
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'un artık göçü kaldıramaz duruma geldiğini belirterek, "Yeni yerel yönetimler yasasını bunun için çıkardık" dedi.
1875 yılında inşa edilmiş ve Sultan Abdülaziz tarafından vakfedilmiş olan Akaretler Sıraevleri, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı törenle açıldı. Törende Erdoğan'ın yanı sıra Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, İstanbul Valisi Muammer Güler, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt, Akaretler Turizm Yatırımları A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Bilgili, Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Özhan Canaydın ve işadamı Faruk Süren de hazır bulundu.
Konuşma yapan Başbakan Erdoğan, İstanbul'un tarihi ve kültürel güzelliklerinin yapılan restorasyon çalışmalarıyla tekrar halka sunulmasının memnuniyet verici olduğunu söyledi. Erdoğan, vakfıların, 960 yıldır yoksulun, kimsesizin ve yolda kalmışın koruyucusu olduğunu belirterek, "Beşiktaş Kaymlakamlık binası ucubeydi. Adeta o bölgeye bir sığıntıydı. Biz onu yıktık. Oradaki mevcut binayı ele aldık, şimdi yanında kaymakamlığa ait olan yeri de yapıyoruz. Çok amaçlı olarak orayı da sadece İstanbulluların değil, tüm insanlığın hizmetine sunacağız. Onun yanında da TEKEL deposu olarak kullanılan yer var. Verilen mücadelelerin sonunda, bir değerli girişimcimiz burayı aldı. Fakat engeller anlatılmayacak kadar çok. Almak yetmiyor. Burayı 'yaparım' demek de yetmiyor. İçeriden birileri adeta bariyer oluşturuyor. 'Yapacaksan benden geçmem lazım' diyor. O zaman ahlaki olmayan yollarla karşı karşıya kalıyoruz. Bizim bunu aşmamız lazım. Ama biz bunlarla değil, ülkede başka şeylerle uğraşıyoruz. Er ya da geç bu millet bunu da aşacak" dedi.
İstanbul'da şu anda tüm otellerde doluluk yaşandığına dikkat çeken Erdoğan, otelciliğin büyük bir kaynak olduğunu söyledi. Başbakan Erdoğan, "İstanbul'da özellikle tarihi eserlerin bir çoğunu otellere çevirelim diye karar aldık. Hem tarihi tanıtalım, hem de bu eserlerle yatak kapasitesini artıralım. Müzelerimizin sayısını artıralım. Vakıf eserlerimizi süratle hayata geçirmenin gayreti içindeyiz. Mirasa sahip çıkmak budur. Sadece restorasyon değil, vakıflar genel müdürlüğümüzün 81 ilde ayrıca 100 bin aileye sıcak yemek vermesi olayı da tarihin bize yüklemiş olduğu mirasın yeniden devreye girmesi. Bütün bu adımlar atılırken, Vakıflar Genel Müdürlüğümüz 2007 yılında yeni bir uygulama başlattı. Her ay 794 ilçede 75 bin paket kuru gıda yardımını 75 bin aileye düzenli olarak dağıtıyor. Bunun bir siyasi amacı yok. Bu Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün asli görevidir. Bunun yapılması gerekiyordu ama yapılmadı. Biz öyle bir medeniyetten geliyoruz ki, ayağı kırılmış leyleğin tedavisi için vakıf kurmuş bir medeniyetin mensuplarıyız. Bu ülke sıradan bir ülke değil" diye konuştu.
Erdoğan, tarihin iyi bilinmesi gerektiğini ifade ederek, hayvanseverlik konusunda ilk örneği Türkiye'nin verdiğini söyledi. Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün, şehit ve yetim çocukları öncelikli olmak üzere ortaöğretim öğrencilerine burs dağıtmaya başladığına dikkat çeken Erdoğan, "Vakıflar Genel Müdürlüğü milli bütçeden pay almadı. Vakıfbank'ın en büyük ortağı Vakıflar Genel Müdürlüğü'dür. Dönemimizde Vakıfbank karlı bankalar arasına girmiştir ve temettü dağıtmaya başlamıştır" ifadelerini kullandı.
Erdoğan, toplu konut konusundaki çalışmaların da tüm hızıyla sürdüğünü belirterek, "170 bin toplu konut sahiplerine teslim edildi. 81 vilayet bir kentsel tasarım projesi çerçevesinde planlanıyor. İstiyoruz ki Türkiye gecekondularla adeta akşam yatılıp sabah planlanmış bir ülke olmasın. Projeler bir zihinsel üretimin neticesi olsun istiyoruz. Göç şehrimizi tehdit etti. Bunu mümkün olduğunca engellemeye çalışıyoruz. Belli bir yükü alan istanbul göçü kaldıramıyor. Yeni yerel yönetimler yasasını bunun için çıkardık. 2010 yılında İstanbul Dünya Kültür Başkenti olarak ilan edildi. İstanbul'u süratle buna hazırlamamız lazım. Bunun çalışmaları yapılıyor. Tarihi eserler restore ediliyor, ihaleler yapılıyor. İnanıyoruz ki onurla, gururla 2010 yılını karşılayacağız. Önümüzedki yıl uluslararası para fonu ve Dünya Bankası yıllık toplantıları İstanbul'da yapılacak. Bu toplantılar için de bütün hazırlıklarımızı yapıyoruz. Haliç'in kenarında tarihten kalma bir mezbahane vardı. Belediye başkanlığım dönemimde temelini atmıştık. Şimdi Sayın Topbaş bu dönemde orayı tamamladı. Bir kaç ay içerisinde inşallah Sütlüce Mezbahanesi Kültür ve Kongre Merkezi olarak halkımıza hizmet edecek" dedi.
İstanbul'un çeherisini değiştirmeye yönelik tüm surların ele alındığına dikkat çeken Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:
"Hedefimiz Eminönü İlçesi'nin Fatih'e katılırken düşündüğümüz bir incelik var. Eminönü 30 bin nüfus. Belediyeciliği bilen de bilmeyen de konuşuyor. Bunu Fatih'in içine katmak suretiyle daha güçlü, daha farklı bir Fatih meydana gelecek. Böylece Fatih içindeki bazı ucubelerden kurtulacak. Sulukule hakkında da çok şey konuşuldu. Bunu konuşanlar gidip de Sulukule'yi görmüş değildir. Şimdi yapılan projeye bakın, bunu görünce inanıyorum ki samimilerse 'tebrik ederiz' diyecekler. Sulukule'yi o ucube halinden kurtarıp, modern çağdaş ama tarihi bir yer haline getireceğiz. Atılan adım budur. Biz İstanbul sevdalısıyız, İstanbul'a aşığız. İstanbul Türkiye'nin vizyonu olan bir kenttir. Gözümüz gibi bakmamız gerekiyor. Şu anda İstanbul'a yapılan yatırımlar yerin altına yapılıyor. Bütün bu tüneller İstanbul'un ulaşımını daha da rahatlatalım diye açılıyor. Millet minareyi görür ama kuyuyu görmez. O bakımdan sıkıntı var. Bütün bu eserler bittiği zaman takdiri de yapılacaktır".
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı da geleneksel mahalleleri, modern bulvarları, eski çarşıları, alışveriş merkezleri, camileri,.ayağı kırılmış l kiliseleri ve havralarıyla son yüzyılların yönetim merkezi köşk, saray ve kasırlara sahip olan Beşiktaş bölgesinin bilim merkezi olarak 8 üniversiteyi barındırdığını belirtti. Yazıcı, "Vakıflar Genel Müdürlüğü, son 5 yıl içinde vakıf abide ve eserlerini büyük bir kararlılıkla tespit etmekte, bakım ve onarımını sağlamaktadır. 10 bin yeni tespit yapılmıştır. 2002'de çalışma yapılan 9 bin 483 vakıf eserinin sayısı 19 bin 657'e ulaşmıştır. İfade ettiğimiz bu sayı vakıf taşınmaz sayısı değil, abide ve eserlerin kültür niteliğindeki taşınmazlarının sayısıdır. Elbette bu bir olgudur" dedi.
"İş yapanlar var, laf üretenler var" diyen Yazıcı, Türkiye'de 1998-2002 yılları arasında sadece 46 vakıf eserinin bakım ve onarımının yapıldığını, günümüze kadar da bu sayının katlanarak arttığını ifade etti. Yeni Vakıflar Kanunu'na da değinen Yazıcı, "Atatürk'ün talimatını gerçekleştiren bir hükümet var" diye konuştu.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ferdi Sabit Soyer ise, "Siyasi bir kısım gelişmeler ve tarihsel süreçlerde misaki milli sınırları dışında kalsak da, sonuç itibariyle aynı tarihi, kültürel ve ulusal birikimden dal almış insanlarız. Ortak tarih ve kültürel bağlarımız, ulusal değerlerimiz farklı coğrafyalarda yer alsak bile hepsi bizi birleştiren ana unsurdur" ifadelerini kullandı.
Yapılan konuşmaların ardından açılış kurdelesi Başbakan Erdoğan başta olmak üzere katılımcılar tarafından kesildi.
(İST-EY-EY-ÖK-Y)
Son Dakika › Politika › Akaretler Sıraevleri, Başbakan Erdoğan'ın da Katıldığı Törenle Açıldı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.