BDP, bir anadilin yok sayılmasının, kullanımının engellenmesinin, yasaklanmasının aynı zamanda o toplumun inkar edilmesi anlamına geldiğini belirterek "Kürtçe'nin yasalarda adı geçmemekte, kah yerel dil olarak adlandırılmakta, kah yabancı dil sayılmaktadır BDP, bir anadilin yok sayılmasının, kullanımının engellenmesinin, yasaklanmasının aynı zamanda o toplumun inkar edilmesi anlamına geldiğini belirterek "Kürtçe'nin yasalarda adı geçmemekte, kah yerel dil olarak adlandırılmakta, kah yabancı dil sayılmaktadır. Haftada sadece iki ders "yerel dil' olanağı hak verme değildir, Kürt dilinin öğrenilmesi haftada iki derse hapsedilemez" denildi.
BDP Genel Merkezi'nden yapılan açıklamada, 15 Mayıs'ın "Kürt Dil Bayramı" olarak kutlandığı belirtildi. Bu bayramın derin anlamının, anadilin kutsallığında olduğuna işaret edilen açıklamada, bireye kişilik kazandıran ilk olgunun anadili olduğuna dikkat çekildi. Dilin düşünceyi, düşünce de dili beslediği anlatılan açıklamada, "Çağımızda anadili eğitimi yükümlülük olmaktan çıkmış, vazgeçilmez bir hak durumuna gelmiştir. Her ülke kendi uygar dünyadaki konumu gereği her dil için, dil farklılığına uygun eğitim ve gelişim koşullarını sağlamak zorundadır. Dil, bir halkın kendi kimliği ve kültürünü yaşatmasının, bunları gelecek kuşaklara taşımasının en önemli aracıdır" denildi.
-"KÜRTÇE TELEVİZYON HAKKI VERİLDİĞİ İDDİASI BİR İLLÜZYONDUR"-
Bir anadilinin yok sayılmasının, yasaklanmasının aynı zamanda o toplumun tarihsel ve kültürel varlığının inkar edilmesi anlamına geldiği savunulan açıklamada, şöyle devam edildi:
"Çok kültürlülük, dil, din ve ulusal kültür bakımından faklı toplulukların bir arada yaşadıkları yapının mirasıdır. Bir toplum varlığını ancak, kendi anadilini günlük yaşamdan eğitime, iletişim-yayıncılıktan örgütlenme ve siyasete kadar her alanda özgür bir biçimde kullanarak sürdürebilir. Dolayısıyla bir anadilin yok sayılması, kullanımının engellenmesi, yasaklanması aynı zamanda o toplumun inkar edilmesi anlamına gelmektedir. Türkiye'de, cumhuriyetle yaşıt olan anadili yasağı önündeki engeller henüz kalkmamıştır. Kürtçe'nin yasalarda adı geçmemekte, kah yerel dil olarak adlandırılmakta, kah yabancı dil sayılmaktadır. Haftada sadece iki ders "yerel dil' olanağı hak verme değildir, Kürt dilinin öğrenilmesi haftada iki derse hapsedilemez. Yine Kürtçe televizyon hakkı verildiği iddiası bir illüzyondur. Devletin elinde olan ve bir cemaate tahsis ettiği kanalın bile yasal dayanağı yoktur. Mahkemelerde anadilinde savunma hakkı da kısıtlı ve ücretlidir. Adil yargılamanın en önemli parçası olan savunma hakkının kısıtsız olması gerekir. Tercüman masrafının sanık tarafından karşılanıyor olması örneği bile başlı başına apaçık bir ayrımcılıktır. Bütün alanlarda tek tek somutça görülebileceği gibi Kürtçe'nin önündeki engeller kaldırılmamış, ancak kaldırılmış havası verilmeye çalışılmaktadır. Bununla birlikte halkımız, yıllar süren inkar ve asimilasyon politikalarına karşı mücadelesini sürdürerek, kendi onuru olan anadiline güçlü bir biçimde sahip çıkarak, yasakları ve aldatmacaları birer birer aşmaktadır, aşacaktır. "Anadilimiz onurumuzdur' diyen, bu uğurda okullardan atılan, cezaevlerine giren, hayatını yitiren ama yenilmeyen, yıllarca mücadele yürüterek dilini ve kültürünü mücadelesiyle yaşatan halkımızın 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı'nı kutluyoruz." - Ankara
Son Dakika › Güncel › Bdp: Haftada Sadece İki Ders 'Yerel Dil' Olanağı Hak Verme Değildir - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.