"Çocukların karar mekanizması değil kılavuz olun" - Son Dakika
Son Dakika Logo

"Çocukların karar mekanizması değil kılavuz olun"

19.12.2019 17:02

Yaşam Stratejisti Serra Elçi, fazla kontrolcü ve müdahaleci ebeveynlerin çocuklar üzerinde nasıl bir etki yarattığına dair bilinmeyenleri anlatıyor.

"Sen bilmezsin! Sen ne anlarsın! Sus konuşma fazla! Sinirlerine hakim ol! Odana çık ve düşün! Yaşın kaç senin? Boş ver! Üzülme! Takma Kafana! Sakın belli etme! Ağlama kızım, değmez! Erkek adam ağlamaz! Güçlü ol! Mutlu Ol!"

Tanıdık geliyor mu bu cümleler? Size de söylüyor muydu anne ya da babanız? Bu ve benzeri cümleleri siz de çocuklarınıza sarf ediyor musunuz? Toplumumuzda, çoğunlukla anne-baba merkezli, zarar verici boyutta koruyucu, fazlasıyla müdahaleci ve aşırı derecede kontrolcü bir aile yapısı hakim. Biz de kendimizi buyapının içine doğmuş, bu yapı ile yoğrulmuş, şekillenmiş ve kuvvetlenerek nesilden nesile geçen bu bayrak yarışının içinde bulduk.

Çocuklarımız sahip olduğumuz en saf aynalar

Çocuklarımızla aramızda var olan bu özel ilişkideki en önemli konu, çocuklarımızın bizi, bize yansıtan kusursuz aynalar olduğu gerçeğidir. Onlar, kendimizde kabul ettiğimiz ve etmediğimiz taraflarımızı, düşüncelerimizdeki kalıpları, hangi duygulara tutunup hangi duyguları reddettiğimizi bize gösteren en pürüzsüz, en saf aynalardır. Bu ilişkiye; onlara baktığımızda kendimize baktığımızı, onlara söylediğimiz her şeyi kendimize söylediğimizi bilerek başlayabiliriz. Çünkü çocuklar, her ne ise ve ne değillerse bize bir şeyler göstermek için oradalar.

Çocukları kendi doğru ve yanlışlarınızla şekillendirmeyin

Müdahale söz konusu olduğunda öyle bir basamakta duruyoruz ki, kendi doğru ve yanlışlarımıza göre şekil vermeye çalıştığımız çocuklarımızın, davranışlarıyla sınırlı kalmıyor, onların düşüncelerine hatta ve hatta duygularına dahi müdahale ediyoruz. Ne zaman sevineceklerine, ne zaman ve ne kadar üzüleceklerine, neye üzülmeye değeceğine hatta neyi boş vermeleri gerektiğine kadar biz karar vermek istiyoruz. Onlar, olmak için geldikleri kişiyi olmaya çalışırken biz durmaksızın yaptığımız müdahaleler ile onların bu fırsatlarını ellerinden alıyoruz. Bu tutumumuzla da kendini ifade edemeyen, özgürce sevincini ve üzüntüsünü gösteremeyen, güçlü, mutlu ve mükemmel olmak için sürekli çabalayan, kendi olamayan, bunun için de kendini eksik hisseden, eleştirilere hedef olma korkusu altında dış dünyaya karşı zırh örmüş çocuklar inşa ediyoruz. Üstüne üstlük hikayenin sonunda sağlıklı bireyler yetiştirebilmiş olmayı hedefliyoruz.

Çocuklarımız bizim projemiz değil

Ebeveynler olarak, çocuk yetiştirme işini yaşamamızın başarı destanı yazabileceğimiz bir bölümü olarak algılıyoruz. Hayat dediğimiz bu deneyimsel alanı, izin versek çocuklarımız da düşe kalka deneyimleyecekken, hata yapacakları korkumuz, birey olarak gelişimlerine sekte vuruyor. Kendimize hata yapma lüksünü tanımayan biz anne babalar, çocuklarımızın da hata yapmasını istemiyoruz. Hangi duygulara tutunuyorsak onlar da tutunsun, hangi duygulardan kaçıyorsakonlar da kaçsın istiyoruz. Mükemmel olması mümkün olmayan hayat dediğimiz bu dual olgunun bir parçası olarak, bizzat mükemmellikten uzak olan bizler, mükemmel ebeveynler olmak adına hiç de mükemmel olmayan adımlar atıyoruz.

Karar mekanizması değil kılavuz olun

Yaratımın büyüklüğünü göz ardı ederek rahme düştükleri andan itibaren bir çocuğa değil aslen bir kainata gebe olduğumuzu unutuyoruz. Halbuki çocuklarımız tüm cevapları kendi bünyesinde barındıran bir kainattan farksız. Anne ve baba olma görevinin bu denli kıymetli sayılması da zaten bu büyüleyici kainata kılavuzluk etme hakkı tanındığı içindir. Ancak bu kılavuzluk çoğunlukla karar alma mekanizması ile karıştırılıyor. Oysa bizim kontrolcü ve müdahaleci yapımız, çocukların olmaya geldikleri kişi olmalarının ve yaşamaya geldikleri hayatı yaşamalarının önüne geçiyor. Sahip olduğumuz tüm düşünce kalıplarını, bize ait olan deneyimleri, pişmanlıklarımızı, hırslarımızı, isteklerimizi, arzularımızı, yapabildiklerimizi, yapamadıklarımızı onlara aktardığımızda, ortaya kendini her hali ile kabul etmiş, kendi ile barışık, kendi ile hizalı ve içsel motivasyonuna bağlı bireylerin çıkmasına engel oluyoruz.

Bırakın hata yapsınlar!

Bırakın üzülsünler, ağlasınlar. Her duyguyu tanısınlar. Duyguları biriktirmemeyi öğrensinler. Her duyguya bir girişin olduğu gibi bir çıkışın da olduğunu tecrübe etsinler. Duygulardan korkmamayı öğrensinler. Bırakın düşsünler, dizleri kanasın tekrar kalkacaklar elbet. Bu yolda düşe kalka yüründüğünü idrak etsinler. Hatayı, yanlışı düşünmeden her deneyime heyecanla girebilsinler. Kim olmaya geldiklerini keşfetsinler. İnsan olduklarını ve insan denen yapının mükemmel olamayacağını kabul etsinler. Gerekirse yolda kalsınlar ama her adımı özgürce atsınlar. Hala kanatlarımızın altında iken bırakın hata yapsınlar. Siz bırakın yeter.

Kaynak: Bültenler

Son Dakika Güncel 'Çocukların karar mekanizması değil kılavuz olun' - Son Dakika


Advertisement