CHP'nin ekonomik görünüm raporunda, gelecek dönemin ekonominin dünyada değişen konjonktür dikkate alınarak farklı paradigmalarla yönetilmesinin gerektiği bir dönem olacağı belirtilerek, "Böyle bir konjonktürle ilk defa karşılaşan, hem içeride hem de dışarıda siyasi belirsizlik algısını artırmanın bedelinin ne olabileceğini göremeyen Hükümetin bunu başarıp başaramayacağı ise ciddi bir soru işaretidir" değerlendirmesinde bulunuldu.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak koordinasyonunda hazırlanan Ekonomik Görünüm Raporunun 71'incisi yayımlandı. Raporda, yılın ikinci 3 aylık dönemindeki büyüme verileri değerlendirildi.
Yılın ikinci 3 ayında büyümenin yüzde 4,4 olduğu belirtilen raporda, bu büyümeye özel yatırım ve tüketim harcamalarının 3 puan, kamunun yatırım ve tüketim harcamalarının 2,2 puan katkı yaptığı bildirildi. Kamu yatırım ve tüketim harcamalarının geçmiş dönemlerde büyümeye ortalama 0,6 puan katkı verdiğinin hatırlatıldığı raporda, bu yılın ilk yarısında ise bu katkının 2,6 puana yükseldiği ifade edildi.
Raporda, yılın ikinci üç ayında toplam yurt içi talebin büyümeye yaptığı katkının 7,5 puana ulaştığı, buna karşın net ihracatın, aynı dönemde büyümeyi 3 puan aşağı çektiğine dikkat çekilerek, "Bir diğer ifadeyle yurt içi talepten büyümeye gelen her bir puanlık katkının 0,4 puanı yurtdışındaki üretici ve işçiler tarafından karşılanmış" değerlendirmesine yer verildi.
-Büyümeye en yüksek katkı hizmet sektöründen
Raporda, yüzde 4,4'lük büyümenin 2,9 puanının hizmet sektöründen geldiği, inşaat sektörünün büyümeye yaptığı katkının 0,4 puan olduğu, dolayısıyla ikinci üç ayda büyümenin büyük kısmının dış ticarete kapalı hizmet ve inşaat sektörlerinden kaynaklandığı belirtildi. Buna karşın, dış ticarete açık sektörler olan sanayinin büyümeye katkısı 0,9 puanda, tarımın büyümeye katkısı ise 0,4 puanda kaldı.
İkinci çeyrekteki büyümenin yıl sonundaki yüzde 4 hedefini tutturmaya yetip yetmeyeceğinin de değerlendirildiği raporda, yüzde 4,4'lük büyümenin yakalandığı ikinci üç ayda kredi faizlerinin en düşük seviyesine gerilediği, TL'nin ise nispeten değerli olduğu, fakat ABD Merkez Bankası'nın tahvil alımlarını azaltacağı sinyalini verdiği 22 Mayıstan itibaren Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilerde dengelerin değişmeye başladığı belirtildi.
Yılın ikinci üç ayında beklentilerin üzerinde bir büyümeye rağmen bu yıl ki yüzde 4'lük resmi büyüme hedefini yakalamanın zor olduğunun savunulduğu raporda, "Resmi hedefin tutması için yılın kalan kısmında büyümenin yüzde 4,3 olması gerekli. 2013'de büyümenin yüzde 3,5 civarında kalması için ise yılın ikinci yarısında yüzde 3,3 oranında bir büyümeye ihtiyaç duyuluyor. Artan jeopolitik risklerin Türkiye'yi sıcak bir çatışmaya çekmemesi halinde, bu yıl için yüzde 3–3,5 bandında bir büyüme daha olası görünüyor" ifadelerine yer verildi.
-Farklı paradigmalar gerekli
Türkiye'nin giderek potansiyelinin altında bir büyümeye razı olduğunun, 2010 ve 2011'de sıcak para ile şişirilen büyümelerin ardından son bir yıldır büyüme hızının potansiyelin altına kaydığının kaydedildiği raporda, şunlara yer verildi:
"Önümüzdeki dönem ekonominin dünyada değişen konjonktür dikkate alınarak farklı paradigmalarla yönetilmesinin gerektiği bir dönem olacaktır. Böyle bir konjonktürle ilk defa karşılaşan, hem içeride hem de dışarıda siyasi belirsizlik algısını artırmanın bedelinin ne olabileceğini göremeyen Hükümetin bunu başarıp başaramayacağı ise ciddi bir soru işaretidir." - Ankara
Son Dakika › Politika › Ekonomik Büyümeye En Yüksek Katkı Hizmet Sektöründen - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.