Heinsberg'de yaşayan Türk gencinden karakolda dayak iddiası. Ehliyeti yanında yokken araba kullandığı için sivil polisler tarafından karakola götürülen Serdal Yumurtacı(24), kendisine dayak atıldığını öne sürdü. Karakoldan çıkışta gittiği hastanede beyin sarsıntısı teşhisiyle iki hafta rapor verilen Yumurtacı'nın ailesi, olayla ilgili hukuki yollara başvurmaya hazırlanıyor. ALMANYA'nın Heinsberg kentinde yaşayan Serdal Yumurtacı(24), trafik kontrolü sırasında ehliyeti yanında olmadığı için götürüldüğü karakolda kendisine dayak atıldığını iddia etti. Geçtiğimiz hafta, İngiltere'den alıp getirdiği bir otomobiliyle evine giderken sivil polislerce durdurulduğunu belirten Yumurtacı, 'Yanımda ehliyetim yok diye, karakola götürdüler. Orada dayak ve sözlü aşağılamaya maruz kaldım' dedi. Karakoldan kardeşi ve arkadaşları tarafından çıkartılıp hastaneye götürüldüğünü ifade eden Yumurtacı, kendisine beyin sarsıntısı teşhisiyle iki hafta rapor verildiğini belirtti. KÖTÜ BİR ŞEYLER OLACAĞINI HİSSETTİM
Yumurtacı, yaşadıklarını şöyle anlattı: 'İngiltere'den geçen yıl da otomobil getirmiştim. Ama araba istediğim gibi çıkmayınca sattım. Satana kadar geçen sürede o aracı kullanırken bir kaç kez polis durdurmuştu. İngiliz plakası nedeniyle sigortası olmadığından şüphelenmişlerdi. Araştırma yapmışlardı. Ama otomobilin sigortası olduğu için sorun çıkmamıştı. Bu yıl internet üzerinden yine İngiltere'den bir tane Mercedes CL 500 buldum. Otomobili buraya getirdim. Henüz daha kaydını yaptırmamıştım. Oberbruch'tan Heinsberg'e doğru giderken arkadan bir araç yaklaştı. İçeriden 'Dur, polis' tabelasını çıkarınca sivil polis olduklarını anladım. Aracı durdurdum. Ehliyet ve aracın belgelerini istedi. Kağıtlar tamamdı, ama cüzdanımı evde unuttuğum için ehliyetim yanımda değildi. Merkeze gitmemiz gerektiğini söylediler. Merkeze gittik. Bana iyi davranılmayacağı hissine kapıldım. Bunun için yanıma dijital kamerayı aldım.'
ELEKTRO ŞOK UYGULADILAR
Merkezin içine girdiğinde kayıt yapmaya başladığını belirten Yumurtacı, şöyle devam etti: 'Yüzlerini çekmeden kayıt yapmak istedim. Girişe gelen üniformalı iki polis kamerayı kapatmamı söyledi. Sadece ses kaydı alacağımı, yüzlerini çekmeyeceğimi belirttim. Bana kötü bir davranış olursa bunu kayıt altına almak istiyordum. Yanıma gelip kamerayı almak istediler. Ben de vermeyeceğimi söyledim. Bu sırada, 'Türkler, siz hep böylesiniz' gibi sözler söylediler. O anda elinde copla arkadan gelen bir polisi görünce, 'Tamam, alın' dedim. Buna rağmen sırtıma copla vurdular. Ben yere düştüm. Yerde yatarken kelepçe taktılar. İki polis daha geldi. Kelepçe taktıktan sonra elektro şoku bir kaç dakika karnıma basılı tuttular. Artık bir şey hissetmiyordum. Ayaklarıyla ve copla vurmaya devam ettiler. Birisi yüzüme vurdu. Bir yandan da, 'Pis Türkler, sizin İngiltere'den getirdiğiniz arabalarınızla mı uğraşacağız' gibi laflar işittim. Eğer giriş yerinde kamera varsa, zaten hepsi görülür. Ben ağlamaya başladım ve 'Yapmayın' dedim, ama dinlemediler. Yüzüm, gözüm şişene kadar dayak yedim. Daha sonra kaldırıp hücreye attılar. Ayakkabımı, kemerimi çıkarttılar. Kan kusuyordum. Üç saate yakın orada kaldım.'
KARDEŞİMİ ÖNCEDEN ARAMIŞTIM
'Sivil polis durdurduğunda, ne olur ne olmaz diye kardeşim Erdal'a telefonla haber vermiştim. Bir saat sonra arkadaşlarla birlikte gelmiş. Beni sormuş. Beni ve otomobili soruşturduklarını söylemişler. Onları da yaklaşık iki saat bekletmişler. Sonra beni yukarı çıkardılar. Parmak izlerimi aldılar. Fotoğraflarımı çektiler. Bir şeyler imzalatmak istediler, ama kabul etmedim. Bunun üzerine beni çıkarttılar. Erdal halimi görünce şok oldu. Hemen hastaneye getirdi. Hastaneye gelince prosedür gereği polis çağrıldı. Heinsberg Polisi olayı bildiği için Erkelenz'ten bir ekip gönderttirmiş. Onlar ifademi almak istedi. Ama ben kabul etmedim. Avukatımla görüşeceğimi söyledim. Bunun üzerine gittiler.'
POLİS NE DEDİ?
Heinsberg Emniyeti Basın Biriminden Franz Heinrichs, hakaret ve şiddet iddialarını yalanlayarak, polisin söz konusu kişiden gelen şiddete karşılık verdiğini, ancak elektrik şoku kullanmadığını söyledi. Heinrichs, zimmetlerinde elektronik şok aletlerinin bulunmadığını belirtti. POLİS DE BUNU YAPARSA
Serdal'ın babası Hayrettin Yumurtacı(59) ve annesi Satı Yumurtacı, oğullarının hastaneye getirildiğinde çok kötü durumda olduğunu söylediler. Hayrettin Yumurtacı, 'Polislerin yaptıkları yanlarına kar kalmayacak. Avukata verip hakkımız arayacağız. Polis böyle yaparsa, başkaları kim bilir ne yapar' Polisin böyle bir şey yapmaya ne hakkı var?? dedi.
AYAKTA ZOR DURUYOrdu
Serdal telefonla ulaştığı kardeşi Erdal ise şöyle konuştu: 'Ben karakola gitmeden önce cep telefonundan ağabeyimi aradım. Telefon hep yüzüme kapatılınca şüphelendim. Arkadaşlarla hemen oraya gittim. Onu sorduğumda, 'Bir olayla ilgili sorgulandığını belirttiler. İki saat kadar sonra getirdiklerinde tanınmaz haldeydi. Her yeri kanlar içindeydi. Ayakta zor duruyordu. Biz onu arabaya götürürken polisler gülüyordu.'
KÜFÜR ETTİLER
Serdal'ı karakoldan almaya giden Alman arkadaşı Kevin Oconor(20, 'Karakoldaki polis, 'Arkadaşınız küstahça davrandı, ama şimdi sakinleşti' dedi. Biz kötü durumdaki Serdal'a ne olduğunu sorarken, polisler bize 'Defolun gidin' dediler. Çok kabaydılar. davrandılar. Serdal'a küfür ettiklerin canlı olarak gördüm ve duydum. Böyle davranmaya hakları yoktu. Hastaneye gelen polis de yapılanların yasal olduğunu iddia etti. Böyle şey olmaz? dedi.
Son Dakika › Güncel › Karakolda Dayak İddası - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.