriyet savcılarından emir ve talimat alarak adli kolluk görevlerini yerine getirmektedirler. Görevi son derece genel bir tanımla, suç haberinin kendisine ulaşmasıyla birlikte devlet adına araştırma ve soruşturma faaliyetinde bulunmak, kamu davasının açılmasını gerektiren şartlar oluştuğunda dava açmak ve yürütmek olan Cumhuriyet savcısı bu görevini yerine getirirken kendisine bağlı ayrı bir teşkilat bulunmadığı için polis teşkilatından adli kolluk olarak yararlanmaktadır.
Hükümet tarafından yapılan son Yönetmelik değişikliğinin güçler ayrılığı ilkesine açıkça aykırı olduğu tartışmasızdır; ancak Danıştay yürütmenin durdurulması kararına rağmen mevcut adli kolluk düzenlemesi ile sorunun fiilen devam etmesinin kaçınılmaz olduğu ortadadır. Son Yönetmelik değişikliği, siyasi otorite-Hükümetin bununla da yetinmek istemediğini, soruşturmaları önceden öğrenmek ve hatta istediğinde önlemek istediğini de ortaya koymaktadır. İktidarın hukukun ve devletimizi temel ilkelerinden bu derece uzaklaşmayı düşünür hale gelmesinin bir takım siyasi kişilerin ve yakınlarının Cumhuriyet savcılarının soruşturmaları nedeniyle zor düşmeleri nedeniyle olduğu açıktır. Ancak, hazır bu tartışma açılmışken adli kolluk düzenlemelerimizin ne kadar tartışmalı olduğunun da gözler önüne serilmesi fırsatı doğmuştur. Adli kolluk polis teşkilatından ayrılarak terfi ve sicil yönleriyle de adli teşkilata bağlanmalıdır. Bu sayede adli kolluk görevlilerinin Cumhuriyet savcılarının talimatları ile çalışıp, kendi amirlerine rapor vermeleri, kendi amirlerinden sicil almaları ve terfilerinde asıl faaliyetlerinin muhatabı Cumhuriyet savcısının değil polis amirinin söz sahibi olması gibi garipliklerin önüne de geçilmiş olacaktır."
Son Dakika › Güncel › Avukat Arıkan: Adli Kolluk, Polis Teşkilatından Ayrılarak Adli Teşkilata Bağlanmalı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.