"Hukuk ve Medya Bağlamında Uluslararası İslamofobi Konferansı" - Son Dakika
Son Dakika Logo

"Hukuk ve Medya Bağlamında Uluslararası İslamofobi Konferansı"

"Hukuk ve Medya Bağlamında Uluslararası İslamofobi Konferansı"
12.09.2013 13:30

İİT Genel Sekreteri İhsahoğlu: ''İslamofobi konusu sadece İslam dünyasını değil tüm uluslararası toplumu ilgilendirmektedir'' ''İslamofobi, İslam'ı ve Müslümanlar'ın imajını çarpıtmayı amaçlayan radikal ve aşırıcı unsurlar nedeniyle artış göstermiştir''

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, İslamofobinin sadece İslam dünyasını değil tüm uluslararası toplumu ilgilendirdiğini belirterek, "İslamofobi, İslam'ı ve Müslümanlar'ın imajını çarpıtmayı amaçlayan radikal ve aşırıcı unsurlar nedeniyle artış göstermiştir" dedi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın himayelerinde gerçekleştirilen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünce (BYEGM) The Grand Tarabya Otel'de düzenlenen "Hukuk ve Medya Bağlamında Uluslararası İslamofobi Konferansı"nda konuşan İhsanoğlu, konferansın hukuk ve medya perspektifinden İslamofobi olgusunun daha iyi anlaşılmasını amaçladığını söyledi.

Konferans kapsamındaki tartışmaların, İslamofobinin hukuki ve medya yönlerinin daha iyi ele alınmasına ilişkin etkin tavsiyeler ortaya koymasını temenni ettiğini belirten İhsanoğlu, "İslamofobi konusu sadece İslam dünyasını değil tüm uluslararası toplumu ilgilendirmektedir. İslamofobinin dünya barışı ve güvenliği için açık bir tehdit oluşturduğunu birçok kez ifade etmiş bulunuyorum. İslamofobi olgusu esasen yeni değildir.  Günümüzde İslamofobi uluslararası toplumun karşı karşıya kaldığı en zor meselelerden biri olarak yeniden ortaya çıkmıştır" dedi.

İslamofobinin yükselişinin, evrensel değerlere ve uluslararası toplumun farklı kültürler, medeniyetler ve dinler arasında barış ve ahenk kültürü geliştirilmesi yönündeki kararlılığına aykırı bir durum teşkil etttiğini ifade eden İhsanoğlu, şunları kaydetti:

"İslamofobi, İslam'ı ve Müslümanlar'ın imajını çarpıtmayı amaçlayan radikal ve aşırıcı unsurlar nedeniyle artış göstermiştir. Ne yazık ki azınlık olan bazı grupların eylemleri ifade hürriyeti bahane ve suistimal edilmek suretiyle daha geniş bir ölçüde siyasileştirilmiş ve sonuç olarak İslamofobinin kurumsallaşmasına yol açmıştır. Buna karşılık, 2005 yılında göreve geldiğimden bu yana, İİT bu alanda mücadeleci ve kararlı bir tutum izleyegelmiştir. Ancak, İİT'nin gayretleri tek başına yeterli değildir. İİT üyesi ülkeler arasında uluslararası alanda daha fazla işbirliği yapılması ve ortak hareket edilmesine ihtiyaç vardır."

Batı'da İslamofibinin yükselişinin üç temel safhada seyretttiğini dile getiren İhsanoğlu, şöyle devam etti:

"İlki, ifade hürriyetinin suistimal edilmesidir. İkincisi İslamofobi olgusunun aşırıcılık yanlısı sağcı gruplar tarafından oy hesaplarıyla siyasileştirilmesidir. Sonuncusu ise İslamofobinin kurumsallaştırılması ve yasal bir çerçeveye oturtulmasıdır. Bu safhalar, göreve başladığım ilk yıllar olan 2005-2006 döneminde ifade hürriyeti adı altında Hazreti Peygamberimiz hakkında Danimarka'da yayımlanan karikatürler, Hollandalı bir siyasetçi tarafından başlatılan ve diğer bazı sağcı siyasi partiler ve gruplar tarafından kullanılan ve İsviçre'de minarelerin yasaklanmasıyla sonuçlanan Müslümanlar'a karşı nefret kampanyası olarak sıralanabilir."

İhsanoğlu, 2009 yılında İsviçre genelinde düzenlenen referandum sonucunda minarelerin yasaklanmasıyla ortaya çıkan İslam kültürüne karşı en şiddetli saldırıya ve yabancı düşmanlığına şahit olunduğunu ifade ederek, bu şekilde İslamofobinin, Batılı bir demokratik ülkede kurumsallaştığını ve anayasal çerçeveye oturtulduğunu anlattı.

Ekmeleddin İhsanoğlu, son dönemde gündeme gelen "Müslümanlar'ın Masumiyeti" adlı filmin, "Sessizliğin Diktatörlüğü" adı altında birçok Avrupa gazetelerinde yayımlanan provokatif materyallerin, ABD'de bir rahibin "Kur'an Yakma Günü" girişimi ve ABD Temsilciler Meclisi Vatan Güvenliği Komitesi'nde 11 Mart 2011 tarihinde Washington'da 'Amerikalı Müslümanların radikalleşmesi" konulu oturumların düzenlenmesinin, İslamofobinin "bir çığ gibi" artmasına yol açtığını  kaydetti.

-"Bazı hallerde medya Müslüman karşıtı hisleri alevlendirebilmektedir"

Medyanın nasıl yönlendirildiği ve kullanıldığına bağlı olarak İslamofobiyle mücadelede müspet veya menfi bir rol oynayabildiğini vurgulayan İhsanoğlu, şöyle devam etti:

"Bazı ülkelerdeki medya kuruluşları, özellikle birçok İİT ülkesinde basın ve Türk Medyası konuyu müspet bir şekilde ele almaktadırlar. Ancak bazı hallerde medya, Müslüman karşıtı hisleri alevlendirebilmektedir. Özellikle bazı Batılı medya kuruluşlarının Müslüman toplumlar hakkında yaptıkları haberler genel olarak objektif olmaktan uzak, seçici, tek yanlı ve basite indirgenmiş nitelik taşımaktadır. Bu tür denge gözetmeyen haberler kamuoyunda tüm Müslümanlar'ın şiddete eğilimli, kadınlara kötü davranan, katı ve monolitik olduğu yönünde önyargıları güçlendirmektedir. Medya tarafından beslenen diğer bazı önyargılar İslamın demokrasiye engel teşkil ettiği ve modern dünya ile uyumlu olmayan bir kültür olduğu yönünde Müslümanlar'ı karalayan türden önyargılardır."

İTT Genel Sekreteri İhsanoğlu, ayrımcılığın önlenmesi, toplumlar ve halklar arasında eşit imkanlar yaratılması yönünde uluslararası işbirliğinin sonuç vermesi için bazı hususların yerine getirilmesi gerektiğini ifade ederek, bunlardan birincisinin İslamofobiye yol açan uluslararası söylemlerin siyasileştirilmemesi olduğunu dile getirdi.

İkinci yapılması gerekenin ayrımcılıkla ilgili yeni eğilimler ve bunun tezahürleriyle etkin mücadele için bilginin düzgün bir şekilde toplanması ve iyi analiz edilmesi olduğunu kaydeden İhsanoğlu, üçüncü olarak da konuyla ilgili mevcut yükümlülüklerin daha iyi anlatılması ve uygulanması için uzmanlar düzeyindeki mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Ekmeleddin İhsaonğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sonuç olarak, nefret yaymak isteyen bazı maksatlı kişi ve grupların, özellikle konunun giderek artan ölçüde siyasileştirilmesi ve kurumsallaştırılması göz önüne alınarak, İslamofobik eylemlerine son vermeyeceklerini ifade etmek isterim. Bunların kamuoyu üzerinde yanlış anlama, korku ve nefrete yol açabilecek menfi etkilerinin nötralize edilmesi önem taşımaktadır. Bu bağlamda, İİT Genel Sekreterliği Müslümanlar'a karşı  önyargı içeren bu olguyla mücadele etmek için üye ülkelerin tam desteğine ihtiyaç duymaktadır. Bu noktada şunu da belirtmek gerekir ki uluslararası toplum gerekçesi ne derece meşru olursa olsun, gruplar tarafından şiddete başvurulmasına sebep olan unsurların ortadan kaldırılması hususunda mutabıktır. Tabiatıyla şiddete tahrik unsurunun dünya hukuk sisteminde yasak olduğunu kimse inkar edemez. Bu konuda farklı ülkelerde farklı hukuki teknik ve yaklaşımlar bulunmaktadır. Bazı ülkelerde özellikle tahrik edici unsurlar üzerinde durulurken, diğerlerinde olası veya mevcut sonuca bakılmaktadır. Her hal ve karda amaç çoğulculuk, hoşgörü ve saygıya dayalı hür ve eşit toplumlar yaratılması olmalıdır." - İstanbul

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel 'Hukuk ve Medya Bağlamında Uluslararası İslamofobi Konferansı' - Son Dakika


Advertisement